Albay teofil lapinski ve lehistan lejyonunun kafkasya’daki faaliyetleri




Yüklə 223.18 Kb.
səhifə1/5
tarix20.04.2016
ölçüsü223.18 Kb.
  1   2   3   4   5

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / Journal of Turkish World Studies,

Cilt: X, Sayı 1 , Sayfa:149-171, İZMİR 2010.





ALBAY TEOFİL LAPİNSKİ VE LEHİSTAN LEJYONUNUN KAFKASYA’DAKİ FAALİYETLERİ*


Colonel Teofil Lapinski and Activities of the Polish Legion in Caucasus

Abdullah TEMİZKAN**

ÖZET

1831 ayaklanmasından sonra Lehistan’dan kaçan entelektüel Lehlerin ülkelerinin bağımsızlığını tekrar kazanması için Avrupa ve Osmanlı Devleti’nde bir takım girişimlerde bulundular. Bunun gerçekleşmesi için Rusların mağlup edilmesi gerekiyordu. Bu amaçla Kırım Harbi sırasında gerek müttefik ordularında gerekse Osmanlı ordusunda görev aldılar. Ancak Kırım Harbi onların amaçlarına ulaşması için yeterli olmadı. Biz bu makalede Kırım Harbini de içine alan süreç içerisinde Lehistanlıların Ruslara karşı Osmanlı Ülkesinde ve Kafkasya’da lejyonlar oluşturarak Ruslara karşı giriştikleri mücadeleleri ele alacağız.



ABSTRACT

After the rebellion of 1831, Intellectual Poles who escaped from Poland made some attempts in Europe and Ottoman Empire to regain the independence of their country. In order to achieve it Russians must have been defeated. For this purpose, during the Crimean War they took part in allied armies and also in Ottoman army. However Crimean War couldn’t lead them to independence. In this essay, within the period that includes also the Crimean War, we will examine the battles of Poles against Russians by forming legions in Ottoman territories and Caucasus.



Giriş

Kırım Harbi sırasında Osmanlı Ordusu çatısı altında Leh muhacirlerinden Kazak Alayları teşekkül ettirilmişti. Kırım Harbi sonrasında Rusya’yı durdurarak amacına ulaşan İngiltere ve Fransa, Lehlere verdiği sözlerde durmamış bu Kazak Alaylarının Kafkasya’ya taşınmasına destek olmamıştır. Ancak hedeflerine ulaşma isteğinden vazgeçmeyen Polonya’dan kaçan entelektüellerin Fransa’da kurdukları politik bir teşkilat olan Hotel Lambert grubu çeşitli girişimlerde bulunmuştur. Bu grup Osmanlı Devleti içerisinde Çerkes İsmail Paşa’nın1 başını çektiği Çerkes lobisinin de desteğiyle Kafkasya’ya birkaç keşif seferi düzenledikten sonra vatansever ve maceraperest askerlerden oluşan bir birliği Kafkasya’ya göndermeyi planlamıştır. Bu Kafkasyalılarla birlikte Rusları mağlup ettikten sonra Polonya’yı özgürleştirmeyi planlıyorlardı. Kafkasya’da Rus ordusundan kaçan Lehleri de silah altına alarak lejyonerlerinin sayısını artırmayı amaçlamaktaydılar. Hotel Lambert’in İstanbul bürosunun gayretleri ile göndermek için bir grup gönüllü lejyoner derlenebildi. Zamanı geldiğinde gönderilecek birliğin başında bulunan Albay Teofil Lapinski gerekli hazırlıkları tamamladıktan sonra adamlarını iki gruba ayırarak kendisinin kumanda ettiği 4 subay ve 72 askerden oluşan birlikle önden Kafkasya’ya hareket edecekti. Geriye kalan 10 subay ve 120 askerden müteşekkil ikinci birlik ise bir kurmay subayın idaresinde silah ve cephanenin tedarik edilmesini bekleyecek sonra İsmail Paşa ile birlikte İstanbul’dan hareket edecekti. 20 Şubat 1857’de Lehistanlı bir papaz tarafından kutsanan Lehistan Birliği yola çıkmıştır.2 Önce Büyükdere’de demirlenerek diğer gemideki silah ve mühimmat alınacaktı. Ancak aniden bastıran bir fırtına yüzünden tekrar limana dönüp fırtınanın dinmesi beklenmiştir. Fırtınada Büyükdere’deki gemi Haliç’e sürüklenmiştir. Bu durumu çok önceden haber alan Rus elçiliği durumu Kafkasya Genel Valisi Kont Baryatinski’ye bildirmiştir. Durumu ciddiye alan Ruslar 1857 yılı için hazırladıkları bütün planları değiştirmişlerdir. Natuhayların3 kolonizasyonundan vazgeçen Ruslar Adegum vadisini ele geçirerek Natuhaylarla Şapsığları4 birbirinden koparma planları yaptılar. Ruslar olayları daha yakından takip etmeye ve onları Karadeniz’de yakalamak için tedbirler almaya başlamışlardır.5 Bu ihtimali ortadan kaldırmak için vakit kaybetmeden yola çıkmaları gerektiği için mühimmat yüklü geminin arkadan gelmesi şeklinde planı değiştirerek derhal yola koyulmuşlardır. Zira artık Osmanlı devlet yetkilileri de Rus baskısından bunaldıkları için Lapinski ve adamlarını tutuklayabilirlerdi. Diğer yelkenli ile Sinop limanı açıklarında buluşmayı umuyorlardı ancak mühimmat yüklü yelkenliyi orada da bulamamışlardır. 25 Şubat’a Sinop’tan diğer başka ihtiyaçlarını da tedarik ederek yollarında devam etmişlerdir. İsmail Paşa Lapinski’ye Verdane’de karaya çıkmalarını tembihlemesine rağmen o Şapsığ bölgesindeki Tuapse’ye yönelerek 27 Şubat 1857 tarihinde limana demir atmıştır.6 Buna rağmen Lapinski kendilerini karşılamak için hiçbir hazırlık yapılmamasından şikayet etmiştir.

Kafkasya’ya ayak bastıklarında mevsim kış olduğu için ilk olarak kendilerine başlarını sokacakları bir barınak bulmaları gerekmiştir. Bu ihtiyaçlarını yerel imkanlardan faydalanarak gidermişlerdir. Vardıkları yerde bir hazırlık yapılmamış olması nedeniyle Sinop’tan satın aldıkları un ve pirinçle açlık sorununu çözmüşlerdir. Bazı ihtiyaçlarını da yerel halkla takas ticareti yaparak gidermişlerdir. 28 Şubat’ta Çerkes soylularından Prens Hacı Geranduk ve İsmail Berkok’la birlikte birkaç Ubıh7 yanlarına gelmiştir. Daha ilk temaslarında İmam Şamil’in Naibi Muhammed Emin ile Zanoğlu Sefer Bey arasındaki gerilimi hissetmişlerdir. Bangya Sefer Bey’le irtibata geçmek isterken Lapinski Naib Muhammed Eminle temas kurmak istemiştir. Çerkes soyluları daha baştan onun Naible irtibata geçmesini engellemek için bir takım girişimlerde bulunmuşlardır.8

Burada Lehistanlıların Kafkasyalılarla ilişkilerinin daha iyi anlaşılması bakımından Adigeler arasındaki sosyal tabakalaşmanın ortaya konulması yerinde olacaktır. Adige toplumlarında en üst tabakayı Prensler9 oluşturuyordu. Bunlar siyasi yapıda söz sahibi olan, halkı yöneten tabakaydı. Bunların kudretleri kendilerine bağlı olanlara göre değişir; aile ve müttefikleri ne kadar çok olursa o kadar güçlü olurlardı. Ancak her şeye rağmen prensler halkla eşit sayılır, halkı herhangi bir baskı ve boyunduruk altına alma hakları olmazdı.10 Prenslerin altındaki tabakayı ise Özden (Adigece “vork”) ismi verilen soylular oluşturuyordu. Bazen prenslerden daha fazla ekonomik güce sahip olabilen bu tabaka yönetimde söz sahibi olmadığı gibi prense bağlıydılar. Bu sınıftan zaman zaman çok sayıda aile ile ilişki kurup hayli güçlü olanlar çıkabilmekteydi. Sadece bunlar soyluluk sembolü olan kırmızı pabuç ve çizmeleri, prenslerle birlikte giyme hakkına sahiptiler.11

Üçüncü sınıf ise hür halktır (Tfekotl).12 Bunlar prensin topraklarını işler, savaş zamanı prense bağlı olarak savaşırlardı. Kendilerine ait toprakları ve hayvanları vardı. Prensler bunların mülkleri üzerinde hak iddia edemezdi. İstedikleri zaman istedikleri yere gidebilirlerdi. Bir suç işleyecek olurlarsa kabile içerisinde oluşturulacak bir kurul tarafından verilecek karara göre prens tarafından cezalandırılırlardı.13

Dördüncü tabaka ise sahibi tarafından mal gibi alınıp satılan, savaşlarda esir edilen insanlardan oluşuyordu. Bunlar efendilerinin şahsi işlerinde kullanılmaktan başka prensler tarafından Türklere ve çeşitli kavimlere satılıyorlardı.14

Lejyonun Ruslarla İlk Teması

3 Mart sabahı kıyıya yaklaşarak karaya asker çıkarmak isteyen bir Rus gemisine karşı harekete geçen Lehistan Birliği ilk olarak Limandaki kalenin harabeleri arasında buldukları 17 bozuk top arasından 12’lik bir topu kundaklayarak, yine harabelerde buldukları top mermilerini kendi barutlarıyla hazırladıkları fişekle Rus gemisine ateş açmış ve isabet kaydetmişlerdir. Bunun üzerine Rus gemisi asker çıkarmaktan vazgeçerek uzaklaşmıştır. Bu küçük başarının hiç şüphesiz Çerkesler üzerindeki etkisi büyük olmuştur. Daha kıyıya yanaşmadan uzaktan top ile bir Rus gemisini vurmak onlar için yeni olmasa bile oldukça zor bir şeydi.

Bu arada Lapinski mühimmat yüklü yelkenli henüz gelmediği için askerinin teçhizatsız ve donanımsız halini Çerkeslerin fark etmesini istememiştir. Çünkü ilk izlenim onların silahsız ve zayıf olduğu şeklinde olursa bir daha bu imajı düzeltmeleri zor olur ve hiçbir konuda ağırlıklarını koyamazlardı. Diğer taraftan eğer Ruslar geri dönecek olursa onlara böyle zayıf bir durumda yakalanmak istemediği için hızlı bir şekilde toparlanan Lehistan birliği Limanda yelkenlinin gelmesi ihtimaline karşı bir manga bırakarak dağların iç kısımlarına doğru hareket etmiştir.15 Lapinski, Sefer Bey’e bir mektup yazdığı gibi Çerkes ileri gelenlerinin aksi yöndeki bütün telkinlerine rağmen Naib Muhammed Emin’e de bir mektup yazarak geldiklerini halka duyurmasını ve bir toplantı tertip etmesini rica etmiştir. Ancak Naib bazı bahanelerle bu talebe olumlu cevap vermemiştir. Biz Lehistan birliğinin hem Sefer Bey ve hem de Naib Muhammed Emin ile olan ilişkilerini ayrı başlıklar altında ayrıntılı bir şekilde ele alacağız. Çünkü Kafkasya’da bulundukları süre boyunca bütün politikalarını ve konumlarını bu iki nüfuzlu insanın kendi aralarındaki mücadeleye göre belirlemek zorunda kalmışlardır.

Lapinski ve Lehistan Lejyonu henüz Kafkasya’ya ulaşmadan önce Sefer Bey kendilerine dışardan yardım geleceğini her yerde ilan etmişti.16 Sefer Bey, Hacı İsmail Paşa ve 20 süvari ile birlikte 10 Mart’ta Tuapse’ye gelmiştir. İlk konuşmaları eldeki silahlar ve mühimmat üzerine olmuştur. Sefer Bey kendi elinde iki tane yeterince kullanılmış altmışlık Türk Topu, altı çift koşum, ve seksen mermi, 100 varil barut, 120 sandık tüfek mermisi olduğunu söylemiştir. Sefer Bey’in birlikleri birleştirme teklifine Lapinski İstanbul’dan malzemeler gelene kadar Tuapse’de kalacağını geldikten sonra da Ruslar nerede ise oraya gideceğini fakat asla başka birlikle birleşmeyeceğini söylemiştir. Elbetteki bu karar bölgede her şeyi kendi kontrolü altında tutmak isteyen Sefer Bey’in hoşuna gitmemiştir.

19 Mart’ta Natuhay’dan Rusların Kuban’a asker yığdığı haberini alan Sefer Bey, Lapinski’den bir subayla iki topçuyu kendisinin iki topunu getirmek için göndermesini istemiştir.17 Birliğini bölmek istemeyen Albay Lapinski, Teğmen Stankeviç’i iki astsubay ve 16 erle birlikte Natuhay toraklarına göndermiştir. 20 Mart sabahı onlar Hacı İsmail Paşa’nın refakatinde yola çıktılar. Bu arada Naib’den hala ümitli olan Albay onu tekrar Tuapse’ye davet eden bir mektup gönderdiğini belirtmektedir. Ancak Naib’den olumlu bir yanıt alamamıştır. Sonunda parası tükenen ve zor durumda kalan Lehistan Birliği’nin daha da kötü duruma düşmemesi için Lapinski, Sefer Bey’in kendi bölgesine gitme teklifini kabul etmiştir.18 Hiç şüphesiz onun Sefer Bey’in bölgesine gitmesi Naib’in ona güven duyması ihtimalini iyice zayıflatmıştır. Diğer taraftan Sefer Bey da Naib’e karşı önemli bir mevzi kazanmıştır. Böylece Lehistan Birliği’nin Muhammed Eminle ittifak yapma ihtimali çok zayıflamış oluyordu. Buna rağmen Sefer Bey sürekli böyle bir ihtimal düşüncesiyle tedirgin olmuştur. 26 Mart’ta Sefer Bey’in bölgesi olan Mezib’e doğru yola çıktılar. Sefer Bey Lehistan Birliği’ni padişahın gönderdiğini yayarken sayısını da abartılı bir şekilde veriyordu. Lapinski ve adamları yerli halkla iletişim kurmakta zorluk çekiyordu. Bu sorunu da Rus ordusundan kaçan Lehistanlı veya askerlerinin yardımı ile halletmişlerdir.19

1 Nisan’da Sefer Bey’in barut bulunduğunu söylediği Djugba’daki 81 fıçı barut, 57 sandık tüfek mermisi teslim alınarak Mezib’e taşınmıştır. 5 Nisan 1857’de Sefer Bey’in bahsettiği topları almak için gönderilen Teğmen Stankeviç’in mangası geri dönmüş ve Sefer Bey’in iki eski altılık Türk topunu bulduklarını, ancak taşımak için altı çift koşum gerektiğini, eldeki kalitesiz deriden yapılmış koşum takımlarının fazla idare etmeyeceğini rapor etmişlerdir. Aynı gün erzak ve cephane kağnılara yüklenmiş, Rusların Gelincik Limanı’ndan Abın ve Doba arasında inşa etmiş olduğu dağ yolundan Şapsığ’a doğru hareket etmişlerdir. Rus sınırına 5 saat mesafedeki bu sık ormanlarla kaplı ülkede onları zor günler bekliyordu. Lapinski yol boyunca deniz kıyısına sıralanmış harabe halindeki Rus kalelerini de inceleme fırsatı bulmuştur. Karadeniz Kordon Hattı’nın ana unsurları olan bu kaleler içindekilerle beraber Rusların takviyede yetersiz kalmaları nedeniyle Çerkesler tarafından imha edilmiştir. Ancak bu kalelerin temelleri ve etraflarındaki hendekler hala yerli yerinde duruyordu. Bu da ihtiyaç duymaları halinde Rusların bu kaleleri kolaylıkla yeniden ihya edebilecekleri anlamına geliyordu. Lapinski’nin bunların tamamen yıkılması yönündeki telkinleri Çerkesler tarafından pek dikkate alınmamıştır. Bu kalelerin harabelerinde yapılan keşif gezilerinde Rusların bıraktığı 67 top gövdesinden kullanmaya uygun olan 11 tanesi tespit edilmiş geri kalanlar da top mermisi yapımında kullanılmak üzere Mezib’e taşınmıştır. Mezib’de inşa ettikleri bir demirci atölyesinde istihdam ettikleri asker kaçaklarının arasında mesleği demircilik olanlar da bulunmaktaydı. Topların kullanıma hazır hale getirilmesi ve top mermilerinin yapılması bu atölyede gerçekleştirilecekti. Lehistan Birliği için Şapsığ bölgesi ile Mezib arasında Aderbi vadisinde Rusların kolay erişemeyecekleri bir yerde geçici bir karargah oluşturulmuştur. 20

İstanbul’dan çıkışta geride kalan cephane Gelincik limanına bir çok eksikle ulaşmıştır. Takas ticaretinde kullanmak için gemiye yüklenen tuz ve keten’in dışındaki malzemelerin bir kısmına İsmail Paşa el koymuştu. 130 üniforma’nın seksenine el koyan paşa, silahlardan ise sadece 3 paundluk iyi durumdaki bir kundak ve aksesuarlarla birlikte 4 paundluk bir top gövdesi, bir 30, iki 20 paundluk kundaksız obüs gövdesini göndermiştir. Bunları demirci atölyesine taşımak imkansızdı. 30 kentallik barutun 550 kg’ı eksikti, 5 tonluk kurşunun 26oo kg’ı eksikti; iyi kalitede olmayan demir ve çeliğin tamamı kaybolmuştu. 24 baltanın hiç birisi yoktu, bir düzine kürek ve küskünün ise yarısı eksikti. Bu malzemelerle birlikte bir de Viyanalı bir Politeknik uzmanı gelmiştir. Albay Lapinski, 20 askerle birlikte Teğmen Stankeviç’in yanına iki topu Şapsığ’da bırakarak birliğin geri kalanı ile birlikte Aderbi’ye hareket etti. Demirci ustasına ve yerlilere, bir ekmek fırını inşa ettikten hemen sonra bir barut deposu ve bir erzak deposu inşa etmeleri yönünde emir verilmiştir.21

Ruslara ilk Saldırı

16 Nisan 1857 tarihinde Aderbi’deki Leh Birliği’nin karargahına Şapsığ’dan gelen aksakallar Rusların Adegum nehrinin Kuban’a karıştığı yere yakın bir ada civarından Kuban nehrini geçtiklerini, Kuban’ın her iki yakasına da köprü inşa ettiklerini ve ülkenin derinliklerindeki Abın Vadisi ve Şabsığ’a akın yapmaya niyetlendiklerini havi bir mektup getirmişlerdir. Aksakallar Lehistan Birliği’ni Ruslara karşı kendilerine yardım etmeleri için çağırdılar.22 Yardım karşılığında at, azık, tahıl, yağ ve tuz vermeyi vaat etmişlerdir. Lapinski 100 kişilik bir Çerkes birliği ile öncü olarak yola çıkmış 3 saat sonra 600 kişilik başka bir Çerkes birliği ile buluşarak Rusların faaliyetlerini gözlemeye başlamışlardır. Kuban nehrine yakın yerlerdeki çerkes aulları boşaltılmıştı. Kuban nehrinin ortasındaki bir adada kamp kuran Ruslar çok az bir direnişle karşılaşmışlardı. Dikkatli gözlem ve keşifler sonucunda Rus kuvvetlerinin altı tabur piyade, iki Kozak Alayı, iki batarya, dört top ve süvari birliğinden müteşekkil olduğu anlaşılmıştır. Ruslar nehrin sol yanına konuşlanmışlardı. General Filipson’un kumanda ettiği Rus ordusu 22 topla saldırıya geçmeyi planlıyordu. 17 Nisan 1857 gecesi saldırı için hazırlıklarla geçti bu arada civardaki kabilelerden katılımlarla on bin civarında savaşçı toplanmıştır. Sabah olduğunda Rusların eski konumlarını hala muhafaza ettikleri görülmüştür. Ruslarla yapılacak savaşın komutasını Mehmed Bey mi yoksa Albay Lapinski’nin mi üstlendiği hususunda çelişkili bilgiler vardır.23 Rus toplarının menzili dışında kalan ve Rusların bilmedikleri iki sığ geçidi ve Rusların beklemedikleri bir top ateşi salvosuyla desteklenen bir saldırı planı yapılmıştır.24 Toplarla köprüyü tutan Rus istihkamını hedef alırken önceden gizlice nehri geçmek üzere gönderilen Sefer Bey’in oğlu Karabatır ve Faris Bey kumandasındaki süvariler düşman karargahına ani baskın yapacaklardı. İlk top ateşi Rus karargahında büyük bir şaşkınlık ve panik havası yarattı. Bir süre sonra Ruslar da dörtlük ve altılık toplarla karşılık vermeye başladı. Çerkeslerin disiplinsizlikleri bu şaşkınlıktan faydalanma imkanını ortadan kaldırdı. Bununla birlikte Ruslar, topların desteğinde karşı taarruza geçtiklerinde, orman ve çalılıklardan faydalanarak toparlanan Çerkes kuvvetlerinin boğaz boğaza savaşmaya başlaması Albay Lapinski’ye beklediği fırsatı vermiş ve emrindeki süvari kuvvetiyle Rusların karargahına doğrudan saldırıya geçmiştir. Ancak Çerkeslerin askeri disiplinden uzak olmaları savaş taktiğinin tam olarak uygulanmasına mani olmuş sonuçta arzulanan hedefe ulaşamadan iki taraf da kendi mevzilerine çekilmiştir. Lehistan Birliği’nin bir ölü ve dört yaralısı vardı. Kayıplarının az olmasında birliğin tamamının tecrübeli askerlerden oluşmasının önemli rolü vardı.

Ruslarla gerçek mermi atan toplarla savaşılması Çerkeslerin ilgisini çekmiş, ve savaşçılar karargaha akın etmeye başlamıştır. Ayın 24’ü itibariyle karargahta 5.000 süvari ve 12.000 piyade toplanmıştır. Lapinski’nin piyade olarak nitelediği birlikler aslında binecek atı olmayan düzensiz Çerkes savaşçılarından oluşmaktadır. Rus ordusundan kaçan Lehistanlıların da katılımıyla Lehistan Birliği üç gün içerisinde 120 kişiye ulaşmıştır. Birliğin bu kadar insana yetecek yedek üniforması vardı. Bunların dışında Aderbi’de 108 genç ve işbilir Leh askeri daha toplanmıştı ancak onlar asıl gemi gelinceye kadar yırtık pırtık Abaza elbiseleri içerisinde yardımcı birlik olarak görev yapacaklardı. Albay Lapinski, bir aylık süre zarfında sadece Natuhay, Bjeduğ ve Şabsığ’da 736 asker kaçağı sertifikası dağıtmıştır. Bu bize hem Rus ordusundan kaçanların sayısı hakkında hem Rus ordusunun genel durumu hakkında bilgi vermektedir. Bunların hepsi askerlik tecrübesine sahipti, sadece üniforma ve silaha ihtiyaçları vardı ve üstelik Kafkasya kuvvetlerini kolaylıkla düşmana götürebilirlerdi.25

Bu arada Aderbi’deki araba yapım ustası ve demirci ustası obüs için bir kundak hazırlamış, saraçlar da dört adet adamakıllı koşum takımı yapmışlardı. Artık Lehistan Birliği’nin uhdesinde yeterince adam ve at vardı. Lapinski bu gelişmelerden sonra bu obüsü ve üç paundluk topu rahatlıkla Aderbi’den Adegum’daki karargaha göndermiştir. Natuhay bölgesinde çeşitli zamanlarda Rusların kullandığı birkaç top gövdesi bulunmaktaydı, ayrıca Sultan Mahmud zamanında Abazalara hediye edilmiş 15 silah daha bulunmaktaydı, bu on beş silahtan sadece ikisi tam anlamıyla kullanılabilir haldeydi. Altılık Türk topunun gövdesini altılık Rus topu ile birleştirildi ayrıca on ikilik Rus havanı yeniden kundak ve tekerlek ayarlanması için Aderbi’ye gönderilmiştir.26



Ruslara İkinci Saldırı

Nöbet işinin belirli bir düzene koyulması Kuban Nehri içerisindeki adada karargah kurmuş olan Rusların gözlenmesi bakımından önemli bir işlev görmüştür. Çerkes birlikleri Lehistanlı subayların da katkısıyla daha düzenli hale sokulmaya, askeri disiplini anlayıp uygulamaları temin edilmeye çalışılmıştır. İki altılık topla birlikte iki bin kişilik piyade birliği, topçu birliği ise on ikilik obüs, üçlük topla birlikte iki bin kişilik bir piyade birliği Rusların inşa ettikleri köprünün başındaki istihkamını hedef alacaklardı. Süvariler sağ kanattan saldıracak bu esnada merkezde bulunan Lehistan Birliği ve ormana gizlenmiş piyadeler doğrudan Rus karargahına saldıracaklardı. 28 Nisan 1857’de Ruslar konumlarını hala muhafaza ediyorlardı. Ruslar her hangi bir takviye almaya fırsat bulamadan saldırıya geçildi. Lakin kendisine verilen emirlere uymayarak yanlış yerden ve erkenden saldırıya geçen Karabatır’ın düşman tarafından fark edilmesi bütün planları bozmuştur.27 Ruslar ırmağın öbür tarafından güçlü top bataryaları ile şiddetli ateş açıyorlardı. Rusların geri çekilmeye zorlanması, Rusların köprüyü yakması, düşmana top ateşi ile saldırılmasının Çerkesleri etkilemiştir.28 Ruslara karşı durabileceklerini görmek dirençlerini artırmıştır. Lehistan Lejyonu savaş alanında bir asker ve iki at bıraktı. Çerkeslerden dört kişi savaş alanında iken, yirmi iki yaralıdan ikisi de aynı gün içerisinde ölmüştür. Bununla birlikte Çerkesler, Rusların silahlarına büyük hayranlık duyuyorlardı. Bu nedenle Lehistan birliğinin kullandığı toplardan çok şey bekliyorlardı.29 Bu savaşı önemli kılan şey dağlıların Ruslara karşı top desteğinde taarruz ediyor olmasıdır. Bu zamana kadar küçük birliklerle vur kaç taktiği ile savaşan Çerkesler artık Rusların karşısına daha büyük kuvvetlerle ve daha ciddi ateş gücüyle çıkabileceklerini göstermiş oluyorlardı. Böylece hem Ruslar için ciddi bir tehdit olduklarını göstermiş oluyor hem de dağlılara mücadelenin seyri bakımından umut vermiş oluyorlardı. Üstelik burada Ruslara karşı alınacak başarılar Avrupa’daki büyük güçlerin dikkatini çekecek ve kendilerine destek verilmesini sağlayabilecekti.



Ruslara Üçüncü Saldırı

Mayıs ayına kadar Ruslarla karşılıklı olarak birbirlerini gözlemekle geçiren Kafkasya kuvvetleri 4 Mayıs1857’de Rusların geçen savaşta geri çekilirken yaktıkları köprüyü yeniden inşa etmeye başladıklarını ve köprü başındaki istihkamları tekrar işgal ettiklerini fark ettiler. Bunun üzerine 4 topla saldırıya geçen Kafkas kuvvetleri düşmanın yoğun top ateşi karşısında geri çekilmek zorunda kalmıştır. Bu arada köprünün yapımını tamamlayan Ruslar, Kozakları ve dört piyade taburunu da ırmağın karşı kıyısına geçirerek konuşlandırmıştır. Akabinden de 40 toptan oluşan muazzam bataryaları ile ormana gizlenmiş Kafkasya ve Lehistan Birliği’ne ateş açtılar. Bir süre sonra piyadeleriyle ormana dalan Ruslarla Kafkasya kuvvetleri arasında boğaz boğaza bir savaş başlamıştır. Bu şekilde sabah saat 5’de başlayan savaş saat 10’a kadar devam etmiştir. Kafkasyalıların ve Lehistan Birliği’nin cesur ve inatçı direnişleri karşısında Ruslar top desteğinde geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Lehistan Birliği’nde 3 ölü ve 14 yaralı vardı. Silahla öldürülen iki de at vardı ve birisi de savaşta kullanılamaz hale gelmişti. Abazalarda 51 ölü ve bunun üç katı kadar da yaralı vardı. Kafkasya kuvvetlerinin eline 12 esir geçmişti, Abazalar ormanda 21 ölü bulmuşlardır. Lapinski savaşa bizzat kumanda eden General Filipson’un da yaralılar arasında olduğunu belirtmektedir. Ancak bu bilgiyi teyit edecek bilgi ve belgeye erişilemediği için şüpheyle yaklaşılması gerekmektedir. Savaş esirlerinden alınan malumata göre, Ruslar bir gün önce hatırı sayılır bir destek almışlardı ve Kafkasya kuvvetlerinin karşısına 14 tabur, dört kazak alayı ve 52 dağ topu ile çıkmışlardı.30 Ruslar teknolojik üstünlüğün yanında savaşa dahil edebildikleri muharip güç bakımından da avantajlı durumdaydılar. Lehistanlı subayların Çerkesleri askeri disipline sokma çabalarına rağmen, ateş güçlerinin düşüklüğü ve her zaman istedikleri miktarda savaşçı toplanamaması da önemli bir zaaf olarak göze çarpmaktadır.

Yukarıda geçen çatışmaların hepsi aslında küçük çaplı çatışmalardır. Bu nedenle bölgede görevli Rus Komutanların raporlarında Lapisnki’nin hatıratındaki kadar yer tutmamıştır. Ancak Ruslar için bahsetmeye bile değmeyecek bu ufak çatışmalar Kafkasyalılar için çok önemli idi. Özellikle bu çatışmalarda Kafkasya kuvvetlerinin top gibi ağır silahları kullanması yerli halka direnişin geleceği ve şekli bakımında önemli mesajlar vermekteydi. En önemlisi de onların maneviyatını yükseltmede gösterdiği etkidir. Polonyalı lejnonerlerin onarlın yanında Ruslara karşı savaşması, Avrupa’nın tamamının kendilerini desteklediği gibi bir fikrin oluşmasına yol açmıştır. Rus kayıtları ise münferiden bu çatışmalardan bahsetmese de Avrupalıların yardımlarıyla, top kullanmaya başlamalarının genel anlamda kendileri açısından çok kötü sonuçları olacağının altını çizmektedirler.31

  1   2   3   4   5


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə