T. C. İ Stanbu L cumhuriyet başsavciliğI



Yüklə 3.7 Mb.
səhifə52/55
tarix27.02.2016
ölçüsü3.7 Mb.
1   ...   47   48   49   50   51   52   53   54   55

Ben teklif ilk gelince inşallah dedim. Normal şartlarda benim performansındaki birini o yıl Beşiktaş'ın transfer etmesi, transferi düşünmesi uygun değildir. Yıl içerisindeki performansım bu kadar üst düzeyde değildi. Hem transfer teklifine inanmadım. Hemde sevindim. Ayrıca aldığım paranın iki katı teklif edildi. 850 bin TL alıyordum. Bana 1 milyon 500 bin teklif edildi. Yusuf Turanlı bana bir iki kez artık Beşiktaş'a gideceksin, kupa maçında fazla sıkma, relaks ol tarzında bir şeyler söyledi. Ayrıca seneye Beşiktaş'ta oynayacağımı, Beşiktaş kupayı alamasa Avrupa'da oynamayacağımı söyledi. Bana okuğudunuz görüşmeler doğrudur.

Ben takımda İbrahim Akın ile iyi anlaşıyordum. İbrahim'e de Beşiktaş'ın bu yönde teklifte bulunduğunu biliyordum. Menajerimiz ortaktı. Kayseri'ye kampa giderken İbrahim ile arabada arkalı önlü oturmuştuk. Burda da bu mevzu konuşuldu. Biz bu işte bu kadar futbolcunun emeği var, çıkar oynarız dedik. Ancak Yusuf Turanlı’ya öyle yansıtmadık. Talebini kabul etmiş gibi yansıttık. Maçta penaltıyı ben yaptırdım. Bir gol attım. Ofsayt diye verilmedi. Şike yapsam bu böyle olmazdı.

09.05.2011 günü Yusuf Turanlı'nın bana gönderdiği ilk mesaj bu taleplerini gösteren bir mesajdır. Artık transferimin bittiğini, yeni takımım olan Beşiktaş'ı düşünmem gerektiğini söylüyordu. Bu nedenle maçta fazla asılmamı istemiyordu. Ben kendisine bu işe çok inanmadığım için teyit etme amaçlı garantimi diye sordum. Oda bana garanti yaparım ben işimi şeklinde bana okuduğunuz ikinci ve üçüncü mesajı gönderdi. Üçüncü mesajda "adamlar gelecek şimdi yanıma konuşmaya, ben rahat olun dicem, ya garanti diyolar ya, yeni takım hocamız kırmayalım" derken tahminen yeni hocam olarak Tayfur Hocayla görüşeceğini söylüyordu. Ancak ben görüşüp görüşmediklerini bilmiyorum. Emniyette de dediğim gibi benim güzel oynamamamı, yeni takımım olacak Beşiktaş'ın hocasını üzmemem için gol atmamamı istediği görüşmedir. Ben yine emin değildim. Çünkü Tayfur hoca beni istese bile kendisinin hocalığı garanti değildi. Bu nedenle emin olamıyordum. O da bana hocalığının garanti olduğunu, takımda kalacağını, beni istediğini söyleyerek ona göre oynamamı benden istedi. 09.05.2011 günü yaptığımız mesajlaşmalar bu nedenle karşılıklı yapılmış mesajlaşmalardır. Ben kupayı alırsak başkanımızın vereceği pirimi kastederek para lazım mecbur atcam demiştim. O da ne kadar lazımsa söyle demişti. Ancak gol atmamam karşılığında net bir para teklif etmedi. Daha doğrusu para konuşulmadı.



09.05.2011 günü saat 20:27 de Yusuf Turanlı beni arayıp "anlaştım, bir buçuk trilyon tamam mı, tamam yani bitti " derken anlaşmanın bittiğini söyledi. Ibo'nun mevzusu tamam derken İbrahim Akın'ın da anlaştığını kastetmiştim.

10.05.2011 günü Yusuf Turanlı beni arayarak maçta kimlerin oynayacağını sordu, bende söyledim. Hiç bir şeyden huylanmadım. Daha sonra Tayfur Havuççu’yu ertesi gün arayarak bu bilgileri vermiş, bu görüşmesinde Tayfur hocaya benimle ilgili "oynuyor, yani yanlızca oynuyor" derken benim maçta kendimi fazla sıkmayacağımı kastederek hocadan rahat olmasını istiyor.



11.05.2011 günü Yusuf’la yaptığımız mesajlaşmalarda iyi oynarsam Beşiktaş'ın beni almayacağını vurgulayıp durdu. Ayrıca seneye İstanbul'da Abdullah Avcı Hocanla birlikte oynarsın, bir buçuk trilyon alırsın diyerek birazda şantaj yaptı. Çünkü İstanbul sporda bu paranın yarıya yakınını alıyordum. Ve devamlı oynamıyordum. Eğer transferim yatarsa tüm bunları kaybedeceğimi ima etti. Son mesajlardan anlaşılacağı üzere kendisini ısrarından vazgeçirmek için ve bana yaptığı baskıdan rahatsız olduğum için tamam diyerek teklifini kabul ettiğimi mesajla belirttim.

Maç 11.05.2011 günü oynandı. Ben penaltı yaptırdım. Golü İbrahim Akın attı. Uzatmalarda sakatlandım. Bir golüm ofsayt gerekçesiyle verilmedi. Penaltılar sırasında sahada yoktum.

22.05.2011 günü Yusuf Turanlı ile yaptığım görüşmede "imzayı attıktan sonra dicemki kupa maçında bilerek oynamadım oyundan çıktım" demem şaka amaçlıdır.

Bu görüşmelere rağmen Beşiktaş'tan kulübüme resmi bir teklif gelmedi, her hangi bir pazarlık yapılmadı. Fakat kupa maçından önce Yusuf Turanlı aracılığı ile benimle yoğun şekilde görüşmeler oldu...

Üzerime atılı şike eylemlerine konu maçlardan... Beşiktaş’ın kupa maçında, maç öncesi bana yoğun şekilde menajerim Yusuf Turanlı aracılığıyla transfer teklifi geldi. Bu maçta iyi oynamamam benden istendi. Daha sonra da transferime dönük bir gelişme olmadı. Benim amacım transferdi.” demiştir.



Yıldırım Demirören Savcılıkça alınan tanık ifadesinde;

“Ben 7 yıldır Beşiktaş Spor Kulüp başkanlığını görevini yürütürüm. 2010 yılında yönetim kurulunda değişiklik oldu, Serdar Adalı yönetime girdi ve As Başkan oldu. O dönemden beri Futbol komitesinin doğal olarak ta yapılacak transferlerin faaliyetlerini kendisi yürütüp koordine etti. Bizim kulüpte yerli futbolcuların alınması, seçilmesi sürecinde teknik direktörün teklifi çok önemlidir. Çünkü istemediği futbolcularla çalışma durumunda kaldığından ilerde sıkıntısıyla karşılaşılır. Geçen yıl Alman kökenli bir teknik direktörümüz vardı. 2011 Nisan başında kendisi ayrıldı. Yardımcılığı yapan ve daha önce de kulübümüzde futbol oynamış olan Tayfur Havutçu ile anlaştık. Başlangıçta sözleşme yapmadık. Bizim takımda yabancı kökenli çok sayıda futbolcu bulunur ve bunlar Avrupa çapında kalburüstü futbolculardır. Bu nedenle futbolcuların teknik direktörle uyumu, özellikle yabancı futbolcuların yerli teknik direktörle uyumu çok önemlidir. Uyumunu görmek açısından sezon sonuna kadar kendisiyle çalışmaya karar verdik. Aslında yabancı teknik direktörlerle çok sıkıntı yaşamıştık. Bu nedenle yerli teknik direktör istiyorduk. Kupayı aldıktan sonra da kendisi ile sözleşme imzaladık. Ben kulüp başkanlığı dışında aile olarak da yoğun işlerimiz olması nedeniyle özellikle son bir yıl kulüpte bu tür transfer işlemlerini fazla takip etmiyordum. Daha özellikli Avrupa çapında üst düzeyde futbolcu transfer durumu olursa devreye giriyordum. Kupa maçı öncesinde İBB'de oynayan İbrahim Akın ve İskender Alın isimli futbolculara kulübümüzden Serdar Adalı'nın ve teknik direktörümüzün transfer teklifinde bulunması olayından haberim yoktur. O dönem bu mevzu bana açılmadı. İbrahim Akın eski futbolcumuz olduğu için ayrıldıktan sonra da hemen hemen her yıl kulübe tekrar geri dönmesi gündeme gelen bir futbolcuydu. Ben İskender'i futbolcu olarak da bilmiyordum. Serdar Adalı ve Tayfur Havutçu'nun kendilerini transfer etme girişimlerinden haberdar değildim. Ancak transfere dönük girişimler belli bir aşamaya gelince bana bu hususta bilgi verilmesi söz konusu olurdu. Ben Yusuf Turanlı'yı geçmişte de tanırdım. Şu an futbolcu olarak isim veremem ancak futbolcularla yoğun tanışıklığı ve irtibatı olan ve menajerliğini yaptığı çok sayıda futbolcu bulunan birisiydi. Resmi menajerlik yapamamasına rağmen genelde futbolcular transfer sürecinde tanıdıkları bu tarz kişileri menajeri olarak takdim edip kendileri ile görüşülmesini istediklerinde doğal olarak bu şahıslarla görüşülürdü. Kulüpler bu şahıslara ödeme yaptıklarında bunu menajerlik ücreti olarak faturalandırırlardı. İbrahim Akın bizim kulüpten at yarışları ve kumar merakı yüzünden benim dönemimde gönderilmişti. Ben eğer transfer komitesi kendisi ile görüşüp anlaşsa bile kesinlikle almazdım. Kendi gönderdiğim futbolcumu, aynı şartlarda geri almamın hiç bir manası yoktur. Ben kendilerine dönük transfer girişimleri yapılırken ne kadar para teklif edildi, ne vaatlerde bulunuldu bilmiyorum. Bizim takımda hücum hattında daha çok yabancı futbolcular oynuyordu. 6+2 kuralı gereği takımda kaliteli yerli futbolculara ihtiyaç vardı. Bu nedenle iyi yerli futbolcu bulunduğu zaman transfere dönük girişimler olurdu. Ayrıca bazen aynı takımdan birbiriyle iyi anlaşan iki oyuncunun birlikte transfer edilmesi de söz konusu olabilir. Bu nedenle iyi anlaştığı düşünülerek İbrahim'in yanında İskender'e de transfer teklifi yapılmış olabilir. Ancak yukarıda da söyledim. Ben kesinlikle İbrahim Akın'ın transferine izin vermezdim. Ayrıca İskender'de tanıdığım, bildiğim, takip ettiğim bir futbolcu değildir. Fakat teknik direktör izlemiş ve inanmış olabilir. Bu hususta bilgim yoktur .yine kendilerine kupa maçı öncesinde transfer teklif edilmesi sürecinden de haberdar değilim. Ne Serdar Adalı nede teknik direktör Tayfur Havutçu bana bu girişimlerden ve bu düşüncelerinden bahsetmediler...” demiştir.

Göksel Gümüşdağ Savcılık ifadesinde;

”...Beşiktaş ile oynadığımız kupa finalinde Beşiktaş'lı yönetici Serdar Adalı ve hocası Tayfur Havutçu'nun futbolcularımıza dönük şike amaçlı transfer teklifinde bulunmalarını operasyon yapıldıktan sonra öğrendim. Bu maçtan önce kesinlikle ne İbrahim Akın'a nede İskender Alın'a yönelik transfer düşünceleri olduğunu ne bu isimler ne de Beşiktaş'tan kimse bana söylemedi. Ocak ayında Serdar Adalı ile Holosko'nun kiralık olarak kulübümüze transferi için görüşmüştük. Ancak bu görüşmede İbrahim mevzu açılmadı. Kupa finali 11 Mayıs’ta oynandı, biz bu maçı kaybettik. maç öncesinde Holosko'nun bizde asgari ücretle oynaması, parasının Beşiktaş tarafından ödenmesi, sırf yabancı kontenjanı boşaltılmak için kulüp tarafından futbolcunun gönderilmesi nedeniyle sezon sonu Beşiktaş'a döneceğinden bu futbolcunun maçta oynamasının etik olmayacağını düşünerek Abdullah hocayla da görüşüp futbolcunun oynamamasına karar verdik. Eğer bizde normal kiralık oynasaydı ve parasını biz ödeseydik oynatabilirdik. Ayrıca maç gecesi otele geldiğimde futbol şube sorumlumuz Kamil Dizar'ı çağırarak kaleci Hasagiç'in ve İbrahim Akın'ın durumunu sordum. Çünkü ikisi de maçın kaderini değiştirebilecek oyunculardı. Diğerlerini de sordum. "Takımın genel durumu iyi, Hasagiç grip gibi serum bağlı halde odada, İbrahim'in de durumu şöyle böyle fena değil" dedi. odaya çıktım, eşofmanlarımı giydim. Hasagiç'e geçmiş olsun dedim. Hasagiç'i maça hazırlayıp motive etmeye çalıştım. Ordan çıkıp odama geldim. Kamil Dizar'da İbrahim Akın'ı odama getirdi. "İbrahim bu maçı alacak yeteneğe sahipsin, Türkiye'yi sallayabilecek bir maç bu, final maçı, Allah yardımcın olsun" dedim. Ve Kamil beyin yanında kendisine iyi oynaması karşılığında 100.000 dolar (euro) pirim vereceğimi söyledim. Ayrıca kendisine attığı her 4 gol karşılığında 50.000 dolar pirim verileceği de sözleşmesinde açıkça belirtilmişti. Ben kulüp başkanlığı yaptığım dönemde 196 maça kulüp başkanı olarak çıktım. Bu maçların tamamında maçtan sonra soyunma odasına giderek maçın sonucuna göre ya tebrik ettim yada geçmiş olsun dedim. Yine pirimleri de maçtan sonra açıkladım. Zaten kendilerinin iç ve dış sahada alacakları galibiyetler karşılığında alacakları pirim önceden bellidir. Fakat bazı özel maçlara ilişkin çıkıp pirim verdiğimiz oluyordu. Başkanlık yaptığım dönemde sadece Beşiktaş kupa finali öncesinde; soyunma odasına girdim ve kupayı aldığımız takdirde kulübün kasasına girecek olan 3 buçuk milyon dolar paranın 1 milyon dolarını futbolculara pirim olarak dağıtıcağımı söyledim. Zaten eğer bu maçı alsaydık ilk defa böyle bir kupamız olacaktı. Avrupa’da mücadele edecektik. Futbolcular için büyük bir vitrin olacaktı. Herkesin gözü bu maçtaydı. Hoca için prestij olacaktı. Zaten böyle maçlara futbolcular kendiliğinden motive olurlar bizde ayrıca motive etmek istedik. Fakat gerek İbrahim Akın'a özel pirim vaat ederken gerekse takıma bir milyon dolar pirim vaat ederken ben Beşiktaş merkezde futbolculara herhangi bir şike girişiminden haberdar değildim. Bu tür final maçlarında olan bir şeydir. Yukarıda değindim. Kesinlikle maçtan önce Beşiktaş'tan bize ne resmi nede gayri resmi yollardan Serdar Adalı ve Tayfur Havutçu üzerinden İbrahim ve İskender'in transferine dönük bir talep olmadı. Ancak kamuoyunda ve basında İbrahim Akın'ın isminin büyük kulüplerle geçtiğini ve Beşiktaş ve Galatasaray içinde anıldığını duyuyordum. Bu maç oynandı. Aradan yaklaşık 20 gün geçti. 31 Mayıs veya 1 Haziran günü Merter'de bir arkadaşın iş yerinde otururken Serdar Adalı beni aradı. Kendisi ile daha önce görüşmüşlüğüm yoktur ve telefonu bende kayıtlı değildi. Telefonu açınca kendisini tanıttı. İbrahim Akın ile ilgili görüşmek istediğini, talip olduklarını söyledi. Ben Merter'de olduğumu, uzak olduğumu söyledim. O da Veli Efendi’de olduğunu, gelebileceğini söyledi. Yerimi tarif ettim. Geldi. Birlikte çay içtik. Yaşananlara arkadaşımda şahittir. İbrahim Akın'a talip olduklarını söyledi. Ben kendisi için bonservis bedeli istediğimi, Galatasaray'ın da kendisine talip olduğunu, takasa yanaşmayacağımı söyledim. O da bir bonvervis bedeli ödeyemeyiz, Holosko'yu size verelim. Bu şekilde anlaşalım dedi. Bende Holosko'nun bir yıllık kulüp tarafından ödenen rakamın bildiğim kadarıyla 1 milyon 800 bin euro olduğunu, böyle bir oyuncuyu takımda tutamayacağımı, bu rakama 6-7 oyuncu oynattığımı, hem bütçemi aşacağını hem takım içinde dengeleri bozacağını söyledim. Teklifini kabul etmedim. O sırada komuoyunda yansıdığı için İskender Alın'ı isteyip istemediklerini sordum. Tereddütte kalıp düşünmüyoruz dedi. Benim İbrahim Akın'a ilişkin görüşmem bundan ibarettir. Kesinlikle maçtan önce bir teklif gelmemiştir. bu hem etik olmazdı, hemde bana bu şekilde bir teklifte bulunmazdı. Gelen teklifte bu şekildedir. Bu maçta yapılmış bir şike eylemi varsa bundan bilgi sahibi olduğuma, rızam olduğuna, olaya dahil olduğuma, olay öncesi yaşananları bildiğime dair en ufak bir emare bulunsa yine futbol camiasından çekileceğim, kesinlikle asılsız bir iddiadır.” demiştir.

Tanık Fahri Tatan Savcılık ifadesinde;“...İbrahim Akın'a kupa final maçının hemen öncesinde Beşiktaş'tan transfer teklifi gelmişti. Bunu telefonda İbrahim bana söyledi. Hem iyi para teklif edildiğini, hem de transfer karşılığında Serdar Adalı'dan bir at alacağını söyledi. Tekrar büyük takıma döneceği için sevinçliydi. Bende kutladım. Ancak telefonu kapattıktan kısa bir süre sonra ben huylandım. Kendisini aradım. "İbo kupa maçı öncesinde transfer teklif edilmesi doğrumu, bu işte bir terslik olmasın, seni kandırıyor olabilirler mi" dedim, o da "doğru diyorsun" dedi, görüşmeyi sonlandırdık...Transferin niye olmadığını da bilmiyorum.” demiştir(Kl:66, Dizi:298).

EYLEMİN DEĞERLENDİRİLMESİ

11.05.2011 günü Kayseri’de Beşiktaş - İ.B.B Spor takımları arasında oynanan 49.Ziraat Türkiye Kupası final maçı öncesinde; Beşiktaş futbol takımının Süper Ligde iddiasız kaldığı ve kulübün hiç te alışılmadık bir biçimde Avrupa kupalarına katılamama riskinin bulunduğu, bu durumun taraftar, kulüp yönetimi ve tüm camia üzerinde aşırı baskı oluşturduğu, Tayfur Havutçu’nun; sezon ortasında Beşiktaş Spor Kulübüne Teknik Direktör olması ve başarılı olamaması halinde sezon sonu kendisiyle yapılan anlaşmanın yenilenmeyeceği/uzatılmayacağı düşüncesinin camia içerisinde konuşulduğu, Avrupa kupalarına katılabilmek ve takım üzerindeki baskının hafiflemesi için kupanın mutlaka ama mutlaka kazanılması gerektiği düşüncesiyle, şüpheliler tarafından; İBB li futbolcular İbrahim Akın ve İskender Alın’a; sezon sonunda Beşiktaş’a transfer edilecekleri ve maddi menfaat vaat edilerek oynanacak kupa maçında Beşiktaş'a karşı iyi oynamamalarının hedeflendiği, bu amaçla Beşiktaş Spor Klübü yönetim kurulu üyesi ve Asbaşkanı Serdal Adalı'nın yönlendirmesiyle teknik direktör Tayfur Havutçu'nun anılan futbolcuların menajeri Yusuf Turanlı ile irtibata geçtiği, Yusuf Turanlı'nın bu futbolculara teklifi ilettiği, Beşiktaş klübü stad sorumlusu Ahmet Ateş'in şahısları buluşturarak tarafların anlaşmalarına aracılık ettiği, tarafların müsabaka öncesi anlaştıkları üzere oynanan maçı Beşiktaş’ın kazandığı, bu şekilde hem sezon içerisinde kupa kazanılmış olduğu, hem de Avrupa kupalarına katılmaya hak kazanıldığı, şike karşılığında transfer vaadinde bulunulan ancak gerçekte transferi düşünülmeyen futbolcular İbrahim Akın ve İskender Alın’ın transferlerinin gerçekleştirilmediği, bu futbolculardan İskender’e transfer teklifinde dahi bulunulmadığı, anlaşılmıştır.



TRABZONSPOR KULUBÜ MERKEZLİ YAPILAN TEŞVİK PİRİMİ GİRİŞİMLERİ (Kl:54)
1- 13.05.2011 GÜNÜ MENAJER AHMET BULUT’UN FENERBAHÇE LEHİNE ŞİKE GİRİŞİMLERİNDE BULUNDUĞUNDAN BAHİSLE TEHDİT EDİLMESİ
EYLEMİN GELİŞİMİ
15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe:6-Ankaragücü:0 maçı öncesinde Ankaragücü futbolcusu Kağan Söylemezgiller’e, menajeri Ahmet Bulut’un; maçta iyi oynamamasını, Emre Belözoğlu aracılığı ile Fenerbahçe kulübüne transferini yaptırabileceğini söyleyerek şike girişimi yaptığı yönünde Nevzat Şakar, Caner Çuvalcıoğlu ve Sadri Şener’in duyum aldıkları, bunun üzerine Nevzat Şakar’ın menajer Ahmet Bulut’u arayarak “Ben sana bu dünyayı dar edeceğim ayağını denk al” şeklinde ifadelerle tehdit ettiği,

Sadri Şener’in de Caner Çuvalcıoğlu’ndan Ankaragücü Menajeri Rüştü Ender Yurtğüven’i aramasını istediği, Rüştü Ender Yurtğüven’e “Biz konuştuk ayağını keseriz diye Ahmet Bulut'la” diye söyleyerek, Ahmet Bulut’u tehdit ettirdiğini aktardığı ve Ahmet Bulut’un menajerliğini yaptığı futbolcu Kaan Söylemezgiller’e dikkat etmesi yönünde mesaj ilettiği tespit edilmiş, Nevzat Şakar’ın; Sadri Şener’in azmettirmesiyle müşteki Ahmet Bulut’u tehdit ettiği anlaşılmış, TCK’nın 106/1. maddesi kapsamında kalan ve şikayete tabi bulunan eylem nedeniyle, şikayet yokluğundan, Sadri Şener hakkında sevk maddesi tanzim edilmemiştir.


İLETİŞİM TESPİT TUTANAKLARI
13.05.2011 günü saat:20.12'de Nevzat Şakar'ı Caner Çuvalcıoğlu'nun aradığı görüşme;

Caner: "Bu menajer Ahmet Bulut, Emre Belözoğlu ile ortaktır, Fenerbahçeli Emre İle ortak menajerlik yapıyorlar bunlar, beni şimdi Ankaragücü'nün menajeri Ender aradı, Abi dedi bu Ahmet Bulut’la Emre bizim oyuncuları arıyor Ahmet arıyormuş ki ben sizin işinizi Emre vasıtasıyla Fenerbahçe'ye yapacağım maçta gevşek oynayın sakın bi aksilik olmasın Fenerbahçe'ye alacağım diyeyim bi kaç tane oyuncularını aramışlar Ender bana dedi ki abi ona bi haber gönder ben dedi açıp küfür ettim bi de sen dedi ona bi haber gönder, Ahmet'e, başkan tanıyor onu Sadri bey başkan şey yapar onun kulağını çeker", Nevzat'ın "Tamam tamam", (tape:3519)


13.05.2011 günü saat:20.31'de N. Şakar'ın, Ahmet Bulut'u aradığı görüşme (tape:3518);

Nevzat: "Senin bu menajerlikten başka işlerinde varmıdır", Ahmet: "Bi tek bu işi yapıyorum abi", Nevzat: "Ama başka işlerle de ilgilendiğini duyuyoruz, o Ankaragücü topçuları arıyormuşsun sana yakışıyor mu Ahmet", Ahmet: "Kimi aramışım ben bi ispat edin", Nevzat: "Bilmiyorum şimdi ispat edeceğiz tabi telefon görüşmelerine şey yapacaklar bana gönderecekler, aramışsan ben sana bu dünyayı dar edeceğim, ayağını denk al", Ahmet: "Tehdit etmeden önce şu bantları al ondan sonra biz şey yapalım konuşalım",


13.05.2011 günü saat:20.37'de N. Şakar/S. Şener'in, C. Çuvalcıoğlu'nu aradığı görüşme;

Sadri: "Bu Ankaragücü Ahmet Bulut arıyor onlarda bir oyuncusu var Kaan, o vasıtayla mı söylemiş", Caner:"Bana oyuncunun ismini vermedi ama Emre’nin adını kullanarak işte Emre’yle beraber sizi milli takıma alacağım falan diye bi kaç oyuncusunu aradığını söyledi Ender bana, Ender Ankaragücü'nün menajeri", Sadri: "Onu ara tembih etsin biz konuştuk ayağını keseriz diye, Ahmet Bulut'la, Kaan’a falan dikkat et, Kaan onun oyuncusu", (tape:3519)


13.05.2011 günü saat:21.27’de N.Şakar’a Ahmet Bulut’un mesaj gönderdiği (tape:3816);

“Nevzat Bey, pazartesi gunune kadar benden ozur dilemediginiz takdirde cumhuriyet savciligina basvurarak hakkinizda suc duyurusunda bulunacagim.Ahmet Bulut” yazdığı


13.05.2011 günü saat:21.42’de Nevzat Şakar’ın Caner Çuvalcıoğlu’nu aradığı görüşme;

Nevzat’ın Ahmet Bulut’un kendisine mesaj attığını belirttiği ve “Pazartesi gününe kadar Nevzat bey benden özür dilemezsen cumhuriyet başsavcılığına seni şikayet edeceğim, cevap vermedim ona da şimdi bu o Ender'i aradı değil mi bu”, Caner:“Aramış Ender'le konuşmuş, Ender haber göndertti ona herhalde böyle böyle diye niye oyuncuyu arıyorsun şey yapıyorsun diye”, Nevzat:“Peki Ender şahitlik yaparmı ki”... Caner: “Telefon numarası var yani Emre aramış herhalde şeyi çocuğu, Emre'yi arattırıyormuş”, (tape:3817)




14.05.2011 günü saat:10.13’de N.Şakar’ın C.Çuvalcıoğlu’nu aradığı görüşmede :

Nevzat’ın akşam arayıp aramadıklarını sorduğu, Caner’in henüz konuşmadığını belirttiği, Nevzat’ın “…Bunlar bana mesaj attı ki ben dedim özür dilemezsen pazartesi günü suç duyurusunda bulunacağım ben ama ona ne küfür ne bir şey sadece ayağını denk al”, Caner: “O yanlız başına iken korktu tırstı olaylardan tamam mı aradı Emre'yi gitti buluştu Emre'yle Emre dediki sende böyle böyle yap ona”, Nevzat: “Ama nasıl bir korkuyor çekiniyor konuşamıyor, sen at ona mesaj deki başvurmazsan şerefsizsin ne arıyor onda o kadar yürek gidecek savcılığa, şimdi avukat Celal da yanımda da dedim ki böyle böyle ben dedim ki ona ki yani böyle bir şey olursa bize şey, değil mi Ankaragücü de”, Caner: “Yapmaz olurlar mı, o arada bu telefon trafiği devam ediyor Emre aramış Ender'i demiş ki niye tehdit ediyorsunuz Ahmet'i bu korkağın tekidir bilmem ney demiş”, Nevzat: “Emre de girdi devreye ha iyi”, Caner: “Sana ne diyorum o hemen gitti Emre'nin yanına tabii ki”...Nevzat: “Transfer teklifi vay şerefsizler ya”, Caner: “Ahmet'i kullanıyordular o arada baktı ki şey pahalı pabuç pahalı koştu gitti Emre'nin yanına, bana böyle böyle dedin”, Nevzat:“Ayağını denk al dedim lan ayağını, ona ya bu suç unsuru olur mu, şimdi dur dur o şimdi korkuyu verdim ona bir şey edeceğim ben ona(tape:3818); dendiği belirlenmiştir.



İFADELER
Müşteki Ahmet Bulut kolluk ifadesinde; kendisini tehdit eden Nevzat Şakar'dan davacı ve şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.(Kl:66, Dizi:167)
Sadri Şener kolluk ifadesinde; Menajer Ahmet Bulut'un; Ankaragücü karşılaşması öncesinde Ankaragücü'nde oynayan bazı futbolcularına iyi oynamayın şeklinde sözler söylediğini Nevzat Şakar'ın kendisine söyleyince öğrendiğini, şahsı tehdit etmediğini ve tehdit etmesi için kimseye talimat vermediğini, beyan etmiştir.

Nevzat Şakar savcılık ifadesinde; Ahmet Bulut'u menajer olarak tanıdığını, Caner Çuvalcıoğlu'nun Fenerbahçe-Ankaragücü karşılaşmasından önce kendisini arayarak "Abi Ahmet Bulut Ankaragücü'ndeki futbolcularını arayıp iyi oynamayın fazla sıkmayın gibi sözler söylüyormuş" dediğini, bunun üzerine Ahmet Bulut'u aradığını ve bu tür işlere girmemesini söylediğini, Ahmet Bulut'u tehdit etmek amaçlı olarak değil uyarmak amacıyla bu sözleri söylediğini, beyan etmiştir.
Caner Çuvalcıoğlu kolluk ifadesinde; Karşılaşmadan birkaç gün önce Ender Yurtgüven'in kendisini aradığını, Ahmet Bulut'un Ankaragücü'nde oynayan futbolcusu Kaan'a maçta iyi oynamamasını söylediği şeklinde duyumlar aldığını aktardığını, bunun üzerine durumu Nezat Şakar'a ilettiğini, beyan etmiştir.
Tanık Rüştü Ender Yurtgüven kolluk ifadesinde; Karşılaşma öncesinde, Emre Belözoğlu'nun Kaan Söylemezgiller'i aradığı duyumunu aldıktan sonra Caner Çuvalcıoğlu'nu aradığını ve durumu anlattığını, ancak Trabzonsporlu yetkililerin Ahmet Bulut'u tehdit etmeleri olayını bilmediğini, beyan etmiştir.
2- 15.05.2011 GÜNÜ İSTANBUL'DA OYNANAN FENERBAHÇE:6-ANKARAGÜCÜ:0 MÜSABAKASINDA TEŞVİK PRİMİ VERİLMESİ GİRİŞİMİNDE BULUNULMASI
EYLEMİN GELİŞİMİ
Trabzonspor Asbaşkanı Nevzat Şakar’ın; 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü maçı öncesinde Ankaragücüsporlu futbolculara teşvik ödemesi yapılması için menajer Mithat Halis ile irtibata geçtiği ve menajerden Ankaragücü takımında oynayan futbolcu Aydın Toscalı ile irtibata geçilmesini isteyerek teşvik girişimlerinde bulunduğu, ancak sonuç alınamadığı,

Ayrıca Trabzonspor Klübü Başkanı Sadri Şener’in, kardeşi Mustafa Sani Şener vasıtasıyla, Sani’nin iş ortağı Hamdi Akın üzerinden Ankaragücü Spor Kulübü Onursal Başkanı Melih Gökçek’e teşvik amaçlı vaatlerde bulunduğu, bu vaadler çerçevesinde; bonservisi Trabzonspor kulübünde olan ve Ankaragücü'nde kiralık oynayan Gabric isimli futbolcunun, maçın skoru istedikleri şekilde neticelenirse Ankaragücü'ne bedelsiz verilmesinin teklif edildiği, bu amaçla Melih Gökçek ile görüşüldüğü, bu şekilde Sadri ve Sani Şenel’in teşvik primi girişimlerinde bulundukları tespit edilmiştir.

Netice itibariyle Sadri Şener’in kardeşi Mustafa Sani Şener; Nevzat Şakar’ın da menajer Mithat Halis üzerinden; farklı kanallarla Ankaragücü yönetimi ve futbolcularına ulaşarak teşvik girişimlerinde bulundukları görülmüş, şüphelilerin eylemleri teşebbüs/girişim aşamasında kalmıştır. Görüşmelerde geçtiği şekliyle Hamdi Akın ile İbrahim Melih Gökçek’in şüpheliler ile anlaşıp tekliflerini kabul ettiklerine dair somut delil elde edilememiştir.


Kataloq: dosya
dosya -> Bunlari biLİyor musunuz?
dosya -> İLİ : ankara ay-yil : AĞustos 2009 tariH : 07/08/2009 KÖTÜLÜĞÜ İYİLİkle gidermek muhterem Müslümanlar
dosya -> ŞƏR’İ suallara cavab
dosya -> Eylemler cümlede iş, oluş, kılış, hareket durura bildiren sözcüklerdir. Eylemler tek başlarına kullanılamazlar; bu nedenle eylem kök ya da gövdesi, zaman ve kişi kavramı kazanarak anlam ve anlatım sağlanır
dosya -> 30 aylik akp iktidari döneminde gerçeklestirilen, 60 ak yolsuzluk dosyasi
dosya -> Kamil ocak spor kompleksi alani plan değİŞİKLİĞİne iLİŞKİn kent konseyi raporu
dosya -> Bildiriler S. Atak, N. Acarkan, V. Gürkan, G. Bulut
dosya -> Sivi öLÇÜleri-1 ÇEVİreliM ÖĞreneliM
dosya -> Uzunluk öLÇÜleri -1
dosya -> Zaman öLÇÜleri 1 Aşağıdaki alıştırmaları yapınız

Yüklə 3.7 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   47   48   49   50   51   52   53   54   55




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin