Türk Dili Tarihi Ahmet B. Ercilasun Akçağ Yayınları / 603 Araştırma İnceleme / 50




Yüklə 2.38 Mb.
səhifə22/33
tarix25.04.2016
ölçüsü2.38 Mb.
1   ...   18   19   20   21   22   23   24   25   ...   33

2.3. KARAHANLI TÜRKÇESİNİN DİL ÖZELLİKLERİ

Türk dilini, eski, orta, yeni olarak üç döneme ayıran Türkologlara göre Karahanlı Türkçesi, Orta Türkçenin ilk dönemini oluşturur. Böyle düşünen Türkologlara göre 10-15. yüzyıllar arası, Orta Türkçe dönemidir. Karahanlı

TÜRK DİLİ TARİHİ 349

Türkçesinden sonraki Harezm, Kıpçak ve Eski Oğuz Türkçeleri de Orta Türkçenin diğer dönem ve alanlarıdır. Bu görüş, Batı Türkçesinin ilk dönemi olan Eski Oğuz Türkçesinin, diğerlerinden önemli farklılıklar gösterdiğini dikkate almaz. 13. yüzyıldan itibaren Türk yazı dilinin (Kuzey-) Doğu ve (Güney-) Batı olarak iki ayrı kol hâlinde geliştiğini göz önünde bulunduran diğer bir kısım Türkolog, Karahanlı Türkçesini Eski Türkçe içine alır. Köktürk, Eski Uygur, Karahanh dönemleri Eski Türkçeyi oluşturur ve Karahanh Türkçesinin sonunda Türk yazı dili Doğu-Batı olarak ikiye ayrılır. Bugüne ulaşan metinleri 11. ve 12. yüzyıllara ait olan Karahanh Türkçesi Eski Uygur Türkçesiyle çağdaştır. Karahanh Türkçesi Kâşgar ve Balasagun gibi Müslüman Türk merkezlerinde kullanılırken, Eski Uygur Türkçesi daha doğuda Turfan, Hoço, Beşbalık gibi Manici ve Burkancı Türk merkezlerinde kullanılmaktaydı.

Dönem aynı, ama coğrafya ve medeniyet çevreleri farklıydı. Maamafih Eski Uygurca Karahanh Türkçesinden önce, 9. yüzyılda başlamış ve daha sonra da (15. yüzyıl sonlarına dek) devam etmiştir. Köktürkçe ise 7-8. yüzyıllarda Orhun vadisinde kullanılmıştır. Dönem, saha (coğrafya) ve medeniyet çevreleri ayrılıklarından meydana gelen birkaç küçük farklılığı dikkate almazsak Köktürk, Eski Uygur ve Karahanh Türkçelerini tek bir yazı dili olarak kabul edebiliriz. Nitekim Kâşgarlı Mahmud da "Uygur şehirlerine varıncaya dek Ertiş, Ila, Yamar, Etil ırmakları boyunca oturan halkın dili doğru Türkçedir. Bunların en açık ve en tatlısı Hakaniye-Hakanlılar ülkesi halkının dilidir." (DLT I 1941: 30) diyerek Uygur şehirlerindeki dil ile Hakaniye (Karahanh) ülkesi halkının dilinin "doğru" (standart) Türkçe olduğunu belirtmiştir. Gerçekten de medeniyet çevreleri (din) farklılıklarından doğan kelime hazinesindeki farklılıklar dışında Uygurca ile Karahanlıca gramer bakımından aynı dildir; tek ve ortak bir yazı dilidir.

2.3.1. SES ÖZELLİKLERİ

Karahanh Türkçesinde 8 ünlü, 26 ünsüz bulunur: a, e, ı, i, o, ö, u, ü, b, c, ç, d, diş arası d, f, g, ğ, h, j, k, «, I, m, n, ŋ, p, r, s, ş, t, v, w, y, z. Ünlülerden o, ö sadece birinci hecede, diğerleri her yerde bulunabilir. Bazı Türkologlara göre Karahanlıcada kapalı e de vardır (Mansuroğlu 1979: 145). Ünsüzlerden c,j,f, h, sızıcı h, v alıntı kelimelerde görülür (cefa, havâ, haber, ajun, vezµ r, devlet); Türkçe köklü sözlerde bulunmaz. j, h, ile sızıcı h'ye bazı ünlemlerde ve birkaç Türkçe sözde de rastlanabilir (jagıla-, hay, ohşa, ahtar-). d, diş arası d, g, ġ, I, ŋ, p, r, z ünsüzleri Türkçe kökenli sözlerin başında bulunmaz; sadece söz ortasında ve sonunda bulunabilir. m, n, ş ünsüzleri de söz başında seyrek görülür. m, geniz seslerinin bulunduğu durumlarda (men,

350 Ahmet B. ERCİLASUN



min-, miŋ), mundag); n, ne ve türevlerinde (neçe, negü, nelük); ş, birkaç kelimede (şiş, şaşur-) söz başında görülebilir. Köktürk, Eski Uygur ve bugünkü Karluk, Kıpçak, Oğuz lehçeleriyle karşılaştırıldığında Karahanlı Türkçesinin başlıca ses özellikleri şunlardır:

  1. Türk lehçelerinin çoğunda y'ye dönen diş arası d sesi Karahanlı
    Türkçesinde yaygındır: adak, bod, edgü (iyi), öd (zaman). Kâşgarlı'ya göre
    Çigil Türklerinde bulunan diş arası d daha o dönemde birçok boyda y ve z'ye
    dönmüştür; ancak Kâşgarlı doğru biçimi d kabul eder (DLT I 1941: 32).
    Köktürk ve Uygur yazısında diş arası d, d'den ayrı bir harfle gösterilmez.
    Ancak Köktürk ve Uygur Türkçelerinde de iki d arasında fonetik bir fark
    olduğu muhakkaktır.

  2. Köktürkçenin söz ortası ve söz sonu b'leri Uygurcada olduğu gibi
    Karahanlıcada da w'dir: awın-, kawuş-, tavvar, aw, ew, sew-. Uygurca
    metinlerde w yanında b de görülür.




  1. Köktürkçedeki n, Maniheist Uygur metinlerindeki n; Budist
    Uygurlarda olduğu gibi Karahanlılarda da /dir: koy (koyun), çıgay (yoksul),
    kayu (nerede).

  2. Dar ünlüler, dudak ünsüzleri yanında yuvarlaklaşmıştır. tapug
    (hizmet), sewüg (sevgili), yawuz (kötü), kamug (bütün).

5. Oğuz lehçelerinde çoğunlukla tonlulaşan (g, ġ, d'ye dönen) söz başı k,
t sesleri, Karahanlı Türkçesinde tonsuzdur: kerek, küç, köl, kara, kılıç, kuş,
tişi, ton, tün.

  1. Türkiye ve Azerbaycan yazı dillerinde var, var-, ver- sözlerinde
    sızıcılaşmış bulunan ünsüz, Karahanh Türkçesinde süreksiz b'ir: bar, bar-,
    bir-.

  2. Türkiye ve Azerbaycan yazı dillerinde «'ye dönen ŋ, Karahanlı
    Türkçesinin aslî seslerinden biridir: öŋ, soŋ, teŋiz, aŋla-, köŋül.

  3. Kıpçakçada c-, Azerbaycan yazı dilinde bazı durumlarda 0- olan ses,
    Karahanh Türkçesinde y'dir: yıl, yılan, yol, yüz.

  4. Birincil uzunluklar Karahanlı Türkçesinde henüz kısalmamıştır: öt
    (ateş), ât (isim), süt (uzun ü ile), +sâ-/+se-. Bu dönemde ikincil uzunluklar
    da bulunmaktadır: alūr, açār, almāk, birmêk. Ancak Kâşgarlı Mahmud'un
    bazı kayıtlarından anlaşıldığına göre kısalma süreci bu dönemde başlamıştır.

TÜRK DİLİ TARİHİ 351

2.3.2. BİÇİM ÖZELLİKLERİ

2.3.2.1. YAPIM

Karahanlı Türkçesi biçim özellikleri de Köktürk ve Uygur Türkçeleriyle hemen hemen aynıdır. +lXk, +lXg, +sXz, +kl, +çl, +dAş, +klyA, +rAk isimden isim yapma ekleri; +IA-, +A-, +U-, +Ad-, + (A) r-, +sA- isimden fiil yapma ekleri; -mAk, -g, -(X)ş, -m, -ç, -(U)k, -gU fiilden isim yapma ekleri; -d-, -mA-, -n-, -I-, -ş-, -t-, -Ur-, -DUr-, -gUr-, -Ar- fiilden fiil yapma ekleri, Karahanlı Türkçesinin sık kullanılan yapım ekleridir. Bu ekler tarihî yazı dillerinde ve bugünkü lehçelerin çoğunda da sık kullanılan yapım ekleridir.



İsimden isim yapma ekleri:

+lXk: akılık, könilik, edgülük, ulugluk. +lXg: hatâlıg, biliglig, kutlug, körklüg. +sXz: bahāsız, biligsiz, körksüz. +kl: künki, kidinki, kodkı. +çl: başçı, idişçi, içgüçi, kapugçı. +dAş: kadaş, erdeş, adaş. +kIyA: sözkiye, tuzkıya. +rAk: azrak, üküşrek, edgürek.

İsimden fiil yapma ekleri:

+IA-: başla-, sözle-, kizle-, imle-.

+A-: ula-, küçe-, aşa-, tüne-.

+U-: bayu-, kiŋü-, taru-.

+Ad-: kutad-, küçed-, muŋad-, yokad-,

+ (A) r-: akar-, karar-, eskir-, tüner-.



+sA-: barı(g)sa-, keli(g)se-, suwsa-.

Fiilden isim yapma ekleri:

-mAk: almak, birmek, turmak, körmek. -g: bilig, tatıg, kurug, ölüg. -(X)ş: alkış, biliş, ukuş, üküş, söküş, -m: alım, kedim, ulam, ötrüm.

352 Ahmet B. ERCİLASUN



-ç: ınanç, umınç, ökünç, sewinç. -(U)k: yırak, artak, yazuk, süzük, açuk. -gU: awıngu, öggü, bıçgu, sorgu, içgü.

Fiilden fiil yapma ekleri:

-d-: kod-, yüd-, yod-, ıd-. -mA-: alma-, kesme-, bulma-, sewinme-. -n-: körün-, tonan-, bezen-, urun-. -1-: egil-, urul-, karıl-, bitil-, süzül-. -ş-: sıgış-, biliş-, uruş-, körüş-. -t-: arıt-, sewit-, suwsat-, törüt-. -Ur-: kaçur-, keçür-, tatur-, yetür-. -DUr-: aşındur-, bildür-, uktur-, yitür-. -gUr-: yatgur-, tezgür-, kigür-. -Ar-: çıkar-, kiter-, kopar-.

2.3.2.2. ÇEKİM 2.3.2.2.1. İSİM ÇEKİMİ

Çokluk Eki

Çokluk eki -lAr'dır: alplar, begler, erŋekler, kırlar, ülüşler.



İyelik Ekleri

-(X) m: öpkem, sözüm, köŋlüm, atım, kutum. -(X)ŋ: sözüŋ, yoluŋ, begiŋ, tilekiŋ, başıŋ. -(S)I: tüpi, kanı, süsi, yakşısı, boguzı. -(X)mXz: birimiz, köŋlümüz. -(X)ŋXz: basıŋız, közüŋüz. -IArI: aşları, işleri.

TÜRK DİLİ TARİHİ 353



Hâl Ekleri

İlgi hâli

+nlŋ: illerniŋ, bunıŋ. Yükleme hâli

+g: ajunug, başıg, begig, beglerig, edgüg.

+nl: tilekimni, kayunı, munı, kişilerini, başıŋnı, begini, bornı.

+n (3. şahıs iyelikten sonra): közin, başın, biliglerin, cefâsın.

+I (çoğunlukla 1. ve 2. şahıs iyeliklerden sonra): atımı, kılkımı, başı.

Yönelme hâli

+GA: kişike, arslanka, tapugka, yirke, dünyāka, ewiŋke, içimke.

+ŋA(3. şahıs iyeliklerden sonra): boguzıŋa, bulgakıŋa, ewiŋe. Bulunma hâli

+DA (çıkma için de kullanılır): ödte, karında, biligde, bodunda, çeride, çiçeklikte, erenlerde, ewiŋde.

Çıkma hâli

+DIn: kamugdın, anadın, bayattın, bedüktin, biligdin, busugdın, edgüsindin.

Vasıta hâli

+n: adakın, yazın, küzün, süŋün. Eşitlik hâli

+çA: cānça.

2.3.2.2.2. FİİL ÇEKİMİ

Şahıs Ekleri

Fiil çekiminde kullanılan şahıs ekleri, görülen geçmiş zaman dışında, zamir kökenlidir.



men: biçer men, kesmegey men, yazsa men sen: kelir sen, bolga sen, bulmasa sen. (ol): unıtur, ukar ol, tutmış, kodsa. -mlz: kılur-mız, erse-miz, barmas-mız.

354 Ahmet B. ERCİLASUN



sîz: tezer siz.

(-lAr): okır-lar, kelge-ler, ögrense-ler.

Görülen geçmiş zamanda iyelik kökenli şahıs ekleri kullanılır. Köktürkçede zaman zaman görülen 2. şahıslardaki -g'li biçimler Karahanlı Türkçesinde yoktur.



-m: ogradı-m, bezendi-m, uktu-m, büttü-m.

-ŋ: aydı-ŋ, eşitti-ŋ, koldu-ŋ, yügürdü-ŋ.

-0: badı, tidi, uktı, bütti.

-mlz: kıldı-mız.

-ŋIz: boldıŋız.

-(lAr): bulmadı-lar, kirdi-ler, köçti-ler.

Görülen Geçmiş Zaman

Görülen geçmiş zaman eki 1. ve 2. şahıslarda -DX, 3. şahıslarda -DI biçimindedir: bayudum, ayıttır), boldı.



Öğrenilen Geçmiş Zaman

Öğrenilen geçmiş zaman eki -mIş'tır: unıtmış men, kizlemiş sen, kötürmiş.



Geniş Zaman

Geniş zaman eki ünlüyle biten fiillerden sonra -r'dir: yorı-r men, okı-r sen, tir. Bazen -Ur ekine de rastlanır: ti-y-ür, yara-y-ur, üşi-y-ür.



ç, g, «, k, m, ŋ, p, s, ş, t, w, y, z ünsüzleriyle biten tek heceli fiillerde geniş zaman eki -Ar'dır. aç-ar, ög-er, toġ-ar, tök-er, bak-ar, um-ar, siŋ-er, kap-ar, es-er, aşar, art-ar, sew-er, tuy-ar, bcz-er. g, t, y ile bittiği hâlde teg-, yat-, ay- fiileri -Ur ile geniş zaman yapılır: teg-ür, yat-ur, ay-ur. /, n, r, diş arası d ile biten tek heceli fiillerde -Ar,-Ir,-Ur ekleri karışık olarak görülebilir: al-ur ~ al-ır, bil-ür ~ bil-ir, kal-ur ~ kal-ır, tol-ur ~ tol-ır, kan-ur ~ kan-ar, ön-ür ~ ön-er, yan-ur ~ yan-ar, kör-ür ~ kör-er, ur-ur ~ ur-ar, bar-ur ~ bar-ır, bir-ür, er-ür, kir-ür, tur-ur, ir-er or-ar, sor-ar, ser-er, sür-er, ked-ür ~ ked-er, kod-ur ~ kod-ar, tod-ur ~ tod-ar, ıd-ur, küd-er, yüd-er, yod-ar, tıd-ar, yad-ar.

Ünsüzle biten çok heceli fiiller çoğunlukla -Ur ile geniş zaman yapılır: arıt-ur, tüket-ür, küdez-ür, küwen-ür, oŋar-ur, yaraş-ur, küldür-ür, ötür-ür.

TÜRK DİLİ TARİHİ 355

Ancak +k-, +r-, +klr-,sXk-,-k-, (geçişlilik bildirmeyen)-gXr- ekleriyle yapılanların geniş zamanlan -Ar'lıdır: çawık-ar, tagık-ar, belgür-er, kadgur-ar, kegir-er, bırkır-ar, pürkür-er, alsık-ar, ursuk-ar, sezik-er, turuk-ar, kelgir-er, saçgır-ar (Ercilasun 1984: 102-120).

Olumsuz geniş zaman -mAz ekiyle yapılır: sık-maz, okı-maz, keç-mez, sew-mez.

Gelecek Zaman

Köktürkçedeki -DaçI ve -sIk gelecek zaman ekleri, Karahanlı Türkçesinde görülmez. Karahanlıcanın gelecek zaman eki, Uygurcada olduğu gibi -gAy'dır; ancak y sesi çoğunlukla düşer: kesme-gey men, kıl-ga men, bolga sen, açıl-gay, bir-ge. Ayrıca yakın gelecek zamanı anlatmak üzere -gAllr eki de kullanılır: al-galır, bar-galır.



Şart Kipi

Köktürkçedeki -sAr şart zarf-fiiline karşılık Karahanlıcada -sA şart kipi eki vardır: kelme-se men, iç-se sen, ek-se, ur-sa-mız, sewse-ler.



Gereklilik Kipi

Karahanlı Türkçesinde gereklik kipi, -gU+ (kerek) kalıbıyla kurulur; şahıs ifadesi için şahıs zamirleri veya dönüşlülük zamiri (öz) kullanılır: öte-gü kerek men, sen ay-gu kerek, iwme-gü, bil-gü ol, ayd-gu öz.




Emir Kipi

Karahanlı Türkçesinin emir ekleri aşağıdaki gibidir.

Tek. 1. şahıs:

-AyIn: ay-ayın, bir-eyin.

-yln: sewme-yin, sözle-yin.

-Ayl: ay-ayı, bir-eyi.

-yI: yıra-yı, tüne-yi,

-(A) y: kel-ey, tap-ay, öte-y.

Tek. 2. şahıs:



eşit, birme, kör, körme, yaŋılma. Tek. 3. şahıs: -sU: art-su, bir-sü, yazıl-su, tiril-sü.
Emir Kipi

Karahanlı Türkçesinin emir ekleri aşağıdaki gibidir.

Tek. 1. şahıs:

-AyIn: ay-ayın, bir-eyin.

-yln: sewme-yin, sözle-yin.

-Ayl: ay-ayı, bir-eyi.

-yI: yıra-yı, tüne-yi.

-(A) y: kel-ey, tap-ay, öte-y.

Tek. 2. şahıs:



-01: eşit, birme, kör, körme, yaŋılma.

Tek. 3. şahıs:



-sU: art-su, bir-sü, yazıl-su, tiril-sü.

356 Ahmet B. ERCİLASUN



-sUn: kel-sün, barma-sun, kıl-sun. Çok. 1. şahıs:

-AlIm: bar-alım, kör-elim, kir-elim. -lIm: okı-lım, sına-lım. Çok. 2. şahıs: -ŋ: yaşa-ŋ, boşa-ŋ. -ŋlar: tut-u-ŋlar. Çok. 3. şahıs:

-sUlAr: ögren-süler, ögret-süler. -sUnlAr: bilme-sünler, körme-sünler.

Teklik 2. şahısta pekiştirme eki olarak -gIl ve -gIn ögeleri de kullanılabilir: eşit-gil, bolma-gıl, keçür-gil; bol-gın, sözleme-gin. Yine pekiştirme amacıyla A ve / ünleme edatları da kullanılmaktadır: tur-a, eg-e, kör-gil-e, yan-gıl-a, kılsun-ı, bolsun-ı, kelsün-i.

Hikâye, rivayet, şart birleşik çekimlerinde er- fiilinin görülen, öğrenilen geçmiş zaman ve şart kipleri kullanılır: sewdim erdi, tiler erdi, turgay erdim, bilgey erdiŋ, yatgalır erdi, ölsün erdi; tiler ermiş, sewse ermiş; kördüm erse, buldur) erse, keçti erse, ölmiş erse, kılur erse sen; udır erdiŋ erse, ölür erdi erse.

2.3.2.2.3. SIFAT-FİİL

Karahanlı Türkçesinde geçmiş zaman sıfat-fıili için -DUk,-mIş ekleri; geniş zaman sıfat-fıili için -Ar, (X)r, -mAz, -gll, -gAn ekleri; gelecek zaman sıfat-fıili için -gU, -DAçI ekleri kullanılır.



-DUk: kirmedük (il), keldüküm, kıldukuŋ, içtüküŋ, boldugunça, sundukuŋ (elig), togmaduk (teg), tidüküŋ (üçün).

-mlş: aymış (söz), ökünmiş (kişi), bışmış (aş), bilmişig, birmişin, sözlemişke, birmişindin, tutmışımça, yimiş (teg), kelmişinde (berü), kılmış (üçün).

-Ar,-(X)r: akar (suw), buşar (öd), teprer (til), (sü) başlar (er), sewerim, kıluruŋ, körerke, biliriŋ (üçün).

mAz: yanılmaz (kişi), körüşmez (yagı), sewmezig, ,tepremezi (üçün).



-gll: bakıglı (kişi), birigli (ugan), (iç taş) biligli, toguglı, buzuglı, yorıtmaglı, körüglisi, yaratıglını, kaçıglıka.

TÜRK DİLİ TARİHİ 357



-gAn: törütgen (idi), keçürgen (idi), eşitgen (kişi), kelgen (iş), kılgan (er), kılganka.

-gU: kitgü (yir), kelgü (yol), sarıngu (böz), birmegü (nen), bargu (öd), turgu (yir), kawuşgum, sözlegüsi, birgüŋi, kelgümizni, kelmegüsiz, kelgü (teg).

-DaçI: (elig) tuttaçı, tegdeçi (ney), (tirig) boldaçı, bildeçi (er), keldeçike, kıldaçıŋka.

2.3.2.2.4. ZARF-FİİL

Karahanlı Türkçesinde -A, -U, -p, -pAn, -mAdl(n), -glnça, -gAll, -gUkA, -ArdA (-UrdA), -DUktA, erken zarf-fîilleri bulunmaktadır.



-A: sewe (bak-), aça (ay-), yıga (tut-), katgura (kül-), adra seçe, (sewnü) küle.

- U: sewnü (tur-), (yir) kulaçlayu (yügür-), sayu atayu (biç-), yaranu (bil-), yorıyu turu, bilü bilmeyü.

-p: bilip (sözle-), muŋadıp (ay-), bilip (tur-), kelip (al-), yorıp (kir-), (kadgu) yutup (bar-), tilep (bul-).

-pAn: barıpan, kelipen, ögrenipen, yatıpan (bir-).

-mAdl (n): bilmedin (yakın tut-), tınmadı (tezgin-), tapnumadın (bar-), ukmadın (ay-).

-glnçA: bolmagınça, ölmeginçe, sımagınça, körünginçe.

-gAlI: körgeli (kel-), ölgeli (tog-), turgah (kal-), algalı (kel-), tuşgalı.

-gUkA: (ajun) itgüke (yol aç-), (alıp) birgüke (neŋi bol-), agguka, bulguka, yüdgüke.

-ArdA (-UrdA): çıkarda, bolurda, körürde, keserde.

-DUkDA: ayıttukta, tidükte, birdükinde.

-erken: (yir) erken, (tutmaz) erken, (teprer) erken.

2.3.3. SÖZ VARLIĞI

Dîvânü Lügati't-Türk'te yaklaşık olarak 8000 madde bulunmaktadır. Kâşgarlı Mahmud kullanılmayan sözleri almadığını, sadece kullanılan kelimeleri sözlüğüne aldığını belirtmiştir. Üstelik o dönemde Türkçeye girmiş bulunan ve gerek Kutadgu Bilig ve Atebetü'l-Hakayık'ta, gerek ilk Kur'an tercümelerinde örneklerine rastladığımız Arapça ve Farsça sözler de Dîvân'da yer almamıştır. Kâşgarlı'nın sözlüğünde yabancı kökenli kelime

358 Ahmet B.ERCİLASUN

olarak sınırlı sayıda Soğdakça, Moğolca ve Çince kelime vardır; bunlar da o dönemde Türkçe sayılan kelimelerdir. Kâşgarlı'daki kelimeler, esas itibariyle, "Hakaniye" adı verilen ölçünlü dilin kelimeleridir. Ancak Kâşgarlı, dönemin ağızlarını da eserinde yansıtmak istediğinden bazı sözlerin hangi Türk boylarına ait olduğunu da belirtmiştir. Oğuzlara ait olduğu belirtilen sözlerin sayısı 185'tir. Kıpçaklara ait 45, Çigillere ait 39, Argulara ait 36, Yağmalara ait 23 söz belirtilmiştir. Kençek, Tohsı, Suvar gibi ağızlara ait sözlerin sayısı daha azdır (Kaçalin 1994: 448).

Tabiî ki bu sayılar söz konusu ağızların toplam kelime sayısı demek değildir. Oğuz, Kıpçak vb. şekilde belirtilmemiş sözler ölçünlü dilde olduğu gibi, bu ağızlarda da var sayılmalıdır.

Kutadgu Bilig'deki kelime sayısı 2861'dir. Gerek Kutadgu Bilig ve Atebetü'l-Hakayık'taki, gerek ilk Kur'an tercümelerindeki kelimelerin çoğu Dîvânü Lügati't-Türk'te de bulunan kelimelerdir. Kur'an tercümeleri, hukuk belgeleri, Dîvânü Lügati't-Türk, Kutadgu Bilig ve Atebetü'l-Hakayık'taki bütün kelimeleri toplayıp ortak olanları çıkararak Karahanlı Türkçesinin kelime hazinesi hakkında tahminî bir fikir edinmek mümkündür. 10.000'i aştığı muhakkak olan kelime sayısı, 11-12. yüzyıllar için önemli bir rakamdır. Bunların da büyük çoğunluğunun Türkçe kökenli olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Kutadgu Bilig ve Atebetü'l-Hakayık'tan rastgele derlenen aşağıdaki Arapça ve Farsça sözler, daha 11. ve 12. yüzyıllarda Türk dilinde birçok alıntının bulunduğunu gösterir.

Arapça: âbid, aceb, âciz, adavet, aded, âdet, adI, amel, afv, ahd, bahil, bazı, bedel, belagat, berât, basal (soğan), bedi', bekā, cefā, cevāb, cāhil, cedel, cevr, cümle, duā, devlet, dünyâ, delil, ecel, gaflet, habāb, hācet, harām, hikmet, kāfir, kitāb, melik, rāhat, sabr, suāl, vācib, vakt, vefa, zâhid, zahmet, zikr, ziyāde. Farsça: baht, bend, bāğçe, bedbaht, berāber, bülend, cān, cihān, cādu, dārā, dermān, dil, dost, düşmān, ferişte, gevher, hergiz, hüner, kağaz, kân, pâdişâh, pend, perî, rûze, zer, zülf... Ancak Karahanlı Türkçesindeki alıntıları abartmamak ve söz varlığının çok büyük kısmının Türkçe kökenli olduğunu unutmamak lâzımdır. Halil Ersoylu, yaptığı sayım sonucu Kutadgu Bilig'deki 2861 kelimenin 334'ünün Arapça, 79'unun Farsça kökenli olduğunu tespit etmiştir (Ersoylu 1983: 122). 413 Arapça-Farsça kökenli kelimenin 2861'e oranı %14,4'tür. Somut ve temel kelimeler dışında pek çok soyut kelime ve kültür kavramı da Karahanlı dönemi dilinin söz varlığı arasındadır ve bu söz varlığının büyük kısmı bugünkü Türk lehçelerinde yaşamaya devam etmektedir.

ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

KUZEY-DOĞU VE BATI TÜRKÇELERİNİ HAZIRLAYAN TARİHÎ ZEMİN

Kıpçak sözü ilk olarak, 759 yılında dikilmiş olan Bayan Çor (Şine Usu) bitiginde geçer: Türk Kıbçak elig yıl olurmış (BÇ K 4). "Türk Kıpçak elli yıl oturmuş (yönetmiş)" anlamına gelen bu cümle, 682-745 arasındaki ikinci Köktürk dönemine işaret etmektedir. Köktürk idaresi altındaki Uygurlar için bu dönem muhtemelen 642-792 yılları arasıdır ve elli yıldır. Metindeki Türk kelimesinin son harfi ile Kıbçak kelimesinin ilk harfi silinmiş olsa da bu ibarenin Türk Kıpçak olduğu genellikle kabul edilmiştir. Bu duruma göre Kıpçaklar, ya doğrudan doğruya Doğu Köktürklerinin kendileriydi; yahut da Türk'ü, Köktürklere bağlı diğer Türkçe konuşan boyları da ifade eden daha geniş bir kavram olarak düşünürsek Doğu Köktürklerle bir arada olan bir Türk boyuydu. Metin, Uygurlara elli yıl hâkim olan "Türk Kıpçak'lardan bahsettiğine göre bizce birinci ihtimal daha geçerlidir.

745'te Uygurlar duruma hâkim olduktan sonra Doğu Köktürklerinin ne olduğu konusu genellikle karanlıkta kalmıştır. Bizce bunun cevabı Gerdizî'nin 1041'de yazılmış olan Zeynü'l-Ahbâr'ında vardır. Gerdizî'ye göre Kimekler yedi boydan oluşmaktaydı: İmi, İrnek, Tatar, Balandur, Kıpçak, Linkaz (Nilkâz), Eclâd (Şeşen 1998: 73). Demek ki Bayan Çor'un bahsettiği Türk Kıpçaklar, Uygurların önünden kaçarak 745'ten sonra İrtiş boylarına gitmişler ve orada diğer boylarla birlikte Kimekleri oluşturmuşlardır. Kimek yöneticilerine Hakan, şad, yabgu unvanlarının verilmesi (Buharalı 1987: 264-267) bizce Köktürk bağlantısını ortaya koyuyor. 982'de yazılmış olan Hudûdu'1-Âlem, Kıpçakları "Kimeklerden ayrılmış bir kavim" olarak Kimeklerin batısında gösterir (Şeşen 1998: 66-68). Demek ki daha 10. yüzyılın ikinci yarısında Kıpçaklar müstakil bir boy hâline gelmişlerdi. O hâlde Kimeklerle oluşturdukları birlik 9., belki de 8. yüzyıla kadar gider. Bu da Köktürklerin (Türk Kıpçakların) 745'te Orhun bölgesini terk etmeleri tarihine uyar.

IX. yüzyılda Kimek birliği içinde olan ve muhtemelen X. yüzyılın ilk yarısında batıya kayan Kıpçaklara daha birçok boyun katıldığı muhakkaktır. Golden, Rus ve Memlûk kaynaklarında geçen Kuman/Kıpçak boylarını sayar: Ay-Opa, Badaç, Barat/Beret/Barak (?), Baya(w)ut, Burçoğlı, Bzângî (?), Çağrak/Çoğrak/Çağrat, Çîtey, Çırtan/Çortan, Durut/Dört/Dörüt (?),

360 Ahmet B. ERCİLASUN

Ençoğlı/İlançuklı, İt-Oba, Kitan-Opa, Kun(?), Küçeba/Küçoba, Küçet, Kor, Kara Börklü, Kol-Oba/Kul-Oba, Kumangû/Kumanlu(?), Konguroğlı, Mekrüti/Bekrüti/Bekürte, Mingüzoğlı, Orungku(t), Ölberli(g)/Ölperli(g), Ören/Uran, Peçene, Tarğıl, Terter/Teriter-Oba, Toksoba, Tg Yşkut (Tag Başkurt?), Ulaşoğlı, Urusoba, Yimek/Yemek, Yugur (Golden 2002: 231-232).

Bu boylar arasında Kimek birliği içindeki boylardan Yemeklerin, Oğuz boylarından Bayat ve Beçenelerin bulunması, tarih boyunca Türk boy ve oymaklarının birbiri içine girmesinin örneklerindendir. Yugur boyu, Uygurlarla ilişkili olabilir ve 840'tan sonra bazı Uygurların Kıpçaklara katılmış olabileceğini düşündürür.

Macar tarihçisi K. Czegledy, Çin'de Kitan devletinin kuruluşuyla doğudan batıya bir göç hareketinin başladığını; Kun ve Uygur boylarının bunun sonucu olarak Kıpçaklara katıldığını düşünür. Buna göre X. yüzyıl başlarında "İdil-Seyhun-İrtiş arasında Oğuzlar, İşim çevresinde Kıpçaklar; buradan Altaylara doğru Kimekler; Isık göl etrafında Kartuklar bulunuyor, daha doğuda Nan-şan bölgesinde Sarı Uygurlar (Mervezî'deki Şariya) yer alıyordu. Huang-ho dirseği dolaylarında nesturî Öngütler vardı. İşte bu sıralarda Kunlar da bu civarda bir yerde yaşamakta idiler. 930'larda Kitanlar Kunları yerlerinden oynattılar; onlar da "Sarı Uygurlardan bir kitleyi de sürükleyerek Cungarya kapısından Türkmen (Karluk) bölgesine, oradan da kuzeyde Kıpçaklar sahasına geldiler" (Kafesoğlu 1996: 176-177).

Aslı 8. yüzyıldaki Doğu Köktürklerine dayanan, bir süre Kimeklerin içinde bulunan, 10. yüzyılın ilk yarısında Kimeklerden ayrılıp müstakil bir boy hâline gelen ve bütün bu süreç içinde başka Türk (Ölberlig gibi çok az Moğol) boylarınca da takviye edilen Kıpçaklar, 10. yüzyılda Oğuzlarla Kimekler arasında yaşıyorlardı.

740'larda Uygurların Karlukları batıya itmeleri; Karlukların da Isık Köl ve Talas bölgelerine yerleşerek 760'larda Türgişleri (On Okları) bu bölgeden atmalarıyla Oğuzların Seyhun yolculuğu başlamış oldu. On Oklar bir yandan yeni katılmalarla Seyhun boylarında yirmi dört Oğuz boyunu oluştururken bir yandan da bazı kopmalarla karşı karşıya kalıyordu. Kara Türgişlerin beş oymağından biri olan Peçeneklerin (Pa-sai-kan) bir kısmı en batıya gitti ve asıl Oğuz kitlesinden ayrıldı. 9. yüzyıl ortalarına doğru Cim ve Yayık boylarında yaşayan Peçenekler batıda Hazarlarla, kuzeybatıda İdil Bulgarları ile komşu idiler (Kurat 1972: 44-45).

On Oklardan kopan ikinci bir zümre, Bizans kaynaklarında Uz, Rus kaynaklarında Tork olarak anıldılar. Tork adlandırılışı şüphesiz onların Batı Türk (Köktürk) menşeine tanıklık eder. Uz adlandırılışı da Oğuz ile ilgilidir. Uzlar, Peçeneklerin doğusuna geldiler ve 860-880 yılları arasında

TÜRK DİLİ TARİHİ 361

Peçenekleri batıya iterek İdil ve Yayık arasına yerleştiler (Kurat 1972: 65). Asıl Oğuz kitlesi ise orta ve aşağı Seyhun boylarına yerleşti.



  1. yüzyılda Oğuzlarla Kimekler arasında yaşayan Kapçakların
    Oğuzlarla çatışmaları Dede Korkut boylarına yansımıştır.

  2. yüzyıl başlarında Yayık boylarında yaşayan Kıpçaklar 1030
    civarında İdil'i geçerek Uzları batıya ittiler ve Rus knezlikleriyle komşu
    oldular. Rus kaynaklan ilk defa 1055 yılında Kıpçaklardan bahseder (Kurat
    1972: 73). Bu tarihten itibaren Kıpçaklar, Deşt-i Kıpçak (Kıpçak bozkırı)
    denilen Avrasya'nın en önemli aktörlerinden biri hâline gelirler. 1080'lerde
    Kıpçak hâkimiyeti, "Balkaş gölü-Talas havalisinden Tuna ağzına kadar"
    yayılmıştı; ağırlık merkezleri Don-Dinyester boylarıydı (Kafesoğlu 1996:
    177).

Kıpçaklar 12. yüzyıl boyunca Gürcistan'da, Güney Rusya'da, Romanya'da, Bulgaristan'da ve Macaristan'da önemli roller oynadılar. Ruslarla çatışmaları İgor Destanı'nın konusu oldu. Bir kısmı Macaristan'da kalarak Macarlaştı. Bir kısmı Basarabya (Basar Apa) bölgesinde ilk Roman devletini kurdu. On binlerce Kıpçak askeri, Gürcü krallarının ve kraliçe Tamara'nın talebi üzerine Gürcü ordusunun esas kitlesini oluşturdular ve Selçuklu Oğuzlarına karşı Gürcüleri korudular. Dede Korkut boylarındaki Kıpçak-Oğuz çatışmalarının son katmanı, 12. yüzyıldaki bu mücadelelerdir.

İrtiş'ten Macaristan'a ulaşan bu geniş bozkırlarda Kıpçaklar çok önemli roller oynamalarına rağmen merkezî bir devlet kuramadılar. Bunun için Batu Han'ın gelmesi gerekiyordu. Çengiz'in torunu Batu Han 1236'da geldi. İdil Bulgarlarını, Kıpçakları, Rusları, Doğu Avrupa kavimlerini çiğnedi ve 1241'de Altun Ordu Hanlığını kurdu. Kıpçaklar mağluplar arasındaydı ama Altun Ordu Hanlığının esas kitlesini de onlar oluşturdu; üstelik Batu Hanın önünden kaçıp İdil bölgesine giderek oradaki Bulgar Türklerini de Kıpçaklaştırdılar.


1   ...   18   19   20   21   22   23   24   25   ...   33


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə