World cinema




Yüklə 45.74 Kb.
tarix29.04.2016
ölçüsü45.74 Kb.
DÖNÜŞ / VOZVRASHCHENİYE / THE RETURN / LE RETOUR

Gösterim Tarihi: 4 Şubat 2005.


Dağıtım: barbarianturk Film.

2005 BBC FOUR “WORLD CINEMA”  ÖDÜLÜ ADAYI

2004 EN İYİ YABANCI FİLM DALI’NDA RUSYA’NIN OSCAR ADAY ADAYI

2003 VENEDİK FİLM FESTİVALİ  ALTIN ASLAN ÖDÜLÜ

2003 VENEDİK FİLM FESTİVALİ EN İYİ “İLK FİLM” ÖDÜLÜ

KATILDIĞI ÇEŞİTLİ FESTİVALLERDEN 5 KEZ “EN İYİ FİLM” ÖDÜLÜNÜ KAZANDI.

JENERIK

Vladimir Garin - Andrey

Ivan Dobronravov - Ivan (Vanya)

Konstantin Lavronenko - Baba

Natalia Vdovina - Anne

Yapımcı: Dmitry Lesnevsky

Yönetmen: Andrey Zvyagintsev

Senaryo: Vladimir Moiseenko ve Alexander Novototsky

Görüntü Yönetmeni: Mikhail Kritchman

Müzik: Andrey Dergatchev

Kurgu: Vladimir Mogilevsky

Sanat Yönetmeni: Janna Pakhomova

Ses: Andrey Khudyakov

Kostüm: Anna Barthuly

Makyaj: Galya Ponomareva

Yapım Sorumlusu: Elena Kovaleva

2004, Rusya, 105 dk.

***


 

ÖZET

Günümüz Rusya'sında yaşayan Vanya ile Andrey, babasız geçen çocukluklarının da etkisiyle, birbirine çok düşkün iki kardeştir. Mahalledeki arkadaşlarıyla kavga ettikten sonra evlerine dönen çocuklar, 12 yılın ardından babalarının döndüğünü görünce çok şaşırır. Annelerinin yarım ağızla da olsa onay verişiyle, Vanya ve Andrey ketum babalarıyla balık tutacaklarını sandıkları birkaç günlük bir tatile çıkarlar.

Yalnızca solgun bir fotoğraftan tanıdıkları babalarına kavuşmak, ilk başta içlerini coşkuyla doldursa da, onca yıllık eksikliğini telafi etme çabasıyla beceriksiz ve giderek zorba tavırlar benimseyen babalarının baskısı, çocukları hayli zorlar. Vanya ve Andrey, kendilerini sürekli değişen durumlar ve güçlükler içinde, babaları tarafından durmadan sınanıyor, azarlanıyor, gözlemleniyor ve yok sayılıyor konumda bulurlar.

Kamyonların mola merkezleri ve kahveler yerlerini yavaş yavaş yağmur altında, ilkel bir güzelliğe sahip vahşi sahillere bırakırken, Vanya'nın babasıyla ilgili kuşkuları da apaçık meydan okumaya dönüşür. Bu arada Andrey'in hiç tanımadığı bir babayla bağ kurmaya yönelik güçlü gereksinimi, onu Vanya'dan uzaklaştırmaya başlar.

Üçü yolculuğun hedefi olan gizemli adaya vardığında, Vanya ile babasının arasındaki irade savaşı da ani şiddet patlamalarının yaşandığı koyu bir düşmanlık derecesine ulaşmıştır.

Yıkıldı yıkılacak bir deniz fenerinin sunduğu tekinsiz sığınak, çalınan bir bıçağın verdiği çaresiz güven duygusu, paslanmış bir kasanın akıl çelici gizemi ve alelacele yamanmış bir teknenin ömürsüz emniyeti, Vanya ile Andrey'in gergin baba oğul yolculuğunun trajik sonuna ve bu kavuşmanın yürek burkan faniliğine işaret eder.

***

YABANCI BASINDAN SEÇMELER;

YÖNETMENİN "KOMMERSANT" MUHABİRİ ALEXEİ KARAKHAN'LA YAPTIĞI SÖYLEŞİ



"Dönüş"ün festivallerde kazandığı beklenmedik başarıyı nasıl açıklıyorsunuz?

Filmin çeşitli film festivallerinin seçici komiteleri tarafından neden bu kadar beğenildiğini söylemem zor, ama nedeni her ne olursa olsun, insan bu olgunun önemini görmezden gelemiyor, bilakis hafife alıyor olabiliriz. Böyle şeyler hayatta belki bir kez başa gelir. Şu anda durup dururken ortaya çıkan bir mutluluk hissiyle yaşıyorum. Filmi çektiğimiz sırada, büyük bir festivalin programına seçileceğini ümit ediyordum, hatta kimi zaman oyunculara ve ekibime şöyle diyordum: "Sıkı çalışalım, çünkü bir gün Cannes'daki merdivenlerden çıkacağız."



Bu, filmin festivallerdeki başarısının önceden hedeflendiği anlamına mı geliyor?

Hayır, hedeflenmemişti. Batıda hakim olan estetik anlayışı kullandığımız sık sık söyleniyor bize, oysa bu sadece benim estetik anlayışımın ve görüntü yönetmeninin zevkinin bir yansıması, festivallerin seçici komitelerinin hoşuna gitmek için bilinçli bir çaba değil. Umarım seçiciler de filmimi anlamış ve baba-oğul ilişkisindeki kişisel dramın ötesine geçen derin anlamları da kavrayabilmişlerdir.



Siz filminize ne gibi anlamlar yüklüyorsunuz?

Filmime ne anlam yüklediğim hakkında konuşmayacağıma yemin ettim. İzleyicinin filmle teke tek bir ilişki kurmasını istiyorum. İzleyicilerin filmin neresini beğenmediklerine, neresini anlamadıklarına, neden beğendiklerine, yönetmenin yorumları araya girmeksizin kendi başlarına karar vermesini istiyorum.



İlk gösterimden sonra, pek çok eleştirmen filminizin verdiği hissi Tarkovski'nin yapıtlarınınkine benzetti. Buna ne diyorsunuz?

Bir Rus film yönetmeninin Tarkovski'nin her yana yayılan etkisini hissetmemesi imkansız bir şey, çünkü o belki de sinemamızdaki en derin şahsiyet. Dolayısıyla eleştirmenlerin filmimde -mesela zamanın akış biçiminde- bu gibi benzerlikleri farketmiş olması beni gururlandırdı. Ama Tarkovski'yi taklit etme ya da ona gönderme yapma çabası içinde değildim.



"Dönüş"te İncil'e pek çok gönderme var, ama filmin tamamen dindarlık üstüne olduğunu söylemek doğru olmaz. Neden?

İnsan kutsal ve derin anlamları açıkça dile getirmemeli, çünkü biz bunlar hakkında gevelemeye başladığımız anda, bütün büyü ve kutsallık hemen uçup gidiyor. Gerçekten önemli olan şeyler dile dökülmemeli, ima edilmeli. Ben de filmimde bunu yapmaya çalıştım.



Sorumsuz babanın ailesine dönüşünün bir anlamı var mıydı ve bunun karakterlere yararı oldu mu?

Hiçbir karşılaşma özünde anlamsız değildir. Elzem olmasaydı, hiç olmazdı. Bir sürü şeyin şans eseri olduğu basit, kişisel bir hikaye değil bu. Burada her şeyin bir anlamı var, her şey önceden belirlenmiş. Bu buluşmanın kimseye bir hayrı oldu mu? Bir rastlaşmayı kutsal bir şey olarak görürsek, o durumda ona herkesin eşit oranda ihtiyacı vardır. Burada bir Doğu geleneğiyle koşutluk kurabiliriz: Bir buluşma, öğrenci için olduğu kadar hoca için de önemlidir. Ama dürüst olmak gerekirse, bu konu hakkında konuşmak istemiyorum. Öyle sorular soruyorsunuz ki, ya cevap vermekten kaçınmak gerek, ya da filmin iyiden iyiye derinliklerine inmek. Ben de bunu yapmak istemediğimi daha önceden söylemiştim.



O halde size olabilecek en yüzeysel soruyu sorayım. Babayla oğullarının yolculuğunun hedefi olan o sandığın içinde ne var?

Bu bir sır. Aslında hiçbir önemi de yok. Sandığın içinde, gizemli babayla birlikte yokolan bir sır var işte.

 

***


HAYIRSIZ BABANIN DÖNÜŞÜ: ANDREY ZVYAGİNTSEV "DÖNÜŞ" HAKKINDA KONUŞUYOR

Erica Abeel / indieWIRE

Siberya doğumlu yönetmen Andrey Zvyagintsev'in ilk filmi "Dönüş", festival çevrelerinde büyük heyecan uyandırdı ve bir sürü ödül topladı. Andrey Tarkovski'den esintiler taşıyan alegorik bir gerilim olan film, Venedik'te hem Altın Aslan'ı, hem de En İyi İlk Film ödülünü; Avrupa Film Akademisi Ödülleri'nde Yılın Keşfi ödülünü aldı; Altın Küre'de de Yabancı Dilde En İyi Film ödülüne aday gösterildi. Tarkovski'nin 1962'de Altın Aslan'ı almasından bu yana hiçbir Rus yönetmenin ilk filmi bu başarıyı tekrarlayamamıştı. Venedik'teki bu zaferin ardından, kendi ülkesinde bir yabancı konumunda olan Zvyagintsev'i Ruslar da bağırlarına bastı.

"Dönüş", yüzeysel bir değerlendirmeyle, babaerkil otoriteye karşı isyanı yakından irdeliyor, ama bu değerlendirme, filmin sinema sevdalıları tarafından çok tartışılacak üst anlamını tam olarak veremiyor. İki kardeş olan Vanya ile Andrey, mahalledeki arkadaşlarıyla didiştikten sonra eve geldiklerinde, 12 yıldır ortalarda olmayan babalarının döndüğünü görürler. Anneleri gönülsüzce de olsa onay verince, ancak solgun bir fotoğraftan bildikleri ketum babalarıyla güya balık tutacakları bir tatile çıkarlar. Esrarlı ve zorba tavırlarıyla baba, giderek Vanya'da isyan duyguları uyandırır: "Ya katilin tekiyse?" diye sorar ağabeyine, "Hem babamız olduğu ne malum?" Tümü de huzursuz edici bir alacakaranlıkta çekilmiş olan yollardaki mola yerleri, kahveler, göller sonunda insan eli değmemiş sahil şeridine bırakır yerini. Üçü birden uzaktaki bir adaya gitmek üzere bir tekneye biner; çocukların haberi yoktur, ama baba orada toprağa gömülü gizemli bir sandığı çıkarmayı ummaktadır. Giderek daha isyankar ve düşmanca bir tavır benimseyen Vanya, babasının bıçağını çalar ve yükselen tansiyon en başından beri geliyorum diyen bir trajediyle sonlanır.

Kontrollü meşum havası ve daimi bir loşluk içindeki renk paletiyle "Dönüş" estetik bir harika olmakla kalmıyor, bir çifte "dönüş"e de işaret ediyor. Bir baba, kelimenin gerçek anlamıyla oğullarına dönüyor. Film de, Dostoyevski'den düşünür Berdyaev'e uzanan, Rus düşüncesinin devrim öncesinde kalmış, dinsel ve gizemci bir damarının ruhunu geri çağırıyor. Buna uygun olarak "Dönüş", komünizmin talimatları doğrultusunda yüceltip eğitmeyi reddediyor. Bunu yapan ilk kişi değil şüphesiz, ama Zvyagintsev'in perdede yarattığı görüntü ve hareketler bir "hipergerçekliğin" yerine geçmiş gibi görünüyor. Herhangi bir toplumsal veya kronolojik kökenden soyutlanmış baba, "hayırsız baba"nın evrensel simgesi. Nereden geldiği, nereye gideceği belli değil.

Fakat filmin dağıtımcısı Kino'nun bürosunda, indieWIRE adına bir söyleşi yapmak için yönetmenle biraraya geldiğimizde, bütün bu ilginç malzemeler işimizi kolaylaştırmadı doğrusu. İnce yüz hatlarına sahip ve münzevi görünüşlü (belki de alt tarafı uçak yolculuğundan dolayı solgundu) 39 yaşındaki yaratıcı yönetmen İngilizce bilmiyordu, bu yüzden Slav kasvetini üstünde taşıyan bir çevirmen yardımcı oldu, yönetmenin güzel, dikkat kesilmiş eşi de yanımızdaydı. Zvyagintsev uzun uzun cümleler kurarak, gayet terbiyeli bir şekilde "yorum yok" diyor. Basın notlarında şöyle diyor: "Filmime ne anlam yüklediğim hakkında konuşmayacağıma yemin ettim. İzleyiciyi, yönetmenin yorumları araya girmeksizin filmle baş başa bırakmak istiyorum." Adil bir düşünce. Yine de Zvyagintsev'le söyleşi yapmak, Sfenks'in ağzından bir sırrı almaya uğraşmak gibi bir şey.



Sinemaya nasıl atıldınız?

Lise ikiden beri tiyatroya girip oyuncu olmak istiyordum. Sibirya'daki oyunculuk okuluna gittim, ama orada gelecek yoktu, ben de hırsla yanıp tutuşuyordum. Moskova Devlet Tiyatro Okulu'nun Oyunculuk Bölümüne girdim. Ardından deneysel tiyatroyla ilgilenmeye başlayıp tiyatro atölyelerinde oynadım.



Tiyatrodan sinemaya ne zaman geçtiniz?

1993, Rusya'da Perestroyka sonrası kötü bir yıldı, iş bulmakta zorlanıyordum. Böylece bir mobilya mağazasının reklam filmini çekmeyi üstlendim. Zanaati bu şekilde öğrendim ve çekim sürecinin ne olduğunu anladım. Antonioni'nin "Macera"sı aklımı başımdan almıştı, "Rocco ve Kardeşleri" gibi 60'ların filmlerine, Rohmer'in filmlerine de bayılıyordum.



Reklam filmlerinden sinema filmine geçişiniz nasıl oldu?

Yapımcım Dimitri Lesnevsky beni keşfetti. Kendisi Rus televizyon kanalı Ren-TV'nin kurucularından biridir. Onu manevi babam olarak görürüm. Bir Rus televizyon dizisi olan "Karanlık Oda"nın üç bölümünü yönetmem için beni işe aldı.

Ardından "Dönüş"ün senaryosuna dayanan bir film çekmemi istedi, o senaryoyu sonradan çok değiştirdim. Bu bir tür filmiydi, bir gerilim filmi. İzleyicilere geçen zamanı hissettirmek istedim, o yüzden olayları yedi güne böldüm. Özgün senaryoda, babanın sandığına haydutlar göz koymuştu, izleyiciler de sonunda sandığın içinde ne olduğunu öğreniyordu! Hikaye örgüsüyle ilgili numaralar, saf dramdan daha ağır basıyordu. Lesnevsky senaryoyu dilediğim gibi değiştirmeme izin verdi.

Bütçeniz ne kadardı?

500.000 dolar. 35 milimetre olarak çektik, ama sualtı sahneleri için video kullandık.



İki çocuğu nasıl buldunuz?

Altı ay boyunca St. Petersburg'da ve Moskova'da deneme çekimleri yaptım. Andrey'i oynayan çocuk beni endişelendiriyordu. Bir araba kazası geçirmişti ve dikkatini yoğunlaştırmakta güçlük çekiyordu, bu yüzden onu kadroya almakla risk altına girmiş oldum. Baba rolü içinse egzantrik bir oyuncu buldum, kendini geri çekmişti, çünkü sahnede oynamaktan utanır olmuştu. Bu da bizi birbirimize yakınlaştırdı. Ben de benzer bir duyguya kapılmıştım, tiyatroda kariyerimi sürdüremememin nedeni de budur.



Andrey'i oynayan çocuk 25 haziranda, filmin ilk gösteriminden hemen önce, trajik bir kaza sonucu boğularak öldü. Bunda tüyler ürpertici bir yan yok mu?

25 haziran 2002'de filmin çekimlerine başlamıştık. Anlaşılan bu da sihirli bir rakam. Filmin son halini görmesi için ona da elektronik postayla davetiye gönderdik, ama o göl kenarına gitmiş. Göl üstündeki bir sandaldan suya dalmış, bir daha da onu gören olmamış. Benim için bu korkunç bir trajediydi, ama uğursuz bir kehanet olduğunu da düşünmüyorum.



Filmin esin kaynağı neydi?

Enerjimi ve hayal gücümü besleyen şeylerden söz etmeye gönlüm yok. Şu kadarını söyleyeyim: Tam 10 yıl boyunca film çekmek için fırsat kollayarak bekleyen birinin neler hissettiğini hayal edebilir misiniz?



Baba gerçekten de baba mı? Tehditkar ve ürkütücü bir havası vardı.

Yani filmde sonradan siliniyor mu? Aslında öyle biri yok mu? Neyi kastediyorsunuz?



Kimi zaman çocuklara zarar vermeye niyetli bir dolandırıcı gibi görünüyor. Gerçek bir babanın çocuğunu şakır şakır yağmur altında, yol kenarında bırakacağını sanmıyorum.

Belki de yanılıyorsunuz. Belki bunu yapabilecek babalar vardır. Tim Roth'un "Savaş Alanı"nda, baba kızına tecavüz eder. Asıl o baba tam bir canavar.



Anlaşıldı. Baba niye geri dönüyor peki?

Bunun cevabını versem, film çözülecek mi?



Her şey biraz daha yerine oturabilir.

Maalesef ipucu veremeyeceğim. Bunu ya sezersiniz, ya da sezemezsiniz. Cevabı olmayan şeyler de vardır, kimse bunları açıklayamaz. Bunlar ancak hissedilebilir şeyler. Kimi zaman boşverip hayata devam ederiz. Bu gayet normal. Filmdeki bazı şeyleri anlamayan izleyicilere yardımcı olmak için pek bir şey yapamam. Bir kişinin zaten kendi gözleriyle gördüğü bir şeyi ona söylemekten farksız olmaz bu.

Sanat, bir şeyleri anlamak için bir kılavuz değildir. Başlı başına bir şeydir. Benim için en önemli şey görüntüler, düşünce değil.

Ama şöyle demişsiniz: "Bu film, insan hayatına yönelik mitolojik bir yorumdur." Bunu açıklar mısınız?

Eğer bu filmi gündelik hayattaki bakış açınızla izlerseniz hata olur, çünkü çok daha geniş kapsamlı ve o durumda filmin gizeminin içine giremezsiniz. (Yüzümde beliren çaresiz ifadeyi görünce) İnsan kutsal ve derin anlamları açıkça dile getirmemeli, çünkü bunlar dile dökülür dökülmez bütün sihir ve kutsallık uçup gidiyor. Gerçekten önemli şeyler ancak ima edilmeli. Ben de filmimde bunu yapmaya çalıştım.



Yine de filminizi kısaca tanımlamanız gerekse...

Ruhun Anne'den Baba'ya yönelmesinin metafizik olarak cisimlenmesi hakkında derdim.



(Amanın!) Gerilim yaratmak için hangi teknikleri kullandınız?

Teknikler üstüne konuşmak için biraz erken, ne de olsa bu benim ilk filmim. Sezgilerimle hareket ettim. Güvendiğim pek çok arkadaşım, babanın sandığını açıp içinde ne olduğunu göstermemi önerdi. Ama sezgim bunu yapmamam gerektiği yönündeydi. Her şeyi olduğu gibi bırakmam gerektiğini hissettim.



Rus film sanayiinde şu aralar bir canlanma mı var?

Bu konuda bir şey söylemem zor, çünkü ben ana akım içinde değilim. Sinema okulunda da okumadım, tiyatrodan geliyorum. Hem Rusya'da, hem de yurt dışında ünlü bir usta olan Aleksei German var. Bir de Gürcü yönetmen Otar Ioselliani, ama o daha çok Fransa'da çalışıyor.



Eleştirmenler, "Dönüş"te Tarkovski'den esintiler buldu. Tarkovski sizi ne bakımdan etkiledi?

Ritme ve zamanın akışına olan yaklaşımıyla. Rüyayı andıran bir ritim. Bresson filmle sinematografiyi karşılaştırır. Film gösterir. Sinematografi size alttan alta bir şeyler sezdirir. Tarkovski bunun nasıl yapılacağını biliyordu. Film farklı açılarla, hızlı manevralarla reklamlardaki gibi eğlendirir. Oysa Wim Wenders gibi yönetmenler hiç açı değiştirmeden uzun bir süre boyunca bir şeyi gözlemlemeye bırakırlar kendilerini, sizin de onlarla birlikte aynı şeyi yapmanızı sağlarlar. İzleyicileri uzun uzadıya, acele etmeden seyrettikleri bir kadrajın içine çekiverirler.



"Dönüş"ün festivallerdeki başarısını nasıl açıklıyorsunuz?

Buna bir cevabım olsa, bir sonraki filmimde neler yapmam gerektiğini de bilirdim. O zaman da kendimi fahişe gibi hissederdim. (gülüyor) Bunun nedenini bilmek zorunda değilim ki. Bu işlerin formülü yoktur.

***

RUS YÖNETMEN, GİZEMLİ FİLMİ HAKKINDA SER VERİP SIR VERMİYOR



Aleksandrs Rozens

Rus film yönetmeni Andrey Zvyagintsev, tıpkı bol ödüllü filmi "Dönüş" gibi, gizem dolu bir adam.

Eylülde Venedik Film Festivali'nde ödül kazanan filmini tanıtmak için New York'a gelen Zvyagintsev, yapıtı hakkında konuşmaktan hoşlanmıyor, film de pek çok soruyu izleyiciler için yanıtsız bırakıyor.

 

"Bu son derece duygusal bir hikaye. İnsanın bu bakımdan yapıtı hakkında konuşup yaptığı işi değerlendirmesi öyle güç bir şey ki. Sanki kimilerinin sevdiği, kimilerininse sevmediği çocuğunuz hakkında konuşmak gibi bir şey. Filmimden söz ederken biraz zorlanıyorum" diyor Zvyagintsev Reuters için yaptığı bir söyleşide.



"Dönüş" Altın Aslan'ı almasının yanısıra, Venedik'te En İyi İlk Film ödülünü de aldı, ayrıca Akademi Ödülleri'nde yabancı dilde en iyi film kategorisinde Rusya'nın resmi adayı oldu.

"Harcadığınız onca çabanın boşa gitmediğini, filme kattığınız her şeyin -fikirlerinizin, hayal gücünüzün- yankı bulduğunu görmek insanın göğsünü kabartıyor" diyor yönetmen.

Ocakta ABD'de vizyona giren "Dönüş", Vanya ve Andrey kardeşlerin, on yılı aşkın süren ve nedeni açıklanmayan bir yokluğun ardından dönen babalarıyla aralarındaki fırtınalı ilişkiyi anlatıyor.

Kardeşlerden büyük olan, babası hakkında bir şeyler öğrenip onunla bağ kurmayı umarken, küçüğü babalarının neden döndüğüne kafa yorup şüpheler içinde kıvranıyor. Üçü birlikte kamp yapıp balık tutmak üzere yolculuğa çıkıyor ve gittikleri uzak adada, babaları topraktan tahta bir sandık çıkarıyor. Bu sandık da, filmdeki pek çok şey gibi bir muamma.

Zvyagintsev çarpıcı manzaralarıyla dikkat çeken filminin St Petersburg'un kuzeyindeki Ladoga Gölü'nde ve Finlandiya Körfezi'nde, insanın içine işleyen kasvetli Rus göğünün ışığı altında çekildiğini söyledi. Ama sandıkta neler olduğuna veya oğlanların babasının bu uzun süre boyunca nerede olduğuna dair ipucu vermekten kaçınıyor.

"Herkes bunu soruyor. Ama merakınızı tatmin edemem, çünkü istediğiniz gibi düşünmek size kalmış. Filmi bir bütün olarak değerlendirdiğinizde, bunların önemli olmadığını görüyorsunuz" diyor.

Yine de Zvyagintsev her zaman böyle ketum değilmiş.

"Daha hiç film seyretmeden önce oyuncu olmak istiyordum." diyor. "Arkadaşlarımdan biri 'Sen oyuncu olmalısın' dedi. Sürekli şaklabanlık yaptığım, fıkra anlatıp taklit yaptığım için herhalde. Arkadaşlarımın ve müzik aletlerinin taklidini yapardım."

Bu arada 39 yaşındaki film yönetmeni dudaklarını büzüştürüp küçükken Rusya'da, Novosibirsk'te uydurduğu ses efektlerinden oluşan bir potpuri sundu: saksofon, bas ve tubayla trombon arası bir ses.

Zvyagintsev, en sevdiği film yönetmenleri arasında Ingmar Bergman'ı sayıyor; Andrey ve Vanya'yı canlandıran genç oyuncuların, tıpkı Bergman'ın "Fanny ve Alexander"indeki karakterler gibi çocuksu bir isyan ve çiğ bir gençlikle vurgulanmasında, bu İsveçli ustaya bir saygı duruşu da olabilir.

Zvyagintsev, suskun tabiatına uygun bir şekilde, onu "Dönüş"te ilk çeken şeyin ne olduğu konusunda da pek bir şey söylemiyor.

 

"Beni bu filme çeken şeyin ne olduğu hakkında konuşmaya başlarsam, ana fikrinden de söz etmem gerekir" diyor. "Oysa ben bu konuda kimseyle konuşmamayı tercih ediyorum. İzleyicilerin filmi kendi başlarına anlama özgürlüğü olmalı. Filmin neyi anlattığı hakkındaki fikrimi kimseye dayatmak istemiyorum."



Amerikalı oyuncu Al Pacino'nun ve yönetmen Martin Scorsese'nin hayranı olan, Moskova'da yaşayan yönetmen, Hollywood'da film çekmeye henüz hazır olduğunu sanmıyor.

"Ben Rusya'daki hayatı biliyorum. İşlediğim malzemelerin hiçbiri bana yabancı değil. Neyle uğraştığımı biliyorum, ben de oranın bir parçasıyım zaten. Oysa dünyanın bu kısmında işler nasıl yürür, insanlar nasıl yaşar, buranın gerçekleri nedir bilmem" diyor.



"Filminizi nerede çektiğinizin bir önemi yok. Filminiz evrenselse, bunlar önemsiz şeyler."

UPS’E KATKILARINDAN DOLAYI TEŞEKKUR EDERİZ.


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə