Sigara alkol ve uyuşturucu maddeler raporu 2008 TÜRKİye yeşİlay cemiyetiNİn hedefleri




Yüklə 0.71 Mb.
səhifə12/12
tarix27.02.2016
ölçüsü0.71 Mb.
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   12

* * *
İSRAF

  • Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün’e göre;

  • Türkiye’de her yıl 500 milyon dolarlık ilâç çöpe atılıyor.

  • Sağlık Bakanlığı, Türkiye Eczacılar Birliği, Tıp kurumu Derneği verilerine göre: Evlerde ilâçların yüzde 60’ı kutusu açılmadan atılıyor.

  • Eczanelerde yüzde 70 ilâç kullanma tarihi dolduğu için, antibiyotiklerin yüzde 44 çöpe atılıyor,

  • Devletin sağlığa ayırdığının (bütçenin) yüzde 80’ni ilâca gidiyor.

  • Millî gelire göre ilâç israfında Türkiye ilk sırada,

  • İlaç tüketiminde 2003 yılında Türkiye’de kişi başına 60 $, 2004 79 $, 2005 93 $,

  • Kişi başına ilâç tüketimi: İtalya – İspanya – İngiltere 250 dolar

Almanya 325 dolar

Fransa 375 dolar

Japonya 480 dolar

ABD 670 dolar



  • Milli gelire göre ilâç harcamada Türkiye ilk sırada

2004 6 milyon YTL

2005 9 milyon YTL



  • Türkiye’de genç görünmek için 1 Milyar dolar harcanıyor.

01 Ekim 2006, Timur Sırt (Yavuz Barlas)

ANKARA - Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de yılda üretilen yaklaşık 44 milyar ekmeğin 4 milyarının israf edildiğini bildirdi. Sağlık Bakanlığından, Dünya Gıda Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığınca ‘Sağlıklı Beslenme ve Gıda İsrafı’ konulu bir rapor hazırlandığı belirtildi.





Türkiye'nin Satınalma Gücü AB'nin üçte biri

ÜLKE

Oran %

ÜLKE

Oran %

Lihtenştayn

225,9

Yunanistan

87,3

Lüksemburg

156,7

Portekiz

78,0

İsviçre

137,8

Çek Cumhuriyeti

58,0

Avusturya

123,0

Macaristan

54,8

ABD

117,2

Utvanya

50,5

Fransa

117,2

Polonya

48,7

Norveç

116,1

Hırvatistan

44,2

Belçika

114,1

Slovakya

44,0

Almanya

113,7

Estonya

41,8

İtalya

113,4

Litvanya

39,5

irlanda

112,6

Romanya

32,0

Hollanda

103,1

Bulgaristan

30,2

İsveç

98,0

Türkiye

29,8

Finlandiya

97,4

Ukrayna

13,0

Danimarka

95,6

Beyaz Rusya

12,7

İspanya

91,2

AB Ortalama

100

Kaynak: GfK *AB ortalaması 100 birim kabul ediliyor



Lüks Marka Düşkünlüğünde ilk 5'e girmeiy başardık

ÜLKE

Oran %

ÜLKE

Oran %

Mısır

86

ispanya

45

Hindistan

81

Avustralya

44

Filipinler

79

ABD

42

Türkiye Venezüella

75

Endonezya

42

73

Çek Cumhuriyeti

40

Suudi Arabistan

70

Güney Kore

39

Rusya

68

İngiltere

37

Brezilya

66

Fransa

34

Polonya

63

Kanada

34

Arjantin

62

isveç

33

Güney Afrika

61

Singapur

32

Meksika

59

Tayvan

30

Tayland

51

Çin

28

Macaristan

51

Japonya

24

Almanya

48

Hong Kong

17

İtalya

47

Küresel ortalama

48

Kaynak: GfK Roper Reports 2005



Günde 12 milyon israf


Raporda, Türkiye’de her gün üretilen 120 milyon ekmeğin yaklaşık 12 milyonunun israf edildiği vurgulanarak, bunun ekonomiye zararının günlük 2.6 milyon YTL olduğu kaydedildi. Vazgeçilmez besin maddelerinin başında yer alan ekmeğin raf ve saklama süresinin kısa olduğu hatırlatılan rapora göre, ülkede yılda üretilen yaklaşık 44 milyar ekmeğin yüzde 16’sı evlerde olmak üzere, yaklaşık 40 milyarı tüketiliyor, 4 milyarı da israf ediliyor. Türk halkı her yıl ekmeğe 7 milyar dolar öderken, israf edilen ekmek sebebiyle ekonomik kayıp yıllık 700 milyon doları buluyor. 3 büyük ildeki günlük ekmek israfı ise 750 bin YTL tutarında. İstanbul’da günde 2 milyon, Ankara ve İzmir’de ise 600 biner ekmek israf ediliyor. Ekmek israfı, tüketimin az olduğu gelir düzeyi yüksek kesimde daha fazla.


Uygun şartlarda saklayın

Rapora göre, ekmek uygun şartlarda saklanmadığı için bayatlıyor, bayatladığı için de çöpe atılıyor. Ekmek israfında yüzde 70 oranı ile yemekhaneli iş yerleri, hastane, yatılı okul, öğrenci yurdu, otel ve lokantalar başı çekiyor. Raporda, ekmek israfının önlenmesi için şu uyarılar yer alıyor:


* Hastane, yatılı okul, askeri birlik ve öğrenci yemekhanelerinde ‘ekmek israfı önleme plânları’ acilen hayata geçirilmeli,


* Üretim talebe göre plânlanmalı,
* Raf ömrü uzun kaliteli ekmek üretilmeli,
* Fırında veya satış yerinde uygun şartlarda korunmalı,
* Ekmeğin pişirilmesi ile satışı arasındaki süre en aza indirilmeli,
* Poşetlenmeli,
* Küçük gramajlarda üretilmeli,
* Toplu yemek tüketim yerlerinde dilimlenmiş veya küçük boyutlu ekmek verilmeli,
* Orta derecede bayatlayanlar düşük fiyattan satılmalı.

Bu konuda ev hanımlarına da önemli görevler düştüğü belirtilen raporda, “Evlere ihtiyaçtan fazla ekmek alınmamalı, ekmek poşette saklanmalı, uzun süreli saklama hedefleniyorsa ekmeğin derin dondurucuda ve poşet içerisinde bayatlamadığı unutulmamalıdır” denildi.

16 Ekim 2006 Türkiye

* * *

AÇLIK
Cumhuriyet 12 Ekim 2006 Prof. Dr. Abidin Kumbasar “Küreselleşmenin iki yüzü”

“12 Milyar insanın doyabileceği yerkürede 6,5 milyar insanın 850 milyonu açlık çekmekte, her yedi saniye içinde 10 yaş altında bir çocuk açlıktan ölmektedir. Oysa günümüzde silâhlanma için bir yılda harcanan yaklaşık 900 milyar doların sadece yirmide biri kadarıyla bütün açlık ve yoksulluk sınırlarının giderilebileceği uzmanlarca bildirilmektedir”



* * *
YOKSULLUK
Yoksulların Sesi Hiç Duyulmaz ki…”

Türkiye İstatistik Kurumu’na göre;

Türkiye’de her 4 kişiden biri yoksulluk sınırı altında (18 milyon’a yakın)

Türkiye’de her 77 kişiden biri açlık sınırı yaşıyor. (909 bin)

Açlık sınırı günde 1 doların altı gelir.

Yoksulluk sınırı günde 4,3 dolar.

05 Kasım 2006 Hürriyet

GELİR: Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’de 2,5 milyon kişi günde 1 dolarla (aşırı yoksulluk), 13,5 milyon kişi 2 dolar ile geçinmek zorunda (yoksulluk)

Dünya Bankasına göre Türkiye’de 16 milyon yoksul var.



* * *
MEMURLARIN DURUMU
Yeni Şafak 30 Haziran 2006,

  • Devlet memuru sayısı 1 milyon 545 bin 597,

  • Evli sayısı yüzde 87,

  • Yüzde 56’sı 900 YTL. den az maaş alıyor,

  • Yüzde 46’sının eşi çalışmıyor,

  • Yoksulluk sınırı 1861 YTL,


* * *
TELEVİZYON VE BİLGİSAYAR


Yapımcıdan para alan ve simsarcıya para vererek, kanaldan kanala koşan genç ve güzel kadınlar ve kızlar.

Yeni Şafak 18 Temmuz 2006

Doç. Dr. Kemal Sayar

“Dünya’da olduğu gibi, ülkemizde de antisosyalite patlaması var. Toplumun ruh sağlığını tehdit eden en büyük unsur, merhametsizliği pompalayan yayınlarıyla insanları değersizleştiren televizyonlar.” “Toplumun ruh halini bozan medyadır.” dedi.


Bir varmış Bir yokmuş…

Televizyonların olmadığı dönemler eskilerin en büyük eğlencesi kendileri için okunan masalları göz kapakları ağırlaşıncaya kadar dinlemeleriydi. Eski ninelerin masallarının sonu bir türlü gelmez, olmadı hemen oracıkta bir yenisi daha uydurulur, büyük bir heyecanla anlatılırdı çocuklara. Masallar sözlüklerde tanımlandığı gibi sadece halkın uydurduğu, ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa sürüp gelen, olağandışı olayları anlatan hikâye ve öğüt verici, ahlâk dersi veren eserlerin dışında yapıcı başka özelliklere de sahip. Evet, masalların çocukların hayal dünyasında gerçekten de çok büyük bir önemi var. Masal ve hikâyeler ayrıca zekâ gelişimini de olumlu etkiliyor.



Erken konuşuyor
Masal ya da öykü anlatmanın doğal yolla sözel dili öğretme tekniği olduğuna dikkat çeken uzmanlar, öykü ya da masal dinleyen çocukların iletişim becerilerinin daha hızlı gelişeceğini, masal ya da öykü kahramanı ile özdeşleşme yoluyla kişilik gelişiminin etkileneceğini, soyut kavramları daha iyi öğreneceğini ifade ediyorlar. İletişim becerilerinin dinlemeyi, anlamayı ve konuşmayı içerdiğini kaydeden uzmanlar şöyle devam ediyorlar:
“Masal ya da öykü dinleme yoluyla çocuklar önce dinlemeyi, sonra anlamayı ve konuşmayı iyi öğrenirler. Sözcükler, söz dizimi kuralları, vurgu ve konuşma hızı, sözlü iletişimin vazgeçilmez unsurlarıdır. Öykü ya da masal anlatımında sözcüklerin doğru telaffuzuna, söz dizimi kurallarına, vurgulara, çocuğun yaşına bağlı dil gelişimi özelliklerine, jest ve mimikleri uygun kullanmaya, uygun konuşma hızı ile anlatmaya özen gösterilmelidir. Bu yapıldığında çocukların konuşma gelişiminde önemli ilerlemeler görülür. Özellikle 4-6 yaşları kapsayan çocukluk döneminde masal ya da öykü anlatımı, sözel dilin gelişimindeki ilerlemelerin yanı sıra, kişilik gelişiminin parçası olan soyut kavramları öğrenmelerini de sağlar. Bunlardan iyi-kötü güzel-çirkin, doğru-yanlış, suç, ceza, başarı, ödül, dürüstlük gibi ahlaki yargıların öğretiminden öncelikle söz etmek mümkündür. Masal ya da öykü anlatmakla çocukla kurulan sözel iletişimin sonucu sevgi ve güven gibi çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanmasına da imkân sağlanır. Gecikmiş konuşma, telâffuz bozukluğu ve kekemelik gibi konuşma bozukluklarının düzeltilmesi amacıyla da masal ya da öykü anlatma çalışmalarından yararlanılabilir. Ancak, masal ya da öykünün korku ve şiddet unsurlarından arındırılması gerektiği unutulmamalıdır.”


Farklı bir dünya
Çocuklar kendilerini masal kahramanıyla özdeşleştiriyor ve gerçek dünyada kolaylıkla algılayamadıkları bazı kavramları masallar ve hikâyeler sayesinde çok daha iyi anlayabiliyor. Bu nedenle küçük çocuklar, öğretici ve düşündürücü kitaplardan çok kolayca kendilerini kaptırabilecekleri serüvenleri ya da fantastik kitapları seviyorlar. Masalların gerçek dünyadan önemli farkı, gerçeklerden bağımsız olmasıdır; masallarda bütün gerçekler değiştirilebilir, bulutlar ormanlar konuşabilir, tavşanlar ağaçlar sevinir, üzülür. Üstelik masallarda hep mutlu sona ulaşılır. İyiler başarıya ulaşır, kötüler cezalandırılır.

26 Temmuz 2006 Türkiye




1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   12


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə