Türkiye’yi bekleyen fırsatlar




Yüklə 332.89 Kb.
səhifə2/7
tarix22.02.2016
ölçüsü332.89 Kb.
1   2   3   4   5   6   7

Koç Holding kârlı ama temkinli
Koç Holding, 2008 yılının ilk dokuz ayı sonuçlarına göre satış gelirlerini yüzde 30 artırarak konsolide satışlarını 44 milyar YTL’ye, faaliyet kârını yüzde 83 artırarak 4.9 milyar YTL’ye çıkardı. 30 Eylül itibarıyla net kâr, yüzde 61 artışla 2.5 milyar YTL’ye ulaştı
Koç Holding CEO’su Dr. Bülent Bulgurlu, Holding’in 2008 yılının ilk üç çeyreğinde 2.5 milyar YTL kar elde ettiğini açıklarken, bir yandan da 2009 yılına ilişkin uyarıda bulundu: “Şu anda ne kadar güçlü olursak olalım yarınların küresel piyasalara neler getireceği henüz netlik kazanmadı ve bu yüzden büyük küçük tüm şirketlerimizin tasarruf tedbirlerini almama ya da verimliliğe odaklanmama gibi bir lüksü bulunmamaktadır.”

2008 yılının ilk dokuz aylık sonuçlarına göre satış gelirlerini yüzde 30 artırarak konsolide satışlarını 44 milyar YTL’ye, faaliyet kârını ise yüzde 83 artırarak 4.9 milyar YTL’ye yükselten Koç Holding’in net kârı böylece 30 Eylül itibarıyla yüzde 61 artışla 2.5 milyar YTL’ye ulaşmış oldu.

Dr. Bülent Bulgurlu, küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmalara rağmen eylül sonu itibarıyla mali ve operasyonel sonuçlarının oldukça kuvvetli olmasını, piyasadaki potansiyel riskleri doğru ölçümleyebilmelerine ve gerekli aksiyon planlarını zamanında almalarına borçlu olduklarını vurguladı. Dr. Bulgurlu, üçüncü çeyrek sonuçlarında şirket satış kârlarının tek kereye mahsus oldukça önemli bir etkisi olduğuna dikkat çekmekle birlikte bu kârlar dışarıda bırakıldığında dahi faaliyet gelirlerindeki artışın yüzde 26 olduğunu belirtti.

Dr. Bulgurlu, kriz öncesinde Koç Holding düzeyindeki döviz pozisyonlarını kapatmış olduklarını ve net nakit pozisyonuna geçtiklerini hatırlatarak şöyle dedi: “Eskiden sadece tüketim ürünlerine odaklı bir portföy yapısına sahiptik, bu da gelirlerimizi büyüme dinamiklerine daha duyarlı hale getiriyordu; son yıllardaki yeniden yapılandırma çerçevesinde öte yandan enerji grubunun payını yükseltmemizin, bir yandan ise hizmetler ve sanayi grupları arasında daha iyi bir denge kurmamızın her türlü konjonktürde süreklilik kaydedebilecek optimal bir portföy yapısına ulaşmamızda önemli rolü oldu.”


Daha zorlu bir dönem geliyor”

Dr. Bülent Bulgurlu, önümüzdeki dönemin risklerin öngörülebilmesi ve yönetilebilmesi açısından daha zorlu bir dönem olacağını, ekim ayından itibaren pazardaki daralmanın hızlanmaya başladığını ve tüketici güveninin çok düşük seviyelere gerilediğini, ihraç pazarlarında da aynı etkinin hissedilmeye başlandığını açıkladı.

Bulgurlu böyle bir konjonktürde Türk şirketlerinin bu dalgalanmayı asgari zararla geride bırakabilmelerinin ancak mikro ve makro bazda her türlü tedbirin alınması yoluyla olabileceğini vurguladı. Dr. Bulgurlu, yine de Türkiye’nin uzun vadeli potansiyeline olan inanç ve güvenlerini bir kez daha yineleyerek; bu zorlu dönemin ardından Türkiye’nin ekonomik açıdan son yıllarda göstermiş olduğu başarı grafiğini devam ettireceğinden emin olduklarını belirtti.
Riskler doğru yönetilmeli”

2009 yılına ilişkin olarak ise Dr. Bulgurlu şu uyarılarda bulundu:

“Şu anda ne kadar güçlü olursak olalım yarınların küresel piyasalara neler getireceği henüz netlik kazanmamıştır ve bu yüzden büyük küçük tüm şirketlerimizin tasarruf tedbirlerini almama ya da verimliliğe odaklanmama gibi bir lüksü yoktur.

Gün, riskleri doğru yönetebilme, temkinli büyüme, optimum kapasite kullanımı sağlama ve her türlü tasarruf tedbirlerinin zamanında uygulamaya konulmasının elzem olduğu gündür. Ancak, bunu başarabilen ve dünyadaki değişim hızına ayak uydurabilen şirket ve ülkeler ayakta kalacaktır. Önemli olan soğukkanlı kalabilmek, bugüne kadar diğer krizlerden edindiğimiz tecrübeyle gerekli tedbirleri zamanında alabilmektir. Bunun için kamu kesimi, özel sektör ve işçi-işveren temsilcileri bir araya gelerek el ele vermeli, bu sıkıntılı dönemi atlatmak için ortak çare üretmelidir.”



Anadolu Buluşmaları’nın yeni durağı Karadeniz Bölgesi’nden ortak mesaj
Bu dönemi el ele, hep birlikte atlatacağız”
Koç Topluluğu’nun büyük bir aile olduğu bilincinden hareketle,

Haziran 2003’te başlatılan Anadolu Buluşmaları’nın 14’üncüsü Ordu’da yapıldı. Kabına sığmayan, coşkulu Karadeniz karakterinin damgasını vurduğu buluşma, güç birliği inancı ile sonuçlandı
Koç Topluluğu, büyük bir aile olma gereğinden hareket ederek başlattığı Anadolu Buluşmaları’nın 14’üncüsünü Karadeniz Bölgesi’nde, Ordu’nun Fatsa ilçesinde gerçekleştirdi. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç, yöneticilerinin mesajlarını merakla bekleyen bayilere seslenirken, Koç Ailesi’ne duyduğu inancı dile getirdi: “Bu inanç ve güvenle, içinden geçtiğimiz kriz dönemini el ele ve hep birlikte atlatacağımıza gönülden inanıyorum.”

Fatsa’da sabah saatlerinden itibaren başlayan hareketlilik, öğleden sonra bölge bayilerinin buluşma mekânına gelmeleriyle iyice arttı. Toplantı öncesinde sıcak ve soğuk içecekler eşliğinde oluşan sohbet gruplarının öncelikli gündemi, kuşkusuz kriz ve “memleketin hali” idi. Bu yüzden olsa gerek, toplantı başladığında hepsi merak ve biraz da kaygıyla salonda yerlerini aldılar.

Önce büyük perdede Koç Holding tanıtım filminin kareleri akmaya başladı. 1900’lerdeki Koçzade Ticarethanesi’nden 2008’deki Koç Holding’e, Ankara’dan bütün dünyaya yayılan büyük bir değişime tanıklık ediyordu salon. Cumhuriyetin yaşına neredeyse denk bir tarihi anlatan “Koç filmi”nin ardından toplantının ilk konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Mustafa V. Koç; Ordu, Samsun, Amasya, Tokat, Giresun, Gümüşhane, Trabzon ve Rize illerinden bayileri selamlayarak ve herkesin ortak gündemi olan krizin genel bir özetini yaparak sözlerine başladı:
İyi yönetilmesi gereken bir

daralma süreci yaşanıyor”

“2008 yılını gerek dahili baskılar gerekse de harici gelişmelerle oldukça çalkantılı, çözüm bekleyen sorunların arttığı bir yıl olarak tamamlıyoruz,” diyerek küresel ekonomide gözlenen finansal krizin nedenlerine kısaca değindi.

Kuşkusuz herkesin kafasındaki asıl sorun, krizin reel sektöre nasıl yansıyacağı idi ve bayiler, Koç Topluluğu yönetiminin bu konudaki tahmin ve yorumlarını merakla bekliyorlardı.

Mustafa V. Koç, genel tahminleri aktararak konuşmasına devam etti: “IMF, 2009 için dünya büyüme hızı tahminini yüzde 3’ten yüzde 2.2’ye çekti. IMF öngörülerine göre, ‘merkez’ ülkelerde 2009’da büyüme değil, ortalama yüzde 0.5 dolayında küçülme gerçekleşecek. IMF, aralarında Türkiye’nin de olduğu çevre ülkeler içinse 2009 büyüme hızını yüzde 5.5 olarak öngörüyor.”

Mustafa V. Koç, bu tahminlerin ülkemizdeki olası sonuçlarına da değinerek, iyi yönetilmesi gereken bir daralma süreci yaşadığımızı belirtti, açıklanması beklenen ekonomik önlemler paketinin iç piyasalara nefes aldırabileceğini, ancak aynı zamanda IMF ile yeni bir stand-by anlaşmasının yararına inandığını vurguladı.
Değişim rüzgârının öncüsü olmak

Bayilere krizden en az zararla çıkmak konusunda ipucu verirken “Bu değişim sürecinde, krizden en az zararla çıkmak ve en fazla getiriyi sağlamak, değişimi doğru okuyup doğru yönetmekten geçecektir” diyen Mustafa V. Koç, ekonomik krizlerin aynı zamanda fırsat da olabileceğini vurguladığı konuşmasını şöyle sürdürdü: “Her kriz bir fırsattır. Global ekonomik büyümede sürükleyici güç durumuna geçecek olan yükselen Asya ekonomileri, ‘merkez’ ülkelerdeki toparlanmanın ardından yabancı sermayenin ilgi merkezi olmaya devam edecek gibi görünüyor. Bu konjonktürde yavaşlaması muhtemel yabancı sermaye girişi için tekrar cazibe merkezi olacak bir Türkiye, önemli bir fırsat yakalayacaktır.”

Dünya ve Türkiye’nin genel tablosunun ardından Koç Topluluğu olarak aldıkları tutumu ve belirledikleri stratejiyi özetleyen Mustafa V. Koç, “odaklanma stratejisi” çerçevesinde belirlenen temel alanlar olarak enerji, dayanıklı tüketim, otomotiv ve finans sektörlerinde, 2008 yılının ilk üç çeyreğinde faaliyet gelirlerinde bir artış gerçekleştirildiğini, yüzde 26’lık bir büyüme sağlandığını ve bütün bunların genel durgunluk eğilimine rağmen başarıldığını vurguladı.

Geçmiş yılın değerlendirmesinin ardından Topluluğun önümüzdeki yıla ilişkin yönelimlerini anlatan Koç, “Yapacağımız yeni yatırımlarda dört temel prensibe bağlılığı sürdüreceğiz: Sürdürülebilir kârlılık, verimlilik, şirket değeri artışı ve büyüme. Bu bağlamda, dünyanın en stratejik sektörü olan enerji konusunda Topluluğumuz, yeni projelerle bölgenin en iddialı oyuncularından biri olmaya devam edecek,” dedi.

Bu hedefleri koyarken, başarma inancına temel oluşturan noktalardan birinin de büyük Koç Ailesi’ne duyduğu inanç olduğunu belirten Mustafa V. Koç, “Bu inanç ve güvenle, içinden geçtiğimiz kriz dönemini el ele ve hep birlikte atlatacağımıza gönülden inanıyorum,” dedi. Topluluğun kurucusu Vehbi Koç’tan devraldıkları “Ülkem varsa ben de varım” şiarını hassasiyetle uyguladıklarını anlatan Mustafa V. Koç, Karadeniz Bölgesi’ndeki sosyal sorumluluk projelerine katkıda bulunan bayilere teşekkür ettikten sonra sözlerini şöyle tamamladı: “Bu ve benzer projeler ile yöneticileri, tüm çalışanları ve siz değerli bayileriyle bir bütün olan Koç Ailesi, gerek iş alanlarındaki gerekse sosyal alandaki sorumluluklarını başarıyla yerine getirmeye ve birçok ilki gerçekleştirmeye devam edecektir.”
Alternatif enerjide 1600 proje başlattık

Mustafa Koç’un ardından konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Hilmi Güler, Koç Topluluğu’nun, kurulduğundan bu yana attığı adımların ülkeye de adımlar attırdığını ve sanayi alanındaki çıtayı o günden bugüne daima yükselttiğini vurguladığı konuşmasını, enerji alanındaki sorunlar ve çalışmalar üzerinde yoğunlaştırdı.

Dünyanın 16., Avrupa’nın 6. büyük ekonomisi olduğumuzu ve kriz dönemini doğru değerlendirebilirsek daha üst sıralara tırmanabileceğimizi belirten Dr. Güler, alınacak önlemler konusunda hükümetin herhangi bir tereddüt yaşamadığını vurguladı.

Enerji alanında AB ülkelerinde yüzde 1 olan tüketici oranının, Türkiye’de yüzde 8 olduğunu, bu yüzden enerji kaynaklarımızı çok iyi değerlendirmemiz gerektiğini söyleyen Dr. Güler, hem petrol ve doğalgaz alanında hem de alternatif çevre dostu enerjiler alanında Koç Topluluğu’ndan “koçluk” yapmasını beklediklerini vurguladı.

Bakan Güler, yalıtım alanının da yepyeni bir sektör olduğunu söyleyerek, enerji sektöründe hükümet olarak yaptıkları çalışmaları anlattı:

“İşbaşına geldiğimizden bu yana doğalgaz kullanan vilayetlerimizin sayısı 9’dan 63’e çıktı. Enerji kaynaklarımızı tespit etiğimizde, Türkiye’nin dışa bağımlılığa mecbur olmadığını görüyoruz. Ancak mevcut ikili anlaşmaların bugünden yarına değiştirilmesi mümkün değil. Bu sürede alternatif enerjiler konusunda hızla proje geliştirirsek, büyük bir potansiyele sahip olduğumuz açığa çıkacaktır. Biz, bugüne kadar alternatif enerji alanında 1600 projeyi süratle başlattık, aynı hızla da devam edeceğiz.”

Bakan Güler’in ardından kürsüye gelen Koç Holding CEO’su Dr. Bülent Bulgurlu, gerek alternatif enerji alanında, gerekse petrol ve doğalgaz alanında çeşitli yatırım ve girişimleri olduğunu belirterek, aslında bu konudaki “koç”luk görevlerinin farkında olduklarını vurguluyordu.
Bayiler Koç Topluluğu’nun büyüklüğünü rakamlarla gördü

Dr. Bulgurlu, Topluluğun başarısını rakamlarla da bayilere anlattı. Cümlelerden daha çarpıcı etki yaratan rakamlar şunlardı:

— Koç Topluluğu 500 büyük sanayi kuruluşunun toplam cirosunun yüzde 19’unu, özel sektörün yüzde 20’sini temsil ediyor.

— Türkiye’nin en büyük 10 sanayi şirketinin beşi Koç Topluluğu şirketi.

— Tüpraş 18,5 milyar YTL’lik satış rakamıyla listenin en tepesinde yer alıyor.

— Ford Otosan, 6,2 milyar YTL’lik satış rakamıyla onu izliyor.

— Arçelik ise yalnızca Türkiye’deki faaliyeti dikkate alınmasına rağmen 3,9 milyar YTL ile listenin yedinci sırasında yer alıyor. Tüm üretimi, yani Moskova, Çin, Romanya üretimleri de dikkate alınsaydı, listedeki yeri üçüncülük olacaktı.

— Tofaş 3 milyar YTL’lik satış rakamıyla sekizinci, Aygaz 2,8 milyar YTL ile dokuzuncu durumda.

— Otomotiv sektöründe Koç şirketleri, Türkiye üretiminin yüzde 46’sını, ihracatın yüzde 45’ini gerçekleştiriyor.

— Türkiye otomotiv pazarında Tofaş, halen üçüncü sırada ve ikinciliği zorluyor.

— Otokoç kısa dönem araç kiralama işinde açık ara ilk sırada.

— Dayanıklı tüketim sektöründe, beyaz eşyada yüzde 57, televizyonda yüzde 42 pay ile sektörün lideri.

— Arçelik dünyada altıncı, Avrupa’da üçüncü büyük beyaz eşya üreticisi.

Grundig Elektronik, Avrupa’da ikinci büyük televizyon üreticisi.

— Opet, benzin ve motorin pazarında üçüncü sırada.

— Aygaz, LPG alanında 1 milyonu aşkın satış hacmiyle yüzde 30 pazar payına sahip ve sektörün lideri.

— Koçtaş, ev geliştirme perakendecilik sektöründe en büyük aktörlerden.
Rakamların dili daha keskindi

Dünyadaki ve Türkiye’deki konjonktürel durum hakkında değerlendirmeler yapan Bulgurlu, bayilere şöyle seslendi: “Ülkemizde 2008’in ikinci çeyreğinde ekonomi sadece yüzde 1,9 büyüdü. Henüz üçüncü çeyrek açıklanmadı, ancak beklentiler büyümenin yine düşük olacağı yönünde. Eylül ve Ekim ayı kapasite kullanım oranlarındaki gerileme, yıl sonuna kadar, hatta önümüzdeki yılın ilk altı ayında bu trendin devam edeceğini gösteriyor. Büyüme verilerine baktığımızda tarım gerilemiş, sanayinin performansı düşük kalmış, tüketim talebi azalmış ve yatırımlar yavaşlamıştır. Dünyadaki olumsuz gelişmelerden ülkemizin etkilenmemesi, doğal olarak mümkün değildir. Başka bir deyişle yurtdışı kaynaklı önemli bir sıkıntılı dönemin içerisindeyiz.

Büyümedeki bu yavaşlamanın kalıcı olmaması için iç ve dış etkenlerin iyi analiz edilmesi, yapısal önlemlerin bir an önce alınması gerekiyor.”

2009 yılı beklentilerinin büyümede yavaşlama doğrultusunda olduğunu belirten Bulgurlu, önümüzdeki yılın ilk iki çeyreği boyunca etkisini sürdüreceği tahmin edilen bu dönemden, asgari düzeyde etkilenmeleri için bayilere bazı önerilerde bulundu:

— Kaynaklarınızı esas işlerinizde kullanın, nakde dönüşmesi zor yatırımlara girmeyin.

— Faaliyetiniz hangi para biriminden ise, aynı para biriminden borçlanın.

— Aktif satışa ağırlık verin, müşteri beklemeyin, ayaklarına giderek ikna edin, güven duymalarını ve alışveriş yapmalarını sağlayın.

— Rakiplerin yapamadığını yapın, farklı olun.

— Alacaklarınızı iyi takip edin.

— Karşılıksız borç vermekten kaçının.

Sıkıntılı dönemde işlerini iyi idare edenlerin, dönem sonunda avantajlı duruma geleceklerini belirten Bulgurlu, Koç Topluluğu’nun başarısının da bu cümlede saklı olduğunu anlattı: “Koç Topluluğu olarak, olumlu gelişmelerden fayda sağlamaya, olumsuz gelişmelerden ise en az hasarla kurtulmaya çalıştık. Sonuçta Topluluk olarak, hedeflerimizi büyük ölçüde gerçekleştirdik. Tüm olumsuzluklara rağmen yeni hedeflerimize odaklandık.”

Dr. Bülent Bulgurlu, Koç Topluluğu’nun kurumsal sosyal sorumluluk anlayışı doğrultusundaki çalışmaları hakında da bilgi verdi. Bu çalışmalarda ana rolü üstlenen Vehbi Koç Vakfı’nın Avrupa’nın en büyük ve kapsamlı vakıflarından olduğunu belirten Dr. Bulgurlu, “Ülkem İçin” projesinin 2008 yılında belirlenen “çevre” teması doğrultusunda ülkenin dört bir yanında oluşturulan “Ülkem İçin Ormanları” ile gurur duyduklarını söyledi. Topluluğun bir başka gurur kaynağının da Meslek Lisesi Memleket Meselesi Projesi olduğunu ifade eden Dr. Bulgurlu sözlerini şöyle tamamladı: “Zirveye tırmanmak zor, zirvede kalabilmek ise çok daha zordur. Bundan sonra da karşılıklı desteklerimiz ile, iş alanlarımızdaki başarılarımızı, toplumsal alandaki faaliyetlerimizde de göstermeye devam edeceğiz. Başarılarımız ile fark yaratan, küresel bir şirket olma konumumuzu, birlikte daha da güçlendireceğimize bütün kalbimle inanıyorum.”


Bayilerle keyifli sohbet ve

şölen tadında eğlence

Bulgurlu’nun ardından ekonomist- yazar Deniz Gökçe ve Prof. Taner Berksoy, küresel kriz ve Türkiye’ye etkileri konusunda dinleyicilerle sohbet ettiler. Ekonomistler, krizin inkâr edilemez bir gerçeklik olduğunu, ancak Türk insanının da krizi dörde katlayacak bir ruh haline çok çabuk kapıldığını, bunun da piyasalarda olumsuzluğa neden olduğunu anlatarak izleyenlerin morallerini yükselttiler.

Bölümün ardından Dr. Bülent Bulgurlu, bayilerin çeşitli sorularını cevaplandırdı. Sık sık gülüşmelerin, karşılıklı takılmaların yaşandığı soru-cevap bölümünün sonunda bayiler, kaygı ve merakla girdikleri salondan rahatlamış, güvenli ve keyifli bir ifade ile çıktılar.

Buluşmanın gündüz kısmında yaşanan yorgunluğun atılmasına gelmişti sıra. 400’ü aşkın bayinin Koç Holding yönetimi ile yediği akşam yemeği, sanatçı Sibel Can’ın katılımıyla unutulmayacak bir şölene dönüştü. Karadeniz türkülerinin de hep birlikte seslendirildiği geceden ayrılırken bayiler, Topluluk çatısı altında olmaya duydukları inançlarını tazelediklerini ve böylesi buluşmaların “aile” duygusunu pekiştirdiğini dile getiriyorlardı.


MLMM bursiyerlerini

heyecanlandıran ziyaret

Mustafa V. Koç ve Bülent Bulgurlu’nun bir sonraki günkü durağı, Meslek Lisesi Memleket Meselesi (MLMM) Projesi kapsamında desteklenen okullardan biri olan Ünye’deki Adnan Menderes Ticaret Meslek Lisesi idi. Lise, MLMM Projesi’nin başlangıç yılı olan 2006’dan bu yana proje kapsamındaydı.

Aygaz tarafından desteklenen lisenin öğrencileri ve öğretmenleri, heyecanla Koç heyetini bekliyordu. Ünye Adnan Menderes Ticaret Meslek Lisesi’nin Koç Topluluğu tarafından öğrenim bursu verilen ve çalışanlarca koçluk sağlanan öğrencileri, binaya giren Mustafa V. Koç ve Dr. Bulgurlu’nun etraflarını sardı. Koç yöneticileri ile bursiyerler ve öğretmenleri arasında başlayan sohbette Mustafa V. Koç, bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti anlattı. Mustafa V. Koç ve Dr. Bulgurlu daha sonra okuldaki atölyeleri ziyaret etti, öğrencilerin çalışmalarını yerinde izledi.
Endişe içinde geldiler, umutla çıktılar
Toplantı ardından izlenimlerini anlatan Karadenizli bayiler, bu buluşmayla güven tazelediklerini söyledi.

Kadim Durmaz, Arçelik, Tokat: “Bu toğlantı, kriz ortamında bize güven verdi. Sorunlarımızı çözecek bir karargâh olduğunu gördük burada. Gelirken yüzümüz asık, içimiz kırıktı, krizden dolayı. Ama şimdi, karargâhta her sorunun ele alındığını, üzerinde düşünüldüğünü gördük ve bu dönemi en az sarsıntıyla atlatacağımıza inandık. Türkiye’nin ihracatında büyük pay sahibi olan, sanayiinin lideri dev bir şirket. Tabii bize gurur ve güven veriyor.”

Ahmet Sarı, Opet Gaz, Trabzon: “Ben Opet Gaz bayisi olalı sekiz ay oldu. Yani yeni sayılırım, bu tip bir toplantıya da ilk kez katılıyorum ve çok etkilendim. Tam kriz döneminde Koç Grubu’nda olduğuma çok memnunum.”

İbrahim Alp, Opet Gaz, Tokat-Zile: “Bu toplantıları çok olumlu buluyorum, bizi olumlu yönde motive ediyor. Daha sık yapılması, bizim yararımıza olur.”

Fatih Memişoğlu, Arçelik, Ordu: “Bu tip toplantıları çok yararlı buluyorum. Hepimize moral veriyor. Koç Ailesi’nden olmak, gerçekten bir ayrıcalık, biz bu ayrıcalığı her an yaşıyoruz.”



Resul Özden, Avis, Samsun: “Son derece güvenli hissediyoruz kendimizi. Bu profesyonellik ve büyük iş potansiyeli bizim motivasyonla çalışmamızı sağlıyor. Doğrusu diğer esnaflardaki gibi bir kaygı duymuyoruz. Zaten oto kiralama sektörüne krizin doğrudan etkisi olmuyor.”

Uğur Tüzel, Aygaz, Ordu: “Koç bayisi olmak çok önemli bir ayrıcalık. Sağlam kurumsal yapısı ile bize ona yaslanabileceğimizi hissettiren güçlü bir dayanak.”

Mustafa Atalay, Arçelik, Giresun: “Bence çok düzeyli ve bilgilendirici bir toplantı oldu. Biz patronlarımıza çok güveniyoruz. Zaten ben eski bayilerdenim, eskiden de bu tip dönemleri Koç yönetiminden aldığımız önerilerle hep hazırlıklı karşıladık, darbe almadan çıktık. fiimdi de hazırlıklıyız.”

Emin Üstün, Beko, Giresun-Tirebolu: “Çok olumlu bir toplantıydı, çok bilgilendim. fiirketime güveniyorum, bana çok büyük bir güven veriyor. O olmasa biz de olmazdık...”

Cemal Bölükbaşı, Beko, Trabzon-Akçaabat: “Çok gururlandım. Sorunlarımıza sahip çıkıldığını gördüm. Türkiye’nin en büyük şirketinin bayisi olmaktan gurur duyuyorum.”
Ordu’nun incisi: Fatsa
Karadeniz kıyısındaki Fatsa, Ordu ilinin birinci ve bölgenin ikinci gelişmiş ilçesi. Fatsa, fındık üretimi ile organik üretim alanında Türkiye’nin dünyada 30’uncu sırayı almasına önemli katkıda bulunuyor. 1380’de Türklere geçen ilçenin geçim kaynağı tarım ve balıkçılık. Tarım denince ilk akla gelen ürünler, kuşkusuz fındık ve çay. Son yıllarda seracılık ve kültür mantarcılığı gelişmekte ise de, ilçenin her köşesinde yer alan fındık atölyeleri, dükkânların raflarını süsleyen fındık ürünleri, ilçenin temel üretim ve yaşam alanını ortaya koyuyor. Zanaat atölyeleri, yöreye özgü halı ve kilim tezgâhları yok olmak üzere. Doğal yeraltı kaynakları açısından şanslı olan ilçe sınırları içinde Sarmaşık kaplıcaları, Gaga Gölü, Göreği Manastırı kalıntıları ve Cıngırt kaya mezarları da görülmeye değer yerler arasında.

Tüpraş artık çeyrek asırlık
Genel Müdür Yavuz Erkut’a göre, 25. kuruluş yıldönümünü kutlayan Tüpraş’ı önemli bir görev bekliyor. Yaşanılan küresel mali kriz güç dengelerini yeniden şekillendirirken ülkemizin enerji ihtiyacının güvenli ve eksiksiz karşılanması çok daha önem kazanacak. Tüpraş bu görevi eksiksiz yerine getirecek
Türkiye rafinerilerinin 1983’te tek çatı altında birleşmesiyle kurulan Tüpraş, şimdi 25. yaşını kutluyor. Üç yıl önce Koç Ailesi’ne katılan Tüpraş, bu süreçte logosundan iş anlayışına kadar tamamen yenilenerek güçlendi.

Tüpraş’ın çeyrek asırlık yaşının coşkulu kutlamalarına geçmeden önce, şirketin “Koç” şemsiyesine geçişi ardından yaşanan değişimi Genel Müdür Yavuz Erkut’a sorduk. Erkut, Tüpraş Koç Holding’e geçtikten sonra, kendisinin de aralarında bulunduğu, uzun yıllar Tüpraş ve özel sektör tecrübesine sahip kişilerden yeni bir yönetim oluşturulduğunu, Koç Holding’den güçlü bilgi birikimleriyle katılanlarla birlikte değişim ve dönüşüm sürecinin başlatıldığını anlattı:

“Tüpraş kamu şirketi olmasına rağmen yatırım yapmayı başarmış dinamik bir şirkettir. Yeni yönetim Tüpraş’ın potansiyelini ortaya çıkararak yatırımlara hız kazandırdı. İlk iki yılda ilave yeni yatırımların birçoğu devreye alındı. Bu üç yıllık dönemde yaklaşık 375 milyon doları yeni projeler olmak üzere 1 milyar dolara yaklaşan yatırım yapıldı.

Yeniden yapılanmaya yönelik adımları önceliklerine göre belirleyerek çalışma takvimi oluşturduk. Çalışanlarımızla birlikte hedefimizi belirledik. Amacımız, ‘ülkemizin petrol ürünleri ihtiyacını karşılarken, sektörel gelişimde öncü ve etkin rol oynayarak, hissedarlarımız, iş ortaklarımız ve toplum için değer yaratmak’, hedefimiz ‘dürüst, şeffaf ve etik, insana saygılı, çevreye duyarlı, yaratıcı ve yenilikçi, müşteri odaklı olmak, çalışanlarının gelişimini desteklemek, takım çalışmasına önem vermek’ti.

Yeni logomuzla yapılandırdığımız kurum kimliğimizden organizasyonel yapılanmaya, yatırım programlarından kurumsal kaynak yönetimine, iş süreçlerinden kişisel gelişim programları ve teknik eğitime kadar çok geniş bir yelpazede bir dizi dönüşüm yaşadık. Bir dizi etkinlikle genç kuşak ile deneyimli kuşak arasında köprüler kurduk. Rafinerilerimizde optimizasyon ile doğrudan verimliliği artırma çalışmaları kapsamında 80’e yakın projeyi uygulamaya başladık. Çoğu geçmişte saptanmış, ancak öncelikler ya da kaynak yetersizliğinden uygulanamamıştı. Vagon Dolum/Boşaltım Sistemleri modernize edildi. Yeni tanker ve römorkörler alarak rafineriler arası ürün transferini daha ekonomik hale getirdik.

Rafinerilerin optimum çalışma koşullarının sağlanması için birimlerin çalışma şekillerini değiştirdik. Önceden sadece merkezden yönetilen optimizasyon faaliyetleri şimdi rafinerilerin de bire bir içinde yaşadığı bir sürece dönüştü. Bu kapsamda piyasa koşulları paralelinde üretimi eşzamanlı düzenliyoruz.

Teknik emniyet, çevre ve kalite yönetimi konularında çok önemli bir kriter olan ‘kaza sıklık oranı’ konusunda düzenlemeler yaptık. Özelleştirme öncesinde bu parametre 5.5-6 iken, beş yıl için 2.5 hedefini koyduk. Bu kriter, batılı ülkelerde 20-25 yılda ulaşılan seviyeler. Yoğun bir çabayla bu oran bir yılda 3.5’lara düştü. Rafinerilerde sonuca hızlı gitme olanağını bulunca bu yıl, müteahhit elemanlarını da kendi skorlarımıza dahil etmeyi hedefledik. Hedefimiz onların da standartlarını yükseltmek.”

Erkut, Tüpraş’ın kurumsal kimlik ve yönetim anlayışı açısından geçirdiği değişimi de şöyle özetledi:

“Logo ve amblemimiz Koç Topluluğu’nun gücünü, kararlılığını ve müşteri odaklılığını yansıtan yazı karakteriyle yazıldı, faaliyetleri petrol damlasıyla sembolize edildi. Tüpraş kırmızısı, enerji ve değişim hareketinin dinamizmini, kırmızı damla içindeki şekilsel dönüşüm, istikrarlı büyümeyi ve hedeflenen yeni zirveleri işaret ediyor. Siyah, profesyonellik ve güçtür. Çizgiler sade ve yalındır. Bu kimlik logomuzun tasarımı için paylaştığımız brief’in ana hatları olup, bizim için çok anlamlıdır. Çünkü yapılandırdığımız yönetim anlayışımız da benzer biçimde yalın, açık iletişime dayalı, samimi ve dinamik, bir o kadar istikrarlı ve deneyimle zenginleşmiş aktif katılımcılığı barındırır. Örneğin şirket hedeflerimiz ve değerlerimizi destekleyecek başarılar ile davranış ve çabaları tanımak, takdir etmek ve ödüllendirmek üzere uyguladığımız Tüpraş Tanıma Takdir Ödüllendirme Sistemimiz bu anlayışın ürünü. İç iletişim toplantıları ile rafinerilerde yılın ilk üç ayında gerçekleşen hedef paylaşım toplantıları, yönetici olarak zenginleştiğimiz etkinlikler. Geçen yıl temamız ‘İnsan Enerjisi’ idi, bu yıl da ‘İletişim’. Üç yıldır emekli rafinericilerimizle yıldönümünde bir araya gelerek, yeni kuşakları tanıştırıyoruz. Rafineri müdürlerimiz periyodik olarak açık kapı toplantıları düzenliyor, ben de zaman zaman katılıyorum. Her ayın son cuma günü ‘Ay Biterken’ toplantısının konusu yeni dönemin etkinlikleri.”

Peki, bütün bu değişimler Tüpraş’a, dolayısıyla Türkiye’ye ne sağladı? Erkut bu sorumuza şu yanıtı verdi:

“Yönetim Kurulu Başkanımız Ömer M. Koç, Tüpraş’lılara hitabında ‘Tüpraş, Topluluğumuzun en genç ve güçlü üyesi olarak yaklaşık üç yıla yaklaşan bu sürede başarılı bir yapısal dönüşüm ve performansla Koç Topluluğu’nu ulusal ve uluslararası platformlarda daha da üst sıralara taşıdı’ diyerek bu değerlendirmeyi en etkili biçimde yaptı.

Tüpraş, doğru tanımlanmış ve etkin uygulanan iş stratejileriyle yatırımlarını zamanında tamamlayarak, üretim ve satış rekorları kırarak istikrarlı biçimde büyüyor. Yaşanılan küresel mali kriz, dünya üzerindeki güç dengelerini yeniden şekillendirirken, yakın dönemde olumlu etkilerini hissettiğimiz küreselleşme ve uluslararası sermaye akımlarının olumsuz etkileri de aynı hızda karşımıza çıkıyor.

Petrol fiyatlarındaki ani düşüşlere ve döviz kurlarındaki dalgalanmalara bağlı olarak Türk Lirası’nda yüzde 40’a yakın değer kaybı sonucunda, piyasaların bozulan dengelerinin, zamanında alınan tedbir ve özveriler sonucu akaryakıt sektöründe krize dönüşmesi engellendi. Ülkemizin enerji ihtiyacının güvenli ve eksiksiz biçimde karşılanmasının çok daha fazla önem kazandığı bugünlerde, Tüpraş görevini eksiksiz bizimde yerine getirmeye devam edecektir.”

1   2   3   4   5   6   7


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə