Yeni TÜrk ceza kanunu’nda malvarliğina karşi suçlar




Yüklə 373.05 Kb.
səhifə1/15
tarix22.04.2016
ölçüsü373.05 Kb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   15


YENİ TÜRK CEZA KANUNU’NDA MALVARLIĞINA KARŞI SUÇLAR

(ETCK m. 491 vd.; YTCK m. 141 vd.)

ETCK’nın 10. babının başlığı, “mala karşı işlenen cürümler” olup, yanlış anlamaya elverişliydi. Gerçekten bu bab altında düzenlenen suçlardan bazıları maddi bir varlık olarak malı değil, bir bütün olarak malvarlığını korumaya yönelikti. ETCK’nın 10. babının birinci faslı hırsızlık (ETCK m. 491 vd.), ikinci faslı yağma, yol kesme ve adam kaldırma (ETCK m. 495 vd.), üçüncü faslı dolandırıcılık ve iflas (ETCK m. 503 vd.), dördüncü faslı emniyeti suistimal (ETCK m. 508 vd.), beşinci faslı eşyayı cürmiyeyi satın almak ve saklamak (ETCK m. 512), altıncı faslı hakkı olmayan yere tecavüz (ETCK m. 513 vd.), yedinci faslı nası ızrar (ETCK m. 516 vd.), sekizinci faslı karşılıksız yararlanma (ETCK m. 521a vd.) ve nihayet dokuzuncu faslı müşterek hükümlere (ETCK m. 522 vd.) ayrılmıştı.

Buna karşılık YTCK’da ‘malvarlığına karşı suçlar’ ‘özel hükümler’ içerisinde ‘kişilere karşı suçlar’ başlığı altında 10. bölümde düzenlenmiştir (YTCK m. 141 vd.).

Malvarlığına karşı suçlar da sonuçta, kişinin korunması amacını güder ve bu yüzden söz gelimi hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlar, kişiye yönelik saldırı oluşturur.

Ceza hukukunda malvarlığı, mülkiyeti de kapsayan üst bir terimdir. Ceza hukukunda da mülkiyet denilince, bundan Medeni Kanundaki mülkiyet kavramı anlaşılır. Buna karşılık malvarlığı, ekonomik değer taşımayan hakları kapsam dışı bırakan ekonomik bir kavram olarak karşımıza çıkar. Bununla birlikte, özel hukuk yönünden ekonomik değeri bulunmayan ve bu nedenle malvarlığı kavramının dışında kalan bir tutam saç, mektup gibi sahibi yönünden yalnızca duygusal bir değeri bulunan şeyler de ceza hukuku anlamında malvarlığı kavramına girmekte, söz gelimi aşağıda da ele alacağımız üzere hırsızlık suçuna konu oluşturabilmektedir. Malvarlığına yönelik suçlar mülkiyete yönelik suçlar ve bir bütün olarak malvarlığına yönelik suçlar biçiminde ikiye ayrılmaktadır. Mülkiyete karşı suçlar, mülkiyetle birlikte mülkiyet üzerindeki tasarruf özgürlüğünü de korur. Bu anlamda mülkiyet, hangi nedenle olursa olsun, ekonomik açıdan avantaj sağlayan tasarruflarda bulunma yetkisi olup, bu suçlarla, mülkiyetle birlikte bu yetki de korunmaktadır. Buna karşılık bir bütün olarak malvarlığına yönelik suçlar, yalnızca ekonomik nitelikteki bir menfaat üzerinde tasarrufta bulunmaya karşı bir koruma sağlamaktadır. Burada malvarlığı üzerinde serbestçe tasarrufta bulunmaya ilişkin yetki korunmamaktadır.

Mülkiyet, akla gelebilecek hemen tüm saldırılara karşı korunmuşken; malvarlığı, yalnızca belirli nitelikteki saldırılara karşı, yani sınırlı biçimde korunmaktadır. Örneğin hileli davranışlarla malvarlığına zarar vermek dolandırıcılılık; cebir ve tehdit ile zarar vermek yağma suçunu oluşturur.

I- HIRSIZLIK SUÇU

(ETCK m. 491 vd., YTCK m. 141 vd.)

§ 1. Genel Açıklama


ETCK m. 491’de basit hırsızlığa ilişkin düzenleme göz önünde bulundurulduğunda, hırsızlık, ‘başkasına ait taşınabilir bir malı, faydalanmak maksadıyla bulunduğu yerden almak’ olarak tanımlanabilir. Buna karşılık YTCK m. 141/1 deki düzenleme uyarınca hırsızlığı, ‘failin, zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alması’ olarak tanımlamak mümkündür.

ETCK m. 491/1’de hırsızlık suçunun temel şekli düzenlenmiş, gerek bu maddenin 3. fıkrasında ve gerekse m. 492 ve 493’de bu suçun nitelikli halleri kazuistik biçimde gösterilmiş; m. 494’de de hafifletici nedenlere yer verilmişti. Buna karşılık YTCK m. 141/1 suçun temel şeklini, m. 142 ve 143 nitelikli halini düzenlemekte, m. 144 ve 146 ise cezanın indirilmesini gerektiren hallere yer vermekte, malın değerinin azlığı ve ağır ve acil bir gereksinimin karşılanması amacıyla suçun işlenmesi ise duruma göre bir cezasızlık nedeni olarak öngörülmektedir.


§. 2 Korunan Hukuksal Yarar


Hırsızlık suçunun koruduğu hukuksal yarar mülkiyettir. Bu suç, mülkiyeti belirli saldırılara karşı, yani malın bulunduğu yerden alınmasına karşı korumaktadır. Malın bulunduğu yerden alınması ise, mal üzerinde başkasına ait fiili egemenlik anlamında zilyedliğin ihlal edilmesi anlamına gelir. Bu yüzden bazı yazarlar, mülkiyetin hırsızlık suçunda tek başına korunan yarar olmadığı, bunun yanında ikinci derecede zilyedliğin de korunduğunu ileri sürmektedirler.

Malvarlığını bir bütün olarak koruyan yoluyla dolandırıcılık gibi diğer suçlardan farklı olarak hırsızlıkta, ekonomik bir değer taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın belirli bir veya birden fazla malın alınması söz konusudur. Malın alınması ekonomik bir zarara neden olması aranmadığı için, malın ekonomik bir değere sahip olması zorunlu olmadığı gibi, failin çaldığı mal için bunu karşılayacak miktarda parayı fiilin işlendiği yere bırakması da suçun oluşmasını engellemez.


§ 3. Maddi Konu: Başkasına Ait Taşınır Mal

A- Mal


Her şeyden önce mal kavramı, Medeni Kanuna göre belirlenir. Buna göre hırsızlık suçunda mal, günlük yaşamda ve ilişkilerde herhangi bir gereksinimin karşılanması için kullanılan taşınır şeylerdir. Hayvanlar da, bu anlamda mal kavramına girer. Buna karşılık talepler ve diğer haklar hırsızlık suçuna konu olmayacağı gibi; fikir de hırsızlık suçuna konu olamaz. Bunlar üzerinde işlenen suçlar, esas itibariyle Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmuştur. Mektup, çek yaprağı gibi değersiz mallar da hırsızlık suçuna konu olabilir; çünkü burada korunan hukuksal yarar olarak mülkiyet, biçimsel bir hukuksal pozisyonu ifade etmektedir. Suça konu olan malın ekonomik bir değer taşımaması veya değerinin az olması suçun oluşmasını engellemez ise de; YTCK m. 145, suçun konusunu oluşturan malın değerinin az olmasını duruma göre cezanın indirilmesini veya büsbütün cezadan vazgeçilmesini gerektiren bir neden olarak öngörmektedir.

Enerji, hırsızlık suçu anlamında taşınabilir mal sayılmaz ise de, ETCK m. 491/2, YTCK m. 141/2’de yer verilen “ekonomik değer taşıyan her türlü enerji de taşınır mal sayılır” yönündeki düzenleme karşısında enerjinin de hırsızlık suçuna konu olabileceği kabul edilmiştir. Öyle ki, YTCK suçun konusunun ‘elektrik enerjisi’ olmasını bu suçun nitelikli hali olarak kabul etmektedir (m. 142/1 f). Hizmetin de hırsızlığı olmaz.

Malın niteliği önemli değildir; katı, sıvı veya gaz biçiminde olabilir. Fakat her halde “mal” dan söz edebilmek için, onun maddi bir varlığının bulunması gerekir. Bu yüzden başkasının telefon hattına girerek konuşma bedelini abone sahibine ödettirmek veya şifreli yayın yapan televizyon yayınlarını değişik yöntemlerle abone olmaksızın almak da hırsızlık suçunu oluşturmaz. YTCK bu nitelikteki fiilleri ‘karşılıksız yararlanma’ başlığı altında özel olarak düzenleme yoluna gitmiştir (YTCK m. 163).



Ceset, kimsenin mülkiyetinde bulunmadığı ve hukuksal ilişkiye konu yapılamayacağı için, mal kavramının dışında kalır ise de; cesetle birlikte gömülen eşya hırsızlık suçuna konu olabilir. Keza yaşayan insan bedeni de, hırsızlık suçu anlamında taşınabilir mal sayılmaz. Bununla birlikte bedenden ayrılabilen yapay parçalar hırsızlık suçuna konu olabilir.

Bankamatik kartlarının kötüye kullanılması önce kartın ele geçirilmesi ve daha sonra da bu kartla para çekilmesi biçiminde birden fazla aşamada ortaya çıktığı için bunun hırsızlık suçunu oluşturup oluşturmayacağı konusunda “kartın ele geçirilmesi” ve “para çekme” fiilleri üzerinde ayrı ayrı durulmalıdır. Bankamatik kartının ele geçirilmesinin hırsızlık suçunu oluşturup oluşturmayacağı konusunda bir değerlendirme yapabilmek için kartın bu suç anlamında “mal” sayılıp sayılmayacağının açığa kavuşturulması gerekir. Bu konuda madde teorisi, değer teorisi ve karma teori (birleşme teorisi) olmak üzere üç teori geliştirilmiştir. Değer teorisinden veya bugün öğretide egemen olan birleşme teorisinden hareket edildiğinde kartın, ilişkin olduğu hesaptaki parayı değer olarak ifade edip etmediği önem kazanmaktadır. Kanaatimizce yalnızca bankamatikteki paraya ulaşmak için bir tür anahtar niteliğinde olan kart, hesabın ekonomik değerini yansıtmamaktadır ve bu yüzden de hırsızlık suçuna elverişli değildir. Burada hak sahipliği, karttan değil, onun ilişkin olduğu hesaptan kaynaklanmakta olup, kart, müşteriye ödeme yapılması yönünde kredi kurumundan bir talepte bulunma hakkı değil, yalnızca para çekme olanağı vermektedir.

Buna karşılık ele geçirilen bu kartla para çekilmesi, farklı bir değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır. Öncelikle belirtelim ki, bizzat kart sahibinin kendisine ait bir kartla limitin üzerinde para çekmesi durumunda zilyedliğe yönelik bir ihlalden söz edilemez. Gerçekten kredi kurumu, gerçeğe uygun kart ve buna ait şifre kullanılması durumunda zilyedlik ihlaline rıza göstermekte; kartı müşteriye vermekle genel olarak bankamatiğin ödeme yapmaya hazır olacağını da peşinen ifade etmiş olmaktadır. Başka bir anlatımla kredi kurumunun, ancak hesaptaki miktar kadar ödeme yapabileceği yönündeki iradesini kart yeterince somutlaştırmamaktadır. Buna karşılık başkasına ait kartla para çekilmesi durumunda hırsızlık suçunun oluşup oluşmayacağı sorusuna öğretide farklı yanıt verilmektedir. Bizce de yerinde olan görüşe göre, kredi kurumu, gerçek kart ve buna ait şifrenin kullanılması durumunda para ödemeye rıza göstermektedir. Bir tür “teknik anahtar” olarak kart aracılığıyla bankamatikten para çekmek için mutlaka hak sahibi olmak gerekmemektedir. Bankamatik, kart sahibinin, onun gerçekten hak sahibi olup olmadığını araştırmak durumunda olmadığından, burada da zilyedliğe yönelik bir ihlalin bulunduğundan söz edilemez. Gerçek kart ve buna ait şifre kullanma kuralına uyulduğu sürece bankamatik ödeme yapmaya hazır olduğuna göre buradaki zilyedlik intikali rıza hilafına değildir. Sonuç olarak ister fail kendisine ait bir kartla limitin üzerinde veya her nasılsa ele geçirdiği başkasına ait bir kartla bankamatikten para çekmiş olsun, her iki durumda da hırsızlık suçunun oluşmayacağı düşüncesindeyiz. Bize göre bankamatikten para çekmek için mutlaka kullanılması gereken kartın arkasında manyetik olarak depolanmış olan bilgileri “veri” saymak ve kartla birlikte bankamatik makinesinin ETCK m. 525b/2 anlamında “bilgileri otomatik işleme tabi tutan bir sistem” oluşturduğu sonucuna varmak gerekir. Ne var ki, YTCK m. 243, bankamatik ve kredi kartlarının kötüye kullanılmasını özel olarak düzenlemek suretiyle bu konuda ortaya çıkabilecek sorunları giderme yolunu tutmuştur. Buna göre,

(1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılır.

(2) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.

B- Taşınabilir (taşınır) olma


ETCK m. 491’de malın taşınabilir, YTCK taşınır olmasından söz edilmektedir. ETCK uyarınca Medeni Kanun anlamında taşınır (menkul) olmasına göre değil, fiilen taşınmasının mümkün olup olmamasına göre belirleneceği; taşınmazlar, bu suça konu olmaz ise de, binanın kapısı veya penceresi gibi taşınmazlar üzerindeki parçaların da hırsızlık suçuna konu oluşturabileceği kabul edilmekteydi. YTCK m. 141/1 ‘taşınabilir’ mal yerine ‘taşınır’ mal deyimini kullanmakla acaba taşınmaz malın ayrılmaz parçasını oluşturan şeyler üzerinde hırsızlık suçunun işlenemeyeceğinden mi hareket etmiştir? Kanımızca bu soruya olumsuz yanıt verilmeli ve önceden olduğu gibi, kapı, pencere gibi taşınmazın eklenti ve bütünleyici parçalarının da bu suça konu oluşturabileceği kabul edilmelidir. Gerçekten ‘taşınır’ deyiminin özellikle seçilmesinden, yasa koyucunun, taşınmayın eklentisi ve bütünleyici parçalarının bundan böyle hırsızlık suçuna konu olmasını istemediği biçiminde bir sonuç çıkarılması bize mümkün gözükmemektedir. Bununla birlikte YTCK’nın, ‘taşınır deyimi yerine daha yerinde olan ‘taşınabilir deyimini kullanması daha isabetli olurdu.

C- Başkasına ait olma


Hırsızlık suçuna konu olan mal, fail dışında bir başka kişiye ait olmalıdır. Zira hiç kimse kendi malını çalamaz; bunun başkasına ait olduğunu sanarak alınmış olması durumu değiştirmez. Başkasının mülkiyetinde bulunan, yani fail dışındaki bir kişiye ait olan mal, başkasına ait olan bir maldır. Malın başkasına ait olup olmadığı konusunda ölçü, özel hukuktur. Bu nedenle failin, Medeni Hukuk anlamında çalınan şeyin maliki olma sıfatını yitirdiği andan itibaren hırsızlık söz konusudur. Örneğin taksitli satış yapan satıcı ödenmeme halinde sattığı şeyi geri alırsa, satışı geriye yürüyecek şekilde iptal etse dahi hırsızlık suçunu işlemiş olur. Çünkü satılan malın mülkiyeti teslimle birlikte alıcıya geçmekte ve bu yüzden satıcı bakımından sonradan taksitler ödenmemiş olsa bile, mal artık “başkasına ait” sayılmaktadır. Bununla birlikte YTCK m. 143/1 b)’de hırsızlık suçunun “bir hukuksal ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla” işlenmesi cezanın indirilmesini gerektiren bir neden olarak kabul edilmiştir. Buna göre taksitle sattığı malı taksitlerin ödenmemesi nedeniyle alıcısından sattığı şeyi geri alması durumunda satıcı hırsızlık suçundan dolayı cezalandırılabilecek, ancak bu suçtan dolayı verilen cezanın indirilmesi yoluna gidilecektir.

Bunun gibi, hava, su, vahşi hayvan gibi, sahipsiz veya sahibi tarafından terkedilmiş mallar üzerinde hırsızlık suçu işlenemez. Bununla birlikte sonuncu durumda, malın, sahibi tarafından kesin ve mülkiyetten feragat anlamına gelebilecek biçimde terkedilmiş olması gerekir; unutulmuş veya kaybedilmiş mal, üzerindeki mülkiyet hakkı ortadan kalkmış olmayacağı için, hırsızlık suçuna konu olabilir. Mal, niteliği gereği mülkiyete konu oluşturamıyorsa, hırsızlık suçuna da konu olamaz. Bu bağlamda vahşi hayvanlar ve balıklar hırsızlık suçuna konu olamaz ise de, bir başkası tarafından yakalanmış ve üzerinde mülkiyet tesis edilmiş ise, bunlar üzerinde hırsızlık suçu işlenebilir. Ancak yakalanan vahşi hayvanların serbest kalması durumunda, hırsızlık suçuna konu olabilmeleri mümkündür. Belirtelim ki, hayvanat bahçesindeki vahşi hayvanlar sahipsiz sayılmayacakları için hırsızlık suçuna konu olabilirler.

Bu bağlamda yeri gelmişken, bu suçla, buluntu mala usulsüz temellük suçu (ETCK m. 511, YTCK m. 160) arasındaki farkı da ortaya koymak gerekir. Buna göre eğer fail, suça konu malın başkasına ait olduğunu biliyor veya bilmesi gerekiyor ise, hırsızlık; değilse, buluntu mala usulsüz temellük suçu oluşur.

Paydaş veya elbirliği ile mülkiyete konu olan bir mal da, fail bakımından başkasına ait olan bir maldır. Nitekim ETCK m. 494 ve YTCK m. 144/1 a)’da, paydaş veya elbirliği ile mülkiyete konu olan mal üzerinde işlenen hırsızlık suçu daha az cezayı gerektiren bir neden olarak kabul edilmiştir. Öte yandan mülkiyeti muhafaza kaydı ile satılan malı satıcının bulunduğu yerden almasının hırsızlık suçunu oluşturup oluşturmayacağı üzerinde durulmalıdır. Hemen belirtelim ki, Yargıtay mülkiyeti muhafaza kaydıyla satılan malın satıcı tarafından alınmasının hırsızlık suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Kanaatimizce burada suçun oluşup oluşmadığı sorunu, bu suçla korunan hukuksal yararın ne olduğunun belirlenmesine bağlıdır. Yukarıda da işaret ettiğimiz üzere burada korunan yarar mülkiyet ve malın mülkiyeti de satıcıya ait olduğuna göre, hırsızlık suçunun oluşmayacağı sonucuna varmak gerekir. Aynı durum rehin konusu yapılmış olan mal üzerinde mülkiyet hakkı sahibi olan kişi bakımından da geçerlidir. Bu durumda, ETCK bakımından daha çok kendiliğinden hak alma suçunun oluşması olasılığı üzerinde durmak gerekir. Buna karşılık YTCK’da kendiliğinden hak alma suçuna ayrıca yer verilmiş olmadığı için, mülkiyeti muhafaza kaydıyla satılan veya rehin konusu malın sahibi tarafından geri alınması durumunda, eğer malın geri alınması için cebir ve şiddet kullanılmış değilse, herhangi bir suç oluşmaz.

Failin, başkasına ait bir malı kendisine ait olduğunu sanarak alması, tipiklikte yanılma nedeniyle (YTCK m. 30/1) hırsızlık suçunu oluşturmayacağı gibi, başkasının olduğunu sanarak kendisine ait bir malı alması da (tipiklikte tersine yanılma) hırsızlık suçunu oluşturmaz.

  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   15


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə