Yargitay I l a m I




Yüklə 0.8 Mb.
səhifə1/12
tarix25.04.2016
ölçüsü0.8 Mb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   12
Aşağıda sunulan Yarıtay Kararları Sayın Av. Talih Uyar tarafından aydın Barosuna gönderilmiş ve sitemize oradan alınmıştır.

Aydın Baro Başkanlığına ve Sayın Talih UYAR’a teşekkür ederiz.


T.C.


YARGITAY

18. Hukuk Dairesi


ESAS NO : 2008/8709

KARAR NO : 2008/10864



Y A R G I T A Y İ L A M I

MAHKEMESİ: Bozüyük Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 04/06/2008

NUMARASI : 2008/165-2008/362

DAVACI : Mehmet Tarhan

DAVALI : Nüfus Müdürlüğü


Davacı dava dilekçesinde, kızı Havva Tarhan'ın nüfus kütüğünde 1993 olan doğum yılının 1985 olarak düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm Cumhuriyet Savcılığı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A YK A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı dava dilekçesinde; nüfus kütüğünde 22.01.1993 olarak kayıtlı bulunan kızı Havva Tarhan’ın doğum tarihinin, gerçekte 22.01.1985 olduğunu ileri sürerek bu yanlışlığın düzeltilmesini istemiştir.

Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; yaşının düzeltilmesi istenilen Havva Tarhan’a Eskişehir Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından verilen 28.03.2008 gün ve 2008/976 sayılı rapora göre, 18 yaşında olduğu belirtildiği, davacının dava dilekçesinde delilleri arasında tanık dinlenmesini istediği anlaşılmaktadır.

Doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin davalar diğer kayıt düzeltme davaları gibi kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan, hakim istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği bulgulara göre ve öteki kayıtlarla çelişki oluşturmayacak şekilde karar vermek zorundadır.

Mahkemece, davacının tüm delilleri toplanıp oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle, eksik inceleme ve yetersiz araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.


YARGITAY

18. Hukuk Dairesi


ESAS NO : 2008/10217

KARAR NO : 2008/10879


Y A R G I T A Y İ L A M I
MAHKEMESİ : Elazığ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 15/06/2007

NUMARASI : 2006/106-2007/258

DAVACI : Ulaştırma Bakanlığı Vek.Av.Özdemir Yüksel

DAVALI : Muzaffer Ayaz vd. Vek.Av.Şuay Alpay
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A YK A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.

Şöyle ki;

Geri çevirme kararı üzerine dosyaya getirtilen Yazıkonak Belediye Başkanlığının 18.08.2008 günlü yazısından dava konusu parselin belediye sınırları ve yoğun meskun alan içerisinde bulunduğu, kamulaştırılan taşınmazın yer aldığı mahallenin belediye ve diğer alt yapı hizmetlerinden (yol, su, elektrik, çöp toplama, kanalizasyon ve aydınlatma hizmetlerinden) tamamen yararlandığı ve imar planı dışında olduğu anlaşılmaktadır.

Bakanlar Kurulunun Yargıtay'ca da kısmen benimsenen 28.2.1983 gün ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca, imar planında yer almayan bir taşınmazın arsa sayılabilmesi için belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber, belediye hizmetlerinden (belediyece meskun olduğu için veya meskun hale getirileceği için sunulan yol, su, elektrik, ulaşım, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vd.) yararlanan ve meskun yerler arasında bulunması gerekir. Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden özellikle Belediye Başkanlığının 18.8.2008 günlü yazısı içeriğinden dava konusu taşınmazın belediye sınırları içerisinde olduğu, çevresinin meskun halde bulunduğu ve belediye hizmetlerinden yararlandığı belirlenmiş olması ve Bakanlar Kurulu Kararnamesi gözetildiğinde taşınmazın arsa olduğunun kabulü ile bu niteliğine göre kamulaştırma bedelinin saptanması gerekirken bilirkişi kurulunun tarım arazisi niteliğini esas alan raporlarına itibarla hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 23.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.


YARGITAY

18. Hukuk Dairesi


ESAS NO : 2008/7535

KARAR NO : 2008/10972



Y A R G I T A Y İ L A M I
MAHKEMESİ : Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 18/03/2008

NUMARASI : 2006/509-2008/215

DAVACI : Karayolları Genel Müdürlüğü Vek.Av.Arzu Oben Önce

DAVALI : Hacı Mustafa Çelebi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A YK A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma ile alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir.

Şöyle ki;

Bilirkişi raporunda emsal incelemesi ve dava konusu taşınmazla karşılaştırma yapılmaksızın genel nitelikteki değerlendirmelerle yetinilmiş olmakla bu raporlara itibar edilemez.

Mahkemece, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edildiğine göre Kamulaştırma Kanununun kıymet takdiri esaslarını gösteren 11.maddesinin birinci fıkrasının özellikle arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tesbiti ve bedelin tesbitinde etkisi olan diğer unsurlarda dikkate alınarak her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekmektedir.

Emsalin kamulaştırılan taşınmazla aynı konumda olması, taşınmaza yakın mesafede bulunması, aynı nitelik ve özellikleri taşıması, benzer yüzölçümünde olması veya kamulaştırmaya yakın günlerde satılmış olması zorunlu değildir. Aynı özellik ve nitelikleri taşıyan başka yerlerde bulunan ve kamulaştırma gününden önce satılmış olan taşınmazlar da emsal alınabilir. Bu emsalin satış fiyatına Türkiye İstatistik Kurumu toptan eşya fiatları endeksi uygulanmak suretiyle değerlendirme tarihinde oluşan fiatları bulunduktan sonra dava konusu taşınmazla karşılaştırılıp incelenerek aradaki farklılıklar belirtilip üstün ve eksik yönleri açıklanmalı, bu nitelik ve farklılıkların taşınmazın değerine olan etkilerinin ne olduğu belirtilmeli ve bu suretle yapılacak karşılaştırma ile dava konusu taşınmazın değeri belirlenmelidir.

Mahkemece tarafların vereceği yada resen belirlenecek emsal kayıtlar Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtildikten ve bunun imar parseli olup olmadığı da sorulup saptandıktan sonra yukarıda açıklanan esaslara uygun incelemeyi ve sonucunu içeren ek bilirkişi raporları alınıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.

İncelenen emsal imar parseli olup ta dava konusu taşınmazın bu nitelikte olmaması halinde, dava konusu taşınmazın yapılacak karşılaştırmadan sonra bulunacak değerinden, İmar Kanununun 18.maddesinin 2.fıkrası gözetilerek, düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapılması gerektiği de dikkate alınmalıdır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY


18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7623

KARAR NO : 2008/10982



Y A R G I T A Y İ L A M I
MAHKEMESİ : Burhaniye Sulh Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 20/02/2008

NUMARASI : 2006/273-2008/113

DAVACI-K.DAVALI : Yahya Rauf Laleli Vek.Av.Fuat Önder

DAVALI-K.DAVACI : Aysel Altıparmak Vek.Av.Cavit Tuna

Dava dilekçesinde, davalının projeye aykırı olarak anataşınmazın ortak bahçesine taktırdığı demir korkuluğun kaldırılması ve bahçeye el atmanın önlenmesiyle buranın kat maliklerince eşit olarak kullanılmasının sağlanması; birleştirilen davada ise davalının ortak bahçeye projeye aykırı olarak yaptırdığı demir kafesin, pergolelerin kaldırılması ayrıca davalının bağımsız bölümünde barındırılan kedi ve köpeklerin bağımsız bölümden uzaklaştırılması istenilmiştir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulü ile davalının yaptırdığı demir korkuluğun kaldırılmasına ve ortak bahçeye el atmanın önlenmesine, diğer (ortak bahçenin kat maliklerince eşit olarak kullanılmasının sağlanması) isteminin reddine; birleştirilen davanın da kısmen kabulüne dava konusu edilen demir kafesin yargılama sırasında kaldırılması nedeniyle bu istemle ilgili dava konusuz kaldığından bir karar verilmesine yer olmadığına, bilirkişi raporunda ve ekindeki krokide (c) harfi ile gösterilen pergolenin davacıya ait 2 nolu bağımsız bölüm sınırı ile B harfi ile gösterilen duvar arasında kalan bölümünün kaldırılmasına, diğer kısmının ise davacı yana zarar vermediği ve rahatsızlık yaratmadığı gerekçesi ile kaldırılmasına yer olmadığına, bağımsız bölümde barındırdıkları saptanan kedi ve köpeklerin ise bağımsız bölüm maliki davalının değil bu bağımsız bölümü kullanan dava dışı kardeşinin olduğu gerekçesiyle bu konudaki davanın da reddine karar verilmiş, hüküm taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.



Y A R G I T A YK A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

1- Asıl dava yönünden dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlara, özellikle yerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor içeriği ile yasal gerektirici nedenlere göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak; hüküm altına alınan projeye aykırılıkların eski hale getirilmesi için Kat Mülkiyeti Yasasının 33. maddesi uyarınca davalı yana belli ve uygun bir süre verilmemiş olması,

2- Birleştirilen dava yönünden ise; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak;


a) Anataşınmazın yerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre dava konusu edilen pergolelerin mimari projeye aykırı olduğu ve bunların yapılması için tüm kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay uygulamalarına göre de yukarıdaki koşullar gerçekleşmeden yapılan değişikliğin diğer kat maliklerine zarar verip vermediği ve onları rahatsız edip etmediğine bakılmaksızın eski hale getirilmesi ilkesi benimsenmiş bulunmaktadır. Bu durum karşısında bilirkişi raporu ve ekindeki krokide (C) harfi ile gösterilen pergolenin davacıya ait 2 nolu bağımsız bölüm sınırı ile (B) harfi ile gösterilen pergolelerin de kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yerinde görülmeyen gerekçeyle davacının bu yöndeki davasının kısmen kabulüne karar verilmesi,

b) Kat Mülkiyeti Yasasının 18. maddesi hükmüne göre kat maliklerinden her biri gerek bağımsız bölümlerini gerekse ortak yerleri ve eklentilerini kullanırken doğruluk kurallarına uymak, özellikle birbirini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planı hükümlerine uymakla karşılıklı olarak yükümlü olup, kat maliklerinin bu borca ve yükümlülüklerine ilişkin olan Yasa hükümleri bağımsız bölümlerden harhangi bir suretle davamlı olarak yararlananlara da uygulanır. Bu borçları yerine getirmeyenler kat malikleriyle birlikte müteselsil olarak sorumlu olur. Somut olayda davalı Yahya'nın bağımsız bölümünde kedi ve köpeklerin barındırıldığı, bu eylemin anılan Yasa maddesi hükümlerine aykırılık oluşturduğu ancak sözü edilen hayvanların bağımsız bölüm malikinin değil o bağımsız bölümde oturan kardeşi Mayda Schordthr olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda Kat Mülkiyeti Yasasının 18. maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği kedi ve köpeklerin bağımsız bölümde barındırılması eyleminden bunları bağımsız bölümde barındıran kişi ile o bağımsız bölümün maliki davalının müteselsilen sorumlu olduğu gözetilerek Mayda Schordthr da davalının yanında yöntemince davaya katılması sağlanıp taraf teşkilinden sonra hüküm kurulması gerekirken, bu konudaki davanın yerinde olmayan gerekçe ile reddine hükmedilmesi,

c) Hüküm altına alınan projeye aykırılıkların eski hale getirilmesi için Kat Mülkiyeti Yasasının 33. maddesi uyarınca davalı yana belli ve uygun bir süre verilmemiş olması,

Doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 27.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.


YARGITAY

18. Hukuk Dairesi


ESAS NO : 2008/9039

KARAR NO : 2008/10991



Y A R G I T A Y İ L A M I
MAHKEMESİ : Pazaryeri Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 14/08/2007

NUMARASI : 2007/165-2007/156

DAVACI : BOTAŞ Vek.Av.Serkan Aşıcı

DAVALI : Cevdet Oğuz
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve irtifak hakkının idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A YK A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Mahkemece bir kez bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.

1) 2942 sayılı Yasanın 4650 sayılı Yasayla değişik 15. maddesinin son fıkrası uyarınca bilirkişilerce yapılan değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği gün (dava tarihi) esas tutulur. Buna göre tarım arazisi olan dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihindeki (2007 yılı) mevki ve şartlarına (kuru ya da sulu arazi niteliğine) göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirinin tespitinde, münavebeye alınacak ürünlerin 2007 yılına ait dekar başına ortalama verimi ve üretim giderleri ile kg. başına toptan satış fiyatlarının esas alınması gerekir. Kural böyle iken bilirkişilerce düzenlenen raporda İl Tarım Müdürlüğünce 2006 yılı (kuru-sulu ayrımı gözetilmeden) veri listesindeki dekar başına ürün miktarı, üretim gideri ile kg. başına toptan satış fiyatlarının alınması doğru görülmemiştir.

Mahkemece İl Tarım Müdürlüğünden (kuru-sulu ayrımı yapılmak üzere) 2007 yılına ilişkin dekar başına ortalama verimi ve üretim giderleri ile kg. başına toptan satış fiyatlarını gösterir biçimde veri cetvelleri getirtilerek bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak;


2-2942 sayılı Yasanın 4650 sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin son fıkrası uyarınca ve Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulması nedeniyle taşınmaz malda oluşacak değer düşüklüğü oranının (dolayısıyla kamulaştırma bedelinin) saptanmasında taşınmaz malın cinsi (arsa veya arazi olması) ve yüzölçümü ile irtifak hakkının kurulduğu alanın yüzölçümü, irtifakın niteliği (petrol, akaryakıt ya da doğalgaz boru hattı, elektrik enerjisi nakil hattı vb.) ve konumu göz önünde bulundurulur. Buna göre bulunacak değer düşüklüğü oranı (yöntemince kanıtlanmış önemli ve özel bir durum söz konusu olmadıkça) taşınmaz malda irtifak hakkının kurulduğu alanın mülkiyet değerinin arazilerde %35'inden, arsalarda %50'sinden fazla olamaz.

Somut olayda dava konusu edilen tarım arazisi niteliğindeki 2242 m2 yüzölçümlü taşınmazın 117,41 m2’lik kısmında davacı idare lehine daimi irtifak hakkı kurulmuş bulunduğuna göre, bu taşınmaz malda irtifak hakkı kurulması nedeniyle oluşacak değer düşüklüğü oranının en fazla %2 alınması gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporunda %3 alınması suretiyle fazla kamulaştırma bedeli saptanmış olması, doğru değilse de temyiz edenin sıfatı nedeniyle bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.


YARGITAY

18. Hukuk Dairesi


ESAS NO : 2008/8643

KARAR NO : 2008/10863



Y A R G I T A Y İ L A M I

MAHKEMESİ : Digor Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 27/05/2008

NUMARASI : 2008/28-2008/35

DAVACI : Alaaddin Babayiğit vd.

DAVALI : Nüfus Müdürlüğü


Davacılar dava dilekçesinde, kızları Cansever'in 2003 olan doğum yılının 2000 olarak düzeltilmesini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A YK A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak;


Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388.maddesinde mahkeme kararının kapsayacağı hususlar açıkça belirtilmiş olup, buna göre; kararın verildiği yargılamanın son oturumuna katılan Cumhuriyet Savcısının ad ve soyadı ile sicil numarasının gerekçeli kararın başlık kısmında gösterilmemiş olması ve hakkında karar verilen Alaaddin Babayiğit’in nüfus kaydındaki “28” olan cilt numarasının “23” olarak yazılması doğru değil ise de bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden mahkemenin gerekçeli kararının başlık bölümüne hakimden sonra gelmek üzere "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Arıç 95142" sözcüklerinin ve hükmün birinci bendindeki “28” rakamının yerine “23” rakamının yazılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 23.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.


YARGITAY

18. Hukuk Dairesi


ESAS NO : 2008/8644

KARAR NO : 2008/10862


Y A R G I T A Y İ L A M I
MAHKEMESİ : Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 23/06/2008

NUMARASI : 2008/360-2008/476

DAVACI : Halime Çiftçi vd.

DAVALI : Nüfus Müdürlüğü
Davacılar dava dilekçesinde oğulları Hüseyin'in nüfus kütüğünde 10.09.1992 olan doğum tarihinin 10.09.1990 olarak düzeltilmesini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A YK A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Dosyada toplanan bilgi ve belgeler incelendiğinde; Şanlıurfa Devlet Hastanesi'nden alınan sağlık kurulu raporunda, doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen Hüseyin Çiftçi'nin 17-18 yaşında olduğu saptanmıştır.

Yargıtay uygulamalarına göre kişinin doğum tarihinin, ana-baba ve kardeşlerinin doğum tarihleri ile çelişki yaratmayacak biçimde düzeltilmesi gerekir. Somut olayda mahkemece Hüseyin Çiftçi'nin doğum tarihinin -istem gibi- 10.9.1990 olarak düzeltilmesine karar verilmiş olup, buna göre Hüseyin ile aynı anneden 01.03.1990 tarihinde doğan kardeşi Muazzez Çiftçi arasında altı ay dokuz günlük zaman kalmaktadır. Bir kadının belirtilen süre (6 ay 9 gün) içinde iki kez doğum yapıp yapamayacağının tıbben araştırılıp bu konuda uzman bilirkişiden rapor alınmadan, eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY


18. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2008/7838

KARAR NO : 2008/12046

Y A R G I T A Y İ L A M I

MAHKEMESİ : Balıkesir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 11/03/2008

NUMARASI : 2007/1533-2008/297

DAVACI : Behiye Korkmaz vd.Vek.Av.Hüseyin Sezener Kaya

DAVALI : 1-Sıtkı Bal Vek.Av.Sıtkı Özaydın

2-Lütfi Bal Vek.Av.Baki Öğe

Dava dilekçesinde ortaklığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Lütfi Bal vekili tarafından temyiz edilmiştir.



Y A R G I T A YK A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Dava, taşınmaz mal ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir.

Davacılar taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesini, davalılar kat mülkiyeti kurulmasını ve bu yolda karar verilmesini istemiş, mahkemece satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.

Kat Mülkiyeti Yasasının 10. maddesinin son fıkrası hükmüne göre kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi davasında, ortak maliklerden birinin yargılamanın herhangi bir aşamasında paylaşmanın kat mülkiyeti kurulması yoluyla yapılmasını istemesi durumunda, hakim, 12. maddedeki belgeleri de tamamlattırıp taşınmaz mülkiyetinin kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı özgülenmesine karar vermelidir.

Dosyada toplanan belge ve bilgilere, özellikle bilirkişi raporu içeriğine göre dava konusu taşınmazın üzerinde dört bağımsız bölümden oluşan kargir yapı mevcut olup, bu taşınmaz tapuda muris adına kayıtlı olup, taraflar miras yoluyla 1/4 er paya sahiptir. Paydaş ve bağımsız bölümlerin sayısı itibariyle her bir paydaşa en az bir bağımsız bölüm düştüğü, taşınmaz üzerindeki yapının Kat Mülkiyeti Yasasının 50/2. maddesi hükmüne uygun nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.

Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerine uygun olarak, üzerinde kat mülkiyetine elverişli yapı bulunan ortak taşınmazda kat mülkiyetine geçilebilmesi için, üzerindeki yapının mimari projesine uygun biçimde tamamlanmış ya da projesi olmamakla birlikte fiili durumuna göre çizdirilmiş imara ve fenne uygunluğu ilgili makamca onaylanmış projesinin olması, bağımsız bölümlerinin başlı başına kullanmaya elverişli bulunması (M.1), yapının tümünün kargir olması (M.50/2) ve her bir paydaşa en az bir bağımsız bölüm düşmesi, ayrıca 12 maddede yazılı belgelerin (belediyeden onaylı proje, yapı kullanma belgesi, noterden onaylı liste ve yönetim planı) tamamlattırılması gerekmektedir. Bu koşulların gerçekleşmesi durumunda anılan Yasanın 10. maddesinin son fıkrası hükmünce taşınmazda kat mülkiyetine geçilebilecek ve açılan davada ortaklığın bu yolda giderilmesine karar verilebilecektir.

Dava konusu taşınmazın üzerindeki yapı kargir olup paydaşlardan her birine en az bir bağımsız bölüm özgülenecek sayıda ve niteliktedir. Taşınmaz bu yönüyle üzerinde kat mülkiyeti kurulmasına elverişli ise de, kat mülkiyetine geçiş için bunlar yeterli olmayıp, yukarıda açıklanan diğer tüm koşulların (12. madde yazılı belgelerin) varlığını da aramak gerekir.

Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında, tamamlanmış yapının fiili durumu ile onaylı projesi arasında aykırılıklarının bulunması ya da yapının imara uygun ancak projesiz inşa edilmiş olması gibi kat mülkiyeti kurulmasına engel oluşturan eksikliklerin varlığı halinde hemen kat mülkiyeti kurulamayacağı sonucuna varılmayarak, bu eksikliklerin giderilip yasal koşullara uygun hale getirilmesi mümkün ise bunun isteyen tarafa tamamlattırılması yoluna gidilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Bu bakımdan somut olayda da mahkemece öncelikle davaya konu taşınmaz üzerindeki yapının onaylı projesinin ve sonradan değişiklik yapılmış ise buna ilişkin tadilat projesinin olup olmadığının taraflara ve ilgili belediyeye sorulup etraflıca araştırılması, proje mevcut değilse, ilgili belediyeden alınacak ön bilgiye göre yapının mevcut haliyle imar mevzuatına ve bulunduğu yerin imar durumu ile fenne aykırılık oluşturmadığı veya imara ya da projeye aykırılıklar giderildiği takdirde onay verilebileceğinin saptanması halinde, öncelikle aykırılıkların giderilmesi daha sonra yapının fiili durumunu yansıtan projenin hazırlattırılıp, ilgili İmar Müdürlüğünün onayının ve buna bağlı olarak oturma izin belgesinin alınması, ayrıca Kat Mülkiyeti Yasasının 12. maddesinde sayılan diğer belgelerin tamamlattırılması için kat mülkiyetine geçiş suretiyle ortaklığın giderilmesini isteyen davalı tarafa yetki ve yeterli süre verilmesi, bu hususlar eksiksiz yerine getirildiği takdirde de; dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıda her bir bağımsız bölümün (konumu, yüzölçümü, kullanım amacı ve eklentileri yerinde incelenip irdelenerek) değeri ve bu değere göre özgülenecek arsa payı uzman bilirkişi aracılığıyla saptanıp varsa fiili taksime göre, taksim yoksa çekilecek kura ile önce her bir paydaşa birer bağımsız bölüm özgülendikten sonra arta kalan bağımsız bölümlerin pay oranları da gözetilmek suretiyle yine kura ile paydaşlara özgülenerek, gerekiyorsa bedel farkı nedeni ile ödenecek ivaz da belirlenmek suretiyle payların denkleştirilmesi, malikleri gösteren liste ve yönetim planı gibi belgeleri paydaşların (tanınan süreye rağmen) imzalamaktan kaçınması halinde bunların imzalanmış sayılması suretiyle tahkikatın ikmal edilmesinden sonra kat mülkiyetine geçiş yoluyla ortaklığın giderilmesine; belirtilen koşulların oluşmaması halinde ancak, satışa karar verilmesi gerekir.

Yukarıda açıklanan hususlar yerine getirilmeden yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY


18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6679

KARAR NO : 2008/10384


  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   12


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə