Üniversitelerin Elektronik-Bilgisayar Bölümü Mezunlarının Sanayide Hızla Üretken Hale Getirilmesi İçin Öneriler




Yüklə 33.41 Kb.
tarix20.04.2016
ölçüsü33.41 Kb.
Üniversitelerin Elektronik-Bilgisayar Bölümü Mezunlarının Sanayide Hızla Üretken Hale Getirilmesi İçin Öneriler
Ayşın Zaim

ASELSAN Mikrodalga ve Sistem Teknolojileri Grubu

Yazılım Mühendisliği Müdürlüğü

azaim@mst.aselsan.com.tr

Özet


ASELSAN, komuta-kontrol sistemleri, haberleşme sistemleri, keşif-gözetleme ve istihbarat sistemleri, radar ve elektronik harp sistemleri, hava savunma sistemleri gibi, ileri teknolojiye dayalı askeri cihaz ve sistemler geliştirmektedir. Özgün Ar-Ge çalışmaları ile gerçekleştirilen ürün geliştirme sürecinde, ASELSAN’ın karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri, bu alanlarda uzmanlaşmış insan kaynağının, istendiği anda temin edilememesidir. Bunun en büyük nedeni, Türkiye’de gerek savunma sektörü, gerekse ASELSAN’ın ihtiyaç duyduğu teknoloji alanları ile ilgili sivil sektörlerde, özellikle Ar-Ge tecrübesine sahip, yeterli sayı ve nitelikte teknik elemanın bulunmamasıdır. Bu nedenle ASELSAN gerekli insan kaynaklarını, üniversite çıkışından itibaren ilgili personele yoğun bir kurum içi eğitim vererek yetiştirmek zorundadır. Bu durum yazılım mühendisliği kadroları için de geçerlidir. Bu kadrolar, çeşitli üniversitelerin ağırlıklı olarak elektronik ve bilgisayar mühendisliği bölümleri mezunlarının meslek içi eğitimlerle yetiştirilmeleri sonucu oluşturulmaktadır.

Bu eğitimler, kişilerin; mezun oldukları üniversite, ana/yan dal, görev alacakları proje ve kişisel niteliklerine bağlı olarak en kısa 6 ay ile başlayan ve 1,5 - 2 yıla kadar uzayabilen süreleri gerektirmektedir. Bu kadrolar ancak bu “başlangıç eğitimi” sonunda üretken hale geçmekte, görev aldıkları projede kendilerine küçük boyutlu işlerden başlayarak çeşitli yazılım mühendisliği sorumlulukları verilebilmektedir. Bu geçiş süresinin olabildiğince kısalması hem ülkemizin kısıtlı mühendislik kaynaklarının bir an önce üretime katılmasını sağlamak, hem sanayi kuruluşlarında işgücü verimini artırmak hem de mühendislik bölümü mezunlarının mesleki gelişimlerini hızlandırmak açısından yararlı olacaktır. Bu bildiride, ASELSAN’ın ilgili sürenin kısaltılmasını sağlamak üzere çeşitli önerileri yer almaktadır.


Abstract


ASELSAN develops advanced technology military systems such as; command and control systems, communications systems, intelligence, surveillance, and reconnaissance systems, radar and electronic warfare systems. In ASELSAN, new product introduction process mostly depends on in-corporate research and development. In this process, one of the major problems is, to find and employ experienced technical staff in related speciality areas, when needed. The main reason of that is, lack of adequate number of technical people, with appropriate skills and research and development experience in Turkish defence sector, and in other civilian sectors related with technology areas that ASELSAN focuses on. Therefore, in order to overcome this problem, ASELSAN develops its required human resources with in-corporate training programs applied to related personnel starting with their graduation from universities. This is also valid for the software engineering staff, which are developed by in-corporate training of mainly electronics and computer engineering graduates of various universities.

ASELSAN’s “train as needed while working” policy requires a minimum of 6 months for initial training and and this period usually extends to 2 years, depending on the personnel’s skills and graduate area/branch; complexity of the work, and required domain expertise level on the relevant technical subject. Shortening this period is vital to increase productivity of the company and rational usage of engineering manpower of Turkey.



1. Giriş

Komuta-kontrol sistemleri, haberleşme sistemleri, keşif-gözetleme ve istihbarat sistemleri, radar ve elektronik harp sistemleri, hava savunma sistemleri gibi, ileri teknolojiye ve Ar-Ge’ye dayalı askeri ürünler geliştiren ASELSAN, bu ürünlerinin elektronik ve mekanik donanımlarının yanı sıra bu donanımlar üzerinde çalışacak yazılımlarının tasarımını da gerçekleştirerek eksiksiz, “Anahtar teslim” cihaz ve sistem çözümleri ortaya koymaktadır.

Ar-Ge’ye dayalı ürün geliştirme yaklaşımı, firma içinde tasarım, geliştirme, test, üretim ve ürün desteği gibi temel yaşam döngüsü süreçleri ile sistem mühendisliği, tasarım dokümantasyonu ve konfigürasyon kontrolu, tasarımda kalite güvencesi, proje yönetimi gibi, bu süreçleri destekleyen süreçlerin varlığını gerektirmektedir. Bu süreçlerin işletilebilmesi için ASELSAN’da sadece elektronik ve bilgisayar mühendisliği değil; makina, uçak, endüstri ve kimya gibi diğer mühendislik disiplinlerinden de eleman istihdam edilmektedir. ASELSAN bu özelliğiyle 28 yıldır başta Ankara’daki üniversiteler olmak üzere tüm Türkiye’deki üniversitelerden, Ar-Ge ağırlıklı çalışma arzusunda olan mühendislerin tercih ettiği bir firmadır.

Ancak bu durum ASELSAN’ın, ihtiyaç duyduğu nitelik ve miktarda insan kaynağı temin etmesine yeterli olmamaktadır.



2. Türkiye’de ve Dünyada Durum

Türkiye’de gerek savunma sektörü, gerekse ASELSAN’ın ihtiyaç duyduğu teknoloji alanları ile ilgili sivil sektörlerde, özellikle Ar-Ge tecrübesine sahip, yeterli sayı ve nitelikte teknik kadro bulunmamaktadır. Bu nedenle ASELSAN, insan kaynaklarını, üniversite çıkışlı kişilerden kendisi kurum içinde eğiterek yetiştirmektedir.

Savunma sanayiinde dünyadaki duruma bakıldığında insan kaynakları açısından koşulların Türkiye’den oldukça farklı olduğu görülmektedir. ABD ve bazı AB ülkeleri gibi savunma sanayiinin güçlü olduğu ülkelerde sektörde yetişmiş insan kaynağının Türkiye’ye göre daha fazla olması ve ihtiyaç hissedildiğinde daha hızlı bulunabilmesi nedeniyle firmalar insan kaynaklarını, yürütmekte oldukları projelerin boyutuyla orantılı biçimde ve dönemsel olarak hızla genişletip daraltabilmektedirler. Bu ülkelerde firmalar arası eleman akışının yüksek olması, bazı sakıncalarına karşın, çeşitli konularda deneyimli; teknik görgüsü ve iş bilgisi yönünden daha geniş bakış açısına sahip mühendislerin yetişmesini sağlaması nedeniyle olumlu bir etkiye de sahiptir. Bu nitelikte eleman kullanımı ürün geliştirme süresini kısalttığı gibi sonuçta ortaya çıkan ürünün kalitesini de olumlu yönde etkilemektedir.

Gelişmiş ülkelerde mühendislere sağlanan çalışma koşullarının, sosyal hakların ve ücretlerin diğer ülkelerdekine oranla çok daha iyi düzeyde olması, bu ülkeleri, gelişmekte olan ülkelerin mühendislik kaynakları için de bir cazibe merkezi haline getirmekte ve bu yönde güçlü bir nitelikli eleman akışı olmaktadır. Bu konu ASELSAN’ın baş etmek durumunda kaldığı ikinci bir sorunu gündeme getirmektedir. Bu sorun, ASELSAN’da yetişen elemanların kazandıkları nitelikler nedeniyle gerek yurt içinde gerekse yurt dışında kolaylıkla daha iyi pozisyonlarda iş bulabilmeleridir. Bugün Türkiye’de sadece savunma sanayiinde değil, diğer pek çok alanda faaliyet gösteren firmaların kadroları incelendiğinde, bu kadrolar içinde geçmişte ASELSAN’da çalışmış kişilerin olduğu dikkat çekmektedir.

Yetişmiş eleman kadrosunun korunması en kalıcı çözümlerden biri olmakla birlikte, dünyada ve Türkiye’de değişen piyasa koşullarında bu her zaman mümkün olamamaktadır.

3. ASELSAN’da Hizmet İçi Eğitimler

Önceki bölümde de belirtildiği üzere ASELSAN, insan kaynaklarını, üniversite çıkışlı kişilerden kendisi kurum içinde eğiterek yetiştirmektedir. Bu durum ASELSAN’da yazılım mühendisi olarak görev alacak kadrolar için de geçerlidir. Üniversite mezunu elemanların mesleğe kazandırılmasında vakit kazanmak amacıyla çeşitli üniversitelerin ağırlıklı olarak elektronik ve bilgisayar mühendisliği bölümlerinin 3. veya 4. sınıflarında okumakta olan kişiler “Geçici Teknik Eleman (GTE)” olarak yarı-zamanlı olarak ASELSAN’da çalışabilmektedirler. Bu yaklaşımla gelecekte tam zamanlı ASELSAN elemanı olarak çalışmaya aday kadroların henüz mezuniyet öncesi dönemde çalışma ortamı ve iş koşullarına alışması sağlanmakta hem de firmanın, mühendis adaylarını erken dönemde tanıyarak aralarından ihtiyaç duyulan nitelikte olanlarını seçilebilmesi sağlanmaktadır.

GTE olarak alınan ya da mezun olmuş kişiler arasından tam zamanlı mühendis olarak alınan kadrolar ASELSAN’da 5 tür hizmet içi eğitimden geçirilerek yazılım mühendisi olarak yetiştirilmektedirler. Bunlar:


  • Oryantasyon eğitimleri,

  • Yazılım mühendisliği süreçleri eğitimleri,

  • Kurumsal iş akış ve süreç eğitimleri,

  • Mesleki/kişisel gelişim eğitimleri, ve

  • Alan uzmanlığı eğitimleridir.

Oryantasyon eğitimleri ile hem ASELSAN hem de ilgili ASELSAN alt grubu ya da bölümünün çalışma alanları, görev ve sorumlulukları, çeşitli olanaklar ve işyeri kuralları yeni başlayan elemanlara tanıtılmakta; Macunköy ve Akyurt yerleşkelerindeki çeşitli bölüm ve birimler gezdirilerek ASELSAN hakkında temel bilgilerin kazandırılması sağlanmaktadır. Bu eğitimler, elemanın işe başlama tarihinden itibaren 1-4 aylık süre içinde gerçekleştirilmekte ve yılda toplam 2-3 iş gününe karşılık gelen bir zaman bu eğitimler amacıyla kullanılmaktadır.

Yazılım mühendisliği süreçleri eğitimleri, MIL-STD-498, ISO 12207 ve ISO 15504 gibi çeşitli standartlardan yararlanarak ASELSAN’a özel olarak tanımlanan/uyarlanan yazılım yaşam dönemi süreçlerinin, bu süreçler boyunca hazırlanması gereken çeşitli yazılım iş ürünlerinin ve uygulanacak tasarım/doğrulama/geçerlileme tekniklerinin ve araçlarının öğretildiği eğitimlerdir. 2 yılda bir 6 ay süreyle haftada 3’er saat olmak üzere verilen bu eğitimlerde sistem gereklerinin tanımlanmasından başlayarak tümleştirilen sistemin test edilerek müşteriye teslim edilmesine kadar gerçekleştirilen çalışmalar uygulamalı olarak anlatılmaktadır. Eğitimler sırasında ve sonrasında yapılan anket türü değerlendirmelerle eğitimin ne ölçüde amacına ulaştığı ve üzerinde daha çok durulması gereken noktalar belirlenmektedir.

Kurumsal iş akış ve süreç eğitimleri kapsamında ASELSAN’da yazılım mühendisliği süreçleri dışında kalan proje yönetimi, sistem mühendisliği, kaynak yönetimi, malzeme/ürün tedariği, üretim, dokümantasyon, değişiklik/hata yönetimi gibi diğer süreçlerin ve bu süreçlerin işletildiği elektronik otomasyon alt yapısının tanıtıldığı ve kullanımının öğretildiği düzenli olmayan, ihtiyaç hissedildiğinde gerçekleştirilen ya da tekrarlanan eğitimlerdir.

Mesleki/kişisel gelişim eğitimleri, projenin gerçekleştiriminde kullanılacak yazılım metodolojilerinin, programlama dillerinin, yeni yazılım teknolojilerinin ya da çeşitli yazılım mühendisliği araçlarının öğretildiği eğitimlerdir. Konunun niteliğine göre ASELSAN dışı kurumlardan da alınabilmektedir.

Alan uzmanlığı eğitimleri, elemanın çalışacağı projenin yer aldığı komuta kontrol, silah sistemleri, haberleşme, radar ve elektronik harp gibi alt uzmanlık alanlarındaki temel bilgileri kazanmasını, askeri kavramları öğrenmesini sağlamak amacıyla verilen eğitimlerdir. Bir kısmı ilgili konuda uzman kişilerce verilen düzenli “Hizmet İçi Eğitim”ler biçiminde olmakla birlikte çoğunlukla proje ekibi içinde usta-çırak ilişkisi ile kazandırılan bilgilerdir. Bu eğitim süresi, ilgili alanın ve projenin karmaşıklığına bağlı olarak 6 ay ile 2 yıl arasında değişebilmektedir.

Yukarıda belirtilen eğitimler kapsamında ASELSAN’da çalışan herhangi bir yazılım mühendisinin yılda ortalama 45 saati eğitim amaçlı olarak harcanmaktadır. Genel ortalama 45 saat olmakla birlikte yeni elemanlarda bu süre 80 saate kadar ulaşabilmektedir. Başka bir deyişle, kullanılabilir işçiliğin ortalama %4’lük bir kısmı eğitim amaçlı olarak harcanmaktadır. Eleman değişiminin yüksek olduğu dönemlerde yeni mezun mühendislerin toplam içindeki oranı yükseldiğinden verim de o ölçüde düşmektedir. Bu kayıp hem yeni mühendislerin eğitim işçiliğinden gelmekte hem de bu kişilerin mesleğe kazandırılmasında daha deneyimli mühendislerin eğitim-yönlendirme amaçlı kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Bu durum projelerin program ve maliyetleri belirlenirken göz önünde bulundurulması gereken ayrı bir risk faktörü oluşturmaktadır.

Yukarıdaki bölümde belirtilen nedenlerle, yeni mezun mühendisler ancak bu “başlangıç eğitimi” süresi sonunda üretken hale geçmekte, görev aldıkları projelerde kendilerine küçük boyutlu işlerden başlayarak çeşitli yazılım mühendisliği sorumlulukları verilebilmektedir. ASELSAN’da yaşanan deneyimler ışığında, bu sürenin kısaltılması amacıyla uygulamaya alınabilecek bazı önerileri oluşmuştur.

4. Öneriler

Üniversite çıkışlı elemanların ihtiyaç duyulan seviyeye getirilebilmesi için gerçekleştirilen eğitimlerden bir bölümünün okul dönemine kaydırılması meslek içi eğitim süresini kısaltacaktır. Yukarıda bahsi geçen 5 eğitimden özellikle “Yazılım mühendisliği süreçleri” eğitimi ile yeni ürün geliştirme ve sistem mühendisliği gibi diğer süreçlerin eğitiminin okul dönemine kaydırılabileceği düşünülmektedir.

“Yazılım Mühendisliği Süreçleri” için hali hazırda üniversitelerde “Yazılım Mühendisliği” ismiyle dersler verilmektedir. Bu derslerin içeriğinin mühendis adaylarını “mesleğe hazırlayıcı” nitelikte bir bitirme projesi üzerinde uygulamaya geçirilerek verilmesi ya da sanayiden bu konuda deneyimli kişilerce verilmesi yararlı olacaktır.

Sistem Mühendisliği” için yüksek lisans düzeyinde bir “sistem mühendisliği” seçeneğinin yaratılması ve henüz lisans döneminde, bu çizgide devam etmek isteyecek mühendisleri bu alana hazırlayacak nitelikte seçmeli derslerin okutulması yararlı olacaktır.

Ayrıca son sınıf mühendislik öğrencilerine yaptırılan mezuniyet projelerinin elektronik, bilgisayar ve makina gibi mühendisliklerin mezun adaylarından oluşturulacak karma ekipler tarafından süre/bütçe kısıtları da göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmesi, bu mezunların sanayide üretken olma hızını artıracaktır.

Yazılımın günümüzde her tür cihaz ve sisteme işlevlerini kazandıran asıl unsur haline gelmesi, başka bir deyişle yazılımın her tür elektronik cihazın içine girmesi yazılım tasarımcılarında önemli ölçüde elektronik bilgisinin olmasını da gerektirmektedir. Bu nedenle ASELSAN’da başta gömülü-gerçek zamanlı yazılım tasarımı olmak üzere pek çok yazılım tasarımında elektrik-elektronik mühendisliği bölümü mezunlarının kullanılması tercih edilmektedir. Ancak bu bölüm mezunlarının da bilgisayar mühendisliğinin temel derslerini almamış olmalarından kaynaklanan bilgi eksiklikleri olmakta ve bu eksikliklerin mezuniyet sonrası meslek içi eğitimlerle giderilmesine çalışılmaktadır. Bu nedenle eğitim müfredatının elektrik-elektronik ve bilgisayar bölümlerinden seçilecek bazı derslerle karma olarak oluşturulması yararlı olacaktır. Bu şekilde yukarıda belirtilen “Mesleki/kişisel gelişim eğitimi” sürelerinde önemli ölçüde azalma sağlanacağı değerlendirilmektedir.

Özellikle elektrik-elektronik mühendisliği bölümlerinin son sınıflarındaki “branşlaşma” yaklaşımı geniş spektrumlu eleman yetiştirilmesini güçleştirmektedir. ASELSAN’da özellikle belli alanda derinlemesine uzmanlığı olan kişiler kadar pek çok alanda temel bilgiye sahip geniş spektrumlu kişilere de ihtiyaç duyulmaktadır. Bu konuda önerimiz, telekom, kontrol, güç elektroniği, tıbbi elektronik gibi seçeneklerin sunulduğu branşlaşma aşamasında “branşlaşmamayı seçmenin” de bir seçenek olarak yer alması ve bu kişilerin elektroniğin ana alt dallarında temel eğitim alacak şekilde geniş spektrumlu yetiştirilmeleridir. Bu kişilerin mezuniyet sonrası çalıştıkları işyerinde ihtiyaç duyulan branşa yönlendirilmeleri mümkün olabileceği gibi tek bir branşa yönelmeden çok sayıda alanda temel bilgi gerektiren konumlarda istihdam edilmeleri de mümkün olabilecektir. Branşlaşma aşamasında Türkiye’nin gerçekleri ve hangi alt alanlarda (örneğin telekom, kontrol, güç elektroniği, tıbbi elektronik gibi) elemana ihtiyaç duyulduğu göz önüne alınmadığında ve mühendis adaylarına ihtiyaca uygun yönlendirme yapılmadığında zaten kısıtlı olan insan kaynağı büsbütün verimsiz kullanılmış olmaktadır. Bu verimsizliği çözebilecek diğer bir öneri, piyasadan (eleman istihdam edecek firmalardan) alınacak bilgiye ve tavsiyelere bağlı olarak mühendis adaylarının okul tarafından ilgili branşlara yönlendirilmesidir. Örneğin mühendis istihdam eden ASELSAN gibi kuruluşlar projelerini ya da hedeflenen çalışma konularını göz önünde bulundurarak o yıl içinde mezun olacak mühendis adaylarından eğitim gördükleri ana ve alt dallara göre kaçar kişiye ihtiyaç duyacaklarını duyurabilirler. ASELSAN’ın diğer bir görüşü, özellikle elektronik mühendisliğinde ancak ders olarak okutulduğunda öğrenilebilecek mikrodalga, telekom gibi alanlarda temel bilgilerin üniversitelerde verilmesi, branşlaşmanın ise sanayie kaydırılması yönündedir.

Çok disiplinli mühendis yetiştirilmesi konusu da özellikle “sistem mühendisi” olarak görevlendirilecek personel açısından önem arzetmektedir. Bu amaçla üniversitelerde, sadece elektronik ve bilgisayar değil makina, endüstri gibi diğer bazı mühendislik eğitimlerinin de karma olarak verilebileceği seçenekler yaratılması arzu edilmektedir. Bu nitelikte kişilerin henüz üniversitede okurken belirlenmesi ve firmaların ihtiyaçları doğrultusunda yönlendirilebilmeleri için üniversitelerle sanayi arasında işbirliği/eşgüdüm mekanizmaları tanımlanması ve işletilmesi yararlı olacaktır.



Bu bölümde üniversitelerin elektronik ve bilgisayar bölümü mezunlarının sanayide hızla üretken hale getirilebilmesi amacıyla öneriler getirilmiştir. Çalışanların üretken hale geçiş süresinin olabildiğince kısalması hem ülkemizin kısıtlı mühendislik kaynaklarının bir an önce üretime katılmasını sağlamak, hem sanayi kuruluşlarında iş gücü verimini artırmak hem de mühendislik bölümü mezunlarının mesleki gelişimlerini hızlandırmak açısından ilgili tüm tarafların yararına olacaktır.



Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə