Kısaltmalar 3 Türkiye 2012; Çocuklar Sadece Hak İhlallerinden Pay Aldı 3




Yüklə 0.68 Mb.
səhifə5/18
tarix27.02.2016
ölçüsü0.68 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   18

BM Çocuk Hakları Komitesi’nin ilgili tavsiyeleri:

-Taraf Devlete (Türkiye) asgari evlilik yaşını 18 yaşa yükseltmeyi düşünmesini ve kırsal ve uzak bölgeleri de kapsayan tüm ülke sınırlarında bu asgari yaşın tam olarak uygulanmasını sağlamasını tavsiye etmektedir.


-“Namus cinayetleri” ve sosyal baskıya bağlı intiharı da içeren cinsiyet temelli şiddetle mücadelede Taraf Devletin (Türkiye) gayretlerine dikkat çekerken, diğer yandan kız çocuklarını da kapsayan önemli sayıda kadın mağdura ilişkin bu tür uygulamaların devam etmesinden endişe duyduğunu belirtmektedir. Komite ayrıca bu tür uygulama riski altındaki kadın ve çocukların misafir edilip korunabileceği sığınma evlerinin yetersiz sayısına ilişkinde kaygı duymaktadır. Bu bağlamda komite;

  • “Namus Cinayetleri”ni ve diğerleri arasında, baskı altında intiharı da kapsayan cinsiyet temelli şiddet uygulamalarına yönelik daha etkili caydırıcılar sağlamak için yasal reformuna devam etme;

  • Bu tür suçlara ilişkin tüm iddiaların hızlı ve etkili bir şekilde araştırılmasını sağlama;

  • Yasaları uygulayanlara, hukukçulara, sağlık hizmeti sağlayıcılara, sosyal hizmet uzmanlarına, toplum liderlerine ve genel kamuya yönelik eğitici ve bilinç arttırıcı tedbirleri de içeren etkili önleyici tedbirleri uygulama;

  • “Namus cinayeti ya da baskıya bağlı intihar tehlikesi altında buluna kadın ve çocukları korumak ve misafir etmek için daha fazla sayıda sığınma evi sağlama;

  • Taraf Devlete kadına karşı şiddete yönelik aile içi şiddet ve namus cinayetlerini kapsayan, cinsiyet, yaş, etnik köken ve coğrafi konum bilgilerine göre sınıflandırılmış istatistik ve kapsamlı bir veri toplama sistemi oluşturmasını tavsiye etmektedir.



Çocuğun Korunması Hakkı - Çocuğun Yüksek Yararı İlkesi

Medya izleme çalışmamızın sonuçları, başta toplumsal eylemler sırasında ve patlayıcı maddelerden kaynaklı yaşanan ölüm ve yaralanmalar olmak üzere Çocuğun Korunması Hakkı ihlallerinin yaygınlaştığını göstermektedir.


Çocukları mendil satan çift ceza evinde başlıklı haberde, Adana'da 10 yaşındaki çocuklarına mendil sattırdıkları iddiasıyla tutuklanan anne ve babanın geride bıraktıkları 10 çocuğa akrabalarının bakmaya başladığı belirtilmektedir.
Bu haber devletin çocuk haklarına bakışının bütün boyutlarını ortaya koymaktadır. Haberden de anlaşılacağı üzere devletin ilgili kurumları ve yöneticileri ÇHS’ nin Çocuğun Yüksek Yararı İlkesini sağlama konusundaki sorumluluğunu görmezden gelip, sadece aileyi cezalandıracak şekilde, yapılandırılmamış ve kapsamlı olmayan müdahalelerde bulunarak, çocukları yaşamları boyunca etkisinde kalacakları olumsuz süreçlere sürüklemektedirler. Bu duruma BMÇHK ‘Çocuğun Yüksek Yararı’na ilişkin yorumunda:
“Komite, Taraf devletin (Türkiye)aileye destek verme yerine aileyi cezalandırıcı tedbirler alması hususunda, aile içi şiddet ve aile geçimsizliği durumlarında bu ilkenin uygulanması ile ilgili bilgi eksikliğinden endişe duymaktadır.
Bu endişelerin giderilmesi noktasında;

“Komite, Taraf Devleti her alanda çocuğun yüksek yararının belirlenmesi için rehberlik sağlayıcı kriterler ve prosedürler geliştirmeye ve onları kamuya da özel sektör kuruluşlarına, mahkemelerine, idari makamlara ve yasal organlara iletme konusunda teşvik etmektedir. Rehber ilkelerde belirtildiği üzere, tüm hukuki ve idari yargı ve kararlarının hukuki sebepleri bu ilkeye dayandırılmalıdır” önerisinde bulunmuştur.


Dolayısıyla çocuğun korunması noktasında işletilecek süreçler de devletin öncelikle çocuğun yüksek yarına ilişkin aileyi destekleyici tedbirleri de içerecek şekilde tüm ayrıntıları gözden geçirmesi gerektiğinin altını çizmiştir.

EĞITIM HAKKI



Sistematik ve Sürekli İhlal Alanı
Türkiye tarafından ÇHS’ ye konulan çekinceler eğitim alanını etnik kökeni, anadili ve dini inancı farklı gruplara mensup çocuklar açısından bir ihlal alanı haline getirmektedir. Ayrıca eğitim sisteminin içerme kapasitesi ve okulların erişilebilirliği Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadığı halde Türkiye’de bulunan çocuklar, kız çocukları ve engelli çocuklar açısından eğitim hakkının ihlal edilmesine yol açmaktadır. Eğitim hakkı farklı sözleşmeler açısından Türkiye’nin yükümlüklerini yerine getirmediği alanların başında gelmektedir.

Oysa ÇHS’ nin 28–29. Maddeleri devletlerin fırsat eşitliği temelinde tüm çocukların eğitiminden sorumlu olduğunu hükme bağlar. Bu çerçevede ÇHS, ilköğretimin zorunlu ve parasız olmasını, orta ve yükseköğretim süreçlerinin herkese açık hale getirilmesi noktasında da devletleri yükümlü kılar.

Çocukların eğitim hakkı ve bunun nasıl oluşturulacağı tüm ayrıntılarıyla ÇHS’ de ortaya konmuştur. Bu konuda devletlere ciddi yükümlülükler getirilerek, çocukların gerçek potansiyellerini özgürce ortaya koyabilecekleri şartları sağlama sorumluluğunun devletlerde olduğu belirtilmektedir. Tüm bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi için, çocuğun kültürel, sosyal, ekonomik ve psikolojik özelliklerine uygun eğitim süreçlerinin oluşturulması gerekliliği açıktır. Bu çerçevede mevcut eğitim politikalarının gözden geçirilerek, sözleşmede belirtilen hassasiyetlere uygun bir fiziksel altyapı ve çocuk odaklı bir içerikle desteklenmiş bir müfredat oluşturulması gerekliliği kaçınılmazdır.

ÇHS ’nin eğitim hakkıyla ilgili maddeleri, çocuğun anadilinde ve kültürüne uygun bir eğitim hakkına sahip olduğunu ve çocuğun sağlıklı gelişimi için bu hakkın koşulsuzca uygulanması gerektiğini belirtmektedir. Bu hakkın kullanımıyla ilgili hiçbir sürecin devlet tarafından işletilmemesi, milyonlarca çocuğun vazgeçilmez olan haklarının ihlal edildiğini göstermektedir. Bu bağlamda ilgili kurumların söz konusu süreçleri işleterek, çocukların eğitim hakkının yeniden yapılandırması gerektiği elzemdir.


Sözleşme’nin eğitim hakkıyla ilgili maddeleri kapsamında yapmış olduğumuz internet medyası izlemesi sonucunda; devletin ihmalinin olduğu tespit edilen 3 olaydan 2 çocuk etkilenmiş olup, devletin fiili ihlalinden kaynaklı yaşanan 5 olayda da 100 çocuk etkilenmiştir.
ÇHS ve BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin (BMEHS) ilgili maddeleri; tüm çocukların ayrım gözetilmeksizin, eğitim hakkına erişebilmesinin sağlanması noktasında taraf devletlerin yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini belirtir. Bu bağlamda BM ÇHK’ nin Türkiye raporunu görüştüğü altmışıncı oturumuna dair sonuç gözlemleri raporunda;
—Komite, Taraf Devletin (Türkiye) çocuklara eğitime erişim sağlama çabalarına rağmen, özel eğitim programlarında yer alan özürlü çocukların yüzdesinin yüksek olmasından ve okul çağında olan çok sayıdaki engelli çocuğun eğitim hakkını kullanamamasından endişe duymaktadır. Ayrıca komite engelli çocuklara verilen desteğin her yerde onlara ulaşıp ulaşmadığı ya da onların topluma yeterince kazandırılıp kazandırılmadığı konusunda Taraf Devletin yeterli bilgi sağlamadığından üzüntü duymaktadır.
—Komite, Taraf Devlete, engelli çocukların haklarını tam olarak kullanması konusundaki gayretlerini artırmasını ve sonraki raporunda engelli çocuklara sunulan hizmetlerin ve programların kapsamı, niteliği ve sonuçları hakkında bilgi vermesini tavsiye etmektedir. Engelli çocukların hakları ile ilgili 9 Nolu Genel Yorum (2006) ışığında, Komite Taraf Devlete, okulların daha fazla erişilebilir hale getirilmesini ve öğretmenlere özel eğitim sağlanması yoluyla, engelli çocukların örgün eğitim sistemine ve topluma dâhil edilmesini ve entegrasyonunu tavsiye etmektedir.
BM ÇHK’ nin belirtmiş olduğu endişe ve tavsiyelerin devletin ilgili kurumları tarafından tüm ayrıntılarıyla gözden geçirilmesi gerektiği ve özelliklede ilgili tavsiyelerin rehber ilkeler çerçevesinde yapılandırılması gerektiği ortadadır.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   18


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə