Türk Dili Tarihi Ahmet B. Ercilasun Akçağ Yayınları / 603 Araştırma İnceleme / 50




Yüklə 2.38 Mb.
səhifə6/33
tarix25.04.2016
ölçüsü2.38 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   33

1.1. BATI KÖKTÜRKLERİ

576'da İstemi Kağan'ın ölümünden sonra Batı Köktürklerini aşağıdaki kağanlar idare ettiler:

Tardu Yabgu/Kağan: 576-603
Çulo Kağan: 603-611

Şi Kuey Kağan: 611-618


Tong Yabgu: 618-630

Tardu, Altay dağlarından Kırım'a dek uzanan toprakların hâkimi idi. 580'lerin başlarında Batı Köktürk orduları bir yandan Kafkaslardaki Der-bent'i kuşatıyor, bir yandan da Kırım'daki Sivastopol önlerine kadar ilerli­yordu (Taşağıl 2002: 670). 582'de Tardu, Çin imparatorunun Köktürkleri parçalamak üzere gönderdiği kurt başlı sancağı kabul ederek bağımsızlığını ilân etmiş ve Doğu'dan kopmuştu. 590'lara kadar Batı ve Doğu Türkis­tan'daki bütün şehir devletleri Tardu'ya bağlandı (Taşağıl 2002: 671). 588'de Tardu Sâsânî-Bizans savaşlarına karıştı. İki ülke arasındaki savaş

90 Ahmet B. ERCİLASUN

571'den beri devam ediyordu ve İstemi Kağan'ın Bizans'la yaptığı iş birliği­nin bir sonucu idi. Tardu da babasının yolunda giderek Sâsânîlere saldırmış; Baktriya ve Toharistan'ı alarak Herat'a dek uzanmıştı. Ancak Batı Köktürk ordusu 589'da Herat'ta yenildi. Bu savaşın galibi olan komutan Behram Çûpîn, daha sonra Sâsânî hükümdarı Hürmüz'e isyan ederek onu devirmiş ve Hürmüz'ün oğlu Hüsrev'i tahta çıkarmıştı. Hüsrev'in kaçması üzerine kendisini şehinşah ilân eden Behram Çûpîn, bu defa Bizans'a yenilmiş ve Tardu'ya sığınmak zorunda kalmıştı (Kafesoğlu 1996: 103). Tardu'nun Do­ğu Köktürkleriyle barış yapması ve Çin'e karşı Tulan Kağan'a destek ver­mesi Köktürkleri tekrar güçlendirmiş ve Batı Köktürk orduları 598'de İran içlerine, Rey ve İsfahan'a kadar girmişlerdi (Togan 1981: 72). Hüsrev Perviz'le Behram Çûpîn arasındaki iktidar mücadelesinde Türkler Behram Çûpîn'in yanında yer alarak İran'ın iç işlerine müdahale etmiş oluyorlardı (Taşağıl 2002: 671).

Güneybatıda Herat'a, kuzeybatıda Sivastopol'a dek uzanan ve 600'lere doğru İran'ın iç işlerine müdahale eden Tardu 598'de Bizans imparatoruna yazdığı bir mektuba "dünyanın yedi ırkının büyük başbuğu ve yedi ikliminin hükümdarı Hâkan'dan Roma İmparatoru'na" ifadeleriyle başlıyor (Kafesoğlu 1996: 103) ve kendisini dünyanın hâkimi olarak görüyordu. Do­ğu Köktürk kağanı Tulan'ın 600 yılında ölümü üzerine kendisini Doğu'nun da kağanı ilân eden ve Bilge unvanını alarak kısa süre de olsa Doğu ve Batı Köktürk Kağanlıklarını birleştirmiş olan Tardu, gerçekten de çağının en bü­yük gücü idi. Ancak Bilge Tardu Kağan'ın sonu hiç de iyi olmadı. 580 yılın­da Işbara Kağan'ın dostluğunu kazanarak Köktürk coğrafyasını ve Köktürkler hakkındaki pek çok sırrı öğrenen Çin casusu Çang sun-şeng, Çin ordularına meydan savaşlarında ağır kayıplar verdiren Tardu'yu hileyle boz­guna uğrattı. "Göktürk ordusunun ve sürülerinin su içeceği kaynaklara gizli­ce zehir akıtarak büyük bir katliâma sebep oldu." Azalan askerleriyle yine de savaşa devam eden Tardu, Çin kışkırtmalarına kapılan Töleslerin isyanına dayanamayarak "603 yılında Tibet'in kuzeydoğusundaki Tuyühunlara" sı­ğınmak zorunda kaldı (Taşağıl 2002: 668). Bu tarihten sonra kaynaklar artık Tardu'dan bahsetmemektedir.

Tardu'dan sonra Batı Köktürklerinin başına geçen Çulo ağır vergiler koydu. Tölesler ve Sir Tarduşlar ayaklandı. Çulo 611'de Çin hükümdarına sığındı (Taşağıl 2002: 672).

Tardu'nun torunlarından Şi Kuey devleti yeniden güçlendirdi. Altaylardan Hazar'a dek olan bölgede tam hâkimiyet kurdu. 618'de Şi Kuey'in ölümü üzerine kardeşi Tong Yabgu kağan oldu. Tong Yabgu çağın­da (618-630) Batı Köktürkleri tekrar eski şevketlerine ulaştı.

TÜRK DİLİ TARİHİ 91

Tong Yabgu önce kuzeydeki Tölesleri itaat altına aldı. 619'da Sâsânîlere hücum ederek Rey ve İsfahan şehirlerini zaptetti. Ülkesinin baş­kentini, Kuça'nın kuzeyindeki San-mi dağlarından Talas yakınlarındaki Ming Bulak'a taşıdı. Batı Türkistan, Doğu İran ve Afganistan'a ilteber denilen genel valiler ve tudun denilen vergi memurları tayin etti. 623'te Hazarlar ve Bizans'la iş birliği hâlinde Sâsânîlere tekrar hücum etti. Sâsânîler o kadar büyük bir hezimete uğradılar ki 624 yılında isyan eden sınırdaki Araplara dahi yenildiler. Eski Çağ sonlan ile Orta Çağ başlarının en büyük imparatorluklarından biri olan Sâsânîlerin, 642'deki Nihâvent sa­vaşında Hz. Ömer'ce ortadan kaldırılmasında; Köktürk, Hazar ve Bizans'ın 623'teki bu darbesinin çok önemli rolü vardır (Togan 1981: 72-73; Kafesoğlu 1996: 104; Taşağıi 2002: 673; Golden 2002: 110).

Batıda Sâsânîlerle savaş hâlinde olan Tong Yabgu, doğuda Çinlilerle it­tifak yapmıştı. Çin, Tang hanedanının ikinci imparatoru Tay-sung (627-649) tarafından yönetiliyordu ki bu hükümdar Çin tarihinin en büyük yöneticile­rinden biridir. Tong Yabgu, Doğu Köktürkleriyle de sürekli çekişme hâlin­deydi. Muhtemelen Doğu Köktürk hükümdarı İl Kağan'ın teşvikiyle 627'de Karluklar isyan etti. 630'da Tong Yabgu bir iç mücadele sonunda amcası Bagatur Şad tarafından öldürüldü (Kafesoğlu 1996: 104-105; Golden 2002: 110).

Çin kaynağı Tang-şu'ya göre İstemi'nin emrinde on boy vardı ve İstemi on boy beyine kumanda ediyordu (Salman 1998: 3). Bir başka Çin kaynağı olan Sui-şu'ya göre Çulo Kağan (603-611) Batı Köktürk ülkesini Batı ve Doğu Küçük Kağanlıkları olmak üzere ikiye ayırmıştı (Salman 1998: 3). İstemi çağından beri devam eden on boyun, Çulo döneminde Batı ve Doğu olmak üzere ikiye ayrıldığı tahmin edilebilir. Tong Yabgu döneminin sonla­rına, 630'a doğru da iki boy topluluğunun bir iç mücadeleye girdikleri ve bu mücadele sonunda, amcası Bagatur Şad tarafından Tong Yabgu'nun öldürül­düğü anlaşılmaktadır. İç mücadele şiddetle devam etti. Bagatur, Altay Dağ­larına kaçtı. Sonunda Batı Köktürk kağanı olan Işbara (634-639), 635 yılında ülkesini 10 idarî bölgeye ayırıp her bölgeye bir şad tayin etti. Boy beyleri, boylarını yönetmeye yine devam ediyordu. Her boy beyine bir ok verildi. Ok, boyların kağana tâbi olduğunu göstermekteydi. Bundan dolayı on boya, On Ok denilmiştir. Işbara, On Okları sağ ve sol olmak üzere ikiye ayırdı. Çor'larca yönetilen beş boya Çin kaynaklarında Tulu (sol kol), Erkin'lerce yönetilen beş boya ise Nuşepi (sağ kol) denilmiştir. Tulular Tokmak'in do­ğusunda, Nuşepiler ise batısında oturmakta idiler (Salman 1998: 6; Sümer 1999: 29; Taşağıl 2002: 678). Tulu'nun Türkçe söylenişi Tuglug (tuğ sahi­bi), Nuşepi'nin Türkçe söylenişi İni Yabgu (küçük yabgu) olabilir. Buna

92 Ahmet B. ERCİLASUN

göre Tulular esas, Nuşepiler tali boylar olmalıdır. Nitekim daha sonra Tulu-lar, Sarı Türgiş; Nuşepiler, Kara Türgiş olarak anılacaklardır.

Beş Tulu boyu şunlardır: Çu-mu-koen, Hu-lu-u, Şe-şo-ti, Tu-ki-şi, Şu-ni-şe.

Beş Nuşepi boyu ise şunlardır: A-si-kie, Ko-şu, Pa-sai-kan, A-si-kie,

Ko-şu (Salman 1998: 7-8; Sümer 1999: 29-30; Golden 2002: 110).

Tu-ki-şi'nin Türkçe söylenişi Türgiş'tir. Türgişlerin de beş oymağı vardır: Mo-ho, Sou-ko, A-li-şe, Ko-şu, Kiu-pi-şe (Salman 1998: 12). Eberhard, Şa-to, Ta-pa, Tu-hu-lo oymaklarını da Türgiş oymaklarından sayar (Salman 1998: 12).

İstemi Kağan'dan beri on boy hâlinde var olan ve 635'te sol-sağ olmak üzere iki kola ayrılan On Oklar, Oğuz Türkleridir. 766 yılında Kartukların baskısıyla Sırderya boylarına göçmüşlerdir. Göç sırasında ve Sırderya boyla­rında yaşarken 24 boya ulaşmışlardır.

On Oklar, Oğuz Türklerinin nüvesi olduğuna göre yukarıdaki beş Tulu ve beş Nuşepi boyu ile sekiz Türgiş oymağını 24 Oğuz boyundan bazılarıyla eşleştirebiliriz.

Beş Tulu'dan:

Hu-lu-u = Üregir

Şu-ni-şe = Çepni

Beş Nuşepi'den:

A-si-kie = Yazgır

Pa-sai-kan = Peçenek

Türgiş oymaklarından:

Sou-ko = Salgur

A-li-şe = Ala Ebçi (Alkaevli)

Kiu-pi-şe = Kara Ebçi (Karaevli)

Tu-hu-lo = Töger

635'te On Okları, sağ ve sol olmak üzere ikiye ayıran Işbara Kağan, hü­kümdarlığının son yıllarında Tulu ile mücadele etmek zorunda kaldı. 639'da İli ırmağı iki taraf arasında sınır oldu. İli'nin doğusu Tulu'ya, batısı Işbara'ya kaldı. Aynı yıl Işbara ölünce bütün Batı Köktürk arazisi Tulu'ya kaldı. 640'ta Turfan'ın Çinlilerce işgali üzerine pek çok Turfanlı, Tokmak tarafına sürüldü. On Oklar daha batıya kaymak zorunda kaldılar.

TÜRK DİLİ TARİHİ 93

651 'de Aşina Holu, Batı Köktürk kağanı oldu. Pek çok isyanı bastırarak
ülkeyi biraz toparladıysa da 656'da başlayan Çin hücumlarına karşı direnişi
sonunda kırıldı; 659'da Çinlilerce esir edildi. Bu tarihte Batı Köktürk devleti
de tamamen Çin hâkimiyeti altına girmiş oldu (Salman 1998: 6-7, 13;
Taşağıl 2002:678).

1.2. KÖKTÜRKLERİN TUTSAKLIK DÖNEMİ - KÜRŞAD

İtİlâli

Doğu Köktürkleri 630-682 arasında 52 yıl, Bat, Köktürkleri 659-690 a-rasında 31 yıl Çin tutsaklığında kaldılar.

Doğu Köktürklerinin 630'da Çin tutsaklığına düşmeleri üzerine kağan­lığa bağlı Türk halkı üç parçaya bölündü. Birinci parça, 627'de Orhun vadi­sinde bağımsızlığını ilân eden Sir Tarduşlara katıldı. Bir süre bağımsız olan Sır Tarduşlar 646'da dağıldı ikinci parça, batıya giderek Doğu Türkistan şehir devletlerine yerleşti. Doğu Köktürklerinin son hükümdar, olan İl Ka-

ğan'la birlikte hareket eden yüz binlik kitle ise Çin'de tutsak edildi (Taşağıl


2002: 675) Çin tutsağı Türkler çeşitli garnizonlara yerleştirilerek Çin ordusu
.çm çalıştılar. Köktürk hanedan üyeleri, bir kısım boy beyleri ve aileleriyle
on bin kişilik bir Türk kitlesi ise başkent Çaŋan'a yerleştirildi. İleri gelen
Türklere generallik rütbesi verildi ve sarayda muhafız olarak istihdam edildi.
Çin sarayı muhafız generallerinden biri de Köktürk şehzadesi Ci si-
şuay idi. Kimin (Tulu) Kağan'ın küçük oğlu, Çulo ve İl Kağanların karde­
şiydi. Çin sarayını, ele geçirmek ve Türklere bağımsızlıklarını kazandırmak
üzere Köktürk ileri gelenlerinden oluşan kırk kişilik gizli bir örgüt kurdu.
Çin prensi Li, ci, gece dolaşmaya çıktığı zaman açık kapıdan girerek impa­
ratoru yakalayıp sarayı ele geçirmek üzere bir plân yaptılar. Plân uygulama­
ya konduğu gece şiddetli bir fırtına koptuğu için Li ci, her zamanki gezisine
çıkmadu. Fakat artık harekete geçilmişti ve geri dönüş mümkün değildi Sa­
ray, basarak yüzlerce Çinli öldürdüler. İmparator Tay-sung'un kaldığı böl­
meye yaklaştıkları s,rada dışarıdan gelen kalabalık Çin birliklerine karşı
koyamadılar. Saray ahırını basıp ele geçirdikleri atlarla Vey ırmağına yönel-
diler. Vey ırmağını geçebilirlerse bozkırda izlerini kaybettirip bağımsızlık
savaşını sürdürebilirlerdi. Ancak sınırdaki kalabalık devriyeler tarafından
yakalanıp öldürüldüler (Taşağıl 2002: 676-677). Kendisi de bir şehzade ol­
duğu ve hareketin başında bulunduğu hâlde Ci şi-şuay kağanlığı kabul et­
memiş ve başardıkları takdirde yeğeninin kağan olması konusunda anlaş-
mışlardı. y

639 baharındaki bu hadise Çin sarayını çok korkuttu. Başkentteki on bin Türk' ün büyük bir tehlike oluşturduğuna karar verdiler ve Türkleri Çin'in

94 Ahmet B. ERC İLASUN

kuzeyindeki sınır eyaletlerine yerleştirdiler. Çin'de korku yaratan olay Türkler arasında ise bağımsızlık ülküsünü canlı tuttu; Köktürkler bağımsız olma duygu ve düşüncesini gönüllerinden ve zihinlerinden çıkarmadılar.

Doğu Köktürklerinin gittikçe zayıflayarak Çin'e tutsak olması ve Çi şi-şuay'ın 39 arkadaşıyla 639'da Çin sarayını basması, Türk yazarı Nihal Atsız tarafından 1300 yıl sonra Bozkurtların Ölümü adıyla romanlaştırıldı. Çi şi-şuay, Kürşad adıyla âdeta yeniden diriltildi. Kürşad ve arkadaşlarının adları Cumhuriyet Türkiyesinde yüzlerce Türk çocuğuna ad olarak verildi. Bozkurtların Ölümü, Köktürklerin mensur destanı oldu. Türk destan şairi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu romanı, Bozkurtların Destanı ? adıyla nazma çekti; 639'daki baskın Kürşad ihtilâli adıyla 1300 yıl sonra büyük bir ün kazandı. Azerbaycan şair ve yazarı Bahtiyar Vahabzade, Bozkurtlarm Ölümü'nü tiyatro eseri hâline getirdi; eser Türkiye, Azerbaycan ve Ahmet Yesevî Üniversitesi tiyatrolarında sahneye kondu. Nihal Atsız'ın romanı 1990'dan sonra Azerbaycan, Özbek, Kırgız ve Türkmen Türkçelerine akta­rılarak bütün Türk dünyasına mal oldu. Kürşad ve arkadaşları Türk kültür bütünlüğü içinde ölümsüzleşti.

Kürşad ihtilâli, tutsaklık döneminin tek bağımsızlık hareketi değildir. Doğu ve Batı Köktürkleri daha başka bağımsızlık teşebbüslerinde de bulun­dular.

Köktürk şehzadelerinden Çepi 630'ların sonlarında birkaç bin kişilik a-damıyla Altay dağlarına sığınmıştı. Her yanı dağlarla çevrili, dar bir geçitle girilen düz ve geniş bir ovaya gelmişti. Burası belki de bir zamanlar ataları­nın yaşadığı Ergenekon idi. Ergenekon, Köktürkler için yeniden doğuşu simgeleyen bir ana rahmi gibiydi. Çepi, 30 000'lik güce ulaşınca kağanlığını ilân etti. Bu yeni bir bağımsızlık hareketiydi. Bir kısım Karluk ve Kırgız da onun kağanlığını kabul etmişti. Çinliler bu bağımsızlık ateşini de söndürmeye karar verdiler ve her zamanki gibi Türk boylan arasına fitne soktular. Karluk ve Uygur gibi boylar Çin tarafını tutunca Çepi yalnız kaldı ve 650'de tutsak edildi (Taşağıl 2002: 678).

Bağımsızlık ilân eden bir başka Köktürk şehzadesi Tuce idi. Tibetlilerle ittifak yapmış ve On Okların başına geçerek kağanlığını ilân etmişti. 676'daki bu hareket de 678'de bastırıldı; Tuce hileyle tutsak edildi (Kafesoğlu 1996: 102; Salman 1998: 15). 682'de bir başka On Ok önderi, Ki-pu Çor da bağımsızlığını ilân etti; fakat o da başarısız oldu (Salman 1998: 15).

TÜRK DİLİ TARİHİ 95

1.3. BAĞIMSIZLIK VE KÖKTÜRKLERİN İKİNCİ DÖNEMİ

Doğu Köktürklerinin 679'da başlattıkları bağımsızlık savaşları, sonunda başarıya ulaşmıştır. Önce Aşite Wenfu ile Aşite Fengci adlı iki önder ayak­landı. Aşina Nişufu'nun kağan olmasına karar verdiler. Köktürklerden ku­rulu garnizonların bulunduğu 24 eyaletin önderi de onlara katıldı. Çinliler ancak 300 000 kişilik bir ordu çıkararak bu ayaklanmayı bastırabildiler. Aşite Fengci yakalanmış, Aşina Nişufu ise maiyetindekiler tarafından öldü­rülmüştü. Kurtulan Köktürkler Altaylardaki Kurt Dağı'na sığındı. Birinci isyanın önderlerinden Aşite Wenfu 681'de yeniden harekete geçti. Aşina Funien, kağan olarak kabul edildi. Çin ordularını art arda yendiler; fakat Çin fitnesi yine araya girdi. İki önderin arası açıldı ve karışıklık çıktı. Çinli ku­mandan teslim oldukları takdirde öldürülmeyecekleri vaadiyle 54 Köktürk beyini teslim aldı ve hepsini de Çaŋan'da idam ettirdi (Taşağıl 2002: 679).

Başarıya ulaşamayan bu bağımsızlık hareketlerini Tonyukuk şöyle an­latır:

Türk bodun Tabgaçka körür erti.

Türk milleti Çin'e bağımlı idi.



Türk bodun kanın bulmayın Tabgaçda adrıltı kanlantı.

Türk milleti hânını bulamayınca Çin'den ayrılıp hanlandı.



Kanın kodup Tabgaçka yana içikdi.

(Fakat) hânını bırakınca yine Çin'e bağlandı. (Burada Aşina Nişufu'nun kendi adamlarınca öldürülmesi kastediliyor olmalı.)



Teŋri ança timiş erinç:

Tanrı şöyle demiş:



Kan birtim kanıŋın kodup içikdin.

Han verdim, hânını bırakıp tutsak oldun.



İçikdük üçün teŋri ölütmiş erinç.

Tutsak olduğun için Tanrı öldürdü.

96 Ahmet B. ERCİLASUN

Türk bodun ölti alkıntı yok boltı.

Türk milleti öldü, mahvoldu, yok oldu.



Türk sir bodun yirinte bod kalmadı.

Muzaffer Türk milletinin yerinde boy kalmadı.

Köktürkler durmadılar, tekrar ayaklandılar. 681 sonlarındaki yeni hare­ketin önderi İl Kağan'ın torunlarından Kutluğ Şad idi. Bundan sonrasını onun oğlu Bilge Kağan'dan dinleyelim:

Üze Türk Teŋrisi Türk ıdukyiri subı anca itmiş:

Üstte Türk Tanrısı, Türk'ün kutsal yer suyu şöyle yapmış:



Türk bodun yok bolmazun tiyin,

Türk milleti yok olmasın diye,



Bodun bolçun tiyin

Millet olsun diye



Kaŋım İltiriş Kaganıg,

Babam İlteriş Kağan'ı,



Ögüm İlbilge Katunug

Anam İlbilge Katun'u



Teŋri töpüsinte tutup yügerü kötürmiş erinç.

Tanrı tepesinden tutup yukarı kaldırdı.



Kaŋım kagan yiti yigirmi erin taşıkmış.

Babam kağan on yedi erle isyan etti.

TÜRK DİLİ TARİHİ 97

Taşra yorıyur tiyin kü eşidip

Dışarı yürüyor diye haber alan



Balıkdakı tagıkmış tagdakı inmiş.

Şehirdekiler dağlara çıktı, dağdakiler indi.



Tirilip yitmiş er bolmış.

Toplanıp yetmiş er oldular.



Teŋri küç birtük üçün

Tanrı güç verdiği için



Kaŋım kağan süsi böri teg ermiş;

Babam kağanın askeri kurt gibi idi;



Yagısı kony teg ermiş.

Düşmanı koyun gibi idi.



İlgerü kurıgaru sülep tirmiş kubratmış.

Doğuya ve batıya doğru sefer edip (milleti) derledi, toparladı.



Kamagı yiti yüz er bolmış.

Hepsi yedi yüz er oldular.



Yiti yüz er bolup Yedi yüz er olup

İlsiremiş kagansıramış bodunug,

Devletsizleşmiş, kağansızlaşmış milleti,

98 Ahmet B. ERCİLASUN

Küŋedmiş kuladmış bodunug;

Cariye olmuş, kul olmuş milleti;



Türk törüsin ıçgınmış bodunug

Türk töresini (yasasını) yitirmiş milleti



Eçüm apam törüsinçe yaratmış boşgurmış.

Atalarımın yasalarına göre (yeniden) oluşturdu, yetiştirdi.

681 sonunda Kutluğ ve onun çevresinde toplanan Türkler Sararmak dir­seğinin kuzeydoğusundaki Çogay (Çince: Yinşan) dağlarının kuzey etekleri­ne geldiler. 682'de Toğla ırmağı yakınlarında Dokuz Oğuzlan (Uygurları) yenerek Ötüken'e hâkim oldular. Orhun vadisindeki Ötüken, Hunlardan beri Türklerin kutsal devlet merkezi, il tutsıkyir (devleti tutacak yer) idi. Kutluğ, Türk devletini yeniden bağımsızlığa kavuşturdu ve İlteriş Kağan unvanını aldı. Çin'e art arda seferler yapıp Türk devletini eski sınırlarına kavuşturma­ya ve Çin'deki tutsak Türkleri kurtarmaya çalıştı. Başbakan ve başkomutanı, büyük devlet adamı ve ilk Türk tarihçisi Bilge Tonyukuk idi. İlteriş Kağan döneminde doğuda Onon ve Kerulen ırmaklarına, kuzeyde Kögmen (Tannu-ula) dağlarına, batıda Altaylara ulaşılmış, 689'da Türgişler üzerine de sefer yapılmıştı. (Kafesoğlu 1996: 107-108; Taşağıl 2002: 679-681).

692'de İlteriş Kağan öldüğü zaman Bilge sekiz, Köl Tigin yedi yaşında idi. İlteriş'in 27 yaşındaki kardeşi Kapgan, kağan oldu. Kapgan, 692'den 716 yılına dek 24 yıl kağanlık yaptı. Türk tarihinin en büyük hükümdarlanndan biridir. Köktürklerin birinci döneminde Mukan ne ise ikinci döneminde de Kapgan odur.

İlteriş Kağan'ın son yıllarında Batı Köktürkleri de bağımsız oldular. 689'da İlteriş'in Batı Köktürklerine hücumu sonunda, Çin tarafından tayin edilen sözde kağan kaçmış; bundan yararlanan Türgiş boyu önderi Uçele, duruma hâkim olarak 690'da kağanlığını ilân etmişti. Tokmak bölgesinde başkentini kurarak kısa zamanda Tulu ve Nuşepi boylarını, yani bütün On Okları toparlamış; devletin sınırlarını doğuda Turfan ve Beş Balık'a, batıda Seyhun'a, kuzeyde Balkaş'a, güneyde Doğu Türkistan içlerine ulaştırmıştı (Salman 1998: 15-17). Hiç şüphesiz Uçele'nin başarısında, Doğu Köktürklerinin Çin üzerinde kurduğu baskının rolü vardı. İlteriş ve Kapgan'ın sürekli akınları dolayısıyla Çin artık rahat değildi ve hâkimiyetini Batı Köktürklerine (Türgişlere) ulaştırma imkânı yoktu. Türkleri birbirlerine

TÜRK DİLİ TARİHİ 99

düşürmekten başka yapacak bir şeyi kalmamıştı. Doğudaki Köktürklere karşı Kırgızlar ve Türgişlerle ittifak yaptı.

Öte yandan Kapgan Kağan, devleti eski gücüne kavuşturmayı ve bütün Türkleri bir bayrak altında toplamayı gaye edinmişti. Bu uğurda ihtiraslı ve haşindi. Başbakan Tonyukuk ise gerekli tedbirleri almış ve ülkenin her tara­fına casuslar yerleştirmişti. Bundan sonrasını olayların baş kahramanı ve ilk Türk tarihçisi Tonyukuk'tan dinleyelim:



Tabgaç kagan yagımız erti.

Çin kağanı düşmanımız idi.



On Ok kaganı yagımız erti.

On Ok kağanı (Uçele) düşmanımız idi.



Artukı Kırgız küçlüg kagan yağımız boltı.

Üstüne, Kırgızların güçlü kağanı da düşmanımız oldu.



Ol üç kagan ögleşip

O üç kağan fikirleşip



AItun Yış tize kabışalım timiş.

Altın Ormanı'nda (Altay'da) buluşalım demişler.



Ança ögleşmiş:

Şöyle anlaşmışlar:



Öŋre Türk kagangaru sülelim timiş.

Doğuda Türk kağanına (Kapgan'a) doğru sefer edelim demişler.



Aŋaru sülemeser kaçan neŋ erser ol bizni,

Onun üzerine sefer yapmazsak, ne zaman olsa o bizi,

j 00 Ahmet B. ERCÎLASUN

-Kaganı alp ermiş ayguçısı bilge ermiş-

-Kağanı yiğit imiş, danışmanı (Tonyukuk) çok bilgili imiş-



Kaçan neŋ erser ölürteçi kök.

Ne zaman olsa (bizi) mutlaka öldürecektir.



Üçegün kabışıp sülelim.

Üçümüz birlikte, buluşup sefer edelim.



İdi yok kılalım timiş.

Tamamıyla yok edelim, demişler.



Türgiş kagan ança timiş:

Türgiş kağanı (Uçele) şöyle demiş:



Beniŋ bodunum anta erür timiş.

Benim milletim oradadır, demiş.



Türk bodunı yime bulganç ol timiş.

Türk milleti ise karmaşa içindedir, demiş.



Oguzı yime tarkınç ol timiş.

Oğuzlar (Uygurlar) ise sıkıntı içindedir, demiş.



Ol sabin eşidip

(Uçele'nin) o sözlerini işitince



Tün yime udısıkım kelmez erti;

Geceleri uyuyasım gelmez oldu;



Kün yime olursıkım kelmez erti.

Gündüzleri oturasım gelmez oldu.

TÜRK DİLİ TARİHİ 101

Tonyukuk, casusları sayesinde Çin, Kırgız ve Türgiş kağanlarının an­laşmalarını ve hatta konuşmalarını kelimesi kelimesine öğrendi. Bunun üze­rine Köktürkler, düşmanlarından önce harekete geçerek Kırgızlar üzerine anî bir baskın yaptılar. Kırgızlardan sonra Türgişler üzerine yönelen Tonyukuk, Altay dağlarını aşarak, İrtiş ırmağını geçerek Yarış (Cungarya) ovasındaki Bolçu bölgesine geldi. Türgiş ordusu

100 000 kişi idi ve Köktürk ordusundan epeyi kalabalıktı. Bolçu'da çe­tin bir savaş oldu. Türgiş kağanı Uçele tutsak edildi; yabgu ve şadları öldü­rüldü; bunun üzerine On Ok beyleri ve halkı gelip Köktürklere baş eğdiler (Tonyukuk I kuzey, II batı yüzü).

698'deki Bolçu savaşı, Türk tarihinin önemli savaşlarından biridir. 582'de Tardu'nun bağımsızlık ilânından sonra, 600-603 arasındaki kısa süre hariç, Doğu ve Batı Türkleri Bolçu savaşı sonunda ilk defa birleşmişlerdir. Kapgan Kağan'ın, Altay dağlarında beklenilmesi buyruğuna karşı gelerek Tonyukuk orduyu bizzat yürütmüş ve savaşı idare etmiştir. Bolçu savaşından sonra Tonyukuk, Köktürk ve Türgiş ordularıyla birlikte sefere devam ederek Seyhun'u geçmiş, Demir Kapı'ya kadar ulaşmış, orada bulunan Emevî A-raplanna da baş eğdirmiş ve sayısız ganimetler elde ederek geri dönmüştür. Bütün bu zafer ve kazanımlara rağmen 701 'den sonra Tonyukuk'un, Kapgan tarafından kenara çekildiği anlaşılmaktadır (Giraud 1999: 74, 95). Türgiş kağanı Uçele yerinde kalmış ve 706'da ölünceye dek, Köktürklere tâbi ola­rak ülkesini idare etmiştir.

Bolçu savaşından sonra Kapgan, oğullarından birini İni (Küçük) İl Ka­ğan ilân etmiş; Çumukunlarla On Okların idaresini ona vermişti. 14 yaşında­ki Bilge, sağ kanat şadı (Tarduş Şad), Kapgan'ın kardeşi To-si-fu (Tuğ Yabgu) ise sol kanat şadı idi (Sertkaya 1995: 82-83). İni İl Kağan, On Okları da yönettiği için Batı Kağanı unvanını da taşıyordu. Kapgan, kağanlar ka­ğanı (büyük imparator) idi. 700'lerin başında, oğlu İni İl Kağan, kardeşi To-si-fu Şad, yeğenleri Tarduş Şad (Bilge) ve Köl Tigin'den oluşan muhteşem bir kadro ile kağanlığı idare ediyordu. Kapgan Kağan, imparatoriçe Wu'ya şart koşarak Çin'deki Türklerin iadesini sağlamış, Batı ve Doğu Kök Türkle­rini birleştirmiş; Uygur, Kırgız, Çik, Basmıl, Karluk gibi birçok Türk boyu­nu da kağanlığa bağlayarak Türk birliğini kurmuş; dört bir yana sayısız se­ferler düzenleyip ordular göndererek başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çök-türmüştü. Umumî tabloyu Bilge Kağan'dan dinleyelim:

Eçim kağan birle ilgerü Yaşıl Ögüz,

Amcam kağan ile doğuda Sarınmak

102 Ahmet B. ERCİLASUN

Şantuŋ yazıka tegi süledimiz.

(ve) Şantung Ovası'na dek sefer ettik.



Kurıgaru Temir Kapıgka tegi süledimiz.

Batıda Demir Kapı'ya dek sefer ettik.



Kögmen aşa Kırkız y iriŋ e tegi süledimiz.

Kögmen (dağını) aşarak Kırgız yerine dek sefer ettik.



Kamagı biş otuz süledimiz.

Tam yirmi beş sefer yaptık.



Üç yigirmi süŋüşdümüz.

On üç (kez) savaştık.



İlligig ilsiretdimiz;

İlliyi (devleti olanı) ilsizleştirdik; Kaganlıgıg kagansıratdımız;

Kağanlıyı kağansızlaştırdık;

Tizligig sökünümüz;

Dizliye diz çöktürdük;



Başlıgıg yüküntürtümüz.

Başlıya baş eğdirdik. (KTD 17-18)

Çin kaynaklan Kapgan Kağan'ın topraklarının 10 000 li'den fazla (4500 km kadar) olduğunu ve "bütün barbarların onun emri altında" bulun­duğunu yazmakta idiler (Kafesoğlu 1996: 111). "Barbarlar", Çin'in kuzeyin­deki bütün bozkır kavimleri idi ki bu ifade Kapgan çağında Türk birliğinin sağlanmış olduğunu gösteriyordu.

TÜRK DİLİ TARİHİ 103

Türk birliği sağlanmıştı ama bunu sürdürmek hiç de kolay değildi 706'da ölen Uçele'nin yerine Türgiş kağanı olan oğlu Soko, Doğu Türkistan bölgesindeki sınırlarını genişletmeyi başarmış ve Çin'le ilişkiye girmişti. Bu ilişkiyi hoş karşılamadığı anlaşılan Kapgan, Soko'nun kardeşi Çenu'nun kendisine sığınmasından da yararlanarak 710 yılında Türgişler üzerine yü­rümüş, onları itaat altına almış ve Çenu'ya "siz ve kardeşiniz birbirinizi kar­şılıklı desteklemeyi bilemediniz. Peki, bana tam bir sadakatle nasıl hizmet edebileceksiniz?" diyerek iki kardeşi de öldürtmüştü Aynı yıl Bars Bey Turgış kağanı ilân edilmiş ve Bilge'nin kızkardeşiyle evlendirilmişti (Sal­man 1998: 32-35). Bilge Kağan şöyle diyor:

Bars beg erti.

Bars (Pars), bey idi.



Kağan at bunta biz binimiz.

Kağan unvanını burada biz verdik.



Simlim kunçuyug birlimiz.

Kızkardeşim kunçuyu (prensesi) verdik. Özi yaŋıltı kağanı ölti.

(Halkın) kendisi yanıldı ve kağanları öldü.

Bodunı küŋ kul bolu.

Milleti cariye ve kul oldu. (KT D 20)

Yanılan, Kırgızlar, Azlar ve Türgişlerdir. 711 yılında Bilge ve Köl Tigin önce Kırgız üzerine yürümüş; "süngü batımı karı sökerek, Kögmen dağlarını aşarak Kırgızları uykuda basmış"; Soŋa ormanındaki savaşta Kır­gız kağanını öldürerek ülkelerini almışlardır. Aynı yıl "Altay dağlarını aşa­rak, İrtiş ırmağını geçerek" Türgişlerin üzerine yürümüşler ve onları da uy­kuda basmışlardır. Yine Bolçu'da cereyan eden savaşta Türgiş kağanının ordusu "ateş gibi, bora gibi" saldırmış; fakat Köl Tigin'in kahramanlıkları sayesinde Türgiş kağanı, yabgusu ve şadı öldürülmüş; ülkeleri alınmış ve Kara Türgişler tâbi kılınarak Tabar'a yerleştirilmiştir (KT D 35-38; BK D 26-28).

104 Ahmet B. ERCİLASUN

705 yılında Kuteybe bin Müslim, Emevîlerin Horasan valisi olmuştu. "Üstâdı Haccac gibi Kuteybe de hiçbir şeyden çekinmez"; "cesaretten fayda olmadığını anlayınca hile ve desise" kullanırdı. Çeşitli hilelerle, şehir dev­letleri arasındaki anlaşmazlıklardan yararlanarak Mâverâünnehir'de hâkimi­yet kurmayı başarmıştı (Barthold 1990: 200). Kuteybe 712'de Soğdak ülke­sini de almış ve Merv'e geri dönmüştü. Kuteybe'nin dönüşünden sonra Soğdaklar Araplara isyan etmişler ve Türklerden yardım istemişlerdi. Köktürkler bu daveti kabul ederek Köl Tigin kumandasındaki bir orduyu 712 sonlarında Semerkant tarafına gönderdiler. Köl Tigin Semerkant dışında bütün Soğdak ülkesini alarak Demir Kapı'ya ulaştı. Fakat "713 ilkbaharında Kuteybe, Türklerin bulundukları zor durumdan faydalanarak onları Mâverâünnehr'i terke mecbur etti." (Barthold 1990: 200-202; Giraud 1999: 72). Türklerin içinde bulunduğu zor durum Kara Türgişlerin isyanıdır. Bu olaylar Bilge Kağan tarafından Köl Tigin bengü taşında şöyle anlatılır:

Sogdak bodun iteyin tiyin

Soğdak milletini düzenleyeyim diye



Yinçü ögüzüg keçe

İnci (Seyhun) ırmağını geçerek



Temir Kapıgka tegi süledimiz.

Demir Kapı'ya dek sefer ettik.



Anta kisre Kara Türgiş bodun yagı bolmış.

O sırada Kara Türgiş halkı düşman oldu.



Keŋeres tapa bardı.

Keŋeres'e doğru gitti.



Biziŋ sü atı tonik azukı yok erti.

Bizim askerin atları zayıftı, azığı yoktu.



Yablak kişi er... alp er biziŋe tegmiş erti.

Kötü insanlar... yiğit erler bize saldırmışlardı.

TÜRK DİLİ TARİHİ 105

Antag ödke ökünüp

Böyle zamana lânet ederek



Köl Tiginig az erin irtürü ıttımız.

Köl Tigin'i az erle gönderdik.



Ulug süŋüş süŋüşmiş.

Büyük bir savaş yapmış.



Alp Şalçı ak atın binip tegmiş.

(Köl Tigin), Alp Şalçı (adlı) kır atına binip saldırmış.



Kara Türgiş bodunug anta ölürmiş almış.

Kara Türgiş halkını orada öldürüp almış. (KT D 39-40)

Bu seferde Bilge yoktur. Çünkü Bilge Kağan bengü taşında Bilge'nin 2. Bolçu savaşına katıldığı anlatıldıktan sonra Beş Balık seferine geçilmiştir (BK D 28). Herhangi bir isyandan bahsedilmeden "Soğdak milletini düzen­lemek" ifadesinden Soğdaklann bir davetinin söz konusu olduğu anlaşılıyor. Bengü taşta Köl Tigin'in Araplara yenildiği ve Mâverâünnehir'i terk etmek zorunda kaldığı belirtilmemiş; fakat Kara Türgişlerin isyanı (yağı olması) yüzünden Türgişler üzerine yüründüğü, dolayısıyla Mâverâünnehr'in terk edildiği ifade edilmiştir. Ancak zamana lânet edilmes(ökünüp), atların zayıf­lığından ve azıksızlıktan bahsedilmesi Mâverâünnehir'de Araplara karşı zor duruma düşüldüğünü düşündürmektedir.

714'te Bilge, Beş Balık'a sefer etti, altı kez savaşarak Beş Balık'ı aldı (BK D 28).

Kapgan Kağan'in sağladığı birlik 715'ten itibaren bozulmaya başladı. İlk önce Karluklar isyan etti. Hiçbir sıkıntıları olmadığı {buŋsuz) hâlde, iste­dikleri yere ulaşıp gittikleri (erür barur) hâlde düşman oldular. Kutsal Tamag tepesindeki savaşta Bilge ve Köl Tigin, Karluk isyanını bastırdı (BK D 29; KT K 1-2). Ardından Basmıllar, Azlar, İzgiller isyan ettiler. Hepsi de Bilge ve Köl Tigin'ce bastırıldı. İzgil isyanı öncesi, Bilge Kağan tarafından eçim kagan ili kamşag boltukınta bodun ilig ikegü boltukınta (amcam kağa­nın devleti karmaşa içine düştüğünde, milletle hükümdar ikiye bölündüğün-

106 Ahmet B. ERCİLASUN

de) ifadeleriyle anlatılır ki (KT K 3) bu tam bir halk isyanı tasviridir. İzgil isyanı da bastırılmıştır ama bu defa Dokuz Oğuzlar ayaklanmışlardır. Bilge Kağan bu isyanı çok acı ifadelerle tasvir eder:

Tokuz Oguz bodun meniŋ bodunum erti.

Dokuz Oğuz milleti benim milletim idi.



Teŋri yir bulgakın üçün,

Gök ve yer bulandığı için,



Ödiŋe küni tegdük üçün yagı boltı.

Ödlerine kıskançlık değdiği (içlerine kıskançlık girdiği) için düşman oldular. (BK D 29-30)

Dokuz Oğuzlarla bir yılda beş kez savaştılar: Togu Balık'ta, Kuş Algak'ta, Bolçu'da, Çuş Başı'nda ve Ezgenti Kadız'da.

Togu Balık (Doğu Kent) savaşı Toğla ırmağı yakınlarında oldu. Bilge, askerlerini ırmaktan yüzdürerek geçirdi. Köl Tigin, Azman adlı kır atına binip boğa gibi saldırarak altı eri mızrakladı; ordular göğüs göğüse gelince de yedinci eri kılıçladı.

Kuş Algak savaşı Edizlerle yapılmıştı. Köl Tigin bu defa Az adlı yağız atına binmiş, bir eri mızraklamış, dokuz eri de kuşatarak kılıçlamıştı. Bu savaşta Ediz halkı öldü.

Bolçu savaşı Oğuzlarla yapıldı. Köl Tigin yine Azman adlı kır atına bindi; düşmana saldırıp onları mızrakladı. Oğuz ordusu mızraklanıp ülkesi alındı.

Kuş Algak ve Bolçu'daki savaşlarda Bilge yoktu. Çuş Başı'ndaki dör­düncü Oğuz savaşında Bilge ile Köl Tigin yine birliktedir. Savaşın başında Köktürk ordusunda karışıklık oldu. Az kalsın perişan olacaklardı. Köktürk ordusunu yarıp dağıtarak gelen Toŋra'ları Bilge ile Köl Tigin geri püskürt­tüler ve pek çok Köktürk'ü ölümden kurtardılar. Toŋralardan on kişilik yiğit bir mangayı kuşatarak yok ettiler.

Ezgenti Kadız'da yapılan beşinci savaşta Bilge ile Köl Tigin, Oğuz or­dusunu mızraklayıp bozguna uğrattı. Köl Tigin yine Az adlı yağız atma bin­mişti. İki eri mızraklamış ve çamura batırmıştı (KT K 4-8; BK D 30-31).



TÜRK DİLİ TARİHİ 107

715-716 kışı Amga kalesinde geçirildi. Şiddetli bir kıtlık oldu. Baharda yine Oğuzlar üzerine yüründü. Köl Tigin, ailelerin de bulunduğu karargâhın başına bırakılmıştı. Üç Oğuz ordusu ise ikiye ayrılarak baskın yaptı. Kıtlıkta Köktürk atları ölmüş, Köktürkler atsız kalmışlardı. Üç Oğuzlar, Köktürklerin güçsüz ve yaya olduğunu düşünerek onları yenmek üzere geldiler. Yarısı karargâhı yağmalamaya gitmiş, yarısı da Bilge'nin kumanda ettiği ordu ile savaşmaya gelmişti. Üç Oğuzlar karargâha baskın yapınca Köl Tigin Ögsüz adlı kır atına binip dokuz eri rmzrakladı ve karargâhı düşmana vermedi. Eğer Köl Tigin olmasaydı anneleri, kızkardeşleri, gelinleri ve bütün kunçuylar (prensesler) ya ölerek yollarda yatıp kalacaktı; ya da yakalanıp cariye ola­caklardı. Öte yandan kaleden çıkmış olan Bilge'nin ordusu da hem az, hem perişan idi. "Tanrı güç verdiği için" Üç Oğuzları mızraklayıp dağıttılar (KT K 8-9; BK D 31-32).

716 yılında Bayırkular da isyan etmişlerdi. Onların üzerine doğrudan doğruya Kapgan Kağan yürümüş ve Toğla ırmağı civarında Bayırkuları boz­guna uğratmıştı. Ancak Ötüken'e dönerken, 22 Temmuz 716 tarihinde bir kısım Bayırku tarafından pusuya düşürülüp öldürüldü ve başı Çin'e götürüle­rek başkent Çaŋan'da bir direğe asılıp halka teşhir edildi (Kafesoğlu 1996: 115; Sertkaya 1995: 88).

Muhteşem Kapgan Kağan çağı felâketle son bulmuştu; ancak devlet kargaşadan henüz kurtulmuş değildi. Ötüken'de İni İl, kağanlığını ilân et­mişti. Oysa kağanlık İlteriş'in oğlu Bilge'ye ait olmalıydı. Köl Tigin tarafın­dan yönetilen şiddetli bir darbe ile İni İl Kağan tahttan indirildi; taraftarları öldürüldü ve aynı yıl (716) Bilge, Köktürk tahtına oturdu (Sertkaya 1995: 15-16; 87-89).

Genel bir değerlendirme içinde Kapgan çağı, Kapgan'ın ölümü ve Bil­ge'nin kağan olması, Bilge Kağan tarafından şöyle anlatılır:

İlgerü Kadırkan yışıg aşa

Doğuda Kadırkan (Kingan) dağlarını aşarak



Bodunug ençe konturtumuz ençe itdimiz.

Milleti huzur içinde yerleştirdik, huzur içinde düzenledik.



Kurıgaru Keŋü Tarmanka tegi

Batıda Kengü Tarman'a değin

108 Ahmet B. ERCİLASUN

Türk bodunug ençe konturtumuz ençe itdimiz.

Türk milletini huzur içinde yerleştirdik, huzur içinde düzen­ledik.



Ol ödke kul kullug bolmış erti;

O devirde kul, kullu olmuştu;



Küŋ küŋlüg bolmış erti.

Cariye, cariyeli olmuştu.



İnisi eçisin bilmez erti;

Kardeş, ağabeyini tanımazdı;



Oglı kaŋın bilmez erti.

Oğul babasını tanımazdı.



Ança kazganmış ança itmiş

O kadar kazanılmış, o derece düzenlenmiş



İlimiz törümüz erti.

Devletimiz ve yasalarımız vardı.



Türk Oguz begleri bodun eşidiŋ !

Türk Oğuz beyleri, millet, işitin!



Üze teŋri basmasar,

Üstte gök basmadıkça,



Asra yir telinmeser

Altta yer delinmedikçe


TÜRK DİLİ TARİHİ 109

Türk bodun iliŋin törüŋin

Türk milleti, devletini, yasalarını



Kem artatı udaçı erti?

Kim bozabilirdi?



Türk bodun ertin ökün !

Türk milleti, kabul et ve pişman ol!



Küregüŋin üçün igidmiş bilge kağanıŋa,

Dönekliğin yüzünden, (seni) beslemiş olan bilgili kağanına,



Ermiş barmış edgü iliŋe

Mükemmel ve muhteşem devletine



Kentü yaŋıltıg yablag kigürtüg.

Kendin yanıldın ve felâket getirdin.



Yaraklıg kantan kelip yanya iltdi?

Silâhlılar nereden gelip (seni) dağıttı?



Süŋüglüg kantan kelipen süre iltdi?

Mızraklılar nereden gelerek (seni) sürdü?



Iduk Ötüken yış bodun bardıg!

Kutsal Ötüken yaylalarının halkı, gittin!



İlgerü barıgma bardıg!

Doğuya gidenler, gittiniz!



Kungaru barıgma bardıgl

Batıya gidenler, gittiniz!

110 Ahmet B. ERCİLASUN

Barduk yirte edgüg ol erinç:

Gittiğin yerde kazancın şu oldu:



Kanıŋ subça yügürti;

Kanın su gibi aktı;



Süŋüküŋ tagça yatdı;

Kemiklerin dağ gibi yattı;



Beglik urı ogluŋ kul boltı;

Beylik erkek evlâdın kul oldu;



İşilik kız ogluŋ küŋ boltı.

Hanımlık (hanım olmaya lâyık) kız evlâdın cariye oldu.



Bilmedük üçün yablakıŋın üçün

Bilgisizliğin yüzünden, fenalığın yüzünden



Eçim kagan uça bardı.

Amcam kağan (Kapgan) uçup gitti (vefat etti).



Başlayu Kırkız kaganıg balbal tikdim.

En başta Kırgız kağanını balbal olarak diktim.



Türk bodunug atı küsi yok bolmazun tiyin

Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye



Kaŋım kaganıg ögüm katunug kötürmiş teŋri,

Babam kağanı, anam katunu kaldırmış olan Tanrı,



İl birigme teŋri,

Devlet veren Tanrı,

TÜRK DİLİ TARİHİ 111

Türk bodun atı küsi yok bolmazun tiyin,

Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye,



Özümin ol teŋri kagan olurtdı erinç.

İşte beni o Tanrı kağanlığa oturttu. KT D 21 -26; BK D 17-21)

Bilge Kağan tahta oturduktan sonra ülkeyi yeniden toparlamaya çalıştı.
Köl Tigin'i "sol bilge ilig"lik makamına getirdi ve başkomutan yaptı.
Tonyukuk'u yeniden "ayguçılık" makamına (Devlet Meclisi başkanlığına)
getirdi (Kafesoğlu 1996: 116). Fakat 717 yılında Oğuzlar, Dokuz Tatarlarla
birleşip baş kaldırdılar. Agu'daki iki büyük savaşta Bilge Kağan, Oğuz ve
Tatar ordusunu bozguna uğrattı. Dokuz Oğuzlar yerlerini yurtlarını bırakıp
Çin'e gittiler; adları sanları yok oldu (BK D 34-36). Çin kaynakları Çin'e
giden boyları Bayırku, Uygur, Toŋra, Hsi ve Buğu olarak sayar (Sertkaya
1995:88).

Aynı yıl Uygurlar da toplanıp baş kaldırdılar; Selenge ırmağı kıyıların­daki Kadagan geçidinde bozguna uğradılar. Bilge Kağan, Türk bodun aç erti ol yılkıg alıp iğittim (Türk milleti aç idi; -Uygurların at sürüsünü- alıp -aç kalmış olan Türkleri- doyurdum) diyor (BK D 37-38). 717 yılında Köktürk ülkesinde bir kıtlık veya hayvan hastalığı olduğu anlaşılmaktadır (Giraud 1999: 85).

718'de Oğuzlar yine kaçıp Çin'e gittiler. Bilge Kağan'ın canı sıkıldı; askerle artlarından gidip çocuk ve kadınları geri getirdi (BK D 38).

Bu arada Tatabılar da Çin'e bağlanmışlar ve Ötüken'e elçi göndermez olmuşlardı. Bilge Kağan onlar üzerine de sefer ederek bozguna uğrattı; Tatabıları Kadırkan (Kingan) dağlarındaki yurtlarına yerleştirdi. 718'de Karluklar da tekrar devlete bağlandı (BK D 39-41).

Bilge Kağan, hükümdarlığının ilk yıllarındaki güçlük ve mücadeleleri şöyle anlatır:

Neŋ yılsıg bodunka olurmadım.

Hiç de zengin bir millete hükümdar olmadım. İçre aşsız taşra tonsuz,

Kursağında aş olmayan, sırtında giyecek bulunmayan,

Yabız yablak bodunta üze olurtum.

Sefil ve perişan bir millet üzerine hükümdar oldum.

112 Ahmet B. ERCILASUN

İnim Köl Tigin birle sözleşdimiz.

Kardeşim Köl Tigin ile sözleştik.



Kaŋımız eçimiz kazganmış bodun

Babamızın, amcamızın kazandığı milletin



Atı küsi yok bolmazun tiyin

Adı ve şöhreti yok olmasın diye



Türk bodun üçün

Türk milleti için



Tün udımadım küntüz olurmadım.

Gece uyumadım, gündüz oturmadım.



İnim Köl Tigin birle iki şad birle

Kardeşim Köl Tigin ile, iki şad ile



Ölü yitü kazgantım.

Ölüp yiterek kazandım.



Ança kazganıp biriki bodunug

Böylece kazanarak, birleşmiş milleti



Ot sub kılmadım.

Ateş ile su kılmadım (birbirine düşman etmedim). (KT D 26-27).

Bilge Kağan, amcasının son yıllarında ortaya çıkan isyanları bastırmayı başarmış, dağınıklığı gidermiş ve birliği tekrar sağlamaya başlamıştı. Bunu gören ve daha önce Çin'e gitmiş bulunan bazı beyler de geri döndüler. Çin'e giden ve Çinlileşmeyi reddederek isyan eden halkın bir kısmı da geri döndü (Taşağıl 2002: 686).

TÜRK DİLİ TARİHİ 113

Bilge Kağan bu olayları ve buna benzer toparlanmaları şöyle anlatmak­tadır:

Men özüm kagan olurtukuma

Ben kağan olduğum zaman



Yir sayu barmış bodun

Her yere dağılmış olan millet Ölü yitü yadagın yalıŋın yana kelti.

Ölüp yiterek, yayan yapıldak dönüp geldi. (KT D 27-28) Gidenler geri döndüğüne ve birlik az çok sağlandığına göre Çin'e de a-kın yapılabilirdi. Ancak Tonyukuk, henüz yeteri kadar güçlenilmediği ge­rekçesiyle buna engel oldu. Bilge Kağan bu defa da Orhun vadisinde, Çinli­ler gibi, etrafı surlarla çevrili bir başkent yaptırmak ve içine de Budist ve Taoist tapmaklar inşa ettirmek istedi. Bu talebe karşı Türklerin "koca kurt"u Tonyukuk'un cevabını Çin kaynaklarından öğrenmekteyiz:

"Göktürkler Çinlilerin yanında bire yüz bile değillerdir. Otlak ve sulak yerleri ararlar, avlanırlar, sabit evleri yoktur ve daima muharebe talimi ya­parlar. Kendilerini güçlü hissettikleri anda ileri atılırlar. Kendilerini zayıf hissettiklerinde kaçarlar ve saklanırlar. Böylece Çinlilerin sayıca üstünlükle­rini, ki bu onlara hiçbir şey sağlamaz, telâfi ederler. Eğer Göktürkleri sur­larla çevrili bir şehre yerleştirirseniz ve bu defa Çinlilere yenilirseniz onların tutsağı olursunuz Buda ve Lao-Tsö'ye gelince, bunlar insanlara yumuşaklık ve tevazu öğretirler; böyle şeyler savaşçılara göre değildir." (Grousset 1980: 119).

Ancak Köktürklerin tekrar güçlenmesi Çin'i harekete geçirdi. Doğuda Kıtay ve Tatabılarla, batıda Basmıllarla, kuzeyde Kırgızlarla anlaştılar. Hatta bazı Köktürk asilleriyle de gizlice ittifak yaptılar. 300 000 kişilik bir mütte­fik ordusu toplandı. Tonyukuk'un tavsiyelerini dinleyen Bilge hücuma geç-meyip bekledi. Basmılların 721 güzünde sonuçsuz kalan yürüyüşlerinden sonra Bilge Kağan, Kansu bölgesini yağmaladı; 721 kışında Kıtayları, 722 baharında Tatabıları bozguna uğrattı. Böylece müttefikleri birbirinden ayırıp tek tek yenmiş oldu (Taşağıl 2002: 686-687; BK G 1-3).

Köktürklerin başarıları üzerine Çin durumu kabul etmek zorunda kaldı. İmparator Hsüan-tsung'un sarayında yapılan müzakerelerde "Bilge Kağan'ın iyi bir idareci olduğu, insanları iyi yönettiği ve dost canlısı kişiliğe sahip olduğu vurgulanırken, kardeşi Kül Tegin'in mükemmel bir savaşçı, iyi bir komutan, Tonyukuk'un ise çok cesur, yaşlı, bilgili, tecrübeli biri olarak Çin için tehlikeli oldukları" belirtilmekteydi (Taşağıl 2002: 687-688).

114 Ahmet B. ERCİLASUN

725 yılında Çinlilerin gönderdiği elçi Ötüken'de büyük bir ihtişamla karşılanmış; Bilge Kağan, katun (kraliçe), Köl Tigin, Tonyukuk ve Köktürk ileri gelenleri tarafından kabul edilmişti (Kafesoğlu 1996: 117; Taşağıl 2002: 688). Kaynaklarda, Bilge Tonyukuk'la ilgili olarak yer alan son haber budur (Kafesoğlu 1996: 117). Tonyukuk'un bu yıllarda vefat ettiği tahmin edilebi­lir.

Çin elçilik heyetine karşılık Bilge Kağan da veziri Buyruk Çor'u elçi olarak gönderdi. İki ülke arasında anlaşma yapıldı. Köktürkler Çin sınırla­rındaki askerî faaliyetlerini durdurdular. Buna karşılık Çin, her yıl yüz bin­lerce top ipekli göndermeyi kabul etti. Ayrıca Şo-fang'da iki ülkenin ticaret yapabileceği bir serbest pazar kuruldu (Taşağıl 2002: 688).

Çin ile yapılan anlaşmayı Bilge Kağan şöyle ifade etmektedir:



Bu yirte olurup Tabgaç bodun birle tüzültüm.

Burada (Ötüken'de) oturup Çin milletiyle anlaşma yaptım.



Altun kümüş işgiti kutay buŋsuz ençe birür.

Altın, gümüş, ipek ve ipeklileri sorun çıkarmadan, rahatça vermektedir. (KT G 4-5)

Bilge Kağan'a göre Çin'e gitmek son derece tehlikelidir:

Tabgaç bodun sabı süçig,

Çin milletinin sözü tatlı,



Agısı yımşak ermiş.

Armağanları yumuşak imiş.



Süçig sabın yımşak agın arıp

Tatlı sözlerle, yumuşak armağanlarla aldatıp



Irak bodunug ança yagutır ermiş.

Uzak milletleri o şekilde yaklaştırırmış.

TÜRK DİLİ TARİHİ 115

Yaguru kontukda kisre

Yaklaşıp konduktan sonra



Anyıg bilig anta öyür ermiş.

Kötü bilgiyi (fitne ve fesadı) o zaman düşünürmüş.



Edgü bilge kişig,

Çok bilgili kişileri,



Edgü alp kişig yontmaz ermiş.

Çok yiğit kişileri yürütmezmiş.



Bir kişi yaŋılsar

Bir kişi yanılsa



Oguşı bodunı,

Soyu, halkı,



Ebi eşükiŋe tegi kıdmaz ermiş.

Evi eşiğine dek sınır tanımazmış (öldürürmüş).



Süçig sabıŋa yımşak agısına arturup

Tatlı sözlerine, yumuşak armağanlarına kanıp



Üküş Türk bodun öltügl

Türk milleti, çok öldün!



Türk bodun ölsikiŋ!

Türk milleti, öleceksin! (KT G 5-6)

116 Ahmet B. ERCİLASUN

Köktürk ve Dokuz Oğuzlardan birçok kişinin Çin'e gittiğini; orada ad­larının sanlarının yok olduğunu ve hatta 718'de Bilge Kağan'ın, Çin'e ka­çan Oğuzların ardından giderek çocuk ve kadınlarını geri getirdiğini Bilge Kağan kendi ağzından ifade eder. Yukarıdaki satırlarda Bilge Kağan uyarıla­rını yapmakta; "ben Çin ile anlaştım; Çin'e gitmene ve yok olmana gerek yok" demekte ve eklemektedir:



Ötüken yir olurup

Ötüken'de oturup



Arkış tirkiş ısar

Mal ve kervan gönderirsen Neŋ buŋug yok.

Hiç sıkıntın olmaz. (KT G 8)

725'te Çin'le anlaşma yapılmış, Şo-fang'da serbest pazar da kurulmuş­tur. "Çin'e gidip yerleşmene gerek yok; satmak istediğin atları, kürkleri gö­türüp sat; incik boncuk, ipekli kumaş... ne istersen al!..." Bilge Kağan'ın demek istediği budur.

Koyun yılının 17. günü, 27 Şubat 731'de Köl Tigin öldü. Koyun yılının 9. ayının 27'sinde, 1 Kasım 731'de yoğ töreni yapıldı.

Bilge Kağan 'ı derin bir ızdıraba sevk eden bu hadiseyi onun ağzından dinleyelim:



İnim Köl Tigin kergek boltı.

Kardeşim Köl Tigin şahin olup uçtu (vefat etti).



Özüm sakıntım.

Ben düşünceye daldım.



Körür közüm körmez teg,

Görür gözüm görmez gibi,



Bilir biligim bilmez teg boltı.

Bilir aklım bilmez gibi oldu (delirecek gibi oldum).

TÜRK DİLİ TARİHİ 117

Özüm sakıntım.

Ben düşünceye daldım.



Öd teŋri yaşar;

Zamanı (ebedî olarak) Tanrı yaşar;



Kişi oglı kop ölgeli törümiş

İnsanoğlu hep ölmek için yaratılmış.



Ança sakıntım.

Böyle düşündüm.



Közde yaş kelser tıda,

Gözden yaş gelse önleyerek,



Köŋülte sıgıt kelser yanturu sakıntım.

Gönülden feryat gelse bastırarak düşünceye daldım.



Katıgdı sakıntım.

İyice düşündüm.



İki şad ulayu iniygünüm,

İki şad ve kardeşlerimin,



Oglanım, beglerim, bodunum

Oğullarım, beylerim ve milletimin



Közi kaşı yablak boltaçı tip sakıntım.

Gözü kaşı perişan olacak diye düşündüm. (KT K 10-11)

Yoğ törenine gelenler tek tek sayılır:

Yogçı sıgıtçı Kıtany Tatabı bodun başlayu

Yoğcu (yasçı) ve ağlayıcı olarak Kıtay, Tatabı milletlerini temsilen

Ahmet B. ERCİLASUN

1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   33


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə