ZİRAİ kazançlar




Yüklə 47.68 Kb.
tarix22.04.2016
ölçüsü47.68 Kb.

ZİRAİ KAZANÇLAR



Sabri ODAK

Serbest Muhasebeci Mal Müşavir

1- ZİRAİ KAZANCIN KONUSU
Zirai kazanca geçmeden önce “tarım” üzerinde durmakta fayda vardır.
Dar anlamda tarım; arazide ekim, dikim, bakım ve yetiştirme yollarıyla bitki, hayvan ve hayvansal ürünler üretilmesi veya bunların üreticileri tarafından işlenip değerlendirilmesi faaliyetidir.
Geniş anlamda tarım; bitkisel ve hayvansal ürünler üretiminin yanında, bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından işlenmesi, ormancılık ve balıkçılık faaliyetleri, tarımsal ürünlerin yetiştiricileri tarafından taşınması ve saklanması, mağazalara devredilmeden üreticileri tarafından satılması ile tarım alet ve makinelerinin diğer tarım üreticilerinin üretimle ilgili faaliyetlerinde bir bedel karşılığında kullandırılmasını da kapsamaktadır.
Tarım; toplumların en eski ve köklü bir faaliyet alanıdır. Günümüzdeki ekonomik faaliyetler tarım, sanayi ve hizmetler diye üç ana sektöre ayrılmaktadır. Bu sektörler, milli gelire olan katkıları oranında önem kazanırlar. Ne yazık ki bugün tarım sektörümüz gelişen teknolojiye ayak uyduramamış ve istenilen düzeye de erişememiştir.
Vergi hukukundaki zirai kazanç tanımlamalarına gelince;
Zirai kazanç; zirai faaliyetten doğan kazançtır.
Zirai faaliyet; arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan ,balık ve bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasını ifade eder.
Satışların dükkan ve mağaza açılarak yapılması halinde mahsullerin dükkan ve mağazaya gelinceye kadar geçirdikleri safhalar zirai faaliyet sahasında kalır. Çiftçiler tarafından doğrudan doğruya zirai faaliyetleri ile ilgili alım satım işlerinin tedviri için açılan yazıhaneler, faaliyetleri bu mevzua münhasır kalmak şartiyle dükkan ve mağaza sayılmaz.

Ürünlerin tarlada çiftçi tarafından satılması bir zirai kazançtır. Ancak ürünlerin toplanmadan tarlada veya ağaçta toptan satılması ve alan kişinin tacir olması halinde alım-satımdan doğan kazanç ticari kazançtır.


Besi olarak yetiştirilen canlı hayvanların, kesilip et veya et mamulleri olarak veyahut canlı şekilde satılmaları zirai faaliyeti teşkil eder.
Ancak bazı hallerde elde edilen kazançlar ticari , gayrimenkul , diğer kazanç ve irat sayılır gibi gözükürse de yasa bunları da zirai kazanç olarak kabul etmiştir.
Zirai faaliyete bilfiil iştirak etmeksizin sadece üründen pay alan arazi sahiplerinin gelirleri, bu kanunun uygulanmasında gayrimenkul sermaye iradı addolunur.

Örnek:
(A) nın sahip olduğu 50 dönümlük bir tarlayı , (B)’ye buğday ekilmek üzere vermiştir. (A) buna karşılık, (B)’den hasat zamanında kaldırılan ürünün %30’nu vermesini talep etmiş, (B) de bunu kabul etmiştir. Hasat zamanında (B) nin (A) ya vermiş olduğu %30 miktarındaki buğdayın o günkü rayiç bedeli üzerindeki değerinin zirai kazanç olarak değerlendirilmemesi gerekir. (A)’nın üründen alacağı pay Gelir Vergisi Kanunu’nun 70 maddesinin son fıkrasına göre gayrimenkul sermaye iradı olarak değerlendirilecek ve bu değer üzerinden vergilendirilecektir.
Aşım yaptırmak maksadı ile erkek damızlık beslenmesi, çiftçiye ait her türlü ziraat makine ve aletlerinin başka çiftçilerin zirai istihsal işlerinde çalıştırılması da zirai faaliyetlerden sayılır.
Araç, makine ve aletlerin bir ücret karşılığında işletilerek elde edilen gelir, (bu gelirin devamlı bir mahiyet arzetmesi halinde) ticari bir kazançtır. Elde edilen gelir devamlılık arzetmiyorsa diğer kazanç ve irat teşkil edecektir.
Ancak bazı zirai kazançlar Gelir Vergisi Kanunu’nun 54 inci maddesinde yer almamıştır. Dolayısıyla bu ürünler için işletme büyüklüğü ölçüleri söz konusu değildir. Çiftçilerin, nihai kişilere yaptıkları satışlar dışında, elde ettikleri zirai kazançlar GVK’nun 94 inci maddesine göre tevkifata tabi olacaktır.
Örneğin, tavuk besiciliği faaliyetinden elde edilen gelir bir zirai kazanç olmasına rağmen GVK’nun 54 üncü maddesinde yer almamıştır. Tavuk besiciliği yapan mükellefler bu kazançlarından dolayı, eğer kendileri istemezlerse gerçek usulde vergiye tabi olmayacaklardır. Ancak kendi isteği ile gerçek usulde vergi mükellefi olabilirler.
Tavuk besiciliği konusunda Maliye Bakanlığı’nın 22.03.1999 tarih ve B.07.0,GEL.0.41/4102-136/11439 sayılı özelgesi bulunmaktadır.
Yarış atı yetiştirici ve sahiplerine yapılan ödemelerden (teşvik primi ve ikramiye gibi ödemeler dahil) Gelir Vergisi Kanunu’nun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 11 numaralı bendinin (a) alt bendi uyarınca gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. İşletme büyüklüğü ölçüsünü aşmayan çiftçilere yapılan bu tür ödemelerden kesilen vergi bunların nihai vergisi olacaktır.
2-ÇİFTÇİ, MAHSUL VE ZİRAİ İŞLETME DEYİMLERİ:
a.Çiftçi:
Farsça “culf”tan kaynaklanır. Bu da çift (toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan) anlamındadır. Çiftçi, toprağı ekerek geçimini sağlayan kimsedir. Rençper olarak da adlandırılır.
Gelir Vergisi Kanunu’na göre; zirai faaliyet ile uğraşan gerçek kişiler ile adi ortaklıklar çiftçi sayılır. Adi ortakların, zirai kazançtan dolayı aldıkları kar payı, şahsi zirai kazanç hükmündedir.
Kollektif, adi ve eshamlı komandit şirketler, zirai faaliyetle uğraşsalar dahi çiftçi sayılmazlar. Kollektif şirketlerin ortakları ile komandit şirketlerin komandite ortaklarının şirketi karından aldıkları paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir.
Anonim ve limited şirketler,zirai faaliyette bulunsalar da yine çiftçi sayılmazlar.


b.Mahsul:
Zirai faaliyet sonucunda istihsal olunan maddelere mahsul denir.
c.Zirai İşletme:
Zirai işletme, zirai faaliyetin yapıldığı yerdir.

3-ZİRAİ KAZANÇLARIN VERGİLENDİRİLMESİ




Çiftçilerin elde ettikleri zirai kazançlar, GVK’nun 94 üncü maddesine göre hasılatları üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirilir GVK’nun 54 üncü maddesinde yazılı işletme büyüklüğü ölçülerini aşan çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu mahiyetteki bir motorlu araca veya on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip olan çiftçilerin kazançları gerçek usulde (zirai işletme hesabı veya diledikleri takdirde bilanço esasına göre) tespit olunarak vergilendirilir. Kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçiler bu kazançları için beyanname vermezler. (GVK Md.53)

Öte yandan 4369 sayılı kanunla Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 45 inci madde uyarınca, on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip olma şartı çiftçinin kendi işinde kullanılması koşuluyla 2007 yılı sonuna kadar on yıl süreyle dikkate alınmayacaktır.


Ziraat gruplarının birkaç tanesi içine giren zirai faaliyetlerin bir arada yapılması halinde , en fazla iki gruba ait işletme büyüklüklerinde bu gruplar için tespit olunan hadlerin yarısını aşanlar gerçek usulde vergilendirilecektir.
Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler defter tutmayacak ve beyanname vermeyeceklerdir. Ancak bu çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.
Gerçek usulde vergilendirilen çiftçiler zirai işletme hesabı veya bilanço esasına göre defter tutmak ve beyanname vermek, alış ve satışları için belge almak, vermek ve bu belgeleri saklamak zorundadırlar.
Gerçek usulde vergilendirilecek çiftçilerin, zirai işletme hesabı veya bilanço esasında defter tutmaları kendi isteklerine bırakılmıştır. Bilanço esasında defter tutmak için kanunla belirlenmiş bir sınır bulunmamaktadır.
Zirai faaliyette bilanço esasında defter tutma zorunluluğu , sadece yatırım indiriminden yararlanmak için gereklidir. Dolayısıyla zirai kazanç mükellefleri yatırım indiriminden yararlanmak istiyorlarsa, bilanço esasında defter tutmak zorundadırlar. İndirimin uygulanacağı ticari ve zirai kazanç bilanço esasına göre tespit edilmiş olmalıdır. (GVK.Ek Md.2/1)

Ancak çiftçilerin bilanço esasında defter tutmak istediklerini Gelir Vergisi Kanunu’nun 59 uncu maddesi hükmüne göre, yazı ile vergi dairesine bildirmeleri gerekmektedir. Yazı ile yapılacak talep, müteakip vergilendirme dönemi başından, yeni işe başlayanlarda ise işe başlama tarihinden itibaren hüküm ifade edecektir. Bu suretle bilanço esasını kabul edenler iki yıl geçmedikçe bu usulden dönemeyeceklerdir.


54 üncü maddede yazılı ölçüleri aşanlar müteakip vergilendirme dönemi başından itibaren gerçek usulde; gerçek usule tabi olanlardan bu ölçülerin altında kalanlar müteakip vergilendirme dönemi başından itibaren hasılatları üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirilirler.
4 - İŞLETME BÜYÜKLÜĞÜ ÖLÇÜLERİ
Zirai kazancın gerçek usulde tespitinde dikkate alınacak işletme büyüklüğü ölçülerine ilişkin uygulama esasları aşağıda açıklanmıştır.
a. Aile İşletmeleri:
Aile reisi ile birlikte yaşayan eş ve velayet altındaki çocuklara ait işletmelerde işletme büyüklüğü toplu olarak dikkate alınacaktır.
b. Ortaklık Halindeki İşletmeler:
Ortaklık halindeki işletmelerde işletme büyüklüğü toplu olarak dikkate alınacaktır. Ortaklıklarda ortaklığın birden fazla işletmeye taalluk etmesi veya işletmelerin ayrı ayrı mahallerde bulunması durumu değiştirmeyecektir
c. Tek İşletme:
52 nci maddede yazılı tek işletmelerde işletme birden fazla ortaklıklara ait olsa bile bu ortaklıklara ait işletme büyüklüğü toplanmak suretiyle dikkate alınacaktır.

5 - VERGİ KESENLERİN SORUMLULUĞU

Maliye Bakanlığı , zirai ürünlerin (işlenmiş olanlar dahil) alım ve satımına aracılık eden kuruluşlar ile Ticaret Borsalarını bu mahsullerin satın alınması sırasında yapılacak vergi tevkifatından müteselsilen sorumlu tutmaya, sözkonusu ürünlerin satışı dolayısıyla yapılacak vergi tevkifatının hangi safhada yapılacağını her bir ürün için ayrı ayrı belirlemeye yetkilidir. Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen safhadan önceki safhalarda tevkif yoluyla alınan vergiler iade edilmez ve süresinde ilgili vergi dairesine yatırılır. (VUK Md.11)


Örnek:
Hayvan ürünleri ticareti yapan (A) Gıda San. Ve Tic.Ltd.Şti. 15.08.2001 tarihinde, (B) çiftçiden 2.000.000 TL.den 50 adet koyun bağırsağı satın almıştır. (A) Gıda San. Ve Tic. Ltd.Şti. Müstahsil Makbuzu düzenlemiş ve çiftçi (B)’ye imzalatarak Ticaret Borsası’nda tescil etmiştir. Müstahsil Makbuzu ile tahakkuk edilen (2.000.000 x 50 = 100.000.000.- x %1 = 1.000.000.-) 1.000.000..-gelir vergisi stopajını , ertesi ayın 20 inci günü mesai bitimine kadar muhtasar beyanname ile, bağlı bulunduğu vergi dairesine ödenecektir. 1.000.000.TL. (2.000.000 x 50 = 100.000.000.-x %1 = 1.000.000.-) TL.Bağ-Kur primini ise ertesi ayın 20 inci günü mesai bitimine kadar Bağ-Kur Çiftçi Primleri Tevkifat Bildirimi doldurularak, Bağ-Kur şubelerine ödeme yapılacaktır.
(B) çiftçisi yukarıdaki zirai kazançtan dolayı, gelir vergisi stopajı ve Bağ-Kur pirimi ödemesi yapmayacak ve bu vergilerden dolayı müteselsil sorumluluk taşımayacaktır.
Bağ-Kur primleri çiftçi adına ödenecektir. Dolayısıyla çiftçiler, kendi adına ödenen bu primleri cari ve geçmiş dönem prim borçlarına mahsup edebilirler.
Vergi kesmeye mecbur olanlar, verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten sorumludurlar.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 54 üncü maddesindeki “İşletme büyüklüğü ölçüleri” ne ait hadlerin günümüzdeki Türk Lirası’nın değerine göre yeniden tespit edilmesi gerekmektedir.
Bazı zirai ürünler var ki bunların tüketimi hemen hemen Türkiye’de yapılmamaktadır. Örneğin; Asorti edilmiş küçükbaş hayvan bağırsaklarının %98’i yurt dışına ihraç edilmektedir. %2’si ise kat küt fabrikalarında ameliyat ipliği olarak imal edilerek tıp alanında kullanılmaktadır.

6 - GELİR VERGİSİ STOPAJI DURUMU

Zirai mahsullere alış bedelleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılır ve takip eden ayın 20 inci günü akşamına kadar mükellefin bağlı bulunduğu vergi dairesine muhtasar beyanname verilerek ödeme yapılır. Muhtasar beyannamenin ekinde , borsa alım-satım beyannamesi verilir.


Bilindiği üzere zirai alım-satımlar 5590 sayılı kanuna göre kurulmuş olan Ticaret Borsalarında, borsa kotasyonuna tabidir. Yurt içinden ve yurt dışında alınan zirai ürünler, ticaret borsalarında tescil edilir ve her firma (özellikle ihracat firmaları ) için bir stok hesabı tutulur. Bu firmaların mal satmaları halinde satış faturalarını da borsaya tescil ettirerek, kendilerine açılmış olan stok hesabından düşüm yaptırmaları gerekmektedir. Özellikle ihracatçı firmalar ihraç edecekleri zirai ürünleri ticaret borsalarında tescil ettirmezlerse gümrük müdürlüklerince ihracata izin verilmez.
Ticaret Borsalarında tescil ettirilerek yapılan alım-satım muamelelerinde gelir vergi tevkifatı;


  1. Hayvanlar ve bunların mahsulleri ile kara ve su avcılığı mahsulleri için %1,

b) Diğer zirai mahsulleri için %2,


nispetinde tevkifat yapılacaktır.
Ticaret borsası dışında alım-satım konu olan zirai mahsullerin alış bedelleri üzerinden alınan gelir vergisi tevkifatı;


  1. Hayvanlar ve bunların mahsulleri ile kara ve su avcılığı mahsulleri için %2,

b) Diğer zirai mahsulleri için %4,


nispetinde tevkifat yapılacaktır.
4369 sayılı kanunla zirai kazancın vergilendirme esasları yeniden belirlenmiş, kesinti suretiyle vergilendirme temel vergilendirme esası olarak konulmuştur. Zirai kazancın vergilendirilmesinde hasılat ölçüsü tamamen kaldırılmış, işletme büyüklüğü ölçüleri de önemli ölçüde artırılmıştır. Buna göre işletme büyüklüğü ölçülerini aşan çiftçiler zirai kazançlarını zirai işletme veya bilanço esasına göre tespit edeceklerdir. Bu hadleri aşmayan çiftçiler için gelir vergisi tevkifatı nihai vergileme olacaktır.
Zirai ürün, çiftçiden alındığında stopaj ödenmesi gerekmektedir. Bir tüccar, çiftçiden aldığı zirai ürünü, başka bir tüccara satması halinde ikinci kez satış tutarı üzerinden stopaj yapmayacaktır.
Diğer taraftan zirai işletmelerde ücretli durumuna girmeksizin çalıştırılan çiftçilerce bizzat yapılan sulama, süt sağımı, meyve toplanması, kavaklıklarda dikim, kesim, toplama, taşıma, gibi hizmetler de zirai faaliyet kapsamında ifa edilen hizmet olarak kabul edilecektir.
Bu durumda zirai faaliyet kapsamında hizmetleri ifa eden çiftçilere ödenecek hizmet bedelleri üzerinden % 4 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.
7- GERÇEK USULDE VERGİLENDİRİLEN MÜKELLEFLERİN YILLARA GÖRE DAĞILIMI
Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü’nün “Faaliyet Raporu” nun Gerçek usulde vergilendirilen Gelir Vergisi mükellef sayıları (Aralık 1999 Tarihi İtibariyle) xx nolu tablosu kıyaslandırmak amacıyla aşağıya çıkarılmıştır.
Yıllar Ticari Kazanç Zirai Kazanç Serbest Meslek Sermaye

Mükellefleri Mükellefleri Kazançları Şirketleri
1983 1.210.564 180.317 79.489 36.996

1984 1.267.336 182.018 84.537 39.864

1985 1.305.217 179.240 93.694 43.284

1986 1.382.175 179.720 94.626 45.626

1987 1.386.174 183.450 102.264 49.141

1988 1.294.645 112.356 76.256 73.640

1989 1.325.457 102.891 74.203 90.914

1990 1.376.568 98.906 78.123 100.576

1991 1.447.005 100.833 82.645 110.918

1992 1.475.766 91.323 91.354 157.448

1993 1.435.620 73.633 91.937 193.953

1994 1.419.471 74.714 91.153 237.801

1995 1.382.344 72.581 88.241 270.574

1996 1.357.005 64.055 79.521 350.081

1997 1.374.291 63.135 81.690 411.877

1998 1.404.567 85.023 88.397 462.081

1999 1.461.088 45.914 96.190 482.787

Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi ticari kazanç, serbest meslek kazanç ve sermaye şirketleri mükelleflerinde artış olmasına rağmen, zirai kazanç mükelleflerinde azalma olmuştur.


Türkiye’de büyük ve küçükbaş hayvan sayılarında meydana gelen azalmalar, bunun paralelinde zirai kazançla uğraşan mükellef sayısında da azalmalar getirmiştir.
Aşağıdaki tablo, yukarıda zirai kazanç mükellef sayılarında meydana gelen azalmanın nedenlerini göstermektedir.
KEÇİ SAYISI
Yıllar Sayı (Baş)


  1. 18.775.000.-

  2. 19.043.000.-

  3. 18.926.000.-

  4. 18.213.000.-

  5. 16.732.000.-

  6. 13.100.000.-

  7. 13.336.000.-

  8. 13.406.000.-

  9. 13.057.000.-

  10. 12.914.000.-

  11. 11.942.000.-

  12. 10.977.000.-

  13. 10.764.000.-

  14. 10.454.000.-

  15. 10.133.000.-

  16. 9.564.000.-

  17. 9.111.000.-

  18. 8.951.000.-

  19. 8.376.000.-

  20. 8.057.000.-

  21. 7.774.000.-

KOYUN CİNSİNDEN HAYVANLARIN KESİN SAYISI



SENE SAYI (BAŞ)


  1. 46.026.000.-

  2. 48.630.000.-

  3. 49.598.000.-

  4. 49.636.000.-

  5. 48.707.000.-

  6. 40.391.000.-

  7. 42.500.000.-

  8. 43.758.000.-

  9. 43.796.000.-

  10. 45.384.000.-

  11. 43.647.000.-

  12. 40.553.000.-

  13. 40.433.000.-

  14. 39.416.000.-

  15. 37.541.000.-

  16. 35.646.000.-

  17. 33.791.000.-

  18. 33.072.000.-

  19. 30.238.000.-

  20. 29.435.000.-

  21. 30.256.000.-

Yukarıdaki keçi tablosunda 1980 yılında 19.043.000 baş hayvan olmasına rağmen 1999 yılı sonunda 7.774.000 adete inmiştir.


Koyun tablosunda 1982 yılında 49.636.000 baş hayvan olmasına rağmen, 1999 yılı sonunda 30.256.000 baş hayvana inmiştir.
Dolayısıyla küçükbaş hayvan sayılarında meydana gelen azalmalar neticesinde zirai kazanç mükelleflerinde de azalmalar olmuştur.
Örneğin; 1987 yılında 183.450 zirai kazanç mükellefi var iken, bu rakam 1999 yılında 45.914’e düşmüştür.

8 - İSTİSNALAR



a. Ziraat işlerinde kullandıkları hayvan, hayvan arabası, motor, traktör gibi vasıtalar veya sandallarla nakliyeciliği mutat hale getirmeksizin ara sıra ücret karşılığında eşya ve insan taşıyan çiftçiler, (GVK Md.9/5)
b. ......tarım ve hayvan yetiştirilmesini........teşvik maksadiyle verilen ikramiyeler ve mükafatlar, (GVK MD.29/1)
c. İşletme büyüklüğü ölçülerini aşmayanlar.(GVK Md.54)
9-ZİRAİ KAZANÇTA GEÇİCİ VERGİ
Zirai kazanç sahipleri ile ücret, menkul ve gayrimenkul sermaye iradı, diğer kazanç ve irat elde eden gelir vergisi mükelleflerinin geçici vergi ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. (GVGT Seri No: 217)
Gelir Vergisi Kanunun Mük.120 inci maddesinde zirai kazanç sahipleri geçici vergi mükellefi olarak yer almamıştır.

9 - VERGİ ÖDEME ZAMANLARI

Zirai kazanca ilişkin gelir vergisi beyannamesi, Gelir Vergisi Kanunu’nun 117 inci maddesinde belirtilen aylarda verilir ve aynı maddede belirtilen zamanlarda üç taksit halinde ödenir.


Ancak, Maliye Bakanlığı kendisine verilen yetkiye göre ; gelirlerin bir kısmını zirai kazanç teşkil eden mükellefler hakkında gerek görülen hallerde, üç taksitten fazla olmamak üzere, belli üretim bölgeleri ve ziraat ürünlerine göre, özel ödeme zamanları tayin edebilir. Bakanlık, GVK’nun 117 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre kendisine verilen yetkiyi, 20.6.2000 tarih ve 234 seri no’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde kullanarak uygulamaya geçmiştir.
İlgili tebliğde, 1999 yılına ait olup 2000 yılının Haziran ve Eylül aylarında ödenmesi gereken ikinci ve üçüncü taksitler yine aynı yılın Kasım ve Aralık aylarında ödenmesini belirtmiştir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR



1- G.V.Genel Tebliği 219

2- Prof. Dr. S. Rıdvan Karluk, Türkiye Ekonomisi Tarihsel Gelişim Yapısal ve

Sosyal Değişim. Gezden geçirilmiş 6. Baskı. Beta Basım Yayım Dağıtım

A.Ş.- Nisan 1999. S.169.

3- Prof. Dr. Halil Seyidoğlu. Ekonomik Terimler Ansiklopedik Sözlük 2. Baskı

Kurtiş Batbaacılık İstanbul_1999. S.89



4- Şükrü Kızılot Danıştay Kararları ve Özelgeler. Yaklaşım Yayınları

5- Cilt.Sayfa 194

6- Gelir Vergisi Genel Tebliği Seri No:234

7- www.tarim.gov.tr

8- www.gelirler gov.tr.

9- Gelir Vergisi Genel Tebliği Seri No:242

10- 2926 Sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu Uygulama Tebliği Seri No: 4

11- 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu

12- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu






Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə