Genel hüKÜmler koruma tedbirleri soruşturma evresi Hazırlayan




Yüklə 0.71 Mb.
səhifə2/17
tarix16.04.2016
ölçüsü0.71 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   17

Tanımlar

MADDE 2. (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,

b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,

c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı,

d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukatı,

e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,

f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi,

g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,

h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,

i) Malen sorumlu: Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,

j) Suçüstü:

1. İşlenmekte olan suçu,

2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu,

3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suçu,

k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu,

l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,

İfade eder.

AÇIKLAMA: Bu maddeye denk bir hüküm 1412 sayılı CMUK da yoktur

Tanımlar maddesi, diğer maddelerde de olduğu gibi, şekil bakımından yeni TCK ya paralel olarak kaleme alınmıştır.

Şüpheli kavramının içeriğinde bir değişiklik yapılmamış, sadece ifade biçimi düzeltilmiştir. Tanımlanmak istenen, şüphelinin içinde bulunduğu durum değil, bizzat şüphelinin kendisidir. Hazırlık soruşturmasına soruşturma evresi; sonsoruşturmaya da kovuşturma evresi denilecek; soruşturma evresinde şüpheli; kovuşturma evresinde ise sanık kavramı kullanılacaktır. Kanunda ancak, iddianamenin kabulüne karar verilmesinden sonra, kovuşturmanın başlamasından itibaren kişi sanık sayılmaktadır. Kanunda sanıklığın başladığı an belirtildiği halde, bittiği an konusunda bir hüküm yer almamakta idi. Bu noktada çıkabilecek tereddütleri de gidermek amacıyla, sanıklık statüsü geniş anlaşılmış, dolayısıyla, kanun yolu aşamasında dahi kişinin sanıklık durumunun devam ettiğini vurgulamak için, "hükmün kesinleşmesine kadar" ibaresine yer verilmiştir. Böylece, örneğin, istinaf incelemesinde mahkemenin mahkûmiyet kararı onandığı takdirde kişi sanıklıktan hükümlülüğe geçecek, karar bozularak esas mahkemesine geri gönderildiğinde ise sanık olmaya devam edecektir.

Keza soruşturma ve kovuşturma kavramları da, şüpheli ve sanık kavramları ile ilgili açıklamalara paralel olarak yeniden tanımlanmıştır. İddianamenin mahkemeye verilmesi ile bunun mahkeme tarafından kabulü arasındaki aşama, ne soruşturma ne de kovuşturma içerisinde değerlendirilmekte idi. Soruşturma evresi, bu aşamayı da içine alacak şekilde geniş tanımlanmıştır. Yine, soruşturma evresi, suçun işlenmesi anından değil, suç şüphesinin öğrenilmesi anından başlatılmıştır. Çünkü bu aşamada henüz bir suçun işlendiğinden değil, ancak bir suç iddiasının varlığından söz edilebilir. Aksi takdirde, suçun işlendiğinden bahsedildiği yerde; örneğin şüpheli, sanık, soruşturma, kovuşturma gibi muhakeme hukuku kişi ve kurumlarının, suçlu sayılmama karinesi gibi ilkelerin yeri olamazdı. Özellikle önceki yasada yer alan Hazırlık Soruşturması – Son Soruşturma ayrımı kaldırılmıştır. iddianamenin düzenlenmesi ile kabulü arasında geçecek aşama “ara muhakeme” olarak düzenlenmesi gerekirken bu aşama soruşturma aşamasının içinde bırakılmış ve ara muhakeme kavramına yer verilmemiştir.

İfade alma ve sorgu kavramlarının, ilgili maddelerde metin içerisinde tanımlanması yerine, genel tanım maddesinde bu kavramlara yer verilmesinin daha uygun olacağı düşünülmüştür.

Şüpheli veya sanığın avukatına müdafi; katılanın veya suçtan zarar gören veya malen sorumlunun avukatına ise vekil denilecektir.
İKİNCİ BÖLÜM Görev

Görev

MADDE 3. (1) Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.

AÇIKLAMA: Bu maddeye denk bir hüküm 1412 sayılı CMUK da MADDE 1.

Görev bakımından yetki konusunda CMK ile CMUK arasında fark yoktur.

Kamu davasını gören merci, elbette ki, mahkemedir. Türk sisteminde de mahkemelerle ilgili hususlar mahkemeler teşkilâtı hakkındaki kanunlarda yer almalıdır. Burada sadece mahkemelerin görevleri ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin, genel hükümler arasında yani soruşturma ve kovuşturma evrelerine ortak Birinci Kitabın Birinci Kısmında yer almış bulunmasının nedeni, böylece Cumhuriyet savcılarının da yetkisinin dolayısıyla belirlenmiş olmasıdır.Maddede “madde bakımından yetki” türü düzenlenmiş olup, bu hükümle Anayasanın 142 nci maddesindeki ilke de ayrıca vurgulanmaktadır.

Re'sen görev kararı ve görevde uyuşmazlık

MADDE 4. (1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6 ncı madde hükmü saklıdır.

(2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler.

AÇIKLAMA: Bu maddeye denk bir hüküm 1412 sayılı CMUK da MADDE 7.dir

Görev, kamu düzeniyle doğrudan ilgilidir ve şüpheli ve sanık yönünden de tabiî hâkim ilkesine göre güvence oluşturur. Bu nedenle görev “madde bakımından yetki” sorununun, Cumhuriyet savcısı, katılan ve sanık ileri sürmese de mahkemece kovuşturmanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulması gerekir. Ancak, iddianamenin kabulünden sonra, suçun yargılamasının alt dereceli bir mahkemeye ait olduğundan söz edilerek görevsizlik kararı verilemeyeceğine ilişkin 6. madde hükmü saklıdır. Maddenin 1. fıkrası bu kuralı açıklamaktadır.

2. fıkrasında ise, mahkemeler arasında olumlu veya olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığında görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkemenin belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Bu fıkra çerçevesinde, aynı yargı sistemi içinde yer alan mahkemeler arasındaki görev uyuşmazlıkları söz konusudur.

CMK, CMUK dan farklı olarak, görev bakımından yetki konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirleyeceğini hüküm altına almıştır. Ortak yüksek görevkli mahkeme, sulh ceza mahkemesi ile asliye ceza mahkemesi arasındaki görev bakımından yetki uyuşmazlığı olması halinde ağır ceza mahkemesi; ağır ceza mahkemesi ile diğerleri arasında ise, Yargıtay’dır.



Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu

MADDE 5. (1) İddianamenin kabulünden sonra; işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.

(2) Adlî yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

AÇIKLAMA: Madde, suçun davayı gören mahkemenin görevini aştığının veya dışında kaldığının saptandığı hâllerde, işin derhâl görevli mahkemeye gönderilmesini öngörmektedir. Böylece hem sanığın güvencesi saklı kalmış ve hem de gecikmeyi gidermek olanağı sağlanmış bulunmaktadır.

Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl

MADDE 6. (1) İddianamenin kabulünden sonra, yargılamanın alt dereceli bir mahkemeye ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilemez.

AÇIKLAMA: Bu madde ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasında yer alan ilkeye bir istisna getirilmektedir. 181 inci maddeye göre iddianamenin kabulü kararı verildikten sonra, suçun yargılamasının madde itibarıyla alt dereceli bir mahkemenin yetkisinde olduğundan söz edilerek görevsizlik kararı verilemeyecek, madde itibarıyla yüksek dereceli mahkeme artık yargılamayı sürdürerek kovuşturma evresindeki işlemleri gerçekleştirerek davayı hükme ulaştıracaktır.

İddianamenin iadesine bu nedenle karar verdiğinde görevli mahkeme de gösterilecektir.



Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri

MADDE 7. (1) Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.

 AÇIKLAMA: Bu maddeye denk bir hüküm 1412 sayılı CMUK da yoktur.

Görev bakımından yetki kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğundan, Görevsiz hakim veya mahkemenin işlemleri sırf bu sebepten hükümsüzdür. Görevsiz hakim veya mahkemenin yaptığı işlerin vasıtasızlık ilkesi uyarınca görevli mahkeme tarafından yenilenmesi gerekir. Ancak Bu kuralın istisnası m. 7/1. cümlede getirilmiştir. otopsi veya dinlenmiş tanığın ölümü gibi, yenilenmesi olanaksız olan işlemler, istisna olarak geçerli olmaya devam edecektir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Bağlantılı Davalar

Bağlantı kavramı

MADDE 8. (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.

(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.

AÇIKLAMA: Bu maddeye denk bir hüküm 1412 sayılı CMUK da MADDE 3.

Maddede “murtabıt” yerine “bağlantılı” sözcüğü kullanılmıştır. Madde iki fıkradan oluşmaktadır. Birinci fıkra, 1412 sayılı Kanunun 3 üncü maddesini tekrarlamakta, ikinci fıkra ise bağlantı kavramını genişletmektedir. CMK, dar manada bağlantı konusunda CMUK dan farklı değildir. Yenilik maddenin 2. fıkrasındadır.



Buna göre eski TCK m.296 yeni TCK m.281,283,284 de düzenlenen suçlar bakımından da bağlantı var sayılacaktır. Böylece ikinci fıkrada, suçun işlenmesinden sonra faile yardım etme, suçun delil, iz, eser ve emarelerini ortadan kaldırma veya suç failine yataklık etme fiillerinin de bağlantılı suç sayıldığı açıklanmıştır.

Davaların birleştirilerek açılması

MADDE 9. (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.

AÇIKLAMA: Bu maddeye denk bir hüküm 1412 sayılı CMUK da MADDE 2.

CMK burada önemli bir yenilik getirerek, bağlantılı uyuşmazlıklar hakkında daha soruşturma evresinde, savcılık aşamasında tedbir alınmasını; savcının davaları birleştirerek açmasını öngörmektedir. Bağlantılı suçlardan her biri birden çok mahkemenin görevine giriyorsa birleştirilerek yüksek görevli mahkemede açılır. Üniter yapıya uygun olarak bir Türkiye C. Başsavcılığı kurulmalıdır. Birden çok yargı çevresi içinde görev yapan savcılık teşkilatları arasındaki uyuşmazlıkların bu şekilde çözümlenmesi gerekir



Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması

MADDE 10. (1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.

(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.

(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.

AÇIKLAMA: Bu maddeye denk hükümler 1412 sayılı CMUK da MD 4 ve 5

Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması konusunda CMUK ve CMK arasında özde önemli bir fark yoktur. Davanın her aşamasında aralarında bağlantı bulunan davaların yüksek görevli mahkemece re’sen birleştirilerek yargılamaya devam edilebileceğini veya birleştirilen davaların gerek görüldüğünde aynı şekilde ayrılabileceğini belirtilmektedir. Cumhuriyet savcısı veya taraflar da bu hususu mahkemeden isteyebilirler; ancak mahkeme takdirine göre gerekli kararı verecektir.

Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.

CMK’ya göre, birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır. İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur. İşin esasına girilmiş olması, usul ekonomisi, yargılama birliği gibi ilkeler sebebiyle böyle bir sonuca varılmayı zorunlu kılmaktadır.

Dava ekonomisinin sağlanması, yargılamanın sür’atlendirilmesi amacı ile öngörülen bu madde düzenlenirken 2. fıkrada işin esasına girildikten sonra ayırma kararı verildiğinde, ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunması kabul edilmiştir. Davanın esasına girmeden maksat, iddianamenin okunmasından sonraki aşamalardır.

Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme

MADDE 11. (1) Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir.

AÇIKLAMA: Bu maddeye denk bir hüküm 1412 sayılı CMUK da yoktur.

 Madde, 8 inci maddenin 2. fıkrasında yer alan hâlleri de kapsamak üzere, bağlantı kavramını genişletmiştir.


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Yetki
Yetkili mahkeme

MADDE 12. (1) Davaya bakmak yetkisi suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.

(2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.

(3) Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.

(4) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.

(5) Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.

AÇIKLAMA: Bu maddeye denk bir hüküm 1412 sayılı CMUK da MADDE 8 dir

Yetkili Mahkemenin belirlenmesi kurallarında temelde bir farklılık yoktur.

Madde, sadece yer bakımından yetki konusunu düzenlemektedir. Esasta Cumhuriyet savcısı, yer bakımından yetkili mahkeme önünde dava açmak zorundadır. Bu hususta hata varsa, mahkeme bunu araştırır. Madde yargılamanın engelsiz, kesintisiz olarak yürütülmesini sağlamak için düzenlenmiştir.

2. fıkrasında, teşebbüs hâlinde kalan suçlarla, mütemadî ve müteselsil suçlarda yetki kuralı düzenlenmiştir.

3. fıkrada ise, suçun, ülkede yayımlanan basılı bir eserin içeriğinde yer aldığı hâllerde, basılı eserin yayın merkezi olan yer mahkemesinin yetkili bulunduğu hükme bağlanmaktadır. Ancak, uygulamada eserin birden çok yerde basıldığı ve bu baskılarda da içerik farklılığı olduğu, bazı durumlarda ise yayın merkezindeki basıda suç unsuru bulunmayan bir basılı eserin, başka yerdeki basısında suç unsuru taşıdığı görülmektedir. Bu itibarla, basın davalarının en kısa sürede sonuçlandırılmasını sağlamak üzere yetkili mahkemenin, içeriği suç oluşturan eserin basıldığı yerdeki mahkeme olması kabul edilmiştir.

4. fıkrasında, basılı eser ile yayın merkezinin dışında ikamet eden bir kimseye karşı kovuşturulması şikâyete bağlı hakaret ve sövme fiilleri işlendiğinde ve eser o kimsenin yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesinin de yetkili olması hakkaniyete uygun sayılmıştır. Zira, saldırılan kimsenin basılı eserin yayın merkezi olan yer mahkemesine gidip davasını takip etmesi kendisi için büyük bir yük oluşturacaktır. fıkra önemli bir yenilik getirmektedir: Karşılaştırmalı ceza yargılama usulü yönünden temel ilke sanığın mutlaka, hükmü verecek mahkemede ifadesinin alınması, belirli istisnalar dışında duruşmalarda hazır bulunması ve savunmasını yapmasıdır. Ülkemizde belirli güvenlik nedenleri ile bazı sanıklar, yargılamayı yapan mahkemeden çok uzaktaki tutukevlerinde bulunduklarından ifade ve savunmaları yerel mahkeme tarafından istinabe suretiyle alınıp asıl yani suçun işlendiği yer mahkemelerine gönderilmekte ve bunlar da göz önüne alınarak hüküm verilmektedir. Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin değişik kararlarında bu uygulama adil yargılama ilkelerine aykırı görülmüştür. İşte bu nedenlerle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları doğrultusunda, esas hakkındaki hükmü veren mahkemenin sanığı şahsen dinleyebilmesi amacıyla ikili yetki kabul edilmiştir.

5. fıkrasında ise, görsel ve işitsel yayınlarla işlenen suçlarda da, basılı eserle işlenen suçlara ilişkin yetki kuralının uygulanması öngörülmüştür. Görsel ve işitsel yayınlarla suçun işlenmesi hâlinde, bunun saldırıya uğrayan nezdinde yaptığı etki diğer suç vasıtalarına göre daha hızlı bir şekilde ortaya çıkacağından görsel ve işitsel yayın, saldırıya uğrayan kimsenin yerleşim yerinde veya oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkili olacaktır. Öte yandan, saldırıya uğrayanın yerleşim yerindeki mahkemeye yetki verilmesi suça karşı duyulan tepkinin giderilmesini ve adaletin daha çabuk gerçekleştirilmesini sağlayacak, daha sür’atli bir yargılama olanağını ortaya çıkaracaktır.

Özel yetki

MADDE 13. (1) Suçun işlendiği yer belli değilse, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

(2) Şüpheli veya sanığın Türkiye'de yerleşim yeri yoksa Türkiye'de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

(3) Mahkemenin bu suretle de belirlenmesi olanağı yoksa, ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.

AÇIKLAMA: Bu maddeye denk bir hüküm 1412 sayılı CMUK da MADDE 9.

Maddede, delil elde etme ölçütünden yola çıkılarak, 13 üncü maddeye göre yetkinin saptanması olanağı bulunmayan hâllerde, yetkili mahkemenin ne suretle belirleneceği gösterilmektedir. Delillerin en iyi toplanabileceği yer, esas itibarıyla suçun işlendiği yerdir. Fakat bu yer belli değilse veya saptanamıyorsa, suç delillerinin en iyi toplanabileceği yer olarak ona en yakın yer mahkemesi yetkili sayılmıştır: Buna göre suçun işlendiği yer belli değilse sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri, o da yoksa en son oturduğu yer mahkemesi yetkili olacaktır. Bütün bu seçeneklere göre de yetkili mahkeme belirlenemiyorsa, yargılama usulüne ilişkin ilk işlemin yapıldığı yer mahkemesi yetkili olacaktır. Böylece basamaklı bir yetki sistemi kurularak çekişmelerin ortaya çıkması önlenmek istenilmiştir.



Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki

MADDE 14. (1) Yabancı ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca Türkiye'de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yetki, 13 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre belirlenir.

(2) Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine Yargıtay, suçun işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine yetki verebilir.

(3) Bu gibi suçlarda şüpheli veya sanık Türkiye'de yakalanmamış, yerleşmemiş veya adresi yoksa; yetkili mahkeme, Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirlenir

(4) Yabancı ülkelerde bulunup da diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin işledikleri suçlardan dolayı yetkili mahkeme Ankara mahkemesidir.

AÇIKLAMA: Bu maddeye denk bir hüküm 1412 sayılı CMUK da MADDE 10. Maddede yabancı ülkede işlenen suçtan söz edildiğine göre bundan icra hareketi veya doğrudan neticesi Türkiye’de meydana gelmeyen fiiller anlaşılacaktır. Yurt dışında işlenen ve Türk Ceza Kanununun 4, 5, 6, 7 ve 8 inci madde hükümleri gereğince, sanığa veya mağdura göre kişisellik veya adalet, gerçeklik ilkelerine göre Türkiye’de soruşturulması ve kovuşturulması gereken bu suçlarda sanığın Türkiye’de yakalandığı ve yakalanmamışsa Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Sanığın Türkiye’de yerleşim yeri yoksa, Türkiye’de en son oturduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Ancak yargılama hukuku gerekleri açısından yukarıdaki kurallara göre belirlenen mahkeme yerine, suçun işlendiği yabancı ülkeye coğrafi bakımdan daha yakın yer mahkemesinin yetkili kılınmasına Cumhuriyet başsavcısının veya sanığın istemi üzerine, Yargıtay tarafından karar verilebilir.

3. fıkrasına göre sanığın yabancı olması veya yurt dışında doğup yaşamış bir Türk olması gibi nedenlerle Türkiye’de yakalanamaması veya Türkiye’de yerleşim yeri veya en son oturduğu yer bulunmaması hâlinde yetkili mahkeme Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirlenir.

Son fıkrasına göre ise, yabancı ülkelerde bulunup da 1961 tarihli Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi gibi çok taraflı veya ikili sözleşmelere veya uluslararası hukukun karşılıklılık, örf ve adet hukuku kurallarına göre bulundukları yerde diplomatik bağışıklıklardan yararlanmaları nedeniyle haklarında soruşturma yapılamayan Türk memurlarının kişisel suçları ile görev suçları Ankara mahkemesince kovuşturulur.



Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki

MADDE 15. (1) Suç, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk limanında veya bağlama limanında bulunan mahkeme yetkilidir.

(2) Türk bayrağını taşıma hakkına sahip olan hava taşıtları ile demiryolu taşıtları hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.

(3) Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir.

(4) Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından Türk kara suları dışında işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye'de ilk uğradığı limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

AÇIKLAMA: Bu maddeye denk bir hüküm 1412 sayılı CMUK da MADDE 11. Maddede, deniz ve hava taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki, ayrı fıkralar hâlinde düzenlenmiştir.

3. fıkra çok önemli radikal değişiklikler getirmektedir. Ülke içinde seyreden taşıtlar içinde işlenen suçlarla ilgili yetki kuralı getirilmiştir.

4. fıkrada, çevreyi kirletme suçlarında hangi mahkemenin yetkili olacağı gösterilmiştir. Türk kara suları dışında, yabancı gemi tarafından denizin kirletildiği ve kirlenmenin etkisinin, Türk kara sularında görüldüğü hâllerde, Türk mahkemelerinin yetkili olacağı ve suçun işlendiği yere yakınlığına göre fıkrada gösterilen liman şehirlerindeki mahkemelerden işe ilk elkoyan mahkemenin yer bakımından yetkili bulunacakları açıklanmıştır.

Bağlantılı suçlarda yetki

MADDE 16. (1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.

(2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.

(3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.

(4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur.

1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   17


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə