T. C. İStanbul 13. AĞIr ceza mahkemesi




Yüklə 0.5 Mb.
səhifə2/4
tarix27.02.2016
ölçüsü0.5 Mb.
1   2   3   4
Duruşmaya 13:30’a kadar ara verildi.

Duruşmaya kaldığı yerden devam olundu.

Bu arada tutuksuz sanıklardan Rafet Arslan, Aykut Metin Şükre ve İbrahim Bengi ile bir kısım sanıklar müdafileri Av. Hüseyin Gökçe Arslan, Av. Osman Aydın Şahin, Av. Ayşegül Şahin, Av. Mehmet Cengiz, Av. Nurperi Sancak, Av. Zerrin Öztürk, Av. Murat Eken, Av. Naci Gürkan, Av, Vural Ergül, Av. Mehmet Taşdelen Ve Av. Gönül Kerinçsiz’in de geldikleri görülmekle, huzurdaki yerlerine alındı.

Sanık Süleyman Esen huzura alındı.

Çapraz sorgusuna devamla.

Sanık Muzaffer Tekin söz istedi verildi:”Sayın başkanım müsaade ederseniz mahkemeniz vasıtası ile birkaç soru yönelteceğim. Alparslan Arslan sorgusu esnasında Danıştay üyelerini gazete kupürünü Kemalettin Gülen isminde bir arkadaşının ofisinde internetinden indirdiğinden bahsetti acaba huzurda ki sanık Kemalettin Gülen isimde birisini tanıyor mu Fethullah Gülen’in yeğeni.”

Mahkeme Başkanı :”Tanıyor musunuz?”

Sanık Süleyman Esen:”Efendim Kemalettin.”

Mahkeme Başkanı :”Mikrofonu verin ona. Soruyu anladınız değil mi?”

Sanık Süleyman Esen:”Anladım efendim.”

Mahkeme Başkanı :”Buyurun.”

Sanık Süleyman Esen:”Kemalettin Gülen isimli bir avukat tanıyorum Marmara üniversitesi.”

Mahkeme Başkanı :”Avukat mı?”

Sanık Süleyman Esen:”Avukattır efendim. Marmara üniversitesi hukuk fakültesinde yanılmıyorsam bizden 1 dönem ya d 2 dönem sonraydı. Yani okulda Kemalettin Gülen isimli bir avukat vardı tanıdığım.”

Sanık Muzaffer Tekin:”Sayın Başkanım Kemalettin Gülen Salih Kurter’in dergahına gitmiş mi? Veya kendisi görmüş mü, cevaplayabilir mi?”

Sanık Süleyman Esen:”Kemalettin Gülen’i nasıl desem ben onu yolda yol derken adliyede gördüğüm zaman selamlaşırdık nasılsın, iyi misin diye onun dışında Kemalettin Gülen’le bir ilişkim olmamıştır.”

Mahkeme Başkanı :”Salih Kurter’in orda gördün mü evinde?”

Sanık Süleyman Esen:”Yok yok efendim yok.”

Mahkeme Başkanı :”Onu soruyor size.”

Sanık Süleyman Esen:”Yok. Öyle bir şey yok.”

Sanık Muzaffer Tekin:”Sayın Başkanım diğer bir sorum Alparslan Arslan menfur Danıştay saldırısından sonra silahları ve bombaları aldığını öncelikle söylememiş sevdiğim insanlar demiştir yani silahları Aykut Metin Şükre’den aldığını söylememiştir, Süleyman Esen’in ismi de zikredilmemiştir. Bir dönem sonra Alparslan Arslan silahları Aykut Metin Şükre’den aldım demiştir ve bu doğru çıkmıştır. Dünde Aykut Metin Şükre silahları kendisinin teslim ettiğini huzurda bir kere daha ikrar etmiştir. Şimdi bu söylediği Alparslan Arslan’ın doğru ki bu kanıtlandı Alparslan Arslan niçin Teoman Ekşioğlu’ndan bomba aldım Burhan Gür’den bomba aldım, Recep Özkan’dan bomba aldım demiyor da Orhan Kadı’dan aldım bomba demiyor da ki hususiyeti var eski bir arkadaşı Süleyman Esen’in ismini karıştırıyor, buna açıklık getirebilir mi?”

Sanık Süleyman Esen:”Sayın Başkan ben bunu anlayabilmiş değilim söylemesinin sebeplerini de bilmiyorum.”

Sanık Muzaffer Tekin:”Diğer bir soru Sayın Başkanım şimdi iddia makamında ki savcılar benim Alparslan Arslan ile çok sık görüştüğümü ifade ettiler. Ben merak ettim girdim tapelere 2005 yılında hiç aramamışım ben 2006’da hiç aramamışım 2004 yılında toplam 89 saniyelik 3 görüşmem var. O da nezaket geri dönmüşüm bunlar çok kuvvetli suç şüphesi ama şöyle de bir söz var şüphe aklın yarısıdır o şüpheyi yapmak içinde akıl olması gerekir diyorum. Şimdi bu arkadaş bomba atılmadan önce atıldığı gün atıldığı gün sonrası Ankara’da ki Danıştay saldırısı öncesi veya aynı saatlerde çok sık Alparslan Arslan ile diyaloga girmiş. Bunun sebebi ne onu açıklayabilir mi?”

Sanık Süleyman Esen:”Bu sorunun cevabını daha öncede vermiştim Alparslan Arslan benim arkadaşımdı Alparslan Arslan’la görüşmelerimiz tamamıyla arkadaşlık ilişkisine dayanır yani telefonda bir insanın diğer bir arkadaşı ile görüşmesinde olağan dışı bir şey yoktur.”

Sanık Muzaffer Tekin:”Diğer bir soru Sayın Başkanım Süleyman Esen’in avukatı Mehmet Ener 11 Mart 2008 tarihinde iddianameyi hazırlayan savcılara Osman Yıldırım’a gitme sebebini duruşmalarda ki benim savunma yapma tarzımı etkin savunmamı gördüğü için beni talep ettim gittim demektedir. Huzurda ki sanıkta Osman Yıldırım bana avukatını gönder dedi ben gönderdim demektedir. Şimdi Mehmet Ener eski bir hakimdir o hakim mi yalan söylüyor, bu huzurdaki sanık mı yalan söylüyor bunu bir cevabını alabilir miyiz başkanım?”

Sanık Süleyman Esen:”Şimdi yalan söylüyor lafını kabul etmemiz mümkün değil.”

Sanık Muzaffer Tekin:”Yanlış söylüyor özür dilerim.”

Sanık Süleyman Esen:”Ne ben nede Mehmet Ener, kötü söz sahibine aittir. Daha öncede mahkeme heyeti tarafından bu soru sorulmuştu soruya da net olarak cevap vermiştim Osman Yıldırım görüşmek istediğini söyledi.”

Sanık Muzaffer Tekin:”O zaman öbürsü yanlış söylüyor Sayın başkanım hakim.”

Mahkeme Başkanı :”Evet yani ( bir iki kelime anlaşılamadı) açıklamayabilir.”

Sanık Muzaffer Tekin:”Evet kaç defa gittiğinden haberi var mıdır bir defa mı gitmiştir Mehmet Ener Osman Yıldırım’a?”

Mahkeme Başkanı :”Kaç kez görüştüğünü.”

Sanık Süleyman Esen:”Yani Sayın Başkanım cezaevi şartlarında kaç defa görüşmüştür, kaç defa gitmiştir bunu bilmem mümkün değil yani bunun çetelesini de tutmadım görüş işte.”

Sanık Muzaffer Tekin:”Çok önemli bir konu başkanım.”

Mahkeme Başkanı :”Sizinle değil, sinile değil Osman Yıldırım ona kaç kez görüştü?”

Sanık Muzaffer Tekin:”Mehmet Ener kaç defa gitti?”

Mahkeme Başkanı :”Sizinle değil sizin zaten avukatınız.”

Sanık Süleyman Esen:”Bilemiyorum kaç defa görüştüğünü.”

Mahkeme Başkanı :”Size bilgi vermedi mi bu konuda hiç?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani efendim sormadım kaç kere görüştünüz sormadım.”

Mahkeme Başkanı :”Sormadın.”

Sanık Muzaffer Tekin:”8 defa gitmiş Başkanım belki merak eder arz edeyim çok kısa bir açıklama ile bitirdim sorularımı Sayın Başkanım 1 sene önce hatırlarsanız bir gazete haberi çıktı Muzaffer Tekin’e silahlar İzmir’den İbrahim Şahin vasıtası ile getirildi diye. Bende huzurunuzda dedim ki bu haberleri yapan alçak değil alçak bir seviye farkıdır bunlar çukurun ta dibi yürütülmekte olan bir davayı etkilemek için dezenformasyon haberler yapıyorlar. 3 gün önce Milliyet gazetesi bir haber yaptı şunu düzeltiyorum hata yapmışım Başkanım yandaş medya diyorum yandaş falan yok başkanım. Yalaka var, taraflı var menfaatperest var, benim İzmir’de gizli toplantı yaptığımı resme baktım hatırlamıyorum. Daha sonra İstanbul’da İbrahim Şahin’in oğlunun düğününde eşimle gittiğim bir resim ve nihayetine doğru içinde asker kökenliler var komutanım dün size arz ettim tanışmak istiyorlar 5 dakikalık onu da hırsız gibi çekmişler flaşta açık değil kimse resme bakmıyor. Bunu neden yaptılar Başkanım? Çünkü huzurda o silahları veren sanık gelecek son anda bir şey yapabilir miyiz kamuoyunda kafa bulandırabilir miyiz? Adam ikrar etti Ankara’da da ver burda da silahları verende bombayı verende ama ağrıma giden Sayın Başkanım Danıştay hakimini şehit eden şehit eden elini kollunu sallaya sallaya geziyor dışarıda. Maalesef bizlerde silahı veren geziyor, bombayı veren geziyor, bizlerde burda 2 senedir, 3 senedir bir fetekulli, katakulli operasyonuyla hukuk adı altında kandırılıyoruz arz ederim.”

Sanık Kemal Kerinçsiz: söz istedi verildi:”Değerli başkanım birkaç sualim olacak yüksek müsaadenizle.”

Mahkeme Başkanı:" Buyurun.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:” Süleyman bey Ankara emniyetinde vermiş olduğunuz bir ifade var burda da tekrar ettiniz ama tekrar etmekte de fayda var şöyle demişsiniz efendim; Avukat Kemal Kerinçsiz isimli şahsı tanımıyorum söz konusu kartvizitin ne şekilde büroma geldiğini de bilmiyorum bu beyanınız doğru mudur efendim?”

Sanık Süleyman Esen:”Doğrudur efendim.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Efendim benim 2006 yılı nisan ayında başkanlığını yaptığım ve kurculuğunu yaptığım büyük hukukçular birliğine üye misiniz, üyeliğiniz var mı?”

Sanık Süleyman Esen:”Sayın Başkanım hiçbir derneğe üye değilim. Hukukçular diğer.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Herhangi bir toplantısına etkinliğine katıldınız mı?”

Sanık Süleyman Esen:”Üye değilim hiçbir toplantıya katılmışta değilim efendim.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki bu Alparslan Arslan’la ve diğer arkadaşlarınızla buluştuğunuzu konuştuğunuzu öğrencilik döneminden itibaren gittiğini söylediğiniz Üsküdar çay bahçesinde hiç beni gördünüz mü?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani öğrencilik zamanında gittiğim zamanlarda sizi hiç görmedim Kemal Kerinçsiz’i görmedim.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Ne zaman isterseniz yani sadece öğrencilik döneminde değil diğer gittiğiniz dönemlerde de.”

Sanık Süleyman Esen:”Yani çay bahçesine gittiğim dönemlerde Kemal Kerinçsiz’i görmedim.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Efendim sizde bir kartvizitim çıkmış öyle söyleniyor arama sırasında büronuzda bu kartın çıktığını bizzat sizin önünüzde polisler gösterip zapta geçirip el koyma işlemi yaptılar mı? Yoksa size arama sırasında bu kartı hiç göstermeden doğrudan emniyette ifadeniz sırasında mı böyle bir kartın çıktığını söylediler?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani emniyet mensubu görevli gelen arkadaşları kesinlikle zan altında bırakmak kesinlikle istemiyorum.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Doğru neyse onu söyleyin efendim zan değil doğru neyse.”

Sanık Süleyman Esen:”Yani net olarak hatırlamıyorum ama normalde ev aramasında iş yeri aramasında her şeyi teker teker yazıldı yani gelenler teker teker neyse elindekilerini yazdılar liste yaptılar. En ufak notlara kadar hepsini çıkarmışlar yani ama kart dediğim gibi yani avukatlık yapmam sebebiyle kesin olarak bilmiyorum ama bir borç yani belki benim müvekkillerimden bir tanesi size borçludur ya da avukat olarak bir yere gittiğimiz zaman işte bir avukat var bizimde borcumuz var. Bir avukatla görüş ya da bir dava dolayısıyla bir müvekkil tarafından verilmiş söylediğim gibi yani ne şekilde geldiğini net olarak bilmiyorum ama benim Kemal Kerinçsiz ile herhangi bir tanışıklığım, ilişkim hiçbir şeyim yoktur.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Efendim bu kartın büronuzda neresinden çıktığını gördünüz mü, Yani kartı büronuzda gördünüz mü? Ben onu soruyorum dikkatinizi çekti mi bu kart polis Kemal Kerinçsiz’in kartıdır deyip efendim size gösterdi mi? Çünkü bakın şöyle diyeyim bir soruyu öncelikle şunu sorayım sizin büronuzda bu şeklide onlarca yüzlerce avukat kartı var mıdır?”

Sanık Süleyman Esen:”Vardır efendim yani büroda nerden baksanız 500 tane 750 tane kart vardır.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki bütün bu kartları tarayıp da bunların arasından avukat Kemal Kerinçsiz’in kartını ayırıp size gösterdiler mi? Biz tek bir bu kartı alıyoruz diye söylediler mi böyle bir konuşma hatırlıyor musunuz?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani orda Kemal Kerinçsiz’i tanıyor musunuz diye bir soru geldi yani.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Ama emniyette mi arama sırasında mı?”

Sanık Süleyman Esen:”Yok arama sırasında arama yaptılar ifade soru falan yoktu arama sırasında sadece o arama prosedürünü, tüzüğünün gereklerini yerine getirdiler daha sonra emniyete gittiğimizde sordular.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Az önceki sualime tam cevap verebilirseniz yani sizde yüzlerce belki de 500, 1000 tane kart olduğunu söylediniz. Bu kartların arasından avukat Kemal Kerinçsiz’in kartını çekip bir kenara koyup efendim bu Kemal Kerinçsiz’in kartıdır buna el koyuyoruz size gösterdiler mi bu kartı? Hatırlıyor musunuz? Hatırlıyorsanız söyleyin hiç kimse zan altında kalmasın doğru neyse o.”

Sanık Süleyman Esen:”Kartı gösterdiler mi diyorsun.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Evet.”

Sanık Süleyman Esen:”Değil mi başkanım yani.”

Mahkeme Başkanı :”Yani orada bu kartı gösterdiler mi sana gördün mü arama sırasında o kartlar içerisinde şeklinde bir şeyler oldu mu bir şifahi bir konuşma falan oldu mu öyle bir şey?”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Çünkü tek bir kart alınmış.”

Sanık Süleyman Esen:”Hatırlamıyorum efendim yani.”

Mahkeme Başkanı :”Hatırlamıyorsun.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Evet, çünkü efendim tek bir kart alınmış.”

Mahkeme Başkanı :”Orda mıydın arama sırasında?”

Sanık Süleyman Esen:”Arama sırasında evet efendim evdeydim, bürodaydım.”

Mahkeme Başkanı :”Büroda çıktı yani.”

Sanık Süleyman Esen:”Bürodan çıkmıştır efendim avukat kartı.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Büroda çıkıyor.”

Mahkeme Başkanı :”Kartlar büroda orda bir konuşma olmadı.”

Sanık Süleyman Esen:”Yok efendim hatırlamıyorum ben öyle bir konuşmayı ama emniyette soruldu yani.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Siz bu yüzlerce kartın arasından 1 tek kartın alındığı konusunda bilginiz var mı?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani kart bürodaki kart alınmışsa alınmıştır yani.”

Mahkeme Başkanı :”Şimdi Süleyman Esen anlattığım kadarıyla büroda 500 tane 700 tane kart var değil mi?”

Sanık Süleyman Esen:”Vardır efendim.”

Mahkeme Başkanı :”Bu kartların içerisinden bir tanesi alınmış zapta geçmiş bir tanesi alınmış.”

Sanık Süleyman Esen:”Evet alınmış.”

Mahkeme Başkanı :”Yani bir tanesi alındığı için gerisi orda bırakıldı alınmadı getirilmedi.”

Sanık Süleyman Esen:”Bırakılmış gerek duymamışlar almamışlar.”

Mahkeme Başkanı :”Almamışlar yani o bir tanesinin özelliği var gibi sanki bir şey sordular mı sana? O dikkat çekiyor çünkü 750’nin içerisinden bir tane kart alınıyor. Nedir bu kart burda ne işi var gibilerden kimdir, nedir gibi bir şeyler oldu mu aranızda?”

Sanık Süleyman Esen:”Yok yok efendim yani sadece emniyette sordular.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Çünkü efendim ben şundan suali soruyorum zabıtta bir adet kartvizit diyor yani Kemal Kerinçsiz’e ait bir adet kartvizit demiyor benim ismim hiç yok yani ne el koyma tutanaklarında ne daha sonra ki emniyetin tutanaklarında. Nerde çıkıyor? Emniyet ifadesinde kendilerine soruyorlar böyle bir el koyma tutanağı tutulması da doğru değil onu netleştirmek amacıyla soruyorum kaldı ki Değerli Başkanım yaklaşık 5 aydan bu aya bu kartviziti sizlerden istiyorum mahkemenizden bu kartvizit bir türlü ortaya çıkmadı. Verilemiyor teslim edilemiyor olmayan bir delilin üzerinden değerli savcımız sual sordu olmayan bir delilin suali de olmaz. Ben suale itiraz edecektim ama insicamı bozmayayım dedim. Netice itibariyle şunu söyleyebilirim bu kartvizit hala bulunamıyor peki size böyle bir kartvizit savcılıktan iade edildi mi? Hatırlıyor musunuz?”

Sanık Süleyman Esen:”Hatırlamıyorum yani teslim edilen eşyalar vardı da teslim edilen eşyalar arasında kart var mı yok mu hatırlamıyorum?”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Yani teslim edilen eşyaların arasından böyle bir kartvizit gördünüz mü, görmediniz mi? Dikkatinizi çekti mi?”

Sanık Süleyman Esen:”Yok dikkatimi çekmedi.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Süleyman bey birkaç sualim olacak kesinlikle bu suallerde sizlere bir önyargılı hareket ettiğimi kabul etmeyiniz burada hepimiz bir hüküm verilinceye kadar masum insanlarız, karine budur, anayasamızın 37. maddesi de bunu demiştir. O bakımdan bu suallerimi tamamen olayın aydınlanması açısından vereceğiniz değerli katkılara atfen bu soruları suallerimi yönelttiğimi kabul ediniz lütfen. 26.06.2006 tarihinde Alparslan Arslan ilk defa sizin aleyhinize ifade veriyor. 1994 yılından itibaren yaklaşık 12 yıllık sıcak ve samimi bir arkadaşlığınız olduğu, onun evine gittiğiniz, kaldığınız hatta 8, 10 saat oyunlar oynadığınız aldığı her işte size telefon açtığını danıştığını çok sık telefon görüşmelerinizin olduğunu çevrenizin aynı olduğu aynı fikirleri paylaşan insanlar olduğunuz ve hemen her gün yıllarca görüştüğünüzü burada genel hatları itibariyle ortaya koydunuz. 26.06.2006 tarihinde size bir husumeti ya da sizin ona bir husumetiniz ve ya bir menfaat çatışmanız var mıydı?”

Sanık Süleyman Esen:”Benim Alparslan Arslan’a öncesinden herhangi bir husumetim yoktu Alparslan Arslan’ın bana husumeti var mı bilmiyorum.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Bir belirtisi en azından olabilir, öyle bir belirti gördünüz mü Alparslan Arslan’ın size karşı bir husumet duyduğuna dair çünkü az değil 12 yıllık talebelikten gelen bir arkadaşlık hemen her gün berabersiniz sıkça görüşüyorsunuz.”

Sanık Süleyman Esen:”Husumet duymasını gerektirecek bir olay hatırlamıyorum ben.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki, sizce bu iftira güya size göre bu ithamı diyelim daha doğrusu durup dururken niye size attı, sizin yorumunuz nedir, düşünceniz nedir daha doğrusu bu konuda?”

Sanık Süleyman Esen:”Şimdi daha öncede cevaplamıştım bu soruyu anlayabilmiş değilim ve sebebi bilgim dahilinde değil.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Evet, sizin Sincan cezaevindeki ifadenize kimler katıldı efendim?”

Sanık Süleyman Esen:”Sincan Cezaevi.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Tutuklu olduğunuz sırada savcılar geldiler. Kimler katıldı ifadenize?”

Sanık Süleyman Esen:”Görevli yanılmıyorsam 3 tane savcı vardı. 2 ya da 3 tane ondan sonra emniyetten geldiği söyleyen insanlar vardı herhalde katipler vardı.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Kaç emniyet mensubu vardı?”

Sanık Süleyman Esen:”Sayısını bilmiyorum 1 tane belki 1 tanedir belki 2 tanedir.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki Mehmet Karabörk isimli bir emniyet amirini hatırlayabiliyor musunuz? Alçak boylu, sarışın, seyrek saçlı.”

Sanık Süleyman Esen:”İsim olarak hatırlamamam.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Sizin ifadenizi o şahıs mı aldı, o mu sualleri sordu?”

Sanık Süleyman Esen:”Hayır ifadeyi savcılık makamı alır yani.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Sualleri o sordu mu? Sual sordu mu size?”

Sanık Süleyman Esen:”ya ifadeyi savcılar aldılar sual falan sorduğunu hatırlamıyorum ben. Savcılık dışında zaten ifade sorma yetkisi var mı yok mu onu hatırlamıyorum da ama savcılar sordular bana soruları.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Yetkiyi ben konuşmuyorum yani böyle bir polis memuru size savcılar ifade alırken sualler tevci etti mi?”

Sanık Süleyman Esen:”Yok efendim yok.”

Sanık Kemal Kerinçsiz: Peki, siz bu ifadenin alınıp efendim Sincan’da koğuştan kaç defa çıktınız, neden sebebi nedir veya da birden fazla çıkmışsanız?”

Sanık Süleyman Esen:”Şimdi yanılmıyorsam akşamüzeriydi saat 5 falandı aldılar bizi yukarıya revir vardı revir bölümüne götürdüler işte zamanını net olarak iki buçuk saat üç saat bir sorgu bölümü oldu. Ondan sonra sorgu ya da ifadem ondan sonra cezaevi görevlileri tarafından koğuşuma götürüldüm.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Yeniden koğuştan çıktınız mı?”

Sanık Süleyman Esen:”Efendim koğuştan çıktım iki buçuk saat ya da işte 2 saat 3 saat civarında bir sorgulama oldu, ifade oldu ondan sonra cezaevi görevlileri tarafından koğuşuma getirildim.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Yani bir defa çıktınız koğuştan?”

Sanık Süleyman Esen:”Bir defa efendim.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Evet, kamera kaydı yapıldı mı?”

Sanık Süleyman Esen:”F tipi cezaevlerinde zaten odalara girişiniz çıkışınız hep kamera kayıtları.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Yok ifadeniz alınması sırasında.”

Mahkeme Başkanı :”İfade sırasında.”

Sanık Süleyman Esen:”Ha ifade sırasında ifade sırasında kayıt yoktu, yok kayıt yoktu.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Kamera görmediniz.”

Sanık Süleyman Esen:”İfadem esnasında yani ifadelerim kayda alınmadı yani işte karşıma bir kamera konup da hadi kameraya konuş şeklinde bir ifade alınması olmadı.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Ancak savcıların ifade tutanaklarında kamera kayıtlarının alındığı söyleniyor.”

Sanık Süleyman Esen:”Kamera vardı.

Sanık Kemal Kerinçsiz:”İşte onun için söylüyorum yani kamera var ise işlemiyor muydu, kayda almıyor muydu?”

Sanık Süleyman Esen:”Ya onu hatırlamıyorum yani sormadım ben işte kameraya beni kaydediyor musunuz, kaydetmiyor musunuz diye?”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Kamerayı gördünüz mü?”

Sanık Süleyman Esen:”Kamera vardı evet.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki çalışıp çalışmadığını belli olmuyor muydu?”

Sanık Süleyman Esen:”Sormadım yani orda.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Başında biri yok muydu?”

Sanık Süleyman Esen:”Kameranın başında biri hatırlamıyorum. Ama kamera vardı hani çalışıyor mu çalışmıyor mu beni kaydediyor musunuz ya da işte şuraya konuş falan diye işte yönlendirme falan olmadı yani. Normal işte sorgu ifade kameraya almışlar mıdır, almamışlar mıdır bilemem?”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Sizin bulunduğunuz ifade alındığınız sırada diğer tanık ifadesi tanık olarak ifadeleri alınan sanıkları gördünüz, rastladınız mı?”

Sanık Süleyman Esen:”Efendim benim ifadem.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Örneğin Osman Yıldırım’a Erhan’a veya diğerlerine.”

Sanık Süleyman Esen:”İfade alınması esnasında ifadem benim yalnız alındı yani tek başına ifade alındı diğerlerinin ifadesi de başka odalarda alınıyordu.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Gördünüz mü onların ifadeleri alınırken?”

Sanık Süleyman Esen:”İfadeleri alınırken herhalde İsmail’i ifadesi alındıktan sonra odasına giderken yani ben odama giderken mi geliyordu, yoksa ben ifadeye giderken mi geliyordu cezaevi görevlileri tarafından götürülüyordu ifade odasına götürülüyordu. Ondan sonra İsmail, İsmail.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Osman Yıldırım’ı gördünüz mü?”

Sanık Süleyman Esen:”Osman Yıldırım’ı görmedim, yok görmedim Osman Yıldırım’ı.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki ifadenizden bir gün önce avukatınız avukat Mehmet Ener’in Ankara adliyesinde aynı savcılara ifade verdiğini tanık olarak biliyor muydunuz?”

Sanık Süleyman Esen:”Yok bilmiyorum.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Savcılar size söyledi mi?”

Sanık Süleyman Esen:”Savcılar yani ifade avukatınızın ifadesini aldık diye bir şey söylemediler herhalde ya. Ama avukatınızla görüştüğünü yani avukatında görüştük şeklinde bir beyanlarını hatırlamıyorum söylemiş olabilirler. Ama hatırlamıyorum şu anda.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Siz Recep Özkan’ı tanıyor musunuz?”

Sanık Süleyman Esen:”Avukat.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Bilmiyorum mesleğini Recep Özkan, Alparslan Arslan’ın arkadaşlarından biri.”

Sanık Süleyman Esen:”Yani Alparslan’ın evinde gördüğüm Recep diye bir avukat birisi var soy ismini tam net olarak hatırlamam ama Recep diye bir avukat var Alparslan’ın evinde görüştüğü Recep Özkan’sa tanıyorum Recep Özkan’ı yani. O sarışın soy ismini tam net hatırlamıyorum Sayın başkanım da o sebepten dolayı. Daha önce sorulan Recep’se hani Alparslan’ın arkadaşı olan evinde görü.

Mahkeme Başkanı :”Yani sordular sana ya evine gidiyordu dedin bir şeyler dedim Recep Özkan’ı tanıyorum demedin mi?””

Sanık Süleyman Esen:”Tamam o soy ismi tamam o Recep Özkan’ı tanıyorum Alparslan’ın evindeydi.”

Mahkeme Başkanı :”Savcılık sordu sana ya.”

Sanık Süleyman Esen:”Tamam.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Tanışıklık dereceniz nasıldır?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani Alparslan’ın evinde birkaç kere görüşmüştüm, başka da öyle samimiyetim ilişkim yoktur.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Onun evine gittiniz mi?”

Sanık Süleyman Esen:”Yok evine gitmedim.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Alparslan’la beraber veya yalnız.”

Sanık Süleyman Esen:”Yok yok yok ben.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Evinin nerde olduğunu biliyor musunuz?”

Sanık Süleyman Esen:”Yok bilmiyorum.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Siz Recep Özkan’ın evinde Muzaffer Tekin veya Veli Küçük tarafından Osman Yıldırım’a ve Alparslan Arslan’a bomba verildiğini hiç duydunuz mu?”

Sanık Süleyman Esen:”Soruyu tekrar edebilir misiniz acaba?”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Siz Recep Özkan’ın evinde Muzaffer Tekin veya Veli Küçük tarafından Osman Yıldırım’a ve Alparslan Arslan’a bomba verildiğini duydunuz mu?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani böyle bir duyumum yok benim. Böyle bir şey duymadım.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Recep Özkan’ın kimlerle beraber kaldığını evinde biliyor musunuz? Hangi arkadaşları ile beraber.”

Sanık Süleyman Esen:”Yani Recep Özkan mı kimle kalır evi nerdedir kimlerle görüşür bilemem bunları Recep Recep diye bir arkadaşlığım yok Alparslan’ın evine gelirdi Alparslan’ın evinde görürdüm.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Kaç defa gördünüz Alparslan’ın evinde?”

Sanık Süleyman Esen:”Ya iki defadır.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Telefonlaşmanız var mı?”

Sanık Süleyman Esen:”Telefonlaştığımı hatırlamıyorum ya.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Tamam.”

Sanık Süleyman Esen:”Belki yok hatırlamıyorum Recep ile telefonlaştığımı.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Süleyman bey celse 118 sayfa 56 ve 57’de Sayın mahkeme başkanımızla Alparslan Arslan arasında geçen kısa bir diyalogu okuyorum size lütfen dinler misiniz? Sayın mahkeme başkanı Alparslan’a soruyor, peki bu bombaları beyanında dedin ki emniyet aşamasındaki açıklamalarında açıklamadın arkadaşların olduğu için açıklamadın arkadaşların yakın arkadaşlarının ismini vermedin emniyette. Alparslan Arslan cevaben, evet. Sayın mahkeme başkanı soruyor, daha sonra dedin ki işte silahları Şükre’den bombaları Süleyman’dan satın aldım dedim. Alparslan Arslan cevaben, evet. Sayın mahkeme başkanı soruyor, hemen akabinde Süleyman’dan vazgeçtin Şükre’ye devam ettin, niçin? Alparslan Arslan cevaben ya Süleyman yaradılış itibariyle bu noktaya çekilecek bir insan değil diye böyle bir hal var bende anlatabiliyor muyum? Diyor. Sayın mahkeme başkanı soruyor, ama bomba sattı sana parayla? Alparslan Arslan cevaben, evet. Sayın mahkeme Başkanı soruyor yani bedava vermedi sana babasının hatırına vermedi parayla sattı nasıl olmaz yani? Alparslan Arslan cevaben evet. Sayın mahkeme Başkanı soruyor bomba ticareti yapıyor adam. Alparslan Arslan cevaben bilmiyorum. Sayın mahkeme başkanı soruyor bana sorduğuma cevap ver sorduğuma cevap ver diyor. Alparslan Arslan’da cevaben şunu söylüyor, ya ben ne anlatabilirim ki başkan bey yani bombaları eşek bir Alparslan olarak söylüyorum size Süleyman Esen aldı, avucuma bıraktı o ben vermedim Alparslan aldı derse ben bilmem yani cevap olarak anlatabiliyor muyum? Buradaki hukuki problemi kim çözer bilmiyorum Alparslan almadı ben verdim Süleyman vermedi ben aldım kavga bitmez yani diye bir beyanda bulunuyor. Burada sizi koruduğundan ötürü emniyette isminizi vermediğini ifade ediyor, geçmişte ki ilişkiniz emniyette ki ifadeler Alparslan Arslan’ın silah ve bombaları vermek kişiyi koruma kaygısı ile hareket ettiğini koyuyor. Neden aynı çevreden Burhan Gür, Recep Özkan arkadaşları olan Tarkan Toper, Serkan Toper Teoman, Fikret, Fethullah söylemiyor bunları da özellikle sizin üzerinizde basa basa, döndüre döndüre bunları söylüyor. Bir daha bizi ikna edici bir şekilde açıklayabilir misiniz?”

Sanık Süleyman Esen:”Sayın Başkanım daha öncede söyledim ben Alparslan Arslan’a bomba vermedim ben Alparslan Arslan’a bomba satmadım Alparslan’ın niçin ya da niye bu şekilde beyanda bulunduğunu anlayamadım ve sebebini de bilmiyorum. Şimdi bu soruda Alparslan koruma falan diyor da Alparslan neden koruyacak yani, koruma nedeni ne demek?”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”O kendisinin beyanı yani benim düşüncem değil Süleyman bey, tamamen kendisinin beyanını size okudum. Bir koruma kaygısı ile hareket ettiğini açıkça söylüyor ifadelerinde.”

Sanık Süleyman Esen:”Yani koruma olabilecek ne var burda anlayamadım ki şimdi.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Geçmişte ki dostluğunuza arkadaşlığınıza samimiyetinize sizin karakterine yumuşak başlı bir insan oluşunuza, efendim işte kavga vesaire bunları açıkça anlatıyor ifadelerinde dile getiriyor. Çünkü sadece bu ifadesi yok 3 gün boyunca vermiş olduğu ifade de size yönelik belki 8, 10 tane birkaçını size okuyacağım. Bu şekilde diyaloglar gelişti yani bu benim yorumum değil doğrudan Alparslan Arslan’ın ifadeleridir.”

Sanık Süleyman Esen:”Bu sorunun cevabını dediğim gibi yani Alparslan’ın niçin böyle bir beyanda bulunduğunu anlamadım, sebebini de bilmiyorum. Alparslan Arslan ifadesi yalan bir ifadedir gerçek dışıdır.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Süleyman bey avukat Mehmet Ener Ankara’da görülmekte bulunan davanın sizin hangi aşamasında avukatınız oldu.”

Sanık Süleyman Esen:”Mehmet Ener davanın başından itibaren avukatlığımı yapıyordu.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Hala devam ediyor mu avukatlığı efendim.”

Sanık Süleyman Esen:”Vekaletim kendisinde var tabi.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Sizin müdafiliğiniz yaptığı sırada olduğu sırada avukatınızın Osman Yıldırım’la görüştüğünüzden haberiniz var mı?”

Sanık Süleyman Esen:”Müdafiimin Osman Yıldırım’la.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Görüştüğünden şimdi avukat Mehmet Ener sizin müdafiiniz.”

Sanık Süleyman Esen:”Şimdi bu soruyu.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Bu arada cezaevine gidiyor Osman Yıldırım ile görüşüyor bundan sizin haberiniz var mı? Şimdi sırayla soracağım sualleri de kısaca evet veya hayır derseniz.”

Sanık Süleyman Esen:”Osman Yıldırım avukatımla görüşmek istediğini söyledi daha sonra avukatımla Osman Yıldırım görüşmüş.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki sizden izin aldı mı bu konuda, izin aldı mı? Çünkü bir avukatın bir başka kişi ile yani hasımla veya davanın tarafları ile görüşürken meslek kuralıdır müvekkilinden izin alır ben şununla görüşeceğim müsaade eder misiniz diye? Havanın meslek kurallarından bir tanesidir bu.”

Sanık Süleyman Esen:”Zaten Osman Yıldırım görüşmek istiyorum deyince bizde görüşmesinde benim açımdan bir sakınca yoktur diyoruz zaten.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”İzin verdim diyorsunuz.”

Sanık Süleyman Esen:”İzin verilmese de yani yok görüşmeyin mümkünü yok falan diye bir şey yok yani görüşmesinde bir mahsuru yok bence.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki kaç görüşme yaptığını biliyor musunuz?”

Sanık Süleyman Esen:”Görüşmelerin sayısını bilemem.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki sizin izniniz veya dahilinizde bilgi dahilinizde olan kaç görüşmedir? Yani sizden izin alırken veya bu konuyu konuşurken ben Osman Yıldırım’a bir defa gideceğim konuşacağım mı diye söyledi arkasından diğerleri için ne dedi, bir şey söyledi mi diğer görüşmeleri için?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani avukat Mehmet Ener’in Osman Yıldırım’la görüşmesinde benim açımdan bir mahsuru yoktur.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Diğer görüşmelerinde izin almadı mı? 1. görüşmede konuştunuz izin verdiniz tamam dediniz bilgim dahilinde. Diğer görüşmelerde böyle bir konuşma gerçekleşti mi?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani Mehmet Ener’e işte sen Osman Yıldırım’la git bir kere görüş başka görüşme diye bir şey demedim 2. kere görüşme, 3. kere görüşme, 4. kere görüşme kaç kere görüştüyse. Yani görüşebilir görüşmesinde benim açımdan bir mahsuru yoktur.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Süleyman bey Ankara 2 nolu F tipi infaz kurum müdürlüğünden 25.01.2010 tarihli gelen yazıda avukatınız Osman Yıldırım ile 06.02.2008, 14.04.2008, 08.07.2008, 30.07.2008, 20.10.2008, 12.01.2009, 13.02.2009, 25.03.2009 olmak üzere 8 görüşme yapmış bu 8 görüşme yaptığından haberiniz var mı?”

Sanık Süleyman Esen:”Yapılan görüşmelerin sayısını net olarak bilmiyorum ama görüşme olduğundan haberim vardı yani çünkü ilk görüşmeyi zaten işte görüşmesini istiyor diyor ben söylemiştim Osman Yıldırım sizinle görüşmek istiyor diye. Görüşür yani avukatımla Osman Yıldırım görüşmelerinde ilk önce söyleyen benim zaten abi görüşmende benim açımdan bir mahsur yoktur diye yani görüşmelerin içeriği konusunda işte çok fazla soru sormazdım. Abi ne konuştunuz? O ne dedi, şu ne dedi, bu ne dedi falan gibi böyle sorularım olmazdı.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Ama siz avukatsızın meraklanmadınız mı? Bu çok önemli bir mesele.”

Sanık Süleyman Esen:”Şimdi zaten bu görüşmelerin ayrıntıları değil de basından takip edebiliyorduk yani Osman Yıldırım’ın ifadesinden bahsediyorsunuz yanılmıyorsam da ifadeleri basından takip edebiliyorduk.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Fakat siz kendi avukatınızla olan ilişkinizi nasıl basından takip edersiniz? O zaman tamamen basit bir subje durumuna düşmüş olursunuz, oysa burada önemli olan sizin avukatınız ile ilişkiniz bakın bir yıl, bir ay 19 gün boyunca 8 görüşme yapıyor. Bu 8 görüşmeden de sizlerin anlaşıldığı söylediğiniz kadarıyla sadece bir görüşme için konuşsunuz diğer konuşmada da.”

Sanık Süleyman Esen:”Yani ilk görüşme için derken bazen mesela avukat Mehmet bey geliyordu senden sonra Osman Yıldırım ile de görüşeceğim diyordu. Osman Yıldırım’la da görüşüyordu benimle görüştükten sonra.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki.”

Sanık Süleyman Esen:”Bu cezaevi kayıtlarında belli yanı ne zaman benimle görüştüğü.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Ne görüştüğü konusunda bilginiz var mı? Ne görüşmüşler gittiler? Biliyor musunuz görüşme konusunu?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani Osman Yıldırım’la avukatım Mehmet Ener’in ilk görüşmesinde ne görüştüklerini net olarak bilemem yani tam görüşmek istiyor o da gitmiş görüşmüştür görüşmelerin ayrıntısını önceden biliyor falan değilim daha sonra ilk bana geliyordu Osman’la görüşeceğim diyordu. Mesela Osman Yıldırım faks çekmiş hatırladığım kadarıyla bir keresinde işte görüşmek istiyorum diye ondan önce bana gelmişti mesela senden sonra Osman’la da görüşeceğim diye gidip görüşüyordu.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Ben somut vakalardan bahsediyorum, yani görüştüğü konuları sizinle paylaşmadı mı?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani görüşmeleri.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Herhalde hukuki bir tartışma yapmıyorlar, felsefi bir tartışmada olmuyor. Tamamen dava konusu içerisinde geçen maddi vakaları konuşuyorlar. Size bu maddi vakalardan konusunda avukatınız bilgi paylaşımında bulundu mu?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani bilgi paylaşımında tabi ki bulunuyor.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Neler bulundu, neler dedi, neler görüştüğünü söyler misiniz?”

Sanık Süleyman Esen:”Ya avukatla müvekkili sayın Başkanım avukatla müvekkili arasında olan görüşmeler yani avukatlık kanunlarında da yazılıdır zaten.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Yok bilgi vermek istemiyorum diyebilirsiniz Süleyman bey.”

Sanık Süleyman Esen:”Hayır bu şey kural şimdi Sayın Başkanım.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Cevap vermek istemiyorum diyebilirsiniz.”

Sanık Süleyman Esen:”Hayır cevap vermek istemiyorum değil Sayın Kemal Kerinçsiz hukuktan kuraldan bahsediyor işte avukatın müvekkili ile görüşmesi müvekkilin icazetine bağlıdır diyor ondan sonra o kendisi saklayacak bir şeyim yok yani daha sonra işte görüştüklerini işte şu şu şu konularda görüştük diye bildiriyordu yani. Müvekkilini haberdar ediyordu.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”İçeriğini açıklamayacak mısınız?”

Sanık Süleyman Esen:”İçeriğini derken yani görüştüklerini bildiriyordu müvekkiline.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Nedir ama bunlar görüştüğünüz konular nedir hangi maddi olaylar maddi vakalar?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani Osman Yıldırım’ın ifadelerinden bahsediyordum.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”İşte söyleyin hangileri?”

Sanık Süleyman Esen:”Nasıl hangileri yani ifadesi neyse onun ifadesinden bahsediyordu.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Örnekler verin yani neler olmuş ne şekilde cereyan etmiş neler kabul edilmiş, neler kabul edilmemiş, nasıl ifade değişikliği?”

Sanık Süleyman Esen:”Kim kabul etmiş neyi kabul etmiş anlamadım.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Ben size örnekler veriyorum yani hangi maddi olaylar konuşuldu onları bir tek tek söyleyebilir misiniz?”

Sanık Süleyman Esen:”Ya şimdi Osman Yıldırım ile görüşüyor, Osman Yıldırım’la görüştükten sonra Osman Yıldırım’ın ifadeleri konusunda görüşüyor Osman Yıldırım işte şunları söylüyor bunları söylüyor diyor tabi ki bilgilendiriyordu. Bazen basından da takip edebiliyorduk bunları yani her seferinde de hemen bazen benimle görüştükten sonra Osman Yıldırım ile görüşüyordu ondan sonra gidiyordu tekrar benimle görüşmüyordu. Ama görüşmeleri konusunda benim bilgim ve onayım tabi ki vardır. Daha sonra işte bu sefer değil de bu sefer geldi mesela 1 ay sonra geldiğinde daha önce geldiğimizde şunları görüştük diye bilgide veriyordu.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Efendim ilk görüşme 06.02.2008 tarihinde bu görüşmeyi size bilgilendirdi mi? Yani Osman Yıldırım’ın ifade değişikliklerini bu görüşmede konuştukları basından anlaşılıyor size bu konuda bilgilendirme yaptı mı 06.02.2008 yani karar duruşmasından yaklaşık 7 gün kadar önce?

Sanık Süleyman Esen:”Karar duruşmasından 7 gün önce olan duruşmada karar Mehmet beyle karar duruşmasından önceki duruşmada görüşüp görüşmediğimizi yani o cezaevi görüşmelerinde Osman Yıldırım’la 06.02 tarihinde görüştü diye mi yazıyordu Sayın Başkanım sorabilir misiniz? Ondan sonra Mehmet Ener gelmiş mi benimle görüşmeye sorabilir miyiz efendim elimde kayıtlar yok o sebeple yani 06.02’de Osman Yıldırım’la görüşmüş ya efendim Osman Yıldırım’la görüştükten sonra 13’ten duruşmadan önce benim yanıma gelmiş mi?”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Onu biz size soruyoruz şimdi.”

Sanık Süleyman Esen:”Ya kayıtlarda vardır şimdi.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Süleyman bey bu sizin için hayati bir mesele neden çünkü Osman Yıldırım’ın beyanları doğrudan doğruya sizinle alakalı bombaların nereden temin edildiği konusu ifade değişikliğine uğruyor farkındaysanız değil mi efendim? Osman Yıldırım ifade değiştiriyor diyor ki bombalara şu şu şu kişiler verdi diyor bir takım maddi vakalar koyuyor ortaya. Bunlar doğrudan doğruya sizin o davada ki hukuki konumunuzu etkiliyor böyle bir önemli konunun 06.02’de görüşülüp veya 07.02’de görüşülüp arada bir haftalık bir süre var avukatınızın size aktarmaması nasıl bir durum taktir onu sizin taktirinize bırakıyorum. Önemli bir konu sizin hatırlamanız lazım bu meseleyi duruşmadan önce.”

Sanık Süleyman Esen:”Düşüneyim de hatırlamaya çalışayım. Ya hatırlayamadım net olarak ya görüşüp görüşmediğimi.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Bakın diyor ki avukatınız Osman Yıldırım cezaevinde görüşmede avukat Mehmet Ener’e el bombalarının Veli Küçük tarafından verildiğini toplantıda Muzaffer Tekin ve diğer bir takım kişiler sayılıyor bu kişilerin de olduğu söyleniyor. Öbür taraftan da siz Alparslan Arslan’a bomba temin etmek iddiası ile yargılanıyorsunuz. Bakın bu kadar önemli bir konuyu avukatın size aktarmaması mahkemede gündeme getirmemesi siz nasıl karşılıyorsunuz, nasıl yorumluyorsunuz bu meseleyi?”

Sanık Süleyman Esen:”Şimdi gündeme getirmemesi ya da aktarmaması şeklinde değil de zaten avukatım Mehmet Ener herhangi bir bilgisi olduğu zaman araştırılması gereken bir konu olduğu zaman savcılık makamına mahkemelere bir dilekçe ile sunuyordu yani o konuda bilgilendirmeme ya da haber olamaması şeklinde değil yani ama o görüşmeyi ondan sonra ilk önce bana mı geldi bildirdi falan diye şu anda net hatırlamıyorum diyorum ama Mehmet bey herhangi bir araştırması gereken bir husus olduğu zaman ya da bir beyan olduğu zaman bu konuyu mahkemelerin bilgisine taktirine sunuyordu. Ve gerekli yerlerde müvekkilini bilgilendirmesi gereken yerlerde de müvekkili bilgilendiriyordu.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Siz ifadenizde Star gazetesinden Şamil Tayyar’dan okudunuz takip ettiğinizi söylüyorsunuz. Doğru mu bu?”

Sanık Süleyman Esen:”Ya Şamil Tayyar ismi falan vermiyorum yani bir takım şeyleri gazetelerden basından takip ettiğimi söylüyorum yani.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Bu duruşmadan önce miydi bu?”

Sanık Süleyman Esen:”Efendim”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Duruşmadan önce mi okudunuz Şamil Tayyar’ın yazılarını veya basında ki yazıları bu konudaki?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani ben cezaevindeyken günlük 3, 4 tane gazete alıyordum hangisinden okudum hangisinden televizyon cezaevinde 32 tane kanal vardı bir kanaldan geçip hangisinde okudum nerden okudum bilgisayar diski değiliz nihayetinde hepsini hatırlayamam.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Bu kadar önemli bir konu açığa çıkıyor yani altısında avukatınız Osman Yıldırım ile görüşüyor bombaların güya falan falan kişilerden tarafından Ataşehir’de verildiği söyleniyor ona iddia ediliyor. Siz bu konuyu hatırlayamadınız avukatınızın sizinle görüşüp görüşmediği konusunda hatırlayamadınız ama avukatınız ve siz o gün celseye geldiniz 13 Şubat’ta sizin bir ihtimal olarak avukatınızla hiç görüşmediğinizi düşünelim. Avukatınız neden bunu duruşmada gündeme getirmedi sizin açınızdan da son derece önemli bir konu bu.”

Sanık Süleyman Esen:”Avukatımız gündeme getirmedi derken avukatım yanlış hatırlamıyorsam mahkemeye karar duruşmasından önce Osman Yıldırım’ın dinlenilmesi konusunda bir dilekçe sunmuştu yanlış hatırlamıyorsam. Osman Yıldırım’ın dinlenilmesi konusunda bir dilekçe sunmuştu yanlış hatırlamıyorsam bir dilekçesi vardı karar duruşmasından önce bir dilekçe vermişti mahkemeye savunma mahiyetinde.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Avukatınızın vermiş olduğu tevsi tahkikat talebi bu konuyla kesinlikle alakalı değil. 2 konu da tevsi tahkikat talebinde bulunuyor ama Şamil Tayyar’ın yazmış olduğu gibi veya Osman Yıldırım’ın ifadelerinde belirttiği gibi bombaların falan falan kişiler tarafından falan yerde verildiğinde ilişkin kesinlikle tek bir beyanı yok. Ne zabıtlarda ne dilekçelerde, sizi bunu nasıl izah edersiniz? Sizin için önemli bir savunma argümanı.”

Sanık Süleyman Esen:”Şimdi dediğim gibi karar duruşmasından önce avukatım Mehmet Ener dosyanın bir tevsi tahkikat talebinde bulundu. Aynı zamanda bir savunma dilekçesi de yazdı yazdığı dilekçeyi de mahkemede okudum.”

Mahkeme Başkanı :”Bu anlatılan konu var mıydı bombaların falancı tarafından alındığı verildiği öyle bir beyanların oluğu şekilde savunma var mıydı o beyanlarda?”

Sanık Süleyman Esen:”Şimdi efendim o dilekçeyi yazılan dilekçenin içeriğini net olarak hatırlamıyorum da.”

Mahkeme Başkanı :”Yoktu.”

Sanık Süleyman Esen:”Efendim.”

Mahkeme Başkanı :”Yoktu.”

Sanık Süleyman Esen:”Orda.”

Mahkeme Başkanı :”Tevsi tahkikat talepleri başka konulara giriyor.”

Sanık Süleyman Esen:”Tevzi tahkikat talepleri var.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”2 konu var değerli başkanım hatırlatayım onu isterseniz.”

Mahkeme Başkanı :”Var şayet.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Hatırlatayım mı Değerli Başkanım Muzaffer Tekin’in Süleyman olarak tanındığı konusu bu 1. konu diğeri de Mehmet Zekeriya Öztürk ile basında çıkan bir haberle ilgili onun akrabaları tarafından efendim temin edildiği konusunda bir takım haberler çıkmış. Bu haberle yani iki konu ile ilgili tevsi tahkikat talebinde bulunuyor ama bombaların efendim Ataşehir’de falan kişiler tarafından verildiğine dair hiçbir tevsi tahkikatı yok. Bu kadar önemli sizin için çünkü eğer böyle bir şey var ise siz doğrudan doğruya suçun sübutu bakımından beraatla karşı karşıya kalacaksınız, aklanacaksınız ama maalesef orda hüküm giyiyorsunuz avukatınız nasıl buna ses çıkamazlık eder?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani dediğim gibi avukatım kendi bilgisi dahilinde olan konuları bilgisine geçtiği zaman savcılık makamına mahkemeye dilekçeyle sunuyordu. Ve bu konuda gerektiği yerlerde de beni bilgilendiriyordu.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Ben size daha net soracağım bunu Süleyman bey Osman Yıldırım’ın avukatınız Mehmet Ener’e bombaların Ataşehir’de Muzaffer Tekin ve Veli Küçük tarafından Alparslan Arslan’a ve kendisine verildiğine ilişkin bir olayı duydunuz mu duruşma öncesinde avukatınızdan veya gazetelerden? Netleştirelim böyle bir duyumunuz oldu mu 13 Şubat’tan önce avukatınız bunu biliyor çünkü böyle bir konuşmayı yaptığını hem ifadesinde Sayın savcılara Ankara adliyesinde vermiş olduğu ifadede belirtiyor. Osman Yıldırım’ın anlattıkları şunlardır şunlardır diyor, bunların içerisinde az önce ifade ettiğim bomba verilme iddiası da var siz bu konuyu avukatınızdan veya gazetelerden 13 Şubat öncesi duydunuz mu?”

Sanık Süleyman Esen:”Duruşmaya çıkacağımız tam olarak hatırlamıyorum da duruşmaya çıkacağımız gün bir gazete manşet atmış galiba da gazetelerin manşetlerinden bahsediyordu nezaretteyken. Yani bizim gazete alma şansımız falan yok yalnız orada bir gazeteden bahsediliyordu hatta duruşmaya çıkmadan öncede bir kanalda bu sabah haberlerini okurken sabah haberlerinde geçiyordu bu. Osman Yıldırım’ın ifadesi mi yoksa daha tam hatırlamıyorum da yani dava konusu ile ilgili şok gelişme şeklinde bir haber vardı gazetelerde sabah haberlerindeydi herhalde cezaevindeyken sabah haberleri kısmında görmüştük onu evet sabah haberlerindeydi.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Neden bunu siz duruşmada dile getirmediniz?”

Sanık Süleyman Esen:”Neyi dile getirmedim?”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Bu duyduğunuz hadiseyi.”

Sanık Süleyman Esen:”Ya avukatım zaten tevsi tahkikat talebinde bulundu.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Ama yok bu konu yok tevsi tahkikat içerisinde bakın iki netleştirdim size bakın belgelere de iki konuda tevsi tahkikat var ama bombaların verilmesi konusunda tevsi tahkikat kesinlikle yok yani bunu kesin olarak söylüyorum.”

Sanık Süleyman Esen:”Şimdi o gazetede de ki haberi.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Bakın Şamil Tayyar’a gidiyor anlatıyor avukatınız Şamil Tayyar’a anlatıyor. Şamil Tayyar köşesinde yazıyor avukatınızın ifadesi bu şamil Tayyar’a gittim diyor gazeteye birinin vasıtası ile olayları anlattım diyor. Arkasından bir tanıdığım başsavcı vekiline gittim diyor ona da bu konuları anlattım başsavcı vekili de dilekçe ile yazın mahkemeye veriniz diye bana ifade kullandı diyor yani avukatınız bir yerlere gidiyor geliyor ama sizin bundan haberiniz yok mu? Maalesef duruşmada da bunu aktarmıyor duruşmada da söylemiyor duruşmanın akıbetini değiştirecek bir konu sizin haberiniz yok avukatınız bunu dile getirmiyor. Siz tuhaf karşılamıyor musun bütün bu olanları?”

Sanık Süleyman Esen:”Şimdi haberiniz yok, şimdi haberiniz yok derken söylediğim gibi Osman Yıldırım’la görüştükten sonra avukat Mehmet Ener’in gelip benimle görüşüp görüşmediğini şu anda net olarak hatırlamıyorum dedim.”

Mahkeme Başkanı :”Yani bombaların, bombaların başka birisinden alındığını başka birisinden verildiğini sen karar aşamasına kadar bilmiyor musun?”

Sanık Süleyman Esen:”Efendim o gün sabahleyin karar duruşmasına çıkarken işte bir gazetede bir manşet atılmıştı yanlış hatırlamıyorsam.”

Mahkeme Başkanı :”Karar duruşmasına çıkana kadar avukatın sana bu konuda hiçbir beyanda bulunmadı mı?”

Sanık Süleyman Esen:”Hatırlamıyorum efendim ya.”

Mahkeme Başkanı :”Nasıl hatırlamazsın ya senin hakkında bombaları senden aldım diyor adam öbürüde diyor ben başkasından aldım diyor yani başkasında bombalar tamamen el değişiyor senden çıkıyor bombalar nasıl hatırlamazsın yani senin suçlandığın ana konu o insan nasıl hatırlamaz avukatsınız. Hatırlanmayacak bir konu mu bu? Avukat niçin bunu söylemez size niye söylemiyor size eğer Osman Yıldırım ile konuşmuşsa böyle bu mevzuları konuşmuşsalar sana niye bir suçlanan sensin, yargılanan sensin, ceza alacak olan sensin. Sana bunları nasıl aksettirmez?”

Sanık Süleyman Esen:”Görüştük mü görüşmedik mi tam hatırlamıyorum da efendim.”

Mahkeme Başkanı :”Sende yaptığın savunmada son savunmada ısrarla bu bombaları ben teslim etmedim diyorsun yani başkasına karşı bu bombalar başkasından alındı şöyle yapıldı böyle yapıldı diye bir savunmada da bulunmuyorsun. Değil mi?”

Sanık Süleyman Esen:”Evet efendim benim Ankara 11. ağır ceza mahkemesinde ki savunmamada daha önce ki savunmalarım doğrultusunda savunma yaptım evet avukatımın mahkemeye sunduğu dilekçelere de katılmıştım tevsi tahkikat talebi.”

Mahkeme Başkanı:”Ama bu savunmadan önce ortaya çıkan bu gelişmeler var, görüşmeler var, anlatımlar var avukatınıza yapılan beyanlar var öyle aksediyor ifadeleri avukatınız anlatımlarında.”

Sanık Süleyman Esen:”Evet efendim ama.”

Mahkeme Başkanı:”Avukatınız her şeyi söylediği gibi herkese anlatıyor konuşuyor bir tek asıl anlatması gereken kişiye hiçbir şey söylemiyor niçin?”

Sanık Süleyman Esen:”Hayır efendim Osman Yıldırım’la görüştükten sonra duruşma öncesinde benimle görüşüp görüşmediğini hatırlamıyorum yani.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Efendim Şamil Tayyar’ın.”

Mahkeme Başkanı:”İçeriğini hatırlıyor musun? Ne için görüştü Osman Yıldırım ile? Niçin yani bu ele gözüne hevesli değil yani kimse kimsenin çağırıyor onu önemli müvekkilinizle ilgilidir onunla ilgilidir önemlidir onun için menfaatinedir şeklinde bir konuşma geçti söyledim demin biraz evvel.””

Sanık Süleyman Esen:”Evet efendim Osman Yıldırım.”

Mahkeme Başkanı:”Hı söyle bu yani senin lehine olan bir gelişme var anlatılan anlatılacaklarda.”

Sanık Süleyman Esen:”Evet efendim sonra Osman Yıldırım söylüyordu zaten avukatınla görüşmek istiyorum demişti senin için iyi olur demişti daha önceki zamanlarda da.”

Mahkeme Başkanı:”İyi ama sen ceza alıyorsun iyi olmuyor demek ki yani bak sen ceza alana kadar iyi olmamış o kadar görüşmeden haberin bile olmamış. Ki bunu orda mahkemede anlatmamışsın.”

Sanık Süleyman Esen:”Şimdi efendim anlatılmamış derken orda ki savunmalarım belli zaten 11. ağır ceza mahkemesinde ki savunmaların daha önceki savunmalarım doğrultusunda. Avukatımda tevsi tahkikat talebinde bulundu ama o duruşma esnasında.”

Mahkeme Başkanı:”Süleyman Esen avukatının anlatımları da ortada senin anlatımlarında ortada, tevsi tahkikat talepleri araştırmasını istediği talepler bu konu ile ilgili değil.”

Sanık Süleyman Esen:”Evet efendim.”

Mahkeme Başkanı:”Bu anlatımlarla ilgili bombaların alım satımı ile ilgili değil tevsi tahkikat talepleri onunla ilgisi yok ama o beyanları başkalarına anlatmış, başka yere de müracaat etmiş sana bilgi vermemiş sende bunu savunmanda kullanmamışsın nasıl oluyor bu olay? Sen avukatsın.”

Sanık Süleyman Esen:”Evet efendim.”

Mahkeme Başkanı:”Bunların nasıl geliştiğini nasıl olacağını bilmek durumundasın. Seninde savunduğun insanlar var. Sen böyle mi savunursun insanları?”

Sanık Süleyman Esen:”Benim ceza davaları konusunda fazla bilgim yoktur efendim de genelde ticarete çek senet davalarına bakıyorum.”

Mahkeme Başkanı:”Yani savunmaya kadar bu olay haberin yok öyle mi? Mahkemede ki son savunmana kadar bu işlerden haberin yok bu anlatılanlardan haberin yok. Sadece bir o gün bir gazete kupüründen bahsediyorsun o gazete kupürünü de olaya şey getirmedi açıklamada konusunu da yapmadın yani.”

Sanık Süleyman Esen:”Yok mahkemede o gazete kupüründen bahsetmedim yani televizyonda görmüştüm çünkü de.”

Mahkeme Başkanı:”Bir şeyden bahsetmedin ki hep zaten eski ifadelerini zaten tekrar ettin durdun. Başka bir şey demedin.”

Sanık Süleyman Esen:”yani efendim gazetelerde bir sürü haber çıkıyor yani çıkan haberlerin hepsini cezaevi şartlarında kim söylemiştir, nerden söylemiştir, ne söylemiştir olayı incelemek mahkemeye sunmak imkanı olmuyor.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Ama avukatınızı siz gönderdiniz Osman Yıldırım’a.”

Sanık Süleyman Esen:”Evet.”

Mahkeme Başkanı:”Yani iste gönderilen avukatını gönderdin bir menfaat umuyorsun demek ki. Bir şeyler bekliyorsun yani senin lehine bir şeyler belki ortaya çıkacak onu bekliyorsun veya olay başka şekilde aydınlanacak onu bekliyorsun değil mi onun için avukatını gönderdin oraya bu avukat onun avukatı değil senin avukatın ”

Sanık Süleyman Esen:”Evet efendim.”

Mahkeme Başkanı:”Ha ondan sonra yani ne oldu gittin konuştun görüştün nedir artılarımızın eksilerimiz nedir sormadınız mı? Olur, mu ya bu nasıldır bu nasıl oluyor bu?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani bu avukata güvenle alakalı bir şeyle herhalde efendim yani.”

Mahkeme Başkanı:”Efendim avukata güvenebilirsiniz ayrı güvensizlik değil bu ama size de bilgi vermek durumunda avukatlar bak güven diyorsunuz ne konuştuğunu bilmiyorsunuz. Yargılanan sizsiniz sonuçta da o mahkeme size ceza verdi değil mi bu en önce bunları bilmesi gereken kişi siz değil misiniz?”

Sanık Süleyman Esen:”Efendim bu Osman Yıldırım ile görüştükten sonra duruşmadan önce benimle görüşüp görüşmediğini net olarak hatırlamıyorum işte.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki siz avukatınıza Osman Yıldırım’la görüşme konusunda bir defa mı söylediniz yoksa ısrarcı davrandınız mı birkaç sefer söylediniz mi gidin mutlaka görüşün diye?”

Sanık Süleyman Esen:”Mehmet bey benimle görüşmeye gelmişti.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Benim sorum bakın 1 defa mı söylediniz aksi halde ısrarcı davrandınız mı birkaç defa mı net?”

Sanık Süleyman Esen:”Şimdi Mehmet bey benimle görüşmeye gelmişti benimle görüşmesi esnasında Osman Yıldırım’ın görüşmek istediğini söyledim daha sonra ve bu görüşmesinin Osman Yıldırım’ın söylediği gibi benim için iyi olacağını söyledi dedim o da görüştü.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Bir defa mı?”

Sanık Süleyman Esen:”Şimdi o karar duruşmasından önce bir defa herhalde.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki şimdi okuyorum şeyin Mehmet Ener’in Ankara’da vermiş olduğu ifade tutanağından bir paragraf okuyorum size, Süleyman Esen’in müdafii olarak duruşmalara katılmaktayım 30.01.2008 tarihli duruşmadan önce cezaevi görüşmesinde müvekkilim bana aynı dosyada tutuklu sanık Osman Yıldırım’ın benimle görüşmek istediğini birkaç sefer söyledi. Bende ne yapacağını sordum. Bana açıklamada bulanacağını bu açıklamalar nelerdir açıklamada bulanacağını? Avukatınıza bazı açıklamalarda bulunacağını söylemişsiniz siz bir avukatsınız Osman Yıldırım’ın ne gibi açıklamalarda bulunacağını bilmeden avukatınızı gönderme şansınız da son derece zayıf nedir bu açıklamalar?”

Sanık Süleyman Esen:”Şimdi efendim Osman Yıldırım benimle görüştüğü zaman avukatınla görüşmek istiyorum senin için iyi olur dedi. Demek ki dedim ben Osman Yıldırım’ı bir şeyler söyleyecek ya da işte bildiği bir şey var net olarak bilmediğim için yani Osman Yıldırım’la ben bu konuda görüşmüş birisi değilim demek ki senin için iyi olur dediğine göre avukatımla görüşmesinde demek ki mahsur yok dedim. Mehmet beye de bulu ilettim Mehmet beyde kendisiyle gitmiş görüşmüş.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Açıklamaların içeriğini bilmiyor musunuz?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani Osman Yıldırım görüşmek istediği zaman işte ben senin avukatına şunları şunları söyleyeceğim, bunları bunları söyleyeceğim diye herhangi bir şey söylemedi.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki devam ediyorum açıklamada bulunacağını ve bazı şeyleri anlatacağını söyleyince bende bunları mahkemeye ve savcılara anlatmasını söyledim. Yani size avukatınız bu tür açıklamaların Osman Yıldırım tarafından yapılacağı konusunda sizin mahkemeye bilgi vermenizi istemiş istedi mi böyle bir şey?”

Sanık Süleyman Esen:”Mahkemeyi bilgilendirme konusunda.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Yani avukatınız temkinli davranıyor bu konuda mademki açıklamalar yapacak mahkemeye söyle açıklamayı yapsın mahkemeye söyle mahkemeden talepte bulun diyor size.”

Sanık Süleyman Esen:”Mahkemeden talepte bulun evet efendim devamı.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Böyle bir talepte bulundu mu avukatınız sizden?”



Sanık Süleyman Esen:”Yani efendim ben savunmalarımı olaylarla herhangi bir ilgim olmadığı için net olarak yapıyorum ve her savunmamda da olaylarda herhangi bir ilgimin olmadığını her zaman söylüyorum. Şimdi bin insanın bilgisi dahilinde olan bir konuda çıkıp bir bildiği varsa, bir gördüğü varsa, bir duyduğu varsa çıkıp kendisinin konuşması lazım diye düşündüğüm için ben kimse yani mahkemede her hangi bir o konuda direk olarak talepte bulunmadım. Yani görüş olarak ben Osman Yıldırım’ın ifadesi ile ilgili değil gelen olarak yani Sayın Başkanın sorduğu zaman işte gazetedeki haberde haber çıkmış diye çünkü cezaevi şartlarında gazetelerde, televizyonlarda çok şey yazılıp çiziliyordu. Ve bu yazılanlardan hepsini benim direkt olarak mahkemeye aktarmam yada işte şöyle bir olay var işte şu da dinlensin yani işte bu da dinlensin bu da mahkeme tarafından araştırılsın falan kişiler falan beyanda bulunuyor gibi talepleri benim yapmama mümkün olmuyordu cezaevi şartlarında bunu genelde avukatım aracılığı ile yapıyordum. Ama avukatım her zaman ona şunu söylüyorum herhangi bir bildiğin cezaevinde olsun işte ring aracı ile gider gelirken olsun, herhangi bir bildiğim bir şey olursa duyduğum bir şey olursa bunu mahkeme heyetine bildirdiği her zaman söylüyordu yani.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Ama avukatınız bu konuyu size havale etmiş siz yapmamışsınız. Devam ediyorum birkaç defa söyledikten sonra yine avukatınız diyor ki 30.01.2008 tarihli duruşmadan çıkarken de tekrar aynı talebi bana iletti, bir defa daha iletiyorsunuz. Osman Yıldırım’la görüşme konusunu, 06.02.2008 tarihinde cezaevine müvekkilim ile görüşmek üzere gittiğimde Osman Yıldırım’ın da ismini görüşeceğim tutuklular arasına yazdım. Müvekkilim Süleyman Esen ile 15-20 dakika görüştüm ve Süleyman’a Osman Yıldırım’ın benimle ısrarla niye görüşmek istediğini sordum ortada bir ısrar var o ısrarında ana aktif konumunda bulanan sizsiniz. Siz çünkü ısrarla söylüyorsunuz avukatınıza git görüş diye. Bende bilmiyorum deyince 15, 20 dakikada onunla görüşeyim sonra seninle görüşürüz dedim Süleyman Esen’i görüşme odasından aldılar 5 dakika kadar sonra Osman Yıldırım’ı gardiyanlar getirdi bu arada gardiyanlara bir gardiyanın görüşme odasının kapısının dışında bölmede bulunmasını istedim. Osman Yıldırım geldi kendisiyle 15-20 dakika kadar görüşebileceğimi söyledim o da inşallah biter dedi kendisi ile görüşmem saat 16:55’e kadar sürdü. Kendisi ilk önce 27.04.2006 tarihinde Ataşehir’de bir toplantı olduğunu bu toplantıda Veli Küçük’ün el bombalarını Alparslan Arslan’a verdiğini toplantı da Muzaffer Tekin ve birkaç şahıs daha bulunduğunu söyleyince ben kendisine bana bombalar ile ilgili isim söyleme bu konuda mahkemeye beyanda bulun ve ifadeni ver dedim. Bu iş bu kadar değil daha önce Malkara’ya biz bir fabrikayı ele geçirdik burayı ele geçirmemizde bize emri veren Çevik Bir, Hayri Kozakçıoğlu, Hasan Özdemir diye olayları baştan sonra kadar sıralanıyor. ATV olayını süzer Holding olayını anlatıyor bütün bu Kent bankta dahil olmak üzere ve tüm bu olaylardan sizlerin haberiniz yok. Siz sadece televizyondan duyuyorsunuz ve avukatınızda bu bomba verilme alınma meselesini doğrudan sizin suç (bir kelime anlaşılamadı) ile alakalı olmasına rağmen gündeme getirmiyor ve aleyhinize karar çıkıyor. Ama bu arada da Şamil Tayyar’a gidiyor Şamil Tayyar’a bir haber yaptırıyor. Bakın Şamil Tayyar’ın da bir paragrafı okuyorum ifadenizi yüksek müsaadenizle Değerli Başkanım. 6 Şubat Şamil Tayyar’ın ifadesi 6 Şubat 2008 günü Sincan F Tipi Kapalı Cezaevinde saat 15’de başlayıp 16:55’de biten bir görüşmeyi yazdım o görüşme Danıştay sanığı Osman Yıldırım ile aynı davanın sanıklarından Süleyman Esen’in avukatı Mehmet Yıldırım yazılmış Mehmet Ener olacak arasında gerçekleşmiştir. Görüşmeden sonra avukat Mehmet Ener gazeteye gelerek görüşmeye ilişkin bilgileri aktardı. Yanımızda da polis adliye muhabirimiz Zafer Kütük vardı görüşmede Osman Yıldırım Mehmet Ener’e bildiğim çok şey var konuşmak istiyorum ancak beni engelliyorlar mesela Cumhuriyet gazetesine bomba atılmadan önce 27 Nisan 2006 tarihinde İstanbul Ataşehir’de bir evde gizli bir toplantı yapıldı o toplantı da Veli Küçük ve Muzaffer Tekin’de vardı. Cumhuriyet gazetesinin bombalanması kararı o evde verildi diye devam ediyor bende bu toplantıya katıldım şeklinde. Bu kadar net bir hadise acaba şöyle düşünüyorum söz konusu tevsi tahkikatlar yoluna gidilmedi de bu konu Yargıtay’ın özellikle bağlantı ve birleşme konusunda ki hassasiyeti çok iyi bilindiğinden bunlar haber konusu yaptırılıp da Yargıtay’ın bozma yolu mu denendi diye düşünüyorum. Böyle bir organizasyon akla geliyor tabi bunu artık buradan bilemeyiz gayri hukuki bir konu. Bu konuda söyleyeceğiniz bir şey var mı efendim başkaca Süleyman Bey?”

Sanık Süleyman Esen:”Sizin sorunuz var mı?”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki, 116. celsenin 15 sayfasında Alparslan Arslan ile Savcı Nihat Taşkın arasında sorulu cevaplı söyle bir diyalog geçmiş, onu da dikkatlice dinlerseniz. Savcı bey, bombaları nereden almıştınız? Alparslan Arslan, ben evde almıştım. Savcı, kendi Kadıköy’deki evinizde mi? Alparslan hayır hayır Üsküdar’da ki. Savcı, Üsküdar’daki evinizden aldınız. Alparslan, evet, evet, evet. Savcı, yani size evde mi getirildi bombalar? Alparslan, evet Süleyman Esen. Savcı, Nedir? Alparslan, Süleyman Esen getirdi. Savcı Süleyman Esen Üsküdar’daki evinizde getirdi verdi öyle mi? Alparslan, evet. Savcı, Süleyman Esen bombaları nereden buluyor ne bağlantısı var? Alparslan, bilmiyorum. Savcı, siz onda bomba bulunabileceğini nerden çıkarttınız? Alparslan, ya Süleyman şimdi teferruata girmenin bir anlamı yok yani tanığımız insanlar vardır ya emniyetçi ya da asker. Sayın Başkanımız devreye giriyor Alparslan teferruata girmek durumundayız, teferruata gireceğiz ki olayı net olarak çıkaralım ortaya onun için teferruatlı cevap ver. Alparslan, devlet görevlileri olması lazım ki akraba veya çevre taallukatından anlatabiliyor muyum? Tanıdıklarından yani akraba kısmından veya tanıdıklarından devlet aygıtında çalışan insanlar olması lazım ki o bombalara ulaşılabilsin. Savcı, evet. Alparslan, bunlar ya emniyetçidir ya da askerlerdir başka aklıma gelen koruculardır, PKK’lıları bilmiyorum benim tanıdığım PKK’lılar yani varda böyle bir tip PKK’lılar yok öyle irtibatımda yok yani. Savcı, yani Süleyman Esen bunlarla mı irtibatlıydı? Alparslan bu tip devlet aygıtında çalışan insanlarla ya akrabalığı ya hısımlığı, sohbeti ortamı olan insanlardan biri anlatabiliyor muyum? Savcı, yani yanlış anlamadıysam söyle diyorsunuz Süleyman Esen’in asker, polis, korucu tanıdıklarını olduğunu biliyorsunuz. Alparslan, en azından bombalara ulaşabileceği kişilerden biri. Savcı, evet kim var, nesi var, yakınımı var? Alparslan, bilmiyorum yani şimdi söylemenin bir anlamı yok bence sadece sordum ulaşılabilir bulabilir miyiz baktı bakarım dedi, bir hafta içinde veya 3-5 gün içinde bombaları getirdi. Bende tamam dedim sonrada hiçbir şeyimiz olmadı. Alparslan Arslan’ın bu beyanlarına ne diyorsunuz efendim? ”

Sanık Süleyman Esen:”Sayın Başkanım bu soru soruldu daha öncede cevabını vermiştim ben Alparslan Arslan’a bomba vermedim ben Alparslan Arslan’a bomba satmadım. Babam polistir bir tane eniştem astsubaydır işte sülalemizde bir tanede trafik polisi vardır onun dışında herhangi bir rütbeli kimse yoktur herhangi bir askeri makamlar işte polis makamı ile ya da MİT’çi makamı ile ilgim alakam, bir tanışıklığım işim yoktur. Ben avukatım avukatlık tutuklanmadan önce avukatlık mesleğini icra ediyordum. Avukatlık mesleğine de devam edeceğim, ben hayatımı avukatlığımla kazanırım bir insanla işte bir ticaret sahibi insanla onun dışında herhangi bir ilişkimde yani arkadaşlığımızın dışında olan ilişkimde avukatlık boyutunda. Kimseyle bir ilişkim yoktur efendim.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki Süleyman bey Alparslan bombaları Süleyman Esen Üsküdar’daki evimde bana getirdi diyor siz Üsküdar’da ki evi biliyor musunuz?”

Sanık Süleyman Esen:”Efendim az önce siz kendinizde söylediniz arkadaşınızmış 8, 10 saat.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Yok biliyor musunuz bilmiyor musunuz onu söyleyin yeterli?”

Sanık Süleyman Esen:”Evine gittim.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Bu eve hangi sıklıkla gidersiniz?”

Sanık Süleyman Esen:”Efendim.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Hangi sıklıkla gidersiniz? Sık sık gider misiniz? Haftada bir mi veya 3 mü 4 mü?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani ne zaman gederdim kendisi çağırırdı beni genelde yani mesela işte haftada 1 gün bazen işte 2 gün çağırdığı zaman bazen işte ayda bir kere ben zamanlarımı bazen ayda bir kere bazen işte haftada 1-2 kere zamanları net olarak şu giderdim işte ayda şu kadar gün giderdim diye bir şeş söyleyemem ama giderdim yani.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Gece kaldığınız günler olur muydu?”

Sanık Süleyman Esen:”Gece genelde kalmazdım gece genelde evime giderdim kendisinin arabası vardı zaten evime gitmek istediğim zaman kendisi araba ile bırakıyordu.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”8-0 saat oyun oynadığınızı söylüyorsunuz avukatsınız akşam buluşsanız sabaha kadar orda kalmak durumuyla karşı karşıya kalacaksınız.”

Sanık Süleyman Esen:”Ya bazen mesela sabah işte 5’te mesela 3’de, 4’de onlar yatıyorlardı daha sonra ben mesela Cuma günü uyumuyordum ondan sonra 5’te çıkıyordum mesela Üsküdar’dan yürüye yürüye evime gidiyordum. Bazen kendisi bırakıyordu Üsküdar Ümraniye dolmuşları zaten 6, 6:30’da çalışmaya başlıyor yani ulaşım sorunu yoktu ki. Yürüyerek de gidilir yani ordan ben yürümüşümdür de Üsküdar’dan eve doğru, yarım saat 45 dakikada da gidiliyordu ben yürümeyi de seviyorum yani.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Bu eve kimler gelirdi başka?”

Sanık Süleyman Esen:”Kendi ev arkadaşları vardı.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Kim isimleri?”

Sanık Süleyman Esen:”Teoman vardı bir dönem sonra Orhan diye bir arkadaş vardı avukat olan Fethullah vardı dana önce kaldığı Fikri diye bir arkadaş vardı o da avukat olan. Bir ara Zekeriya ile ev arkadaşlığı yapmışlar Zekeriya’yla mı Zekeriya ile kaldı mı? Zekeriya ile yapmış olabilir ev arkadaşlığı olarak tam net bilmiyorum yalnız çünkü Zekeriya’yla daha sonra görüşmediler 2-3 sene, kendi Burhan vardı bazen gelirdi Burhan her zaman değil bazen gelir. İşte Recep tanışmış diğer arkadaşları ile onlar gelirdi benim dışımda şimdi biz kendi dönemin dışında ki insan mesela 98 yılında mezun olmuştum ben 94 yılında girmiştim işte mesela Orhangilin, işte Recepgilin kendi dönem arkadaşlarını var. Onlardan gelenler gidenler de oluyordu da kim gelir kim gider hepsini tanıyamıyorum yani. Kendi dönem arkadaşlarımdan mesela şehir okulu bitirip de şehir dışında olan bazen İstanbul’a gelen mesela Samsun’lu olan Alperen bir arkadaşımız vardı bazen gelirdi işte Aydın’da olan bir arkadaş vardı mesela 3 senede 1 kere bazen gelirdi. O evde kalanların kendi oku arkadaşları gelirdi yani hepsini görmezdim de bir iki kere gittiğimde görmüştüm yani.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Ne zamandan beri geliyorsunuz bu eve?”

Sanık Süleyman Esen:”Hangi eve?”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Bu Alparslan’ın kaldığı eve?”

Sanık Süleyman Esen:”Kiraladıktan sonra gidiyordum evine.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Yıl, hangi yılda?”

Sanık Süleyman Esen:”Herhalde 2006’dan bir iki sene öncedir ya da üç sene öncedir.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Mayıs’ın başında da gittiniz mi bu eve Mayıs ayında?”

Sanık Süleyman Esen:”Alparslan’ın evine ben gidiyordum yani dediğim gibi bazen haftada 1 kere, 2 kere bazen ayda 1 kere giderdim yani işte hangi tarihte gittim bunların çetelesini tutmadım.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Siz sabah ki beyanda bulunurken Alparslan Arslan ordan itirazda bulundu evde neler yapıldığı konusunda namazları da kılıyorduk diye. Bu evde dini sohbetler toplu namazlar kılınır mıydı?”

Sanık Süleyman Esen:”Yok ya evde kalan arkadaşları kendi arkadaşları Teoman kendi söylüyor içki içtiğini bazen içerdi Orhan’ın içki içip içmediğini bilmiyorum kendisi namaz kendisi dediğim gibi namaz bazen evde bir iki kere kaldığını gördüm herhalde ama Cuma’ya gidiyordu bazen kalkarsa o da yataktan ondan sonra.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Dini sohbetler yapar mıydınız?”

Sanık Süleyman Esen:”Ya yok ya ne dini sohbeti.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Savcı Nihat taşkın’ın 116. nolu celsenin sayfa 15’te sorduğu soru üzerine Alparslan Arslan bombaları Üsküdar’da ki evde sizden teslim aldıktan yarım saat 1 saat sonra Osman Yıldırım’a teslim ettiğini söylemiştir. Osman Yıldırım’da yine Sayın savcı Pekgüzel’in sorusu üzerine bombaları attığından bir gün önce yani 4 Mayıs’ta aldığını belirtmiştir. Sizin Alparslan Arslan ile 3 Mayıs tarihinde Üsküdar Toyg Hamza muhtemelen bahsedilen evin bağlı olduğu baz istasyonu olsa gerek burda tereddütlüyüm yalnız Üsküdar Toyg Hamza diyor 19:01’de, 19:35’te, 19:36’da, 19:56’da, 23:58’de olmak üzere 5 görüşmeniz gözüküyor, 3 Mayıs’ta. 4 mayıs tarihinde de Üsküdar Toyg Hamza baz istasyonu yine evinin bağlı olduğu baz istasyonu olma ihtimali yüksek bu istasyondan 09:38’de Bahariye’den de 16:51 ve yine 16:51’de olmak üzere 3 görüşmeniz mevcut. 3 ve 4 Mayıs tarihlerinde. Alparslan Arslan’ın 05326713439 nolu telefonundan Osman Yıldırım’la 3 Mayıs’ta 3 görüşmesi 4 Mayıs’ta da 6 görüşmesi mevcut. Osman Yıldırım’ın 05384567268 nolu telefonundan Alparslan ile 3 Mayıs’ta 6 görüşmesi 05337438843 nolu telefonundan 4 Mayıs’ta da 3 görüşmesi mevcut. 4 Mayıs’ta sizin Osman Yıldırım ile Kayış dağı Balaban baz istasyonundan 17:50’de yapılan bir görüşmeniz gözüküyor. Bunu kabul etmediniz. Bu görüşmeden 59 dakika önce Alparslan’la Bahariye baz istasyonundan görüşüyorsunuz. Alparslan Osman ile bu görüşmeden 40 dakika sonra da Üsküdar’da ki baz istasyonundan görüşüyor. Alparslan Arslan’ın bombaları sizden aldığı iddiası tarih itibariyle Osman Yıldırım’ın beyanları ile tam bir uyum içerisinde olduğu gibi Alparslan’ın Osman Yıldırım ve sizinle yaptığı telefon görüşmeleri sizin Osman Yıldırım’la yaptığınız görüşmeleri hem tarih hem de baz istasyonları itibariyle yine tam bir uyum içerisinde olduğu söylenebilir. Alparslan Arslan ile 3 ve 4 Mayıs’ta ki yoğun sayılabilecek telefon trafiğinin gerçek sebebini bize söyleyebilir misiniz?”

Sanık Süleyman Esen:”Daha öncede söylemiştim Alparslan Arslan’la arkadaşım olması dolayısıyla görüşmelerimiz olurdu. Alparslan Arslan beni arardı ben Alparslan Arslan’ı arardım. Günde 3 kerede arardı 4 kerede arar 5 kerede arar, 6 kerede arar. Bu konuşmalarımızın içeriği tamamen arkadaşlık ilişkimize dayanır.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”İçerik itibari ile neler konuşuyorsunuz günde 7 tane 6 tane görüşme?”

Sanık Süleyman Esen:”Ya akşamleyin evine çağırmıştır evine çağırırken der ki işte tatlı da al gel ya da işte yemek yapacağız işte tuzunu da al gel. Ya da ne bileyim işte birisi ile çıkmıştır onu da al gel. Bazen aklına geldikçe bazen arıyordu yani.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki 3-4 Mayıs’ta Alparslan Arslan’ın evine gittiniz mi? Baz istasyonlarından takip edilebilir.”

Sanık Süleyman Esen:”Dediğim gibi Alparslan Arslan’ın evine gittiğim zamanın çetelerini tutmadım ama Alparslan Arslan’ın evine gidiyordum. Alparslan Arslan’la telefonla da görüşüyorduk.”

Mahkeme Başkanı :”Yoruldunuz mu? Yoruldunuz mu?”

Sanık Süleyman Esen:”Yok efendim.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Osman Yıldırım’la 4 Mayıs’taki yapmış olduğunuz görüşmeyi nasıl açıklarsınız?”

Sanık Süleyman Esen:”Ben Osman Yıldırım’ı tanıyorum Osman Yıldırım’la hiçbir ilişikliğim, arkadaşlığım, tanışıklığım yoktur. Osman Yıldırım’la olan münasebetim mi diyeyim yani aynı dosyada yargılanıyorduk. 1. duruşmada işte yan yana oturttular bizi o şekilde tanıştık onun öncesinde ben Osman Yıldırım’ı tanımıyorum. Daha önce de söyledim yani yani Osman Yıldırım’la telefonla görüşmedim. Alparslan Arslan görüşmüştür dedim. Zaman zaman benim cep telefonum alıyordu, arıyordu yani bir tek Alparslan değil benim büroya gelen birisi de arıyordu. Yani müvekkillerden yada işte alacaklılardan, borçlulardan normal telefondan da arıyorlardı. Ama ben aramadım Alparslan Arslan aramıştır dedim. Zaman zaman benim telefonumu kullanıyordu kendi kullandığı 671’li hat dışında yanılmıyorsam bazen sim kart değiştiriyordu. Bir iki tane daha hattı vardı ama telefon numaraları bana vermedi yani bu numaralardan beri ara diye. Ben aradım zaman 671’li numaradan arıyordum. Böyle Osman Yıldırım’ı tanımam bir telefon görüşmemde yoktur.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Ancak az önce de ifade ettim baz istasyonları kayıtları incelendiğinde üçünüzün de Anadolu yakasında 3 ayrı yerde olduğunuz yine Sayın savcı Pekgüzel’in de söylediği gibi aynı dakikalarda dahi telefonların çakıştığı gözüküyor o yüzden bu beyanlarınızı nasıl daha samimi ve inandırıcı kılabiliriz? Çok net somut vakalar var çünkü saat itibariyle dakika itibariyle baz istasyonları var sizin telefonunuz fatura hatlı.”

Sanık Süleyman Esen:”Ben burda samimi olarak ifade veriyorum gayri samimi olarak ifade vermiyorum onu öncelikle belirteyim ancak dediğim gibi yani ben Osman Yıldırım’ı tanımıyorum tanımadığım bir insanı telefonda nasıl arayayım ben? Osman Yıldırım’ı kim tanıyor Osman Yıldırım’ı Alparslan Arslan tanıyor. Alparslan Arslan’a diyorum benim telefonumu arıyordu şarjı bitti diyordu işte ya da işte bozuk diyordu alıyordu telefonunu arıyordu diyorum ki Alparslan Arslan aramıştır. O az önce söylediğiniz konuda teknik bir konu işte hangi mesafeden hangi mesafeye kaç saniye de gider kaç dakikada girilir? Yani Türkiye (bir iki kelime anlaşılmadı)” ”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Yok aynı dakika içerisinde olan baz istasyonları var.”

Sanık Süleyman Esen:”Sözümü kesmeyin lütfen efendim lütfen bitireyim ben bi, ben sizin sözünüzü hiç kesmedim. Yani bir mesafeden bir mesafeye kaç dakikada gidilir baz istasyonu kaç kilometre etrafındaki sinyalleri alır ya da aldığı sinyallerin doğruluk derecesi nedir? Bu konuda sizin söylediğiniz gibi net bir bilgi olduğunu zannetmiyorum. Ama ben kendi samimi olarak burda bildiklerimi size anlatıyorum.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Süleyman bey savcı Pekgüzel net olarak aynı dakika içerisinde sizlerin görüşmelerinizi söyledi aynı dakika içerisinde. Yani farklı noktalarda aynı yerde olmanız mümkün değil bir dakika içerisinde hatta dedi saniyeleri de hesabını katarak. Yani burada bize öyle bir olay söylemelisiniz ki gerçekten bizde inanabilmeliyiz. Kesinlikle sizleri suçlama gibi bir kastımız yok bakın yüzlerce insan burda masum yere yatıyor bu bakımdan söylediklerinizin her sözcüğü önem taşıyor. Burda gerçeği mutlak ve mutlak gerçeği söylemek durumundayız.”

Sanık Süleyman Esen:”Ben gerçeği söylüyorum o konuda hiç kimsenin bir şüphesi olmasın da, daha önce de söyledim yani ben Osman Yıldırım’ı tanımıyorum. Her hangi bir ilişikliğim, arkadaşlığım yok. Bir tek Ankara 11. Ağır ceza mahkemesine çıktığımız zaman yan yana oturttular orada tanıştık. Bazen aynı ring aracında getiriyorlardı, bazen farklı ring aracında duruşmaya getiriyorlardı. Aynı odada dahi kalmadık, bir keresinde bir saat Aykut ile beraber ben aynı odada kalıyordum, bir saat getirdiler daha sonra yanlışlık oldular dediler götürdüler. Cezaevine gittiğimiz zaman bile nezarette bile farklı farklı odalarda kalıyorlardı. Yani tanışıklığım sadece cezaevinde olmuştur, ondan öncesinde tanışıklığım yok.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Siz Alp.”

Sanık Süleyman Esen:”Ben telefon görüşmesi yapmadım diyorum.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Siz Alparslan Arslan ile çok samimisiniz.”

Sanık Süleyman Esen:”Yok çok.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Alparslan Arslan’da, şu konuşulanlar onu getiriyor bir samimiyet ölçüsü var. Alparslan Arslan’da Osman Yıldırım ile samimi, peki siz bu samimiyeti bilmiyor musunuz? Yani normal hayat kurallarına göre samimi olduğunuz bir insanın samimi bir arkadaşını da bilmeniz pek tabiidir, normal hayat kurallarına göre.”

Sanık Süleyman Esen:”Şimdi siz hep olasılıklar ile hareket ediyorsunuz sayın Kemal Bey, ben diyorum yani Osman Yıldırım’ı tanımıyorum. Siz bir varsayımdan yola çıkıyorsunuz, diğer bir varsayıma gidiyorsunuz, kafanızda kurgu yapıyorsunuz, kurduğunuz soruları bana söylüyorsunuz. Ama kurduğunuz kurgu hep aynı yere geliyor, ben diyorum ki ben telefonda görüşmedim. Osman Yıldırım’ı dışarıdan tanımıyorum, aynı soruyu farklı farklı yönlerden bana soruyorsunuz ama hep yöne geliyor, ben görüşmedim diyorum.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Çünkü benim söylediklerim normal hayat kurallarına göre olabilecek hadiseleri burada konuşuyoruz. Onları sizin önünüze getiriyorum.”

Mahkeme Başkanı:”Görmedim, tanımadım diyor, tanımıyorum diyor.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Peki, sizin telefon kayıtlarına baktığımızda Cumhuriyet gazetesinin bombalanmasından çok kısa bir süre önce, Alparslan Arslan ve Osman Yıldırım ile yoğun bir telefon trafiğiniz gözlemleniyor. 04 Mayıs, 09 Mayıs arası Osman Yıldırım ile bunu kabul etmiyorsunuz siz, 11 iş görüşmeniz mevcut. İşin ilginç tarafı bombalama trafiğinin yoğun yaşandığı dönemin dışında bir telefonunuz yok Osman Yıldırım ile, Alparslan Arslan ile de 03 Mayıs, 12 Mayıs arasında 25 görüşmeniz mevcut. Bu telefon trafiğini özellikle zamanlamasını da dikkate alarak nasıl açıklayabilirsiniz? Neden telefon trafiğiniz tam bu bombalama döneminde yoğun bir şekilde çalışamaya başlıyor?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani yoğun bir.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Kurgu değil bakın ben telefon kayıtlarına göre söylüyorum, bu tarihler arasında yoğun bir telefon trafiği yaşanıyor.”

Sanık Süleyman Esen:”Yani Alparslan Arslan ile telefonda görüştüğümü, arkadaşım olduğunu, bazen günde 3 kere, 4 kere, 5 kere aradığımı söyledim. Benim de kendisini aradığımı söyledim.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”İkinci bomba 10 Mayıs’ta saat 23:00 sularında atılıyor. Bombanın atılmasından yaklaşık 10-14 dakika sonra, belki de birkaç dakika sonra tam olarak bilmiyoruz. Çünkü bombanın atılma saati 23:00 suları deniliyor. Birkaç dakika sonra siz Alparslan’ı Şişli Çukurova baz istasyonundan arıyorsunuz. Hemen arkasından 24 dakika sonra İskule doğu baz istasyonundan ki bu istasyonda 4. Levent Gültepe civarından bir daha arıyorsunuz. Bu aramalarınız bombanın hemen atılmasından sonra bu konuda herhangi bir telefonda konuşmanız oldu mu, bir duyumunuz oldu mu, nasıl açıklayacaksınız bu telefon görüşmelerinizi?”

Sanık Süleyman Esen:”Efendim benim Cumhuriyet gazetesine bombalama olaylarından haberim yoktu. Daha önce de söyledim Danıştay olayından da haberim yoktu. Yani telefon ile görüş, görüşmüşüzdür ama bu görüşmelerimiz tamamen arkadaşlık boyutundadır. Sanık Alparslan aramıştır, ben aramışımdır. Yani avukat olmam dolayısı ile İstanbul’un değişik yerlerinde mesela Şişli adliyesine gidiyorum, Şişli adliyesinde açtığım ceza davaları var, boşanma davaları var, icra takipleri var veya Beyoğlu adliyesine gidiyorum veya Levent adliyesine gidiyorum. İstanbul’un yaptığım meslek itibari ile değişik yerlerinde bulunmam gerekiyor, yani telefonum değişik yerlerden sinyal vermesi normal.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Aranızda ne konuşma geçtiğini biliyor musunuz o ikinci bombanın atılmasından hemen 14 dakika sonra.”

Sanık Süleyman Esen:”Tabi Alparslan ile bizim konuşmalarımız, görüşmelerimiz dediğim gibi ya akşam işte gel ya da işte ben seni alayım bir yerde çay içelim, ya da kendi aldığı davalar ile ilgili bir sorudur. Ya da onun dışında bir arkadaşının telefonunu alacağı zaman da arardı. Yani şu anda hatırıma gelmeyen başka sebeplerle de arardı, yani.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Çünkü bomba atan bir kişinin siz de tahmin edersiniz büyük bir telaş ile ne yapacağını bilmez konumda ilk konuşacağı bu konular olur, tutuklu normal bir insan gibi normal hayata adapte olamaz. Çünkü uzun bir zamandan beri zaten bu olayı organize etmiş, bomba atılmış ve hemen arkasından 14 dakika sonra sizler arıyorsunuz. Birinci telefonda siz Şişli’desiniz, yani bombanın atılmasından en geç 14 dakikalık süre içinde bombanın atıldığı mahalleye yakın olduğunuz gözükmekte, Şişli’de neredeydiniz o gün. İkinci bombanın atıldığı gün 10 Mayıs’ta?”

Sanık Süleyman Esen:”Şişli’de benim daha önce de söylediğim.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Yani 23:00 suları gece, 23:00’ü geçiyor.”

Sanık Süleyman Esen:”Şişli’de eve gidiyor olabilirim, tam olarak saatini hatırlamıyorum da ama dediğim gibi Şişli’de benim açtığım icra takipleri vardı, ceza davaları vardı.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Gece 11 buçuk civarı.”

Sanık Süleyman Esen:”Gece 11 buçukta bir yerden geliyorumdur, eve gidiyorumdur.”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Alparslan’ın nerede olduğunu sordunuz mu o telefonda?”

Sanık Süleyman Esen:”Yani telefon görüşmesinin içeriğini hatırlamıyorum ama.”

Mahkeme Başkanı:”Efendim var mı sorunuz şu ara fazla var mı?”

Sanık Kemal Kerinçsiz:”Var birkaç.”



1   2   3   4


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə