Sigara alkol ve uyuşturucu maddeler raporu 2008 TÜRKİye yeşİlay cemiyetiNİn hedefleri




Yüklə 0.71 Mb.
səhifə7/12
tarix27.02.2016
ölçüsü0.71 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   12

Farklı boyuttaki terör istatistikleri:

  • Gelişen ülkelerde yetersiz beslenmeden ölen çocuk sayısı: 149 milyon.

  • Güvenilir su kaynağı bulamayan insan sayısı: 1.100 milyon.

  • Yeterli hijyen bulamayan insan sayısı: 2.400 milyon.

  • Günde 1 dolardan az parayla yaşayan insan sayısı: 1.200 milyon.

  • HIV’li 15 yaş altı Afrikalı çocuk sayısı: 1.1 milyon.

  • Temel eğitim almayan çocuk sayısı: 100 milyon.

  • Eğitimsiz yetişkin sayısı: 875 milyon.

  • Her yıl hamilelik ve doğumda ölen kadın sayısı: 515 bin.

  • Çatışmalarda ölen yıllık ortalama çocuk sayısı:200 bin.

  • Her yıl çatışmalarda evsiz kalan çocuk sayısı: 1.2 milyon.


Bilgisayar oyunu;

“Bilgisayar oyunlarının içerikleri şiddet doludur ve egemen ülkelerin, ideolojilerini aktarmaklarının aracı durumundadır. Bu nedenle de çocuk ve gençlerin şiddet içerikli bilgisayar oyunlarından uzak tutulabilmeleri ve internet kafelerin denetlenmesi gerekir. Ayrıca ülkeye giren oyunların içeriklerinin incelenmemesi, çocuk ve gençlerin bu oyunlara rahatlıkla ulaşması, sorunu daha da derinleştirmektedir. Bu oyunları, çocuk ve gençleri duygusal ve düşünsel deformasyona uğratma potansiyeli taşıyanlara karşı önlem alınması toplumsal bir sorumluluktur. Söz konusu olan, bağımlılık yapan maddelere karşı alınan önlemler kadar üzerinde durulması gereken bir öneme sahiptir.

Yalnızca televizyondan iletileni tüketen, sinemaya ve tiyatroya gitmeyen, gidemeyen, kitap okumayı sevmediğini söylemekten rahatsızlık duymayan bir kuşak yetişmektedir. Bu kuşak, televizyon dizilerindeki ‘mafya babaları’nı, ‘popstar’ları, mankenlerin ‘renkli yaşam’larını model alarak yetişmektedir.”

26 Temmuz 2006 Cumhuriyet, Figen Atalay


* * *
TAKSİCİLERE YÖNELİK CİNAYETLER
Cinayetler artık önlensin!

İstanbul’da günlük ortalama 1.5milyon insanı taşıyan 18 bin taksicinin sorunları bitmek bilmiyor. İstanbul Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkan Vekili Cem Sert, son yıllarda taksici cinayetlerinde belirgin bir artış olduğunu söyledi. Sert, “Taksicilik artık can güvenliği olmayan bir meslek. Güvenlik sorununun aşılması için çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Bunlardan en önemlisi ise zırhlı araç projesi. Şoför mahalli ile yolculara ait bölüm arasında kurşun geçirmez ve darbelere dayanıklı bir ayırıcı cam bulunacak ve merkezi kilit sisteminden ayrı olarak ön kapılar şoför tarafından kilitlenecek”.

İstanbul Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Semih Kaçanoğlu da taksici cinayetleri nedeniyle gece işe çıkan 7 bine yakın taksi sayısının 1500’e düştüğünü söyledi. “Devletten can güvenliğimizi beklemek her yurttaşın olduğu gibi bizim de en temel hakkımız”. “Özellikle şiddet ortamı ve baskısı altında çalışan meslektaşlarımızın psikolojisi bozulmakta. Taksicilere yönelik şiddet eylemlerini engellemenin çeşitli yolları var. Karakollarda ve benzin istasyonlarında kamera zorunlu. Biz taksilerde de kameranın zorunlu olmasını istiyoruz.

Türkiye’de son 11 yıl içerinse taksicilere yönelik 886 gasp, yaralama ve cinayet olayı yaşandı. Bu olaylardan 96’sı İstanbul’da. 50’si de Ankara’da ölümle sonuçlandı. Ülke genelinde ise yaklaşık 200 kişi hayatını kaybetti.


Beyaz Masa Uygulaması

Bu arada İstanbul Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası, taksicilere yönelik şikâyetler için kendi bünyelerinde Beyaz Masa uygulaması başlattığını belirterek, şikâyetlerin “0 212 282 65 46” No’lu faks aracılığıyla iletilebileceği belirtildi.

14 Ekim 2006 Cumhuriyet
MAGANDA TERÖRÜ

Yeni TCK’da havaya ateş açıp birini öldürmenin cezası 25 yıla kadar hapis, peki ya öldürmeyip de sadece yaralayanlar? Meskûn mahalde ateş açmaktan en fazla birkaç ay hapiste yatıp göğsünü gere gere çıkanlar? Örnekler, cezaların “potansiyel katil” leri caydırmaktan uzak olduğunu gösteriyor.



Havaya ateş açana 54 YTL.
Bardakoğlu: Havaya kurşun sıkmak günah

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, dün düzenlediği basın toplantısında 'maganda kurşunu' sonucu ölümleri eleştirdi. Son olarak Bursa ve Sinop'ta iki genç kızın ölmesine ilişkin soru üzerine, Bardakoğlu bu olayların cehaletten kaynaklandığını belirterek şöyle konuştu:


"İnsan eliyle işlenen o kadar çok acı var ki... Töre cinayetleri gibi, bu da, insanlarımızın eğitimsizliğinden ortaya çıkan bir şey. Maganda kurşunu dediğimiz de havaya kurşun atmayı marifet zanneden insanların sorumsuzca davranışlarıdır ve bu bir cinayettir. Bir insanın dolaylı, doğrudan kanını dökmek dinimizin en büyük günahlarından birisidir. Düğünlerde, sırf şenlik olsun, ortalık şenlensin, düğün sahibinin düğününe katılalım diye, havaya kurşun sıkmak dahi dinen günahtır. Dinen günah, vebal ve sorumsuzluk örneğidir."

26 Temmuz 2006 Milliyet


* * *
SOKAK ÇOCUKLARI


  • İstanbul’da 8 çocuk ve gençlik merkezi var.

  1. Florya çocuk ve Gençlik Merkezi

  2. Yeldeğirmeni ,,

  3. Ayvansaray ,,

  4. Ağaçlı ,,

  5. Bahçelievler ,,

  6. Taksim ,,

  7. Küçükbakkal ilk yardım istasyonu

  8. Vakıfbank Umut Çocukları İlköğretim Okulu

  • Umut Çocukları Derneği Başkanı Yusuf Kolen’e Göre; 2005 verilerine göre: İstanbul’da 1500 Türkiye genelinde 20 bin çocuk sokakta yaşıyor.

  • Ülke genelinde 4500 çocuk kayıp.

Sokak çocukları artık Darülaceze’de eğitilecek

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Sağlık ve Hıfzıssıhha Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Sokak Çocukları Meslek Edindirme Merkezi (İSMEM), Kayışdağı Darülaceze Müdürlüğü'ne bağlandı.

İSMEM, kurulduğu 2003 yılından bu yana İstanbul sınırları içerisinde yaşayan sokak çocuklarının rehabilitasyonu ve meslek edinmeleri yönünde çalışmalarını sürdürüyor. "İSMEM'in Darülaceze'ye devrinden sonra, sokak çocukları sorununun çözümü konusunda diğer şehirlere örnek olabilecek çalışmalar yapacağız." diyen Darülaceze Müdürü Tayfun Karali, İSMEM'in; kurumdaki işleyişin Darülaceze Müdürlüğü'nde olduğu gibi 24 saat süreli iş akışı ve yatılılık esasına dayanması ve bir sosyal proje olması sebebiyle kendilerine bağlandığını ifade etti. Karali, Darülaceze'de de yaşlıların gençlere tecrübelerini anlatabilecekleri bir "Hayat Okulu" kuracaklarını belirtti. Tuzla'da bulunan İSMEM, ikna yöntemiyle merkeze kabul edilen 16-20 yaş arası sokak çocuklarının zararlı alışkanlıklardan arındırılması ve topluma geri kazandırılması için çalışıyor. Buraya gelen çocuklar tedavilerinin ardından, meslek ediniyor. Kuruma gelen her çocuk ustasının yanında mesleğini öğreneceği 13 ayrı meslek dalından birine yönlendiriliyor. Karali, "Bugün itibarıyla; bilgisayarlı muhasebe, terzi, berber, inşaat, bahçıvan, elektrik, boya-kartonpiyer, marangoz, sıhhi tesisat, aşçılık, elektronik, mekanik ve otomasyon alanlarında eğitim sürdürülüyor." diyor.

12 Temmuz 2006 Zaman



* * *

AİLE
Tempo Dergisi 16 kasım 2006; Türkiye’de 8,5 milyon engelli var.

Uzmanlar, ebeveynlerin kendilerini çocuklarının yerine koyarak, olaylara onların bakış açısıyla bakmaları, onların duygu ve düşüncelerini doğru olarak iletmeleri gerektiğini belirtiyor.

13 Kasım 20006 Türkiye, Cemil Yıldız
İSTANBUL - Büyük kentlerin kâbusu olan gasp, hırsızlık, kapkaç, yankesicilik olayları alınan tedbirler, çıkarılan yasalara karşın bir türlü önlenemiyor. Özellikle bu suçlara itilen çocukların sayısındaki artış dikkat çekiyor. Çocuk suçluların sayısının artmasında bazı ailelerin dolaylı, bazı ailelerin ise, doğrudan katkısı var. İstanbul Valiliği'nin araştırmasına göre 37 aile 207 çocuğunu gasp, kapkaç ve yankesiciliğe yönlendirdi. 117'si 12 yaşından küçük olan çocuklar arasında en büyüğü 1988, en küçüğü 2000 yılında doğmuş. Tamamına yakınının sabıkası ve suç kaydı bulunuyor.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün verilerine göre, 2006'nın ilk 2.5 ayında meydana gelen 2 bin 326 olayda 2 bin 702 çocuk gözaltına alındı, 221'i tutuklandı. Suçlu sayısındaki artış üzerine İstanbul Valiliği, geçen yıl kasım ayında çalışma başlattı. Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Vali Yardımcısı Mehmet Seyman'ın üstlendiği çalışma kapsamında İl Emniyet Müdürlüğü ile valiliğe bağlı sosyal hizmet kuruluşlarının verileri derlendi.

Aileleri göç etmiş


Ocak ayında rapor haline getirilen ve üzerine 'gizli' kaydı düşülen verilerde, şu bilgiler yer alıyor:

* 37 aileden toplam 207 çocuk kapkaç, gasp, hırsızlık, yankesicilik, dolandırıcılık suçlarına yöneltiliyor.

* Ailelerin çoğu Beyoğlu, Şişli, Bakırköy ve Zeytinburnu'nda oturuyor.

* Ailelerin önemli bölümü Diyarbakır, Siirt ve Erzurum'dan göçmüş. Sinop, Bursa ve Trabzon kökenli aileler de mevcut. Çocukların tamamına yakını İstanbul'da dünyaya geldi.

* Suça itilen çocuklardan 60'ı 12 yaş ve üzerinde, 30'u da 15 yaşından büyük. 117 çocuk 12 yaşın altında.

Yüzde 25'i okul görmemiş

* Çocuklardan yüzde 12-14'ü liseye kadar gelebilmiş, yüzde 20-25'i
okulla tanışmamış. Diğerleri ise ilkokul çağında bulunuyor. Ancak bir süre sonra okulla ilgisi son buluyor.

* Çocukların 108'i erkek, 99'u kız.

* T. ailesi sekiz çocuğunu çalıştırıyor. Bunların en büyüğü 1988, en küçüğü ise 1996'da doğdu. Ç. ailesinin sekiz çocuğundan en büyüğü 1990, en küçüğü ise 1995'te doğdu.

* P. ailesi beş çocuğunu suça yöneltmiş. Bu beş çocuk sırasıyla 1994, 1995, 1997 ve 200'de doğmuş. Altı yaşındaki B.P. de suça itilmiş.


İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Seyman, söz konusu ailelerle mücadele etmek için çalıştıklarını söyledi. Seyman şöyle konuştu: "İstanbul'da
özellikle 10 aile var ki, veriler bunların, çocuklarını bilerek suça ittiklerini, bundan kazanç sağladıklarını gösteriyor. Bunun yoksullukla açıklanacak tarafı yok. Sekiz çocuğu birden suça yönelmiş bir ailenin bunu teşvik ettiği gerçeği ortaya çıkıyor. Ya da göz yumuyorlar. Bu aileler suç örgütlerine dönüşmüş. Valimiz Muammer Güler'in 3 Ocak'taki emri ile bu olguya karşı savaş başlattık. Tüm sosyal hizmet birimleri ve güvenlik görevlileri mücadele verecek. Özellikle bu ailelere karşı yargı yolu sıklıkla işletilecek."

Genç kızlar evde bekliyor

Türkiye'deki 15-19 yaşları arası kızların yüzde 44.3'ü, erkeklerin yüzde 22.6'sı ne çalışıyor, ne de okula gidiyor. Yani yaklaşık her iki kızdan ve her beş erkekten biri evde.

Bu oranlarda OECD ülkeleri ortalaması ise kızlarda yüzde 8.2 erkeklerde yüzde 8.1. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nun, OECD verilerini kullanarak yaptığı araştırmada, bazı ülkelerdeki gençlerin eğitim ve istihdamı karşılaştırıldı. Araştırmaya göre Türkiye OECD ülkeleri içinde 'açık ara birinci' durumda bulunuyor.


Bu oran Meksika'da kız ve erkekler için sırasıyla yüzde 27.8-yüzde 8.1, Yunanistan'da yüzde 10.1-yüzde 8.6, Çek Cumhuriyeti'nde yüzde 6.2-yüzde 5.4. OECD ortalaması ise yüzde 8.2-yüzde 8.1 düzeyinde.

29 Mayıs 2006 Radikal



Aile değerleri zayıflayan Avrupa'da 12. yüzyıla dönüş

Avrupa'da çöplerden çıkan ölü bebek sayısındaki artış endişe verici boyutlara ulaştı. Çare olarak 12. yüzyıldan kalma bir geleneğe sarılan Avrupalılar, hastane önlerine özel bebek kutuları yerleştiriyor.

Aile değerlerinin yok olmaya yüz tuttuğu Avrupa'da evlilik dışı ilişkiler sürekli yaygınlaşıyor. Bu durumdan en büyük zararı ise çocuklar görüyor. Bir yanda parçalanmış aile yapısında yetişen çocuklar, diğer yanda kürtaj yoluyla yaşama hakkı 'henüz doğmadan' elinden alınan bebekler. Bunların üstüne doğar doğmaz ölüme terk edilenler de eklenince ortaya korkunç bir tablo çıkıyor. Almanya, geçtiğimiz ay Bremen'deki bir evin buzdolabında bulunan 2 yaşındaki bebek cesediyle sarsıldı. Siyasî tartışmalara da sebep olan ve sosyal senatörü istifaya götüren olay ilk değil. Aile değerlerindeki bozulma eğilimi dikkate alındığında son olacağa da benzemiyor. 2 yaşındaki Kevin'ın ölümünün hemen ardından ülkenin diğer bölgelerindeki benzer olaylar ardı ardına gazetelere yansıdı.

Geçtiğimiz yıl Sabine H. adlı bir kadının evinin bahçesinde gömülü bulunan 9 yeni doğmuş bebek cesedi ülkede şok etkisi yapmıştı. Avusturya'nın Graz kentindeki bir evin derin dondurucusunda da 3 bebek cesedi bulunmuştu. Son olarak Fransa'da, bir Türk'ün bahçesinden, eski ev sahibi Fransız bayan tarafından gömülen üç bebek cesedi çıkarıldı. Gazetelere yansıyan bu tip haberler, buzdağının sadece görünen kısmı. Avrupalılar gerçek rakamın çok daha yüksek olmasından endişe ediyor. Bebek ölümlerindeki artış, yetkilileri 12. yüzyıldan kalma bir kilise geleneğini yeniden hayata geçirmeye sevk etmiş. Uygulamaya göre belirli hastanelerin önlerine yerleştirilen 'Babyklappe' adlı kapaklı kutulara 'istenmeyen' bebekleri anneleri yerleştiriyor. İçeriden kimsenin göremeyeceği şekilde tasarlanan kutu, bebek içine konulduğunda otomatik olarak kendini kilitliyor. Anneye izini kaybetmeye yetecek süre tanındıktan sonra içerideki görevliye sinyal gönderiliyor. Doktorun sağlık kontrolünden geçen bebek, kendisini evlât edinecek koruyucu aile çıkana kadar hastanede tutuluyor.



Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi, çöplerden ve bahçelerden çıkan bebek cesetlerine çare arıyor.

Türk filmlerindeki‚ 'cami avlusu' klişesini hatırlatan uygulama başta Almanya olmak üzere Avusturya, İsviçre ve son olarak da İtalya'da hayata geçirildi. İlk olarak Almanya'nın büyük kentlerinden Hamburg'un Altona semtinde 2000 yılında kurulan düzenek, zamanla diğer şehirlere de yayılmış. Babyklappe'lerin sayısı şu an Almanya genelinde 41 şehirde 80'e ulaşmış durumda. Söz konusu düzenekten Avusturya'da 8, İsviçre'de bir adet bulunuyor. İtalya da artan bebek ölümleri üzerine geçtiğimiz yıl bir hastanede babyklappe uygulamasını başlatmıştı. New York'ta ise benzer bir atılım gündemde. Hamburg'da uygulamanın ilk başladığı 2000 yılından bu yana toplam 22 bebek, anneleri tarafından buradaki hastaneye bırakılmış. 'Yaşama izin ver, kimliğini gizli tut' sloganıyla 6 yıldır bebeklerini ölüme terk etmek yerine evlâtlık vermeye karar veren annelere imkân tanıyor.

Babyfenster'da kadınlara günün her saatinde bebeklerini bırakabilme imkânı verilmiş. Kapılarının her millet ve dinden insana açık olduğunu belirten Anne Rossenbach, annelerin özel isteklerinin olması halinde hassasiyet gösterdiklerini söylüyor. Köln'de geçtiğimiz yıl bir camiye bıraktığı bebeğinin yanına iliştirdiği notta çocuğunun Müslüman bir aileye evlâtlık verilmesini isteyen kadını örnek gösterdi.

İstenmeyen bebekler kutuya

Babyklappe (bebek kutusu) uygulamasında, istenmedik doğum yapan kadınlar, bebeklerini kendilerine ayrılan kutuya bırakıyor. Anne pişman olduğu takdirde 8 hafta içinde bebeğini geri alabiliyor. Sahibi çıkmayan bebekler ise evlât edinecek aileyi beklemek üzere Gençlik Dairesi'ne gönderiliyor. Anneye çocuğunu 16 yaşına kadar görme imkânı da veriliyor.

14 Kasım 2006 Zaman

Çocuklara göre ana-babalar bozuk parayla çalışan makinelere benzer: Delikten her zaman bir şey çıkmaz ama arzu edileni elde etme şansı yine de kolu çekerek denemeye değer.” “Çocuklar her istekleri karşılandığında güven duygusu geliştiremezler.” “Aşırı sevmek başkalarına bağımlı olmayı teşvik eder.” “Ana-baba olarak sizin göreviniz, vazgeçilebilir hale gelmektir.” “Bir ebeveynin görevi ortamı hazırlamak, uygun becerileri öğretmek ve gevşeyip çocukların kendi görevlerini yerine getirmelerine izin vermektir.”
AŞIRI SEVENLERİN ÖZELLİKLERİ

- Çocuklarını sahip oldukları bir mal gibi görürler.

- Çocuklarını kendi istedikleri kalıba sokmaya çalışırlar.

- Beceriksiz arkadaştırlar ya da anne-babanın arkadaş olamayacağında ısrarlıdırlar.

- Boyun eğer ya da çocuğu boyun eğmeye zorlarlar.

- Kontrol ederler.

- Çocuklarının ve kendilerinin mükemmel olmasına çalışırlar.

- Çocuklarını yenmeye çalışırlar. Çocuklarının iyiliği için nutuk çeker veya ceza verirler.

- Çocuklarına bir nesne ya da alıcı olarak davranırlar.

- Aşırı korurlar.

- Önlemek ya da kurtarmak için duygularını dikkate almazlar.

- Sonucu belirlerler.

- Önce azarlar, sonra zor durumdan kurtarırlar.

- Davranışları kişisel olarak algılarlar.

- Kendi gereksinimlerini tatmin ederler.

- Korkuturlar.

- Çocuk merkezdedir.
SAĞLIKLI SEVEN ANNE-BABALARIN ÖZELLİKLERİ

- Çocuklarını kendilerine verilmiş bir armağan gibi görürler.

- Çocuklarını gerçekte oldukları kişilere göre yetiştirirler.

- Saygılı ve destekleyici bir arkadaş olurlar.

- Sevecen ve kesin davranırlar.

- Rehber olurlar.

- Hataların, öğrenme fırsatı olduğunu öğretirler.

- Çocuklarını çözümlere ortak ederler.

- Onları kazanmaya çalışırlar.

- Çocuklarını bir değer olarak ele alırlar.

- Uygun gözetim ve denetim yaparlar.

- Duygulara izin verir ve kendilerini çocuklarının yerine koyarlar.

- Hayat becerilerini öğretirler.

- Çocuklarının deneyim kazanmasına, sonuçları keşfetmesine izin verirler. Çocuklarına davranışlarından ders çıkarmayı öğretirler.

- Çocuklarının dünyasına girerler.

- Güven ve inanç verirler.

- Çocuk katılımcıdır.

(Aşırı Sevmek/Arkadaş Yayınları) 26 Temmuz 2006 Akşam, Ece Arar


EVLİLİK


  • Amerikalı evlilik uzmanı Stephanie Coontz “Evliliğin Tarihi” “Marriage A History),

  • İspanya’da 20 – 25 yaş arası kadınların yüzde 50 bekâr,

  • Çin’de yakında erkekler evlenecek kız bulamayacak, Çin’de tek çocuğa müsaade ediliyor. Kız olduğunu öğrenen kürtaj yapar. Çin’de 100 kız 117 erkek 2020 yılında 40 milyon bekâr erkek,

  • Japon kadınları erkeklerle eşit olmadığı sebebiyle evlilik ve çocuk yapmaktan kaçıyor.

  • Hindistan, Afganistan ve Afrika ülkeleri evlilik yaşını yükseltmek istiyor,

  • Birleşik Arap Emirliklerinde erkekler yüksek başlık sebebiyle evlenemiyor,

  • Avrupa’da evlilik 1950’li yıllara göre düşük,

  • 18nci asırda mantık, 19ncu asırda aşk, şimdide seks ön plânda,

  • Batıda nikâhsız birlikte yaşam hızla artıyor.

( 9 Ekim 2005 Sabah, İlkim Öz )

BOŞANMA

  • Boşanmayı daha çok kadınlar istiyor,

  • Boşanmalarda büyük bir artış var, çünkü artık insanların birbirlerine tahammülleri yok. Kadının çalışma hayatına girmesiyle bütün yük kadında kalmaya başladı, sonuçta kadın depresyona giriyor ve artık yapamıyorum diyerek boşanmayı istiyor,

  • Hollywood’un ideolojisi yoktur diyenler yanılıyor.

  • Her filmi Batı Medeniyetini telkin eder.

  • Hıristiyanlık propagandası yapılır,

  • 20 yıl aradan sonra “Süpermen” kurtarıcı ve Mesih rolünde,


AKRABA EVLİLİĞİ

    • Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Çocuk Nörolojisi ve Kas Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Topaloğlu; Çocukları tekerlekli sandalyeye mahkûm eden kas ve sinir hastalıklarını, akraba evliliğiyle birlikte artış gösterdiğini.

    • 140 bin kas ve sinir hastalığının 100 bini çocuk.

    • Son 10 yılda akraba evliliği yüzde 20’den 23’e çıktı.


Evlilik de, aşk da 'Alman usulü' oldu!..
'Evlilik' veya 'evlenip yeni bir yuva kurmak, çocuk sahibi olmak' gibi kutsal kavramlar, başta Almanya olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde giderek demode kurum olmaya başladı. Gençler resmi nikâh ile evlenmek istemiyor. Yasalara karşı 'evlilik sorumluluğunu' taşımak istemiyor.

Bunun yerine aynı evi paylaşmayı, yani 'evcilik' oynamayı tercih ediyor. Çocuk isteyen kızlar suni döllenme gibi yeni yöntemlere başvuruyor. Babası belli olmayan erkeklerden çocuk yapıyor.


      Çok  üzülerek yazıyorum Almanya'da doğup-büyüyen gurbetçi gençlerimiz bu modayı çok benimsedi. Hatta Alman ve Hollandalı gençler kadar. Her gün onlarca gencimiz, sadece özel eşyalarını toplayıp ana-baba ocağını terk ediyor. Kız veya erkek arkadaşı ile oturmaya başlıyor. Çünkü baba ocağında ailesi ile paylaşacağı  en küçük ortak nokta kalmadı. Ne annesinin pişirdiği Türk yemeklerini seviyor ne babasının sevdiği türküleri dinliyor. İlkokul birinci sınıftan beri asimile edildiler. Şimdi  ne Türk ne de Alman... Bambaşka bir insan türü. Amerikalılara daha yakın. Onların yaşam felsefesini benimsemiş, her şeyi para ile ölçen ve pratik kuşak... 60'lı yıllarda Almanya'ya çalışmak için giden dedeleri ise sanki başka gezegenin insanı... Genç kız babasına 'Ben artık 18 yaşına geldim. Alman sevgilim var. Onunla aynı evde yaşamak istiyorum. Böyle ayrı evde yaşayarak aşkımızı yaşamamız zor oluyor' diyebiliyor.  Anadolu'nun bağrından kopup elin gurbet ellerinde 30 yıl ekmek savaşı veren garibim ise çaresiz...

Boynu bükük 'Tamam kızım. Sen artık büyüdün. Ne istersen onu yap' diyor. Başka yapacağı yok. Bu sisteme  karşı çıkan arkadaşlarının başına gelenleri biliyor. 'Öz kızının özgürlüğünü kısıtladığı, tokat attığı için hapse giren arkadaşları var'

Masraflar ortak, ihanet kesin yasak.
Giderek İstanbul'da da çoğalan evcilik oyunu ile evlilik arasında ekonomik açıdan çok fark var. Kimse kimseye parasal güç olarak sahiplenemiyor, sorumluluk üstlenmiyor. Erkek de, kız da çalışıyor. Kimse kimseye bakmıyor yani. Ev kirası ve elektrik parası ortak ödeniyor. Herkes kendi telefonu ile konuşuyor. Mutfağa alınan her türlü yiyecek ortak oluyor. Damak zevki farklı ise buzdolabında yiyecekler ayrılıyor. Dışarıdaki her türlü masraf da ortak. Sinema, tiyatro, bar, disko masrafları kuruşuna kadar ortak veriliyor. Özel günlerde canı isteyen bira ısmarlayabilir. Tatil veya geziler de ortak. Eve karşı cinsten arkadaş davet etmek ise sıkı kurallara bağlı. Şayet bir genç kız bir erkek ile aynı evi paylaşıyorsa, başka bir erkeği eve davet edemez. 'Burası benim de evim' diyemez. Erkek de aynı şeyi yapmak zorunda. Daha önemlisi birbirlerine evli çiftler kadar sadık kalmak zorundalar. Aldatma asla söz konusu değil. Bir başkasına yan gözle bakıldığı an, kapının önüne konulacağı kesin. Hatta yeni ev arkadaşı bulana dek ev kirasına ortak olmak zorunda. Aralarında yazılı belgeler yok ama verilen sözler daha önemli... Çünkü genelde bu birliktelik büyük aşkın devamı. Sevmeyen insanlar aynı evi paylaşmıyorlar. 
Evcilik işte böyle bir şey. Nasıl aklınız yattı mı? Şu sıralar İstanbul'da pek çok gencin aynı evi paylaştığını yani evcilik oynadığını biliyorum. Almanya'da büyüyen kızlarımız bu modayı Türk delikanlılarına öğretti. Bizim delikanlıların da işine geldi, çok çabuk benimsedi. Ortaköy tepeleri böyle çiftler ile dolu. Ev sahiplerinin de işine geliyor, kirayı iki katı alıyorlar.

24 Temmuz 2006 Bugün

Not: Yurt dışında ve Türkiye’de dejenere olmuş gençler varsa da; millî, mânevî değerlerine, örf ve âdetlerine saygılı ve temiz bir hayat süren gençler çoğunluktadır.

* * *
BOŞANMA


  • Vakit 9 Temmuz 2006 Hasan Karakaya: Türkiye’de 1990 – 1993 ile 2000 – 2003 mukayese edildiğinde boşanma 10 yılda yüzde 340 arttı.

  • Diyanet Dergisinde boşanmaların yaşanmaması için eş seçerken güzellik yerine dindarlık faktörünün öne çıkarılması gerektiği ifade ediliyor,

  • Akrabalar hakim olsun!

  • Erkek:

Eşi ile iyi geçinecek O’na yumuşak davranacak kötülemeyecek, Dövmeyecek, Sözlü şiddette bulunmayacak, Dargın durmayacak, Meseleleri büyütmeyecek,

Kadın:

Kavgalarda evi terk etmesin, Güler yüzlü olsun, Eşinin yaptığı iyiliklere teşekkür etsin, Çocuğunu emzirsin baksın, İslâm terbiyesi ile büyütsün, Eşi ile dargın durmasın.



  • Arkadaşız tehlikesi! “Ayrıldık ama iki medeni insan gibi arkadaşlığımız sürüyor sloganı da eksik edilmiyor. Bu tür mesajlar heyecanları ve hevesleri henüz oturmamış gençlerin aile kurumuna bakışları üzerinde şüphesiz büyük tahribat yapmaktadır.”

  • Güzellik, yakışıklılık ilk sıraya konuyor Aşk 2nci sırada, Sevgi, Dindarlık, Güzel huy ve Ekonomik gerçekler son sıralarda yer alıyor.

  • Ünlülerin boşanması gençliği kötü etkiliyor.

  • Boşanmaların yüzde 44,89 ilk yıllarda oluyor.

  • Evlilik; Ayrı cins, ayrı beden, farklı ruh, duygu, ekonomik durum ve dünya görüşünde farklı insanın belli şartlar altında ortak bir zeminde buluşarak, hayatlarını birleştirmeleridir,

  • Kadın ile erkek arasında sadece biyolojik olarak 40 fark vardır.

Yetişme tarzı, psikolojik ve ruhsal yapıları farklıdır.

Eşler birbirine karşılıkla sevgi, saygı ve anlayış ile aile yuvasını sağlamlaştırmalıdır.

İhtilâflar yaz yağmuru gibi geçici olmalıdır.


  • İstatistiklere göre evi daha çok kadınlar terk edip gidiyor.

  • 2004 yılında 88 bin 357 çift boşandı.

  • Boşanma sebepleri :

Geçimsizlik 87 bin 474

Kadının Aldatması 52

Erkeğin Aldatması 15

Kadının Evi Terk Etmesi 128

Erkeğin Evi Terk Etmesi 25

Uyumsuzluk 198

Erkeğin Akıl Hastalığı 4

Kadının Akıl Hastalığı 12

Erkeğe Eziyet ve Cana Kast 8

Kadına Eziyet ve Cana Kast 11

Evlilik Feshi 4

Evlilik İptali 3

Diğer Sebepler 443

1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   12


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə