Türkiye’yi bekleyen fırsatlar




Yüklə 332.89 Kb.
səhifə7/7
tarix22.02.2016
ölçüsü332.89 Kb.
1   2   3   4   5   6   7

Taşıdığı gerilim futbola bakışınızı nasıl etkiledi?

Tabii ki keyif alıyorum ama maçlara gittiğimde gördüğüm aşırılıklar karşısında sinirleniyorum. Çünkü mesela stadlarda yakılan meşalelerin her birinin cezası 500 Frank’tır. Sahaya fırlatılan unsurlar, kulüplere birkaç milyon dolar cezaya mal oluyor.


Kısmet Erkiner kimdir?

1942 İstanbul doğumlu olan Erkiner, Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. 1968’den beri İstanbul Barosu’na kayıtlı. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Üyesi, TMOK Spor Hukuku Komisyonu başkanı, Avrupa Konseyi Dopingle Mücadele Sözleşmesi İzleme Grubu Türkiye Delegasyonu üyesi, İstanbul Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi öğretim üyesi, Türkiye Spor Bilimleri Derneği üyesi, Türkiye Kayak Federasyonu Hukuk Kurulu üyesi olarak görev yaptı. 2004’ten beri Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi’nin ilk Türk üyesi. Spor Hukuku Enstitüsü kurucu başkanı. “Hukuk Boyutunda Doping” ve “Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) Açıklamalı Mevzuatı” adlı kitapları, çok sayıda makalesi bulunan Erkiner, eski milli binici.

Kendime koyduğum teşhis:

Adrenalin bağımlılığı”
Kutlu Torunlar motor sporlarında Türkiye’nin tanınan isimlerinden biri. Türkiye’deki pek çok derecenin yanı sıra 2007’de ilk kez katıldığı dünyanın en zor yarışlarından Paris-Dakar Rallisi’ni 2. sırada bitirdi. Ocak ayında da Arjantin ve fiili’de yapılacak olan Paris Dakar Rallisi’ne Jim Beam Takımı olarak Kemal Merkit ile birlikte katılacak. Torunlar ile motors porlarını ve Paris Dakar’ı konuştuk
Nasıl başladınız motor sporlarına?

Daha önce windsurf ve snowboard yapıyordum. Bunlar aslında hep birbirini çağrıştıran sporlar. Hem doğa ile iç içe oluyor hem de bir malzeme kullanıyorsunuz. Herhalde bu tarz şeyler hoşuma gidiyor. Bu duruma koyduğum teşhis, adrenalin bağımlılığı. İnsan bunu genç yaşlarda tadınca onu tekrar yaşamak istiyor. Bu da sizi kanalize ediyor.


Sonra motosiklete mi geçtiniz?

Motosikleti hep seviyordum ama aile izin vermiyordu. Kendi motorumu alacak duruma gelene kadar. İlk motorumu 27 yaşında aldım. Suzuki bir pist motoruydu. O zaman da Dakar’ı hep takip ederdim. O sırada KTM’nin Adventure diye bir motoru çıktı, ikinci motor olarak onu edindim. Alkent’te bir windsurf organizasyonu vardı, eşzamanlı olarak da bir motokros yarışı vardı. Arkadaşlarım orada antrenman yaparken misafir motoru diyorlar, eş dost gelince bindirdikleri için “Gel dene” dediler. Çok hoşuma gitti. Her hafta sonu binmeye başladım. Tekniklerini öğrendim. İlk heves olduğu zaman yatıp kalkıp o işle uğraşıyorsunuz. Çok kısa sürede hızlı bir yol kat edince “Yarışlara gireyim” dedim. 1999’dan itibaren yarışmaya başladım. 2000’de Türkiye şampiyonu oldum. O sırada Kemal (Merkit) Dakar’a gidip geliyordu. Ben de ‘Dakar’a gideceğim’ diye kafama koymuştum. Finans ve zamanlama denk düşünce ilk Dakar’ımı 2007’de gerçekleştirdim.


Ocak’ta yeniden Paris Dakar’a, bu defa Arjantin-fiili etabına gidiyorsunuz?

Evet, geçen yıl da bütün hazırlıkları tamamlamıştık. El Kaide tehdit etti, Moritanya’da Fransız turistler öldürüldü, Fransızlar ayağa kalktı. Ve son anda starta 12 saat kala iptal edildi. Afrika bu duruma gelince, bu büyük organizasyondan vazgeçilemezdi. Sigorta şirketlerinin kontratları vardı. O sırada Arjantin ve fiili hükümetleri talip oldu. Ciddi bir ekonomik katkısı ve tanıtımı var. Ancak içerikte bir farklılık yok. Dakar yine dünyanın en zor rallisi.


Ne kadar sürüyor?

15 gün sürüyor. Arada bir gün dinlenme var. Ortalama günde 700 kilometre civarı. Ortalama yarış sürati 80-90 kilometre ile 8-10 saat motor üzerinde geçiyor. Buenos Aires’ten başlıyor, Patagonya’ya doğru iniyor, sonra kuzeybatıya yönelip Ant Dağları, fiili Val Parenzo Pasifik kıyısı. Sonra Atakama Çölü ve Buenos Aires. Kısmen Che Guevera’nın rotasını izliyor.


İlk yarışmaya göre iyi bir derece aldınız?

Evet, fena değil. Genel klasmanda katılan 230 motor vardı, 130’u yarışı tamamlayabildi. Yüzde 40 ile 60 arasında fire veriliyor. Ben 59’uncu oldum. 450 cc kategorisinde ise 2’nci ve 3’üncü olduk. Aslında ilk amaç yarışı tamamlamak. Bizim için bu üst performans oldu. İkimiz birden bitirdik. Asistansız klasmanda yarıştık maratonda. Çok zorluk çektik ama iyi geçti.


Nasıl bir şey çölde, Dakar’da yarışmak?

Tarif etmesi çok zor. Dünyanın en zorlu rallisi olmasının nedeni şu, diğer ralliler ve pist yarışları güvenliği alınmış, geçiş yapılmış, bildiğimiz parkurlar. Bu yarışta ise parkuru o gün sadece bir yol notuyla veriyorlar. Onu takip ediyorsunuz. Hem onu kontrol etmek, hem de maksimum süratle gitmek gerekiyor. O yüzden riskler çok fazla. Bir saniye geç baktığınızda hata yapabilirsiniz. Bir hendek gelir, bir kaya çıkar...


Ne kadar hız yapıyorsunuz?

Bizim motorlarımız maksimum 140 yapıyor. O da çok zorlarsanız, zemin uygunsa. 120-140, o koşullarda hiç de az bir sürat değil. 50 kilometrede bir otomobilde ölümcül risk başlıyor. Ama bunu bilerek gidiyorsunuz. Daha önce kabileler soygun yapabiliyordu, yarışmacıları rehin alabiliyordu. Bunun adı insanlık macerası aslında.


Peki ya vahşi hayvanlar?

Daha çok deve, fil, kaplan görüyorsunuz. 1998’de Camel Trophy’e katılmıştım Arjantin’de, orada puma gördüm. Otomobilleydik, biraz yavaşladık. İnsanın hoşuna gidiyor. Burada köpekten başka bir şey görmüyoruz.

Daha büyük klasmana geçmeyi düşündünüz mü?

Bu yıl vardı, ancak maddi imkânlar sınırlıyor. Çünkü her şeyi bir anda ikiye katlıyor. Bu yıl Kemal 450’de yarışırken, ben 530 cc’de yarışacağım. Bir üst kategoride yarışacağım. Birbirimize rakip olmayacağız.


Bu işi profesyonelce mi sürdürüyorsunuz?

Profesyonelce sürdürüyoruz diyebiliriz. Çünkü Kemal ile biz ortağız. Spor, pazarlama ve iletişim üzerine bir firmamız var. Spora yatırım yapan firmaların yatırımlarını yönlendirme, sponsorlukta maksimum getiriyi sağlama gibi konularda hizmet veriyoruz. Örneğin Ford Ranger Weekend’de uygulamada görev aldık. Dakar takımının da hem iletişimini yapıyoruz, sponsorlarımız Jim Beam, Ford ve Telekom’un iletişimini yapıyoruz hem de pilotlarıyız. Bir anlamda iki yandan da profesyoneliz. Her yanıyla düşünmek gerekiyor.


Motosiklet yaygınlaşıyor, motor sporları da gelişiyor mu bununla birlikte?

Hayır motor sporları pek gelişmiyor. Ekonomik sorunlar var. Böyle bir bilinç ve imkân yok Türkiye’de. İmkânı olan insanlar da belli gelir seviyesinde ve bu sporları sadece hobi olarak yapıyor. Örneğin Kenan Sofuoğlu burada imkân bulamadı ve Almanya’ya gitti. Orada bilgi birikiminden teknik imkânlara kadar pek çok şeye kavuştu ve şampiyon olabildi. Zaten kabiliyetli bir insandı.


Paris-Dakar tecrübesini uzun vadede aktarmayı düşünüyor musunuz?

Takım denmesinin amacı bu. Bu gün biz varız, yarın başkaları olacak. Biz onlara bilgileri aktarıp, onların daha ileri gitmesini sağlayacağız. Biz bir kapı açtık ve inşallah devamı gelir. Hatta bu yıl üçüncü bir pilot daha yarışacaktı, ancak son anda sponsorluk geri çekildi kriz nedeniyle. Bu seviyeye gelmek bile önemli. Çünkü Türkiye’de çok takip eden var. Motor sporları gelişmese de motor kültürü gelişiyor. Bu sporcu sayısını da artırabilir ve seyirci sponsorların ilgisini de artırabilir.


Aileler karşı çıkıyor; motosiklet ve motor sporları tehlikeli mi?

Tehlikeli aslında. Ancak şu var, ben de olsam çocuğumun paldır küldür motora binmesini istemem. Bunu yapmasına karşı çıkmam ama yönlendiririm. Çok da ilgisi varsa, eğitimini almasını sağlarım. Çünkü 12-13 yaşında çok yetenekli çocuklar çıkıyor. Onların bu sporlara başlayıp sakatlanmaları zayıf ihtimal. Çünkü öğreniyorlar.


Ford Ranger ile nasıl bir ilişkiniz var?

Dakar’dan hemen sonra 2007 yılında aldık. Her şeyiyle bizim hayatımızla örtüşen bir araç. Dört tekerleğini de amacına yönelik olarak kullanıyoruz. İhtiyaçlarımızı gideren bir araç. Hem konforu var, hem de daha çok şehir dışında ve dağ bayırda işlerimizi görüyor. Motosikletlerimizi yükleyip rahatlıkla dağ başında antrenmana götürüyoruz. Ciddi güçlü bir araç. Otoyolda 170-180 sessiz ve rahat gidiyor. Dere tepe de gidiyor. Bir yılda 80 bin kilometre yapmışız.


Kutlu Torunlar kimdir?

1968 doğumlu olan Kutlu Torunlar 1998 yılından beri lisanslı olarak motor sporlarıyla uğraşıyor. Önceleri windsurf ve snowboard yapan Torunlar, Barcelona ve Atlanta olimpiyatlarında windsurfta milli forma ile yarıştı. Torunlar 2000 ve 2005 yılında enduro 450 cc kategorisinde Türkiye fiampiyonu oldu.



2009’da neler olacak?
Sevgili “Damdaki Mizahçı” dostları bulunduğum damdan aşağılara baktığımda onunla aramızda her şeyin 12 ayda bittiği bir yılı daha görüyorum. İşte o da diğerleri gibi 12 ay sürdü. Oysa her şey 1 Ocak’ta nasıl da bitmeyecekmiş gibi başlamıştı. Ama bitti… O da bitti işte. Bu yıllara güven olmuyor. 1 Ocak 2008’de girdiğimiz bu yılın, 31 Aralık’ta biteceği belliydi aslında. Ama içimizden bazıları belki bitmez, bu yılla biraz daha idare ederiz diye düşündü ama öyle olmadı. Adına 2008 denilen yıl, üstelik Şubat 29 çektiği için bir gün de fazlaydı ama çoğumuz bunu fark etmedik bile. Belki de bazılarımız, o bir gün fazlayı da yaşamak bir yana; “Bana bir yılı eksik kakalamışlar, benim sahip olduğum yıldan sadece 316 gün çıktı, bu ne biçim iş kardeşim!” bile diyebilir. Öyle ya da böyle 366 günlük bir paketten oluşan bir maceranın daha sonuna geldik. Yıl sonları nedense bende falcılık duygularını artırıyor. Bulunduğum damda gene falcılığım tuttu. Damın üstüne koyduğum küreye şöyle bir baktım, önümüzü bile göremediğimiz bir ortamda, 2009 yılında bizi nelerin beklediğini az-biraz görmeye çalıştım.

— Küresel bir krizin bütün dünyayı sarıp sarmaladığı bir dönemde, ülkemiz küresel krizden çok, kömürsel bir kriz yaşayacak. Mart ayındaki yerel seçimler öncesi ülkede dağıtılmamış kömür torbası kalmayacak. Ülkemizde yaşanan ömürlerin giderek sadece kömürden ibaret olduğu, ömürle kömür arasında sadece bir “k” harfi kaldığı anlaşılacak ve yıl içersinde yapılacak bir harf operasyonuyla bu “k” harfi de ortadan kaldırılacak.

— Dünya üzerindeki küresel ısınma 2009’da tavan yapacak. Fakat ülkemiz kömürsel bir ısınma içersinde olduğundan küresel ısınmadan pek bir şey anlamayacak.

— Barajlardaki su oranı, yerel seçimler öncesi aniden artacak. Seçim sonrasında yaşanacak her zamanki su koyvermelerle bu oranlar yeniden dip yapacak.

— Ülkemizde çocuğa yönelik cinsel istismarın giderek artması üzerine, okullarda öğretilen okuma fişlerine “Oya ip atlama, o amcayı gördüğünde kaç Oya kaç”, “Kaya topu tutma, topu o amcanın suratına at” gibi yeni fişler eklenecek.

— Doğacak çocuğun kız ya erkek olacağını öğrenmek ultrason ile Türk ailesine artık yetmeyecek. Aileler, doğacak çocuğun ilerde herhangi bir tacize uğrayıp uğramayacağını da ultrasondan öğrenmek isteyecekler

— Obama’nın ABD başkanı olmasından sonra Kızılderililer’de bir hareketlenme görülecek. Büyük Reis “Oturan Boğa”nın küçük oğlu Oklu Homa, gelecek başkanlık seçimleri için şimdiden okları sıvayacak.

— Ülkemizde gittikçe daha da erişim engelli bir hale gelen internet, çıkarılacak yeni bir kanunla tamamen özürlü sayılarak, erişim engelli hali böylece tamamlanmış olacak!

— Facebook’ta birkaç yıldır ilkokul arkadaşlarını arayıp, hâlâ bir tanesini bile bulamayanlardan bu yıl içinde tamamen umut kesilecek!.. (Sahi ben 2007’nin sonlarında ilk ilkokul arkadaşımı nihayet buldum, ama o da ilk ve son oldu!)

— Evvelki yıl genetik olarak ilk kopya koyunu üreten Türkiye, 2009’da bu kez “kopya çeken ilk koyun”u üretecek. Kopya çeken ilk koyun, bir lisede özel olarak sınavlara sokulup çeşitli şekillerde kopya çekmesi sağlanacak. Yıl sonuna doğru Türk bilim adamları bu kez cepten SMS çeken ilk Türk koyununu kopyalamayı başaracaklar. 2009’daki hedefin cepteki numarasını değiştirebilen koyun olacağı sanılıyor!



— Ülkedeki Brezilyalı futbolcu sayısı öyle artacak ki, sonunda futbol kulüplerimizden bir tanesi Akdeniz sahiline “Rio” plajlarının bir benzerini yapacak ve bu plajda top oynayan Brezilyalı çocuklardan altyapıya çok sayıda futbolcu yetiştirecek!

— Durumlar bu… Bendeniz dam üstünden hepinize, şimdiden, krizi az, mutluluk izi çok, günleri eksiksiz yaşanan bir 2009 diliyorum...
1   2   3   4   5   6   7


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə