Sigara alkol ve uyuşturucu maddeler raporu 2008 TÜRKİye yeşİlay cemiyetiNİn hedefleri




Yüklə 0.71 Mb.
səhifə11/12
tarix27.02.2016
ölçüsü0.71 Mb.
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   12

Kitap sayısı artıyor okurlar azalıyor

KİTAP ve okur konusunda bir A.A. (Anadolu Ajansı) muhabirinin rakamlara dayanarak hazırladığı rapor, kitap sayısının artışı ile okur sayısının azalması arasındaki ters orantıyı önümüze seriyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü verilerinden A.A. muhabirinin derlediği bilgilere göre, 1959 yılında 142 olan halk kütüphanesi sayısı bu yıl 1437'ye yükselmiş.

Kütüphanelerdeki kitap sayısı artıyor. 1959 yılında 1 milyon 278 bin 832 iken, 4 Kasım 2003'te yapılan saptamada 12 milyon 581 bin 527'ye ulaştığı anlaşılmış.

1995 yılında 23 milyon 261 bin 642 olan okur sayısı, geçen yılın sonunda 22 milyon 963 bin 578'e, bu yılın ilk on ayında da 13 milyon 163 bin 72 kişiye gerilemiş.

Kütüphanelerdeki kayıtlı üye sayısı 1995 yılında 1 milyon 69 bin 116 olarak gerçekleşirken, bu sayı her yıl azalarak 2002'de 424 bin 493 kişiye düşmüş. Bu yılın 10 ayında ise bu rakam 300 bin 738'i gösteriyor.


1955'te yapılan nüfus sayımından çıkan sonuç 24 milyon.
2000'te yapılan sayımın sonucu ise; 67 milyon.
Bu artışa göre, okur sayısında bir patlama yaşanmalıydı, tersi olmuş.

1976 yılında 72 olan gezici kütüphane sayısı bugün 65'e düşmüş.

Kitap sayısı artıyor, okur sayısı azalıyor.

01 Aralık 2003 Hürriyet, Doğan Hızlan




  • Kültürel bölünme büyük tehlike.

  • Çağdaş kültür ile millî ve manevî değerlere saygılı kültür, her ikisi ötekinin yaşam ve varlığına tehdittir.

  • Batı ile Doğu arasında uçurum büyüyor.

  • Mali’de Cenne şehrindeki cami, yalnız Müslüman Afrika’nın değil, İslâm dünyasının mimarî harikasıdır,

  • Cami tamamen topraktan (kerpiçten) yapılmıştır,

  • Cami 13. asırda yapılmış, 1834 ve 1905 yıllarında tamir görmüştür,

  • Her yıl kadın-erkek cami duvarına çamur atarlar. Yağmurlarla eriyen çamur tabakası yenilenir.

  • Kültür üretebilen millet olmak, bağlı olduğumuz geleneğin bize sunduğu hayat alanını canlı tutmakla mümkündür.

  • Millî ve Manevî değerlerini, örf ve adetlerini, öz kimliğini kaybeden milletler tarihten silinmeye mahkûmdurlar.

  • Dünya’da ilk Müslüman Türk Devleti Bulgar Hanlığıdır.

  • Bulgar, Fin, Macar, Estonyalı, Kızılderili, İnka, Aztek, Eskimo, Anadolu’da yaşayan Rum ve Ermeni’nin hatta çok sayıda Rus’un ve daha nicelerin asırlar önce soy kütüğüne gidildiğinde Türk asıllı olduğu görülür.

  • Cenne Camii’nin duvarları gibi millî ve mânevî değerimiz devamlı canlı tutulmalıdır.

  • “Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır, Cemal Kuntay

  • Demirin çelikleşmesi gibi “Milletin oluşumu da; tarihin ocağında tavlanmayı, acılar, hüzünler, sevinçler ve coşkular arasında dövülmeyi ve ortak yaşama azmiyle sulanmayı gerektirir”

  • Anadolu coğrafyası bize altın tepsi içinde armağan edilmedi. Sığıntı olarak ta gelmedik. Milyonlarca Türkün kanıyla bedelini ödeyerek sahiplendik.

  • Bin yıldır hattâ önTürklerle 3 bin yıldır Anadolu’dayız. İNŞALLAH kıyamete kadar burada olacağız.

  • Anadolu’nun “Türk Vatanı” olmasına karşı olan güçler 8’i büyük 15 Haçlı Seferi düzenlediler. Türkler Anadolu’ya bir daha geri dönmemek üzere yerleştiler. Anadolu’yu vatan yaptılar.

  • 1071 Malazgirt

1176 Karamuk seli

1389 Kosova

1444 Varna

1453 İstanbul

1526 Mohaç

1556 Zigetvar

1915 Çanakkale

1919 İstiklâl Harbi ile ve daha nice zaferlerle Anadolu’ya Türk mührünü bastık. Anadolu’nun 5 bin yıllık tarihinde Oğuzlardan önce çok sayıda “Ön Türklerle” Anadolu’yu vatan yapmışlardır.



  • Ön Asya Tarihi uzmanlarından Fr. Hummel’a göre “Sümerler tamamıyla bir Türk kavmi” dir. M.Ö 5 bin yıllarında orta Asya’dan ön Asya’ya gelmişlerdir. Sümerlerin gramerleri, kültürleri Türklerin özelliğini taşımaktadır. Sümerce’de 165 Türkçe kelime mevcuttur.

  • M.Ö 2500-2400 yıllarında Kutlar-Gutiler Batı Türkistan’dan gelerek Kerkük bölgesine yerleştiler.

  • Mezopotamya’da M.Ö 2350-2150 arasında büyük bir devlet kuran Akad Hükümdarı Naram-Sin’ün “Şart-hamkarı metni” olarak yazılı belgede Akad’ların orta Asya menşeli Türk olduğu açıklanır.

  • Fırat Nehri kıyısında M.Ö 4000-2000 yılları arasındaki döneme ait 13 tablet “Turukku” adlı kavimden bahseder.

  • Sümer, Elam, Kalde, Kut-Guti, Urartu orta Asya kökenli Türklerden.

  • M.Ö 7 asra kadar Türk kavimleri Anadolu’da yer almıştır.

  • Ayrıca İskit-Saka, Kimmerler, Türkmenler, Bulgar, Avar, vs, Peçenek ve Kuman-Kıpçak Türk boyları Anadolu’ya gelmişlerdir.

  • Hunların bir kolu da Anadolu’ya gelmiştir.

  • Hitit ve Truva devletleri de Türk idiler.

  • Balkanların Türkleşmesi Osmanlıdan önce, M.S 4. asırda Hun, M.S. 610 Avar Türkleri, M.S 670 Bulgar Türkleri, M.S 1036 Turak Hun liderliğinde Peçenek Türkleri, 1100 yılında İslâmiyeti seçerek “Gacal” adıyla anılırlar. 1048 de Peçenekler Tuna’ya geçerek kağan Bey liderliğinde İstanbul’u feth için İzmir Beyi Çaka Bey’in donanması ile işbirliği yaptılar.

Pomaklar, Rodoplara yerleşen Kuman ve Peçeneklerdir

  • 1064 de Oğuz (uz) kafilesi 600 bin kişilik Ordu ile Van’dan arasına yerleşir.

  • 1080 yılında Kuman ve Kıpçaklar Rodop Dağları, Vardar Makedonyası, Tuna Boyları ve Dobrucaya yerleştiler.

  • Osmanlı Devletinin Balkan Fethi 1354 Orhan Gazi’nin büyük oğlu Gazi Süleyman Paşanın çardak’tan sal ile geçerek çimbe kalesini fethi ile başlar.

  • Lâz denilen kişiler Peçenek – Kuman – Kıpçakların torunlarıdır.

  • Sakaların en büyük boyu olan “Partların” torunları Zazalardır.

Azerbaycan da yaşayan Zazalara “sak” denir.

  • Suriye Türkleri Türkçeyi unutmak üzeredir.

  • İran’da ise Avşar, Türkmen, Azeri, Kaşkayi, Karapaapak, Hazari Türk boyları Türklüğünü unutmuş gibidir,

  • Çuvaşların yüzde 90’ı sarışın ve mavi gözlüdür.

  • Kazan, Başkurt, Kırım, Nogay, Özbek, Türkmen sarışın mavi ve yeşil gözlüdür.

  • Tarihi eserler Peçenek, Kuman ve Kaçakların sarışın renkli gözlü olduğunu yazar.

  • Netice: Gençlere Türk Tarihi öğretilmelidir. Tarihten silinmiş, Vandallar, Vizigotlar, Ostragotlar, Franklar, Saksonlar, Anglosaksonlar, Slavlar, Vikinglerin tarihi ile beyinler meşgul edilmemelidir,

  • Anadolu’nun menşei Anatolia’ya dayanmaz.

1071 Malazgirt Zaferi sonrası 40 akıncı ve başlarında Efruz Bey vardır. Bir yaşlı kadın elinde küçük bakraç içinde süt vardır. İkram eder. Efruz Bey sen çocuklarına getir. Benim 40 yiğidim var der. Israr edince Efruz Bey ve 40 akıncı içer doyarlar. Efruz Bey sütün eksilmediğini görür. Kadın ısrarla için yiğitlerim der, yiğitler kandık derler. Yaşlı kadın ısrar edince karınlarını göstererek hep bir ağızdan Anadolu Anadolu Anadolu haykırırlar.

  • “Türkler, bir ırk ve millet olarak, yeryüzünün en şerefli insanlarıdır.” La Martine



* * *
EĞİTİM
Ezberci eğitim sistemi dershaneleri sanayileştirdi.

Küçük yaşta film TV dizilerinde yer alan çocukların çoğu büyüyünce hayatları hüsran oluyor.

Türkiye’de 8 milyon 700 bin kişi okuma – yazma bilmiyor.

180.) Karnedeki not her şey değildir, takınılacak tavır okuldan soğutur.

Karne hediyesi rüşvet ve aşırı pahalı hediye olmamalıdır.
ELAZIĞ (İHA)- Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, son günlerde okullarda artan cep telefonlarında gerekenlerin yapılacağını söyledi.

Yaptığı konuşmada, son günlerde okullarda öğrencilerin kullandığı cep telefonu konusuna değindi. Çelik şunları söyledi: “Şiddeti özendiren, çocuklar arasında suçun yayılmasına sebep olan okuldaki nizam ve intizamın, disiplinin bozulmasına, hatta kopya çekmelerinde bir araç olarak kullanılan bir cep telefonu meselesi vardır. Bu cep telefonları ile ilgili gelecek Salı günü Ankara’da yetkili arkadaşlarımızın katıldığı bir toplantı yapacağız.

Okullarda çocukların kullandığı cep telefonlarında da ciddi kısıtlamalar getireceğiz. Bu konuda ciddi tedbirler alacağız.”

14 Ekim 2006 Türkiye


Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ilkokul öğrencilerinin belini büken ağır sırt çantalarını hafifletmeyi amaçlayan yeni bir proje başlatacak. Yeni eğitim-öğretim döneminde hayata geçirilmesi plânlanan projeye göre, ders kitapları 4-6 parçalık fasiküllere bölünecek. Öğrenciler, gün içinde işlenecek derslere ait fasikülleri okullara götürecekler.

Yükleri azalacak

Bakanlık, öğrencilerin kitap yükünü ortalama yüzde 60-80 oranında azaltmayı hedefliyor. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nca yürütülen projeyle, ağır ders kitapları sorununun çözüme kavuşturulması plânlanıyor.

Milliyet 30 Temmuz 2006
Orta öğretimde öğrenci sayısı 14 milyondur.

Yeni bir karne modeli, not sistemi değişiyor.

Her öğrencinin yılda 10 kitap okuması ve buna yönelik değerlendirme notları alması öngörülüyor. (Türkiye 15 Eylül 2006)
28 Ekim 2006, Sabah Çocuk, Figen Yanık,

Gün ışığı kitaplığının kurucusu Mine Soysal Eyvah kitap eserine göre, ilkokul dördüncü sınıftan lise son sınıfa kadar 40 bin öğrenci ile okuma sohbeti yapıyor.

Gerçek okur oranı yüzde 3.

Yüzde 80 öğrenci kitap okumuyor.

Yüzde 20 de anne ve babasını kırmamak, öğretmenini üzmemek ve yatırım için okur gözüküyor.
Yılda 2 dolarlık kitap okunuyor’

Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı, Birleşmiş milletler (BM) raporuna göre, AB ülkelerinde yıllık kitap harcamasının 500 dolar, Türkiye’de ise 2 dolar olduğunu belirterek, “Okuma alışkanlığımız olmadığı için cahiliz, fakir bir toplumuz, hakkımızı bilmiyor ve aramıyoruz” dedi. Avcı, yaptığı yazılı açıklamada, “öğrencilerin ders kitabından başka kitap okumadığını, bazı vatandaşların kitap ve gazetelerin sadece resimlerine baktığını, lâzım olunca sofra bezi, külah yaptığını” ifade etti.

17 Temmuz 2006 Sabah


Eğitimde durum vahimin ötesinde kötü

ABD'de yapılan bir araştırmanın sonuçları, bu ülkede yaşayan siyahilerin 1980'lerin ortasından itibaren intihar eğilimlerinin arttığını ortaya koyuyor. Journal of the American Medical Association (JAMA) tıp dergisinde sonuçları yayımlanan araştırmaya göre, tarihsel olarak daha çok Amerikalı beyazlarda görülen intihar eğilimi, artık ülkedeki siyahi nüfusu da etkilemeye başladı. Amerikan toplumunda, ölüm nedenleri listesinin 11. sırasında yer alan intihar, demografik alt gruplarda farklılık gösteriyor. Siyahilerde de intihar ve intihar girişimlerinin önemli bir sağlık sorunu haline geldiği belirtilen araştırmada, bu sorunun daha ziyade gençleri etkilediğinin altı çiziliyor.


'İmam Hatip lisesi sorunu yüzünden usta bulamıyoruz'
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Zafer Çağlayan, meslek eğitimi konusunda Türkiye'nin en büyük şansızlığının, mesleki eğitim denildiği zaman imam hatip liselerinin gündeme gelmesi olduğunu söyledi.

Çağlayan, şöyle konuştu: "Meslek eğitimi konusunda Türkiye'nin en büyük şanssızlığı, yıllardır mesleki eğitim denildiği zaman imam hatip liselerinin gündeme gelmesidir. Ben imam hatip Liselerine karşı değilim. İsteyen gitsin orada okusun. Ama meslek eğitimi ile imam hatip liseleri karıştırıldığı için, mesleki eğitimde yapılması gerekenler de yapılamıyor.'' Çağlayan, halen elinde kendisine iş başvurusu yapan 7 bin CV bulunduğunu anlattı. Bunların içinde 2- 3 dil bilen, doktorasını yapmış kişiler de olduğunu belirten Çağlayan, gazeteye 5 kaynak ustası için ilân verildiğinde, kaynak ustası yerine 150 üniversite mezununun geldiğini söyledi. Çağlayan, bu nedenle YÖK, üniversiteler ve diğer ilgili kurumların meslek eğitimini çağın ihtiyaçlarına göre ayarlamasını istedi


GAZİANTEP- Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi İlköğretim Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayla Oktay, 1 yıllık okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Oktay, okul öncesi eğitimin çok önemli olmasına rağmen Türkiye’de her 10 çocuktan yalnızca 1’inin bu eğitimden yararlanabildiğini belirtti. Devletin eğitim harcamaları içinde okul öncesi eğitime daha fazla kaynak ayırmasını isteyen Oktay, “Bu eğitim, hiç olmazsa 1 yıl için zorunlu hale getirilmeli. Anaokulu eğitimi almış bir çocuğun öğrenme hızı artıyor. Çocuk için bu yılları heba ettiğinizde telâfi imkânınız da yok” dedi.
“Çok önemli” Oktay, Türkiye’nin yaşadığı sosyal değişimin okul öncesi eğitimin önemini daha da artırdığına dikkati çekerek, şunları söyledi: “Büyükşehirlere göçle birlikte işgücüne annelerin katılımı artıyor. Şehrin yetersiz imkânları, sosyo-ekonomik açıdan zayıf ve kültürel birikimi zayıf anneler bir de çalışmaya başlayınca çocuklarına hiçbir şey veremiyorlar. İşte burada, okul öncesi eğitim hizmetinin yaygınlaştırılması büyük önem kazanıyor” şeklinde konuştu.
Baskı, şiddete dönüşüyor! Ailenin okul öncesi eğitim çağındaki çocuklarını eğitirken ölçülü davranmasının çok önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ayla Oktay, “Aşırı sevgi ve hoşgörü gösterildiğinde çocuğun ileriki hayatında yalnızlık yaşamasına ve bocalamasına sebep oluyor. Baskıcı ve otoriter yaklaşım halinde ise çocuk, şiddete yöneliyor” diye konuştu.

06 Eylül 2004 Türkiye


* * *

ÇIRAKLIK OKULLARI
Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürü Esat Sağcan, 30 binin üzerinde lise ve üstü eğitim almış gencin, iş bulabilmek için çıraklık eğitimi almak istediğini söyledi. Üniversite bitiren bir kişinin alanında iş bulamamasının dünyanın sonu olmadığını belirten Genel Müdür Sağcan, çıkarılan yasayla bu gençlere kolaylık sağlandığını, ilköğretim mezunları için 3 yıl olan çıraklık eğitiminin bu gençler için 1.5 yıla çekildiğini söyledi.

09 Kasım 2006 Milliyet


Yeterlilik belgesi AB’de geçerli olacak

Türkiye’deki mesleki eğitimin AB’ye üye devletlerin mesleki eğitimine paralelliğinin sağlanması için çalışmalar yürütüldüğünü söyleyen Genel Müdür Esat Sağcan, MEGEP projesi kapsamında Mesleki Yeterlilikler Kurumu Kanunu çıkarıldığını anlattı.

Kişi eğitimi nereden alırsa alsın, ister okuldan, isterse anneden ve babadan öğrenmiş olsun, bu sınavlara girmek suretiyle becerisini, bilgisini bu sınavlarla ispat ederse, ona 8 seviyeli referans sistemine göre, ‘Sen şu seviyede teknisyensin, teknikersin, çıraksın’ diye belge verilecek. Bu belge tüm Avrupa ülkelerinde kabul edilecek. İleride Avrupa Birliği’ne girildiğinde serbest dolaşım gündeme geldiğinde bu belge vatandaşımızın çok işine yarayacak.”

* * *

BEYİN GÖÇÜ


  • Avrupa Birliği komisyonunun raporuna göre;

Türkiye her yıl iyi eğitim görmüş 100 kişiden 59 unu kaybediyor.

  • Soyetler Birliği çökünce işsiz kalan doktor, mühendis ve yüksek tahsilli kadınlar fahişe oldu.

Bilim adamları yurt dışına gitti ya da mafyanın eline düştü.

Rusya toparlanınca yani ekonomisi düzelince işlerine döndüler.



  • Eğitime önem verelim ama gençlere iş imkânı açılmalı ve beyin göçü asgariye indirilmelidir.

Güçlü beyinlerimizi Batı kapıyor.


  1. ABD Üniversitelerindeki yabancı öğrenci sayısı 550 bin.

  2. ABD’deki 3600 Üniversitede doktora öğrenimi görenlerin yüzde 60’ı yabancı.

  3. Amerika bu beyinleri alıyor. Kendi gücüne katıyor ve dünya’ya hükmediyor.

  4. Türkiye’de ilköğretimden üniversiteye bir öğrenci için devlet yılda 2 bin dolar harcıyor. Ailelerin katkısı ayrı, o gençler üniversiteyi bitirdikten sonra umudu yurt dışında arıyor. Böylece ABD’ye AB’ye beyin gücü hibe etmiş oluyoruz.

( Türk Metal Eylül – Ekim 2006 )
* * *
POLİS

181.) Polisiye tedbirler kamuoyu desteği ile etkili olur.


Dünya Polisimizi Konuşuyor

ANKARA- Uyuşturucu madde kaçakçılığıyla mücadelede dünyanın en iyi performansını gösteren Türk Emniyet Teşkilâtı’na dünyanın dört bir yanından tebrik yağıyor. Ülke içindeki asayiş meselelerinde gösterdiği başarının aynısını uluslararası suçlarla mücadelede de gösteren Türk Emniyet Teşkilâtı, hemen hemen uluslararası bütün toplantılarda taktirle anılırken, uluslararası geçerliliği bulunan raporlarda da bu göz kamaştırıcı başarı sık sık dile getiriliyor. Türk polisinin özellikle uyuşturucu ile mücadelede gösterdiği başarı, diğer ülke polislerine ders olarak okutulacak nitelikte.



Özel önem vermeliyiz
Türk polisinin başarısını bütün açıklığıyla ortaya koyan raporlardan bazı örnekler şöyle: BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) 2006 Dünya Uyuşturucu Raporu taslağının Analiz bölümünde, Avrupa’daki en yüksek uyuşturucu yakalama oranının Türkiye’ye ait olduğunu ve Türkiye’nin tüm Avrupa ülkelerindeki yakalama oranının yüzde 47’sini tek başına sağladığı belirtiliyor. AB Konseyi Mayıs 2006 Raporu’nda da, “Gelecekteki tüm ilişkiler içerisinde Türkiye’ye özel önem verilmelidir” ifadeleri kullanıldı.
Türk polisinin uluslararası suçlarla, özellikle de uyuşturucu ile mücadelede gösterdiği başarı grafiği, Hollanda Ulusal Suç Birimi 2006 Yılı Planı Raporu’nda da şu ifadelerle yer buldu: “Geçen 5 yılda Türk polisi, çok daha profesyonel hale geldi. Türkiye şu an demokratik bir Batı Avrupa Polis Gücü olarak tüm ihtiyaçları tam olarak karşılamaktadır.” Aynı şekilde ABD Dışişleri Bakanlığı hazırladığı raporda Türk polisinin başarısından övgü ile söz ediyor. Ayrıca AB yetkilileri, Türk polisinin uyuşturucu trafiğinin güzergâhını değiştirecek kadar etkili bir mücadele gösterdiğini açıkladı.

26 Ekim 2006 Türkiye



ÖFKE

Ankara Emniyet Müdürlüğü Rehberlik ve Danışma Büro Amirliği tarafından bastırılan ve emniyet mensuplarına dağıtılan broşürde öfke ve kızgınlık ile mücadelenin yolları anlatıldı. Emniyet personelinin problemlerinin, ihtiyaçlarının sağlıklı tespit edilebilmesi, çalışma ortamının bireyin psikolojik ve sosyal yönü üzerindeki etkilerinin ve hayata uyumlarının artırılması amacıyla kurulan Rehberlik ve Danışma Büro Amirliği görevlileri, hazırladıkları broşürlerle de polislere yardımcı olmaya çalışıyor. “Öfke, Kontrol Edelim” sloganıyla hazırlanan broşürde, kişilerin engellenme, önemsenmeme, aşağılanma, keyfi bir tutumla karşı karşıya kalma ve saldırıya uğrama durumlarında öfkelendiği ifade edildi.



Önce kabullenin
Öfkenin sadece insanlarda var olan bir duygu olmadığı, her canlı organizmanın tehdit karşısında doğal tepki gösterdiği belirtilen broşürde, öfkenin normal ve sağlıklı bir duygu olduğu vurgulandı. Öfke ve kızgınlıktan dolayı insanların kendisini suçlu hissetmemesi gerektiği belirtilirken, öfkenin saldırganlığa dönüşmesinin “sağlıksız” olduğu kaydedildi.
Öfkesiyle mücadele etmek isteyen kişinin öncelikle öfkesini kabul etmesi gerektiği ifade edilen broşürde, bir sonraki aşamada ise kişinin kendisini neyin öfkelendirdiğini itiraf etmesi gerekiyor.
Broşürde öfkenin kaynağının bulunması için emniyet personelinin izlemesi gereken yöntemler şöyle anlatılıyor: Bazen öfkenin kaynağı güçlü veya bize zarar verebilecek kimseler olabilir. Bu durumda öfkemizi o kişiye yöneltmemiz pek kolay olmaz ve öfkemizi yansıtacağımız başka kişi ararız. Trafikte yanlış yola saptığımızda, dikkatimizi dağıttığı ve yanlış yapmamıza sebep olduğu için eşimize kızarız. Cam kapıyı fark etmeyip çarptığımızda, camı tekmeleyip, o kapıyı oraya koyanlara kızarız. Kendimizi kurtarmak için sık sık mazeretler üretip savunucu olmaktan kendimizi alıkoyamayız. Bazen de suçluluk duygusu yaşamamak için öfkemizi (örneğin anne-babamıza kızmışsak) başka birine yönlendiririz” şeklinde tarif edildi.
Kontrol edilebilir
Broşürde emniyet mensuplarının öfkeyle etkin şekilde mücadele edebilmeleri için, “Öfkenizin kontrolünüz dışına çıktığını düşünüyorsanız, ev ve iş hayatınızın önemli boyutları bu duygudan etkileniyorsa, bir psikoloğun danışmanlığına başvurabilirsiniz. Unutmayın, öfkeyi yok edemezsiniz, tüm çabalarınıza rağmen sizi öfkelendirecek olaylar olacaktır. Ama bu olayların sizi etkileme biçimini değiştirebilirsiniz. Kızgınlık ve öfke taleplerinizi kontrol ederek, uzun vadede onların sizi daha mutsuz kılmasını önleyebilirsiniz” tavsiyelerinde bulunuldu.
Buzdağı gibi!
Broşürde öfke “bir buzdağının suyun üzerinde kalan kısmına” benzetilirken, “suyun altında” kalan kıskançlık, üzüntü, merak, yalnızlık, itilmişlik, hayal kırıklığı, haksızlık, anlaşılamamak ve sıkıntı gibi temel duyguların sertleşip katılaşınca buzdağının üst kısmını yani öfkeyi oluşturduğu belirtildi. İnsanların çoğunun öfkeyi buzdağının tepesinde yaşadığı ifade edilerek öfkenin kaynaklarını ortadan kaldırmak için “buzdağının derinliklerine inilmesi” gerektiğine işaret edildi.

27 Mayıs 2006 Türkiye


* * *

MAFYA
İtalya'da mafya olan kazanıyor!

İtalyan mafyasının günde 200 milyon euro kazandığı raporlarla belgelendi. Mafyanın yıllık kazancı ise İtalya'nın dev otomobil şirketi Fiat'ın gelirinin 2 katı!



İTALYAN Esnaf Birliği'nin raporuna göre, İtalyan mafyası ülkedeki küçük esnaf, işadamları ve şirketlerden günde yaklaşık 200 milyon euro kazanç sağlıyor; bir yıllık gelir ise yılda 77.8 milyar euro'yu buluyor. Bu miktar İtalya'nın en büyük enerji şirketi Eni'nin yıllık gelirine eşit, İtalya'nın dev otomobil şirketi Fiat'ın gelirlerinin 2, İtalyan Telekom'un gelirinin 10 katı büyüklüğünde.
RAPORA göre İtalyan mafyası, turizm ve ticaret başta olmak üzere, modadan spora, endüstriyel hizmetlerden finansa kadar, çok sayıda sektörde faaliyet gösteren şirketlerden kazanç sağlıyor. İtalyan mafyası, emlâk ve inşaat sektöründen de büyük gelir elde ediyor. Avrupa'nın çeşitli finansal şirketlerinden hisse satın alan mafya, taklit ve korsan ürünlerden de önemli gelir sağlıyor.
İtalyan mafyasının yıllık kazancı
Suç Çeşitleri Gelir (Euro)

Tefecilik 30 Milyar

Haraç 10 Milyar

Hırsızlık ve soygun 7 Milyar

Dolandırıcılık 4.6 Milyar

Kaçakçılık 2 Milyar

Sahtecilik 7 Milyar

Yolsuzluk 13 Milyar

Bilgi korsanlığı 4.2 Milayr

TOPLAM 77.8 Milyar

27 Temmuz 2006 Milliyet
* * *
YÖNETİCİ – YÖNETİLEN


  • Yapılan araştırmalara göre iş verimi istatistikleri aşağıdaki gibidir. Yönetilenlerin çok iyi çalıştığı Türkiye’de Yöneticilerin başarı oranı %65’dir, diğer ülkelerde ise Yöneticilerde bu oran;

Yunanistan % 60

İspanya % 70

İngilizler % 74

İtalyan % 82

Fransa-Almanya % 86

İsveçliler % 87

* * *
İŞSİZİLİK

Türkiye İstatistik Kurumu nisan 2005 te yüzde 10 olan işsizlik oranı, bu yılın aynı döneminde 0,1 puanlık bir düşüşle yüzde 9,9’a geriledi.
İşsizlerin yüzde 79,8 erkek

Lise altı eğitimli işsiz yüzde 61,4

Bir yıl ve daha uzun süredir iş arayan yüzde 37,6

Eş – Dost vasıtasıyla iş arayan yüzde 31,4

21 Temmuz 2006 Milliyet Sayfa: 6
Tüm Gençlerin Derdi Aynı…,

Uluslar arası Çalışma Örgütü’nün (ILO) “Gençliğin İstihdamında Küresel Eğilimler” raporuna göre, bir yandan dünyada işsiz gençlerin sayısı gittikçe artarken diğer yandan da yüz milyonlarca genç çalışıyor olmasına karşın yoksul.

Çalışmaya göre, genç işsizlerin sayısı 1995’te 74 milyonken 2005’de 84 milyona yükseldi. 300 milyonu aşkın gençse, yoksulluk sınırı olarak kabul edilen günlük 2 doların altında bir gelirle yaşamak zorunda.

Türkiye’de de son yıllarda yüzde 9’un altına düşmeyen işsizlik oranı, gençler açısından daha “Vahim bir tablo” ortaya koyuyor. Gençler arasında bu oran yüzde 20’lere dayanıyor.



  • ILO, 15-24 yaş arasındakileri genç olarak tanımlarken, 6 milyarı geçen dünya nüfusunun yaklaşık 1.1 milyarını da gençler oluşturuyor.

  • 1.1 milyar gencin yaklaşık üçte biri ya iş arıyor ama bulamıyor ya iş aramaktan tamamen vazgeçmiş durumda ya da çalışıyor ama yoksul.

  • İşsizlik gençler dünyadaki toplam işsiz nüfusun yüzde 44’ünü oluşturuyor. Oysa genç nüfus 15 yaş üstü çalışabilir nüfusun yalnızca yüzde 25’ini oluşturuyor.

04 Kasım 2006 Cumhuriyet
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   12


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə