Türk Dili Tarihi Ahmet B. Ercilasun Akçağ Yayınları / 603 Araştırma İnceleme / 50




Yüklə 2.38 Mb.
səhifə15/33
tarix25.04.2016
ölçüsü2.38 Mb.
1   ...   11   12   13   14   15   16   17   18   ...   33

Tan Tanrı

Taŋ teŋri kelti,

Taŋ teŋri özi kelti;

Taŋ teŋri kelti,

Taŋ teŋri özi kelti.

Turuŋlar kamag begler kadaşlar,

Taŋ teŋrig ögelim.

Tan Tanrı geldi,

Tan Tanrı kendisi geldi;

Tan Tanrı geldi,

Tan Tanrı kendisi geldi.

Kalkınız, bütün beyler, kardeşler,

Tan Tnrı'yı övelim!

Körügme kün teŋri, Siz bizni küzediŋ! Körünügme ay teŋri, Siz bizni kurtgarıŋ!

234 Ahmet B. ERCİLASUN

Gören Güneş Tanrı, Siz bizi koruyun! Görünen Ay Tanrı, Siz bizi kurtarın!

Taŋ teŋri,

Yıdlıg yıparlıg,

Yaruklug yaşuklug

Taŋ teŋri!

Taŋ teŋri! (bent bir defa daha tekrarlanıyor.)

Tan Tanrı,

Güzel kokulu, misk kokulu,

Parıltılı, ışıltılı

Tan Tanrı!

Tan Tanrı! (Arat 1965: 8-9).



Sevgili

Kasınçıgımın öyü kadgurar men; Kadgurdukça Kaşı körtlem, Kavışıgsayur men.

Yavuklumu düşünüp dertlenirim; Dertlendikçe Kaşı güzelim, Kavuşmak isterim.



Öz amrakımın öyür men, Öyü evirür men ödü...çün Öz amrakımın Öpügseyür men.

TÜRK DİLİ TARİHİ 235

Öz sevgilimi düşünürüm. Düşünüp dururum... Öz sevgilimi Öpmek isterim.

Barayın tiser Baç amrakım; Baru yime umaz men Bagırsakım.

Gideyim desem

Güzel sevgilim;

Gidemem ki

Sadık yarim. Kireyin tiser Kiçigkiyem; Kiril yime umaz men Kin yıpar yıdlıgım.

Gireyim desem

Küçücüğüm;

Giremem ki

Misk amber kokulum. Yaruk teŋriler Yarlıkazunın. Yavaşım birle Yakışıpan adrılmalım.

Işıklı tanrılar

Buyursun.

Yavaş huylum ile

Birleşip ayrılmayalım.

236 Ahmet B. ERCİLASUN



Küçlüg priştiler

Küç birzünin.

Közi karam birle

Külüşüpen külüşügin oluralım. (Ş. Tekin 1965: 43)

Güçlü melekler

Güç versin.

Gözü karam ile

Gülüşüp oturalım.

2.1.1.2. MANİCİ EDEBİYATTA NESİR

Mani muhitinde meydana getirilen mensur eserler sayıca ve hacim ba­kımından çok değildir. Küçük boyutlu yazmalar hâlindeki eserler "çok güzel ve özenli yazılmıştır, kimileri minyatürlerle süslüdür." Çoğu dinî metinler ve dualardır. Tövbe duaları, manastır yönetmeliği gibi parçalar da vardır. Din dışı metinler olarak bir fal kitabı, bir atasözü derlemesi ve Ezop hikâyeleri de dahil olmak üzere çeşitli hikâyeler bulunmaktadır (Tezcan 1978: 301-305).

Uygurların üçüncü hükümdarı Bögü Kağan 762'de, Uygurlar daha Or­hun bölgesindeyken Mani dinine girmişti. Onun bu dine girişini anlatan bir metin, Manici nesrin en önemli örneklerinden biridir. Baştan ve sondan ek­sik olan bu metinde Bögü Kağan'ın Mani rahipleriyle konuşması, dinin i-caplarına aykırı hareketlerden dolayı duyulan pişmanlık ve tebeasının sadık bir ümmet olması için Bögü Kağan'ın yaptığı teşebbüsler anlatılır. Metinde derin bir iman ve dinî bir vecid sezilmektedir. Bazı yerlerde kısa cümleler­den meydana gelmiş mükâleme üslûbu dikkati çekmektedir (Çağatay ??).

Tahminen 930 yılında ve Köktürk harfleriyle kaleme alınmış olan Irk Bitig (Fal Kitabı), Mani muhitinde yazılmış önemli bir metindir. İçinde dine ait unsurlar bulunmakla beraber dinî bir eser değildir; bir fal kitabıdır. Her biri ayrı bir fal olarak yorumlanan 65 paragraftan meydana gelmiştir. Her falın (paragrafın) başında siyah mürekkeple çizilmiş küçük daireler vardır. Her faldaki daireler üç dizi hâlindedir. Her dizide, sayıları 1-4 arasında deği­şen daireler vardır. Böylece her fal, üç rakamlı bir sayı ile numaralanmış gibidir. Meselâ, bir paragrafın başındaki birinci dizide 2, ikinci dizide 2, üçüncü dizide 4 daire varsa bu fal 2 2 4 numaralı faldır. Falına bakmak iste­yen insan, muhtemelen dört yüzünden her biri bir sayıya delâlet eden aşık

TÜRK DİLİ TARİHİ 237

kemiğini üç defa atmak suretiyle kaç numaralı falın kendisine isabet ettiğini tespit eder (Orkun 1938: 71-72).

Irk Bitig'in son derece ilgi çekici bir yapısı, dili ve üslûbu vardır. Her fal; "şöyle bilin(iz) iyidir" veya "şöyle bilin(iz) kötüdür" şeklinde bir hü­kümle bitmekte, hüküm cümlesinden önce "der (bazen demiş)" kelimesi bulunmaktadır. Asıl fal, işte bu "der" kelimesinden önce yer alan ve birkaç kısa cümleden meydana gelen küçük bir metindir. Cümleler arasındaki tena­zur (simetri), metni âdeta şiirleştirmekte, ona bediî bir yön kazandırmaktadır. Bu küçük eserde çeşitli âdetler, inanışlar ve masal unsurları da yer almakta, günlük dilin kelimeleri de bolca kullanılmaktadır.

Turfan'da bulunan Huastuanift adlı eser Mani dinine ait uzunca bir töv­be duasıdır. Pek çok nüshası bulunan bu metin, maniciliğe ait birçok kavramı ihtiva etmesi bakımından mühimdir. Eserde çok sık kullanılan şartlı birleşik cümlelerin bazen uzamasına rağmen cümle yapısının sağlam olarak kalması ilgi çekicidir: Teŋrim, bilip bilmelin etöz seviginçe yorıp yavlak iş tuş adaş kudaş savın alıp köŋülin körüp yılkıka baramka bulup azo muŋumuz takımız tegip bu on cahşapatıg sıdımız erser.. neçe egsütümüz kergetimiz erser.. amt(ı) teŋrim yazukda boşunu ötünürbiz (Le Coq 1941: 37-38) (Tanrım, bilerek bilmeyerek, beden sevgisiyle hareket edip eş dost, ahbap sözüne ve aklına uyarak sürülere servetlere nail olup, bütün arzu ve ihtiyaçlarımıza ulaşıp bu on emri yerine getirmediysek..ne kadar eksiğimiz noksanımız var ise., şimdi Tanrım, günahlardan boşanıp sana yakarıyoruz.). Görüldüğü gibi Manici tövbe duası, "eğer benim elimden ve dilimden...bilerek veya bilme­yerek" diye başlayan İslâmî tövbe duasına da benzemektedir.

Tarım havzasında bulunmuş diğer Mani metinleri arasında "İki Yıltız Nom (İki Kök Kanunu)" adlı Manihaizmin felsefesi ile ilgili bir eser de var­dır.

Manici edebiyattan nesir örneği:



IRK BİTİG (FAL KİTABI)

Metin ve aktarmasını, Orkun ve Malov neşirleri ile Marcel Erdal'ın "Irk Bitig Üzerine Yeni Notlar" (TDAY, Belleten, 1977) makalesini karşılaştırarak tespit ettiğimiz, ketebe kaydında James Hamilton'un "Le colophon de l'Irq Bitig" (Turcica VII, 1975) adlı makalesinden faydalandığımız Irk Bitig metnini Manici edebiyatın nesir örneği olarak aşağıda veriyoruz.



238 Ahmet B. ERCİLASUN

1 Tensi men. Yarın kiçe altun örgin üze olurupan meŋileyür men. Ança biliŋler: Edgü ol.

  1. Ben Tensi'yim. Sabah akşam altın taht üzerinde oturarak eğlenirim.
    Biliniz ki bu iyidir.

  2. Ala atlıg yol teŋri men. Yarın kiçe eşür men. Utru iki yılıg kişi oglın
    sokuşmış. Kişi korkmış. Korkma timiş. Kut birgey men timiş. Ança bilin:
    Edgü ol.





  1. Alaca atlı yol tanrısıyım. Sabah akşam yürürüm. Karşıda iki çekingen
    insan oğluna rastlamış. İnsan korkmuş. "Korkma" demiş, "ben saadet
    veririm" demiş. Bilin ki bu iyidir.

  2. Altun kanatlıg talim kara kuş men. Tanım tüsi takı tükemezken taluyda
    yatıpan tapladukumın tutar men. Sebdükümin yiyür men. Antag küçlüg men.
    Ança biliŋler: Edgü ol.





  1. Altın kanatlı talim kara kuşum. Vücudumun tüyü daha bitmemişken
    denizde yatarak dilediğimi tutarım; sevdiğimi yerim. O kadar güçlüyüm.
    Biliniz ki bu iyidir.

  2. Örüŋ esri togan kuş men. Çıntan ıgaç üze olurupan meŋileyür men.
    Ança biliŋler.





  1. Beyaz tekir renkli doğan kuşuyum. Sandal ağacı üzerine oturarak
    eğlenirim. Şöyle biliniz.

  2. Beg er yontıŋaru barmış; ak bisi kulunlamış. Altun tuyuglug adgırhk
    yaragay. Tebesiŋerü barmış; örüŋ iŋeni botulamış. Altun budlalıg bugralık
    yaragay. Ebiŋerü kelmiş; üçünç kunçuyı urılanmış. Beglik yaragay, tir.
    Meŋilig beg ermiş. Ańıg edgü ol.





  1. Beğ kişi, atlarına varmış; ak kısrağı kulunlamış. Ona altın damgalı
    aygırlık yaraşır. Develerine varmış; beyaz devesi yavrulamış. Ona altın
    burunluklu buğralık (erkek develik) yaraşır. Evine gelmiş, üçüncü olarak
    karısı da bir oğlan doğurmuş. Ona beğlik yaraşır, der. Bahtiyar beğ imiş. Bu,
    çok iyidir.

  2. Adıglı toŋuzlı art üze sokuşmış ermiş. Adıgıŋ karnı yarılmış, toŋuzııŋ
    azıgı sınmış, tir. Ança biliŋ: Yablakol.





  1. Ayı ile domuz dağda kapışmışlar. Ayının karnı yarılmış, domuzun azı
    dişleri kırılmış, der. Bilin ki bu kötüdür.

  2. Er terkleyü kelir. Edgü söz sab iletü kelir, tir. Ança biliŋler: Edgü ol.




  1. Adam koşarak gelir. İyi haber getirir. Biliniz ki bu iyidir.

  2. Altun başlıg yılan men. Altun kurugsakımın kılıçın kesipen özüm yul
    intin, başımın yul ebintin, tir. Ança biliŋler: Yablak ol.


TÜRK DİLİ TARİHİ 239

  1. Altın başlı yılanım. Altın kursağımı kılıçla kesip özümü inden, başımı
    evinden kurtar. Biliniz ki bu kötüdür.

  2. Ulug eb örtenmiş. Katıŋa tegi kalmaduk, bükiŋe tegi kodmaduk, tir.
    Ança biliŋler: Yablak ol.


9 Büyük bir ev yanmış. Kıyısına bucağına kadar hiçbir yer kalmamış.
Biliniz ki bu kötüdür.

10 Esnegen bars men. Kamuş ara başım. Antag alp men, erdemlig men.
Ança biliŋler.

10 Esneyen parsım. Kamış arasında başım. O kadar yiğit ve


erdemliyim. Şöyle biliniz.

11 Sarig atlıg sabçı, yazıg atlıg yalabaç edgü söz sab ileti kelir, tir.
Ança biliŋ: Ańıg edgü ol.


  1. Sarı atlı haberci, serbest atlı elçi iyi haber getirir. Biliniz ki bu çok
    iyidir.

  2. Er abka barmış. Tagda kamılmış. Teŋride erklig, tir. Ança biliŋler:
    Yabız ol.





  1. Adam ava gitmiş. Dağda düşmüş. Güçlü tanrı göktedir. Biliniz ki bu
    kötüdür.

  2. Teŋrilig kurtga yurtda kalmış. Yaglıg kamıç buluŋın yalgayu tirilmiş,
    ölümde ozmış, tir. Ança biliŋler.


13 Dindar bir ihtiyar çadırda kalmış. Yağlı bir kaşığın kenarını
yalayarak canlanmış, ölümden kurtulmuş, der. Şöyle biliniz.

14 Kuzgunug ıgaçka bamış. Katıgtı ba, edgüti ba, tir. Ança biliŋler.

14 Kuzgunu ağaca bağlamış. Sıkıca bağla, iyice bağla, der. Şöyle


biliniz.

75 Üze tuman turdı; asra toz turdı Kuş oglı uça aztı, kiyik oglı yügürü aztı; kişi oglı yorıyu aztı. Yana teŋri kutınta üçünç yılta kop esen tükel körüşmiş; kop ögirer, sebinür, tir. Ança biliŋler: Edgü ol.



  1. Üstte duman kalktı; aşağıda toz kalktı. Kuş yavrusu uçarak yolunu
    şaşırdı; geyik yavrusu koşarak yolunu şaşırdı; kişi oğlu yürüyerek yolunu
    şaşırdı. Tanrının verdiği talihle üçüncü yılda, tekrar hepsi esen olarak
    buluşmuşlar. Hepsi memnun olurlar ve sevinirler. Şöyle biliniz ki bu iyidir.

  2. Toruk at semiriti yirin öpen yügürü barmış. Utru yirde ogrı sokuşup
    tutupan minmiş. Yiliŋe, kudursugıŋ(nın)a tegi yagrıpan kamşayu umatın
    turur, tir. Ança biliŋ: Yablak ol.


240 Ahmet B. ERCİLASUN

  1. Bir zayıf at semizleşince, yerini hatırlayıp koşarak gitmiş. Karşıdaki
    yerde bir hırsız rastlayıp tutup binmiş. Memelerine, kuyruğuna kadar
    zehirlenip kıpırdayamadan kalır. Şöyle bilin ki bu kötüdür.

  2. Özlük at öŋ yirde arıp oŋup turu kalmış. Teŋri küçiŋe tag üze yol sub
    körüpen yiş üze yaş ot körüpen yorıyu barıpan sub içipen, yaş yipen ölümde
    ozmış, tir. Ança biliŋler: Edgü ol,


17 Bir binek atı güneşin altında yorgun argın kalakalmış. Tanrının kudretiyle dağ üzerinde yol ve su görüp, ormanlıkta taze ot görüp yürüyerek gidip su içip, taze ot yeyip ölümden kurtulmuş. Şöyle biliniz ki bu iyidir.

20 Titir bugra men. Örüŋ köpükümin saçar men. Üze teŋrike tegir, asra yirke kirür, tir. Udıgmag odguru, yatıglıg turguru yorıyur men. Andag küçlüg men. Ança biliŋler: Edgü ol.

20 Dişi deve buğrası (erkeği)yım. Beyaz köpüğümü saçarım. Yukarıda göğe ulaşır, aşağıda yere girer, der. Uyuyanı uyandırarak, yatanı kaldırarak yürürüm. O kadar güçlüyüm. Şöyle biliniz ki bu iyidir.



22 Uzun tonlug küzüngüsin kölke ıçgınmış. Yarın yaŋrayur, kiçe keŋrenür, tir. Ança biliŋler: Muŋlug ol, ańıg yablak ol.

22 Bir papaz çanını göle düşürüp kaybetmiş. Sabah hafifçe çalar, akşam kulağı tırmalarcasına çalar, der. Şöyle biliniz ki bu sıkıntı vericidir, çok kötüdür.



26 Taŋ taŋlardı. Udu yir yarudı. Udu kün togdı; kamag üze yaruk boltı, tir. Ança biliŋ: Edgü ol.

26 Şafak söktü. Arkasından dünya aydınlandı. Ardından güneş doğdu, herşey üzerine ışık geldi, der. Şöyle bilin ki bu iyidir.



28 Kan olurupan ordu yapmış. İli turmış. Tört buluŋtakı edgüsi uyurı tirilipen meŋileyür, bedizleyür, tir. Ança biliŋler: Edgü ol.

28 Han tahta oturarak payitaht yapmış. Ülkesi kalkmış. Dört yandaki iyi ve muktedir insanları toplanıp eğlenirler, bezenirler, der. Şöyle biliniz ki bu iyidir.



32 Bir tabılku yüz boltı. Yüz tabılku miŋ boltı. Miŋ tabılku tümen boltı, tir. Ança biliŋler: Asıgı bar, edgü ol.

32 Bir gül yüz oldu. Yüz gül bin oldu. Bin gül on bin oldu, der. Şöyle biliniz: Faydası var, iyidir.



34 Kan süke barmış, yagıg sançmış; köçürü, konturu kelir. Özi, süsi ögire sebinü ordusıŋaru kelir, tir. Ança biliŋler: Edgü ol.

TÜRK DİLİ TARİHİ 241



  1. Han savaşa gitmiş, düşmanı yenmiş, göçürüp kondurarak geliyor.
    Kendisi de, askerleri de sevinç içinde payitahtına doğru geliyor, der. Şöyle
    biliniz ki bu iyidir.

  2. Er süke barmış. Yolta atı armış. Er kugu kuşka sokuşmış. Kugu kuş
    kanatına urup anın kalıyu barıpan ögiŋe, kaŋıŋa tegürmiş. Ögi, kaŋı ögirer,
    sebinür, tir. Ança biliŋler: Edgü ol.


35 Bir er savaşa gitmiş. Yolda atı hastalanmış. Er, bir kuğu kuşuna rastlamış. Kuğu kuşu, kanadına bindirip onunla havalanarak gitmiş ve anasına, babasına ulaştırmış. Anası babası memnun olup sevinir, der. Şöyle bilin ki bu iyidir.

47 Er ömeleyü barmış, teŋrike sokuşmış, kut kolmış. Kut birmiş. Agılınta yılkıŋ bolzun, özüŋ uzun bolzun timiş. Ança biliŋler: Edgü ol.

47 Er emekliyerek varmış, tanrıya rastlamış, ondan kısmet dilemiş. Tanrı kısmet vermiş. Ağılında atların olsun, ömrün uzun olsun demiş. Şöyle biliniz ki bu iyidir.



52 Er busuşlug, teŋri bulıtlıg. Bulıt ara kün togmış. Busanç ara meŋi kelmiş, tir. Ança biliŋler: Edgü ol.

  1. Adam elemli, gök bulutlu. Bulut arasından güneş doğmuş, elem
    arasından mutluluk gelmiş, der. Şöyle biliniz ki bu iyidir.

  2. Boz bulıt yorıdı, bodun üze yagdı. Kara bulıt yorıdı, kamag üze
    yagdı. Tarıg bişdi; yaş ot öndi; yılkıka, kişike edgü boltı, tir. Ança biliŋler:
    Edgü ol.





  1. Boz bulut yürüdü, halkın üzerine yağdı. Kara bulut yürüdü, herşeyin
    üzerine yağdı. Ekinler oldu; taze otlar bitti; atlara, insanlara faydalı oldu, der.
    Şöyle biliniz ki bu iyidir.

  2. Kul sabı begiŋerü oturur. Kuzgun sabı teŋriŋerü yalbarur. Üze teŋri
    eşidti, asra kişi bilti, tir. Ança biliŋ: Edgü ol.


54 Kul sözü beğine arzda bulunur. Kuzgun sözü tanrıya yalvarır. Yukarıda tanrı işitti, aşağıda insan bildi, der. Şöyle biliniz ki bu iyidir.

56 Ögüriŋe kutlug adgır men. Yagak ıgaç yaylagım, kuşlug ıgaç kışlagım. Anda turupan meŋileyür men, tir. Ança biliŋler: Edgü ol.

56 Tavlada mutlu bir aygırım. Ceviz ağacı yaylağım, kuşlu ağaç kışlağım. Orada durup eğlenirim, der. Şöyle biliniz ki bu iyidir.



58 Oglı öginte, kaŋınta öbkelepen tezipen barmış. Yana sakınmış, kelmiş. Ögüm ötin alayın, kaŋım sabin tınlayın tip kelmiş, tir. Ança biliŋler: Edsü ol.

242 Ahmet B. ERCİLASUN

58 Oğlu, annesine ve babasına öfkelenip kaçıp gitmiş. Tekrar düşünmüş ve gelmiş. Annemin öğüdünü alayım, babamın sözünü dinliyeyim deyip gelmiş, der. Şöyle biliniz ki bu iyidir.

60 Tokuz aralı (?) sıgun kiyik men. Bediz tiz üze önüpen müŋreyür men. öze teŋri eşidti, asra kişi bilti. Andag küçlüg men, tir. Ança biliŋler: Edgü ol.

60 Dokuz aralı (?) bir sığınım. Benekli dizlerim üzerine kalkarak böğürürüm. Yukarıda tanrı işitti, aşağıda insan bildi. O kadar güçlüyüm, der. Şöyle biliniz ki bu iyidir.



Amtı amrak oglanım, ança biliŋler: Bu ırk bitig edgü ol. Ançıp alku kentü ülügi erklig ol.

Bars yıl, ikinti ay, biş yigirmike Taygün-tan manıstantakı kiçig dintar burua guru eşid(ip) eçimiz isig Saŋun İt Açuk üçün bitidim.

Şimdi sevgili oğullarım, şöyle biliniz: Bu ırk bitig (fal kitabı) iyidir. Böylece herkesin kendi kısmeti ne ise o olur.

Pars yılının, ikinci ayının on beşinde (17 Mart 930) Taygün-tan manastırındaki küçük (hakîr) rahip (ben) burua guru (kâhinlerin falını) işitip ağabeyimiz sevimli Saŋun İt Açuk için yazdım.

2.1.2. BURKANCI ÇEVREYE AİT METİNLER

2.1.2.1. BURKANCI EDEBİYATTA NAZIM

Burkancı edebiyatta "nazım, manzume, şiir" kavramı için Türkçe koşug ve takşut; Sanskritçe şlok ve padak tabirleri kullanılır, Ir kelimesi ise daha çok "şarkı" mânâsına gelir (Arat 1965: XI-XX). Reşid Rahmeti Arat'ın bir araya getirdiği 25 şiirin mısra sayısı "1400'ü bulmaktadır. Bunlara Arat'tan sonra muhtelif araştırıcılar tarafından yayımlanan 15 manzume ile Zieme tarafından yayımlanan 60 parça da eklenirse Budist Uygurlardan kalma manzum eserlerin ve manzume parçalarının büyük bir sayıya ulaştığı anlaşı­lır." (Tekin 1986: 18-19).

Hemen hemen tamamı dinî ve pek çoğu özgün, bir kısmı ise tercüme olan Burkancı şiirde nazım birimi çoğunlukla dörtlüktür; ancak zaman za­man sekizliklerden meydana gelen şiirler de görülür. Burkancı şiirde de en önemli ahenk unsuru, Mani şiirinde olduğu gibi mısra başı kafıyesidir. Mısra sonu ahenk unsurları, Burkancı şiirde daha ileri bir derecededir. "Gramer aliterasyonu" da denilen eklerle yapılan redif, bu şiirde çok sık görülür. Bur­kancı şiirde yer yer mısra sonu kafiyesine de rastlanmaktadır. Peter Zieme

TÜRK DİLİ TARİHİ 243

tarafından yayımlanan şu dörtlükte mısra sonu kafiyesi çok açık bir şekilde görülmektedir:

Tört tavip yirdinçünüŋ köri

Tüdrüm teriŋ taluy ögüznüŋ türki

Törttin sıŋarkı taglarnıŋ börki

Tüz yagız yir üzteŋiniŋ örki. (Zieme 1979: 566)

Dört tavip dünyasının haşmeti,

Derin derin denizlerin kudreti,

Dört bir yandaki dağların börkü

Düz ve kara yer yüzünün zirvesi.

Yukarıdaki dörtlükte de farkedildiği gibi "iç aliterasyon" Burkancı şiir­de de görülen bir ahenk unsurudur. Fakat Burkancı şiirde ahenk bakımından asıl mühim nokta, kıt'aların, son mısralarda tekrar edilen ek, kelime veya kelime gruplarıyla birbirine bağlanması ve böylece koşma çatısının kurulma­sıdır. "İnanç" şiirinde ınanur men, tapınur men, okunur men kelimeleri; "Öyle Yerlerde" şiirinde anı teg orunlarta kelime grubu kıt'a sonlarına gele­rek kıt'aları birbirine bağlamaktadır.

Burkancı şiirde hece sayısı çok değişiktir. 7 heceli mısralar bulunduğu gibi 20 heceli mısralar dahi bulunabilmektedir. Ancak art arda gelen mısra-larda hece sayısı eşitliği (hece vezni), ufak tefek sapmalarla Burkancı şiirde evcut sayılabilir. Kısa mısralı şiirlerde 4 + 3 duraklı hece veznine sıkça rastlanır.

Burkancı şiirde "hüner" sayılabilecek bazı ahenk unsurları da zaman nan kullanılmıştır. Meselâ Reşid Rahmeti Arat'ın Eski Türk Şiiri eserinde r alan bir manzumede (Arat 1965: 102-115) mısra başı kafiyeleri, Soğdak besi sırasına göredir. Bu, divan edebiyatındaki elifnâmelerde görülen bir hususiyettir (Çelebioğlu 1980). Dokuz mısralık bir başka şiirde her mısra t kelimeden meydana gelmekte ve her kelime t ile başlamaktadır (Zieme »79: 571).

Burkancı edebiyatta mensur eserler içinde de manzum parçalara rast-lamaktadır. Bilhassa Altun Yanık'ta pek çok manzum parça vardır. Ancak Altun Yaruk'taki manzumelerde, bütün Uygur şiirinin karakteristik vasfı olan mısra başı kafiyesi (kıt'a aliterasyonu) görülmez. Bu manzumeleri ne-nesirden ayıran en önemli özellik, yüklemin nesneden önce gelmesidir. Daha f olarak hissedilen bir başka özellik de 4 + 3'lük hece veznidir. İnsadi n'da rastlanan manzum kısımlarda ise mısra başı kafiyesi mevcuttur.

244 Ahmet B. ERCİLASUN

"Öyle Yerlerde" adı verilen şiir; konu bakımından bir bütünlük arz et­mesi, mısra başı kafiyesinin ve diğer ahenk unsurlarının son derece çarpıcı olması, tabiat ile insan ruhu arasındaki münasebeti ustalıkla işlemesi, Bur­kancı zahidlerin inzivaya çekildikleri dağlık ve ağaçlık yerlerle akar su ve göl kenarlarını canlı bir şekilde tasvir etmesi gibi sebeplerle Burkancı şiirle­rin en güzel örneği kabul edilmektedir.

Burkancı Uygurlardan adı bize kadar ulaşan şâirler şunlardır: Pratya-şiri, Çısuya Tutung, An-tsang Hanlin Keyşi, Ki-Ki, Şıngku Şeli Tutung, Asıg Tutung, Çinaşiri (Arat 1965: XX-XXII; Tekin 1986: 19). Bunlar arasında bilhassa Pratya-Şiri dikkate değer. "Her zaman söylenmek için, başkalarına gerek olur düşüncesiyle, canlılara faydalı olsun ve burkan olsunlar" diye bizzat nazmettiğini ifade ettiği 10 kadar manzum parçası bilinmektedir ki hepsi 321 mısra tutmaktadır. Ruhanî zümreye mensup olduğu anlaşılan bu şâirin asıl adı bilinmemektedir. İfadesinden ve şiirlerinden dile hâkim bir san'atkâr olduğu anlaşılmaktadır (Arat 1965: XXI). Onuncu asırda yaşadığı tahmin edilen Beş Balıklı Şıngku Şeli Tutung ise Altun Yaruk tercümesiyle dikkati çeker. Bu eserdeki manzum parçalarda Şıngku Şeli Tutung yer yer lirik bir söyleyişe ulaşır.

Burkancı şiirlerden bazıları aşağıya alınmıştır.

Anı Teg Orunlarta

Adkaşu turur kat kat tagta amıl aglak aranyadanta, Artuç sögüt altınınla akar suvlukta, Amrançıkın uçdaçı kuşkıalar tirinlik kuvraglıkta Adkagsızın meŋi tegingülüg ol anı teg orunlarta.

Sıralanıp duran kat kat dağlarda, sakin ve ıssız Âranyadan'da,

Ardıç ağaçları altındaki akar sularda,

Sevinçle uçuşan kuşçukların toplandığı yerde

Her şeyden uzak, huzura ermeli öyle yerlerde.

İç teriŋ kat bük tagta irteki söki aranyadanta, İdiz tikim kayalık basguklug erip idi tikisizte, İmirt çogurt sögüt arasınta inçgekie suv kıdıgınta İlinmeksizin dyan olurgulug ol anı teg orunlarta.

TÜRK DİLİ TARİHİ " 245

Derin, sarp, kat kat kıvrılan dağlarda, önceki, eski Âranyadan'da, Yüksek, dik kayalıkların çöktüğü derin sessizlikte, İmirt, çoğurt (?) ağaçları arasında, incecik su kıyısında (Dünyaya) ilgisiz, dyâna düşüncesine dalmalı öyle yerlerde.

Seŋir buluŋ teriŋ tagta seviglig aranyadanta,

Sermelip akar suvlug erip sep sem aglakta,

Sekiz türlüg yiller üze tepremetin serilip anta

Sere yalŋuzın nom meyisin tegingülüg ol anı teg orunlarla. Yamacı, yanı sarp dağlarda, sevgili Âranyadan'da, Süzülüp akan su boylannda, ıpıssız tenha yerlerde, Sekiz türlü yellerle, kımıldanmadan uzanıp oralarda Sabırla, yapayalnız, şeriat huzurunu bulmalı öyle yerlerde.

Kökerip turur körklüg tagta köŋül yaraşı aglak orunta, Köp yigi telim sögütlüg erip köpirip turur kögmen suvlukta, Köz başlap kaçıgların yıgınıp közünmiş bililmişçe orunlarla Küsençigsizin meŋi tegingülüg ol anı teg orunlarta. (Arat 1965: 66) Göğerip duran görklü dağlarda, gönüle yaraşır ıssız yerlerde, Çok sık, yoğun ağaçlar arasında köpürüp duran göl sularında, Başta göz, duyulardan sıyrılıp görünmüş, bilinmiş gibi yerlerde Arzulardan uzak huzur bulmalı öyle yerlerde.

"Anı Teg Orunlarta" şiiri Arat yayınında sekizer mısralı dört bent hâlin­dedir. Şinasi Tekin ise şiiri dörder mısralı dört bent hâlinde vermektedir (Ş.Tekin 1965: 55-56).


1   ...   11   12   13   14   15   16   17   18   ...   33


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə