Türk Dili Tarihi Ahmet B. Ercilasun Akçağ Yayınları / 603 Araştırma İnceleme / 50




Yüklə 2.38 Mb.
səhifə11/33
tarix25.04.2016
ölçüsü2.38 Mb.
1   ...   7   8   9   10   11   12   13   14   ...   33

2.4.2. BİÇİM ÖZELLİKLERİ

2.4.2.1. YAPIM

2.4.2.1.1. YAPIM EKLERİ

İsimden İsim Yapma Ekleri

+çl : Meslek ve uğraşma isimleri yapar. c 'li ve yuvarlak biçimleri yok­tur: yir+çi (kılavuz), yagı+çı (savaşçı), yog+çı (cenaze töreninde ağlayıcı), sıgıt+çı (ağlayıcı).

+lXg : Sahip olma bildirir: baş+lıg (başlı), tiz+lig (dizli), at+hg (atlı), yarık+lıg (zırhlı), kerekü+lüg (çadırlı), ton+lug (elbiseli).

+sXz : Sahip olmama bildirir: yol+suz, keçig+siz (geçitsiz), buŋ+suz (kedersiz), yagı+sız (düşmansız).

+GI: Aitlik bildirir: önjre+ki (öndeki), yanta+kı, buluŋda+kı (köşede­ki), tagda+kı (dağdaki), Tabgaç+gı (Çin'deki), çöl+gi (çöldeki).

+(X)nç : Sayılarda sıralama bildirir: üç+ünç (üçüncü), tört+ünç, biş+inç, yiti+nç.

İsimden Fiil Yapma Ekleri

+IA-: baş+la-, sü+le- (orduyu yürütmek, sefer etmek), yog+la- (cena­ze töreni yapmak), il+Ie- (devletli hâle getirmek), kagan+la- (kağanlı hâle getirmek). —n-, -ş-, -t- fiilden fiil yapma ekleriyle genişletilmiş biçimleri de vardır: kan+lan- (han, hükümdar sahibi olmak), ög+leş- (danışmak), söz+leş-, sü+let-, yog+lat-.

+(A)d- : "Olma" bildiren fiiller yapar: kul+ad- (kul olmak), küŋ+ed-(cariye olmak), yok+ad- (yok olmak), buŋ+ad- (bunalmak).

+Ik-: iç+ik- (içeri girmek, tâbi olmak), taş+ık- (dışarı çıkmak, tutsak­lıktan kurtulmak), tag+ık- (dağa çıkmak, isyan etmek).

+sIrA- : "+sızlaşmak" anlamında fiiller yapar: il+sire- (devletsizleş-mek), kagan+sıra- (kağansızlaşmak), urug+sırat- (uruksuzlaştırmak, kö­künü kurutmak).

TÜRK DİLİ TARİHİ 183



Fiilden İsim Yapma Ekleri

-(X)g : bil-ig (bilgi), öl-üg(ölü), tir-ig (din), biti-g (yazı).

-(X)m : öl-üm, ked-im (giyim), bat-ım.

-(X)ş : ük-üş (çok. ük-: yığmak), teg-iş (değme, çatışma).

-(X)nç : er-inç (pekiştime, bildirme işlevinde. er-: olmak), öt-ünç (rica), bulga-nç (karışıklık, kaos), unç (mümkün. u-: gücü yetmek).

Fiilden Fiil Yapma Ekleri

-d- : Pekiştirme işlevindedir; d bugün y'ye dönmüştür: ko-d-, ı-d- (gön­dermek), to-d- (doymak).

-(X)l- : Edilgen çatı ekidir: ad(ı)r-ıl- (ayrılmak), tir-il- (derilmek, top­lanmak).

-(X)n- : Dönüşlü çatı ekidir: kıl-ın-, tut-un-, kubra-n- (toplanmak), seb­in- (sevinmek), tel-in- (delinmek).

-(X)ş- : İşteş çatı ekidir: kab-ış- (kavuşmak, birleşmek), ögle-ş- (da­nışmak), sözle-ş-.

-Ur- : Ettirgen çatı ekidir; düz biçimleri yoktur: öl-ür- (öldürmek), teg-ür- (değdirmek, ulaştırmak), tüş-ür-, kel-ür- (getirmek), yit-ür-.

-tUr- : Ettirgen çatı ekidir; düz biçimleri yoktur: bin-tür-, ag-tur- (yük­seltmek), yan-tur- (geri döndürmek), ur-tur-.

-(X)t- : Ettirgen çatı ekidir; ünlü ve r ile biten fiillerin dışında da kulla­nılabilir: yorı-t- (yürütmek), süle-t-, biti-t-, yagu-t- (yaklaştırmak), olur-t-(tahta oturtmak), bas-ıt- (baskına uğramak), ak-ıt- (akın etmek), yüz-üt-(yüzdürmek).

-mA- : Olumsuzluk ekidir: kel-me-, kork-ma-, teg-me-, kılın-ma-, bil­me-.
2.4.2.2. ÇEKİM
2.4.2.2.1. İSİM
Çokluk Ekleri

Köktürkçede düzenli çokluk eki yoktur. Türkçede belirlilik-belirsizlik kategorisi olmadığı için nesneler "belirli bir nesne" ve "herhangi bir nesne"

184 Ahmet B. ERCİLASUN

olarak adlandırılmamıştır; "nesnenin türü" adlandırılmıştır. Söz gelişi ıgaç (ağaç) denildiği zaman "belirli bir ağaç" veya "herhangi bir ağaç" kastedil­mez; "ağaç türü" kastedilir (Grönbech 2000: 52). Bu sebeple dilin başlangı­cında çokluğa gerek duyulmamıştır. Nesnenin çokluk olduğu, cümle içinde kendiliğinden anlaşılır: Ida taşda kalmışı kubranıp yiti yüz boltı (Ormanlar­da, kayalıklarda kalmış olanları toplanıp yedi yüz oldu), kiyik yiyü tabışgan yiyü olurur ertimiz (yabanî hayvanları, tavşanları yiyerek oturuyorduk), edgü bilge kişig, edgü alp kişig yontmaz ermiş (çok bilgili kişileri, çok yiğit kişi­leri yürütmezmiş).

Köktürkçede sadece insan belirten kelimelerde kullanılan çokluk ekleri vardır. Bunlar aşağıda gösterilmiştir.

+lAr : beg+ler, konçuy+lar (hanım sultanlar), ö'g+ler (analar). +An : og(u)l+an (oğullar), er+en (erler).

+(X)t : og(u)l+ıt (oğullar), tarkat (tarkanlar), yılpagu+t (alpagular, yi­ğitler).

+gUn : ini-y-gün (küçük kardeşler), keliŋün (gelinler), tay+gun (taya benzer oğullar).

İyelik Ekleri

Köktürkçede iyelik ekleri bugünkü gibidir. Ses bakımından tek fark i-kinci şahıslardaki sesin diş değil, damak ŋ'si olmasıdır. Köktürkçede çokluk olmadığından çokluk üçüncü şahıs iyelik için ayrı bir ek bulunmaz; 3. şahıs iyelik eki tekliği de çokluğu, da ifade edebilir. İyelik ekiyle ilgili örnekler aşağıda gösterilmiştir.



+(X)m : öz+üm (kendim), kut+um (talihim), kaŋ+ım (babam), ög+üm (annem), ini-m (küçük erkek kardeşim), il+im, kagan+ım.

+(X)ŋ : og(u)l+uŋ, kan+ıŋ, süŋük+üŋ (kemiğin).

+(s)I: Yuvarlak biçimleri yoktur: sab+ı (sözü, sözleri), agı+sı (hediye­si, hediyeleri), sü+si(askeri, ordusu), yagı+sı (düşmanı, düşmanları), kü+si (şöhreti), boguz+ı (boğazı, karnı). Özel isimlerle yapılan tamlamalarda bü­yük çoğunlukla iyelik eki kullanılmaz: Türk bodun (Türk milleti), Tabgaç bodun (Çin milleti), Türk begler (Türk beyleri), Ötüken yış (Ötüken ormanı, yaylası), Çogay yış (Çogay ormanı), Yarış yazı (Yarış ovası), Şantuŋ) yazı (Şantuŋ ovası).

+(X)mXz : Türk+ümüz, kaŋ+ımız (babamız), eçi+miz (amcamız), il+imiz, törü+müz, sü+müz (askerimiz), yagı+mız.

+(X)nXz : oglan+ıŋız, taygun+unuz (oğullarınız).

TÜRK DİLİ TARİHİ 185



Hâl Ekleri

İlgi hâli eki

Ünsüzle biten kelimelerden sonra +Iŋ biçimindedir: ben+iŋ (benim), biz+iŋ (bizim), siz+in, bodun+ıŋ, kagan+ıŋ. Ünlüyle biten kelimelerden sonra +nlŋ biçimindedir: Bayırku+nıŋ.



Yükleme hâli eki

İyelik eki almamış isimlerden sonra +(X)g biçimindedir: bodun+ug bay kıltım (milleti zenginleştirdim), kişi+g yontmaz ermiş (kişiyi yürütmezmiş), sab+ıg alıp (sözü alıp), il+ig tutmış (devleti muhafaza etmiş), törü+g itmiş (kanunları düzenlemiş), bedizçi+g ıttı (bezekçiyi gönderdi).

İyelik eklerinden sonra +(I)n biçimindedir: sabım+ın eşidgil (sözümü i-şit), kanıŋ+ın kodup içikdiŋ (hânını bırakıp tutsak oldun), eligi+n tuttı (-onun- elini tuttu), içi+n taşı+n urturtum (içini dışını yazdırdım). İyelik ekle­rinden sonra gelen +(I)n, bazı edatlarla bağlantı kurmak için de kullanılır: eçisi+n teg (amcası gibi), yarlıkadukı+n üçün (buyurduğu için), kaganı+n birle (kağanı ile).

İşaret ve şahıs zamirlerinden sonra +nl biçimindedir: bu+nı, *a+nı, biz+ni. Ben ve sen zamirlerinde «'nin biri düşmüştür: bini, sini. +nl yükleme hâli eki bazı edatlarla bağlantı kurmak için de kullanılır: anı üçün (onun için), antag (onun gibi, öyle).



Yönelme hâli eki

Köktürkçede yönelme hâli eki +kA biçimindedir: yazı+ka (ovaya), taluy+ka (denize), kapıg+ka (kapıya), kagan+ka, öd+ke (zamana, zaman­da), yaşım+ka (yaşımda).

Yönelme hâli eki 3. şahıs iyelik ekinden sonra +ŋA biçimindedir: yiri+ŋe, sabı+ŋa, agısı+ŋa, başı+ŋa.

Teklik 1. ve 2. şahıs eklerinden sonra çoğunlukla +A biçimindedir: Tür­küm+e, bodunum+a, kaganım+a, kagamn+a, ebin+e (-senin- evine).



Bulunma-çıkma hâli eki

Köktürkçede çıkma hâli için ayrı bir ek yoktur. +DA eki hem bulunma, hem çıkma hâlini karşılar: tenri+de (gökte), il+te (ülkede), yir+de (yerde), sabım+da (sözümde), bunta (bunda, burada), yış+da (ormandan), Tabgaç kagan+ta (Çin kağanından), töpüsin+te (tepesinden).

186 Ahmet B. ERCİLASUN

Eşitlik hâli eki

+çA biçimindedir; "gibi, göre, kadar" anlamlarını verir: ot+ça (ateş gi­bi), bor+ça (bora gibi), ört+çe (ateş gibi), köŋlüŋ+çe (gönlüne göre), törüsin+çe (töresine göre), bunça (bunca), elig+çe (elli kadar), yüz+çe (yüz kadar).

Vasıta hâli eki

Köktürkçede vasıta hâli eki +(X)n'dvr, "ile, olarak" anlamlarını verir: ok+un (ok ile), süŋüg+ün (mızrak ile), er+in (erle), sab+ın (sözle), agı+n (hediyeyle), yol+un (yol ile, yoldan), yadag+ın (yaya olarak, yayan), ya-lıŋ+ın (çıplak olarak), yolsuz+un (yolsuz olarak, yol olmadan), keçigsiz+in (geçitsiz olarak).



Yön hâli eki

Köktürkçede iki yön eki vardır: 1. -gArU: il-gerü (ileriye, doğuya doğ­ru), kurı-garu (batıya doğru), yırı-garu (kuzeye doğru), yir-gerü (yere doğ­ru), eb+gerü (eve doğru), Türk kagan+garu (Türk kağanına doğru). Ek, 3. şahıs iyelikten sonra +ŋArU biçimini alır: ortusı+ŋaru (ortasına doğru). Şahıs zamirlerinde de aynı şekilde kaynaşma vardır: bayanı, aŋaru (ona doğru). 2. +rA: iç+re, taş+ra (dışarı, dışa doğru), öŋ+re (öne doğru), şad+ra (şada doğru).



Köktürkçede Soru

Köktürkçede soru için iki edat kullanılır:



  1. mu : kagan mu bar mu (var mı).

  2. gU: bar gu, begler gü (beyler mi).

2.4.2.2.2. FİİL

Şahıs Ekleri

Köktürkçede iki türlü şahıs eki vardır:

1. Bilinen geçmiş zaman ve -sIk ekiyle yapılan gelecek zamanda kulla­nılan şahıs ekleri: -m, -g—g,-mXz, -yXz~ -gXz,Bunlar iyelik ekle­rinden geliştiği için iyelik ekleriyle aynıdır.

TÜRK DİLİ TARİHİ 187

2. Geniş ve gelecek zamanlarda kullanılan şahıs ekleri: men, sen,biz, siz, Bunlar da şahıs zamirlerinden geliştiği için şahıs zamirleriyle aynıdır. Köktürk döneminde henüz ekleşmeyip zamiriiklerini korudukları da söylene­bilir. Üçüncü şahıslarda anlamı pekiştirme amacıyla bazen erinç (-DXr) e-datı kullanılabilir.

Emir çekiminde şahıs ifadesi, kip içindedir. Şahıs eklerinin durumu kipler bahsinde örnekleriyle birlikte daha açık görülecektir.



Kipler

Bilinen Geçmiş Zaman

1. ve 2. şahıslarda -DX, 3. şahısta -DI ekiyle kurulur. /, n, r ile biten fiil tabanlarından sonra ekin -t'li, diğer durumlarda -d'li biçimi kullanılır: tidim (dedim), birtim (verdim), sakıntım (düşündüm), ötüntüm (arz ettim); içikdiŋ (tâbi oldun), öltüg (öldün), bardıg (vardın, gittin), yaŋıltıg (yanıldın); sıdı (kırdı), ölti, körti, kalmadı; aşdımız (aştık), intimiz (indik), süŋüşdümüz (sa­vaştık), korkmadımız (korkmadık); bardıgız (vardınız), ertigiz (idiniz).



Öğrenilen Geçmiş Zaman

-mlş ekiyle kurulan öğrenilen geçmiş zamanın bengü taşlarda sadece 3. şahsına rastlanır: timiş (demiş), ögleşmiş (danışmış), sökürmiş (çöktürmüş), yüküntürmiş (eğdirmiş), tutmış erinç (tutmuştur).

Geniş - Şimdiki Zaman

Köktürkçede geniş ve şimdiki zaman ayrılmamıştır. Bu kip sözün geli­şine göre bazen geniş, bazen şimdiki zamanla Türkiye Türkçesine aktarılır. Olumlu geniş zaman eki —Ar ve -Ur; olumsuz geniş zaman eki -mAz'dır. -Ur yerine nadiren —Ir da kullanılır. Olumlu geniş zamanda ekin ne zaman -Ar, ne zaman -Ur olacağı kuralla bilinmez. Çok heceli fiillerde çoğunlukla -Ur kullanılır. Ünsüzle biten tek heceli fiillerde ek tercihi çoğunlukla Türkiye Türkçesindeki gibidir. Ünlüyle biten fiillerde -r de -(y) Ur da kullanılabilir: birür men (Veririm, veriyorum), kazganur men (kazanırım, kazanıyorum,), sakınur men (düşünürüm, düşünüyorum), tir men (derim, diyorum); ömez sen (düşünmezsin, düşünmüyorsun); körür (görür, görüyor), birür (Verir, veriyor), yorıyur (yürür, yürüyor), yagutır (yaklaştırır, yaklaştırıyor); korkur biz (korkarız, korkuyoruz,); bilir siz (bilirsiniz, biliyorsunuz/

188 Ahmet B. ERCİLASUN

Gelecek Zaman

Köktürkçede gelecek zaman iki türlü kurulur. -DaçI ekiyle kurulan ge­lecek zamanın örnekleri daha çoktur: ölteçi sen (öleceksin), olurtaçı sen (oturacaksın); tideçi (diyecek), boltaçı (olacak), ölürteçi (öldürecek); kaltaçı biz (kalacağız); yaŋıltaçı siz (yanılacaksınız). Olumsuz çekimde ek, -çl biçi­mindedir: yaramaçı (yaramayacak).



-sIk ekiyle kurulan gelecek zamanın örnekleri azdır. Gelecek zamanın bu türünde iyelik kökenli şahıs ekleri kullanılır: ölsikiŋ (öleceksin), ölsikig (öleceksin).

Emir Kipi

Emir kipinde her şahıs ayrı bir ekle gösterilir. Emir eki teklik birinci şa­hısta -(A)yln, teklik ve çokluk 3. şahısta -zU(n), çokluk 1. şahısta -(A)llm, çokluk 2. şahısta -(X)ŋ biçimindedir. Teklik 2. şahısta ek kullanılmaz; fiil tabanı doğrudan doğruya teklik 2. şahsı ifade eder: tegeyin (ulaşayım), tüşeyin (düşeyim, ineyim), yoglatayın (yoğ törenini yapayım), konayın, ıdmayın (göndermeyeyim); ay (söyle), eşid, tıŋla (dinle), basıtma (baskına uğratma); yorımazun (yürümesin), barzun (gitsin), bolmazun (olmasın); kabışalım (kavuşalım, birleşelim), sülelim (asker sevk edelim), yotılım (yü­rüyelim); barıŋ (gidin), oluruŋ (oturun), eşidiŋ) (işitin), biliŋ. Teklik 2. şa­hısta pekiştirme amacıyla -gll eki kullanılabilir: aygıl (söyle), urgıl (vur), eşidgil (işit).



Birleşik Çekim

Köktürkçede birleşik çekimin hikâye ve rivayet şekilleri vardır. Hikâye, er- fiilinin bilinen geçmiş zamanıyla, rivayet er- fiilinin öğrenilen geçmiş zamanıyla yapılır. Er-, i- fiilinin Köktürkçedeki aslî biçimidir; başka bir deyişle i- fiili er- 'den çıkmıştır.



Hikâye: bolmış erti (olmuştu), tegmiş erti (değmişti); kelürür ertim (getirirdim), yorıyur ertig (yürüyordun), körür erti (görürdü), kalur erti (ka­lırdı), kelmez erti (gelmezdi), olurur ertimiz (oturuyorduk), bayur ertimiz (bağlıyorduk); erteçi erti (olacaktı), boltaçı erti (olacaktı), kaltaçı ertigiz (kalacaktınız), ölteçi ertigiz (ölecektiniz).

Rivayet: yorıyur ermiş (yürüyormuş), yagutır ermiş (yaklaştırırmış), yontmaz ermiş (yürütmezmiş), olurur ermiş (oturuyormuş).

TÜRK DİLİ TARİHİ 189



2.4.2.2.3. SIFAT-FİİLLER

Köktürkçede aşağıdaki Sıfat-fiil ekleri kullanılır.



-mlş: kalmışı (kalmış olanı), konmış tiyin (konmuş diye), tegmiş yok ermiş (ulaşmış olanı yokmuş), ilsiremiş bodun (devletsizleşmiş millet), kuladmış bodun (kul olmuş millet) kötürmiş teŋri (yükseltmiş olan Tanrı), tutmış yir (tuttuğu yer).

-dUk: barduk yir (gidilmiş yer), birtük üçün (verdiği için), içikdük üçün (tâbi olduğu için), yarlıkaduk üçün (buyurduğu için).

-XgmA: uduzugma (sevk eden), keligme (gelen), körügme (tâbi olan), bitigme (yazan), barıgma (giden), ölügme (ölen).

-(X)r ~ -Ar: sir (kırar, muzaffer), körür köz (gören göz), bilir bilig (bilen akıl).

-mAz: bilig bilmez kişi (bilgi bilmez kişi, cahil), körmez teg (görmez gi­bi), bilmez teg (bilmez gibi).

-sIk: udısıkım (uyuyasım), olursıkım (oturasım), tutsıkıŋın (-senin- tuta­cağını).

-DaçI: kelleçimiz (gelecek olanımız), ölteçi bodun (ölecek millet).

2.4.2.2.4. ZARF-FİİLLER

Köktürkçede aşağıdaki zarf-fıil ekleri kullanılır.



-A: aşa (aşarak), keçe (geçerek), süre (sürerek), bintüre (bindirerek), Uda (engel olarak).

-(y)U: yiyü (yiyerek), tutunu (tutunarak), yubulu (yuvarlanarak), ölü (ölerek), körü (bakarak), tirgürü (dirilterek), yanturu (geri çevirerek).

-(X)p: kodup (koyup), eşidip, yayılıp, olurup (oturup), alıp, barıp, tutup, binip, sülep (asker sevk edip), yorıp (yürüyüp).

-(X)pAn: olurupan (oturup), kelipen (gelip), tutupan, söküpen, sülepen, yorıpan.

-mAtI(n): udımatı (uyumadan), olurmatı (oturmadan), sakınmatı (dü­şünmeden), almatın (almadan).

-yln: bulmayın (bulmayıp), tiyin (diye).

-sAr: Köktürkçede şart kipi henüz oluşmamıştır. -sAr eki şahıslara bağ­lanmadan kullanılan bir zarf-fıil ekidir: bir todsar âçsık ömez sen (bir doysan -aslında 2. şahıs eki yok- açlığı düşünmezsin), ol yirgerü barsar Türk bodun ölteçi sen (o yere doğru gitsen -aslında 2. şahıs eki yok- Türk milleti, öle-

190 Ahmet B. ERCİLASUN

ceksin), bu yolun yorısar yaramaçı tidim (bu yolla yürüsek -aslında 1. şahıs eki yok- yaramayacak dedim), ben özüm kazganmasar (ben kendim kazan-masanı -aslında 1. şahıs eki yok).

-gAlI: "-AlI" ve "-mAk için" anlamlarını verir: kılıngalı (kılmalı, yara-tılalı), olurgalı (oturalı), ölgeli (ölmek için), süŋüşgeli (savaşmak için).

-DUkdA: kılmtukda (kılındıkta, yaratıldığı zaman), olurtukda (oturduğu zaman), uçdukda (vefat ettiğinde).

2.4.2.3. BİRLEŞİK FİİL

Köktürkçede iki türlü birleşik fiil vardır.



  1. İsim + yardımcı fiil. Geçişsiz fiiller için bol-, geçişli fiiller için kıl-
    yardımcı fiili kullanılır: kul bol-, küŋ bol- (cariye olmak), yok bol-; baz kıl-
    (tâbi kılmak), bay kıl-, üküş kıl- (çoğaltmak), kul kıl-.

  2. Fiil + zarf-fıil eki + tasvir fiili.

Fiil + -A~-I/-U + bir- . Kesinlik bildirir. Ver- tasvir fiili Türkiye Türkçesinde tezlik bildirir. Köktürkçede tezlik değil kesinlik bildirdiği için Türkiye Türkçesine ver- ile aktarmamak gerekir: Tuta birmiş (tutmuştur), iti birmiş (düzenlemiştir), süleyü birmiş (sefer etmiş), alı birmiş (almış), tike birtim (diktim).

Fiil + -I/-U + u- . Yeterlik bildirir: kem artatı udaçı erti (kim bozabile­cek idi), itinü yaratunu umaduk yana içikmiş (teşkilâtlanamadığı için tekrar tâbi olmuş).

Fiil + -U + ıd- . Oluşun, hareketin tamamlandığını bildirir: ıçgınu ıdmış (elden çıkarmış), yitürü ıdmış (kaybetmiş).

Fiil + -A~-U~(X)p + bar- . Oluşun, hareketin tamamlandığını bildirir: uça barmış

(uçup gitmiş, vefat etmiş), yokadu barır ermiş (yok olup gidermiş), tezip bardı (kaçıp gitti).

2.4.3. KÖKTÜRKÇEDE İSİM CÜMLESİ

Köktürkçede isim cümlesi iki türlü kurulur.

1. Cümlenin sonuna doğrudan doğruya isim soylu bir kelime (isim, sı­fat, zamir, erinç, bar, yok, mu, gu, ne, kanı) getirilerek: Bilge Tonyukuk ben (-Ben- Bilge Tonyukuk'um), tokurkak sen (tok gözlüsün), Türk bodunı yeme bulganç ol (Törk milleti de kaos içindedir), Bilge Tonyukuk ańıg ol (Bilge Tonyukuk kötüdür), barduk yirde edgüg ol erinç (gittiğin yerde kazancın

TÜRK DİLİ TARİHİ 191

şudur), ol yolun yorısar unç (o yolla gitsek mümkün), sabı antag (sözü şöy­le), sabı bir (sözleri aynı), arıg ubutı yig (temiz -olmanın- utancı yeğ), Türk sir bodun yorıdukı bu (muzaffer türk milletinin yürümesi bu -sebepledir-), ol anttı ańıg yok (artık kötülük yok), ilte buŋ; yok (ülkede sıkıntı yok), neŋ buŋug yok (hiç sıkıntın yok), azu bu sabımda igid bar gu (yoksa bu sözümde yalan var mı), iki üç biŋ sümüz kelteçimiz bar mu ne (iki üç bin üskerimiz, gelecek olanımız var mı acaba), ilim amtı kanı (devletim şimdi nerede).

2. Er- fiili ile. Türkiye Türkçesindeki i- fiili er-'den çıkmıştır. Bugün olduğu gibi Köktürkçede de isimleri yüklem hâline getirmek için aynı fiil kullanılır. Bilinen geçmiş zaman için erti (idi), öğrenilen geçmiş zaman için ermiş (imiş), geniş zaman için erür (-dır) kullanılır: bodun boguzı tok erti (milletin karnı tok idi), Tabgaç kagan yagımız erti (Çin kağanı düşmanımız idi), illig bodun ertim ( devlet sahibi millet idim), biz iki biŋ ertimiz (biz iki bin idik); kaganı alp ermiş (kağanı yiğit imiş), Tabgaç süsi bar ermiş (Çin askeri var imiş), tört buluŋ kop yagı ermiş (dört yan hep düşman imiş), antag külüg kagan ermiş (öyle ünlü kağan imiş), buyrukı yeme bilge ermiş erinç (vezirleri de bilge imiş); beniŋ bodunum anta erür (benim milletim orada­dır).

2.4.4. BENGÜ TAŞLARDAKİ SÖZ VARLIĞI

Köktürk bengü taşlarındaki yazılar yukarıdan aşağıya doğru yazılmış ve satırlar sağdan sola doğru sıralanmıştır. Bir satırda yer alan kelime sayısı taşların yüksekliğine göre değişmektedir. Bilge Kağan anıtının bir satırında ortalama 40-45, Köl Tigin'de 28-30, Tonyukuk anıtının birinci taşında 20-25, ikinci taşında 14-15 kelime bulunmaktadır. Bugünkü küçük boy kitaplar­da bir satırda ortalama 6-7, büyük boy kitaplarda 9-12 kelime bulunduğunu düşünürsek anıtlardaki satırların uzunluğu hakkında fikir edinebiliriz. Bilge Kağan anıtı 79, Köl Tigin 71, Tonyukuk anıtı ise birinci taşı 35, ikincisi 27 olmak üzere 62 satırdan oluşur. Üç metin küçük boy bir kitapta, söz gelişi Muharrem Ergin'in 1991 yayınında 34 sayfa, Talat Tekin'in 1995 yayınında 30 sayfa tutmaktadır. 30-34 sayfalık üç metinde geçen kelime sayısı 6 000 civarındadır. Farklı kelimelerin sayısı ise 840'tır. Bunlardan 147'si yer, ka­vim, kişi ve at isimleridir. Bu özel isimleri çıkarırsak Köl Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk anıtlarındaki tekrarlanmayan kelime sayısını 693 olarak tespit ederiz. Şu hâlde Köktürklerden bize aşağı yukarı 700 kelimelik bir sözlük kalmış demektir. Ancak bu sözlüğün, anlatılan konunun gerektirdiği keli­melerden oluştuğunu, en temel bazı kelimelerin bile anıtlarda geçmediğini unutmamak gerekir. Dil bilimci Morris Swadesh'in, insan dillerinin en temel kelimeleri olarak düşündüğü yüz kelimeden 36'sının Köktürk antlarında

192 Ahmet B. ERCİLASUN

geçmediğini söylersek konu daha iyi anlaşılacaktır. Swadesh listesinde olup Köl Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk bengü taşlarında geçmeyen 36 kelime şunlardır:



Burun, ağız, diş, göğüs~meme, tırnak, karın, kıl, deri, karaciğer, kuy­ruk, boynuz, ay (gök cismi), yıldız, kuş, balık, yağmur, içmek, ısırmak, (cı­yakta) durmak, yüzmek, yanmak~yakmak, duman, soğuk, et, dolu, yeni, yu­varlak, kuru, yumurta, çekirdek, yaprak, kök, bit, kabuk, kül, şişman.

Yukarıdaki kelimeler elbette Köktürklerin dilinde vardı. Ancak konu gerektirmediği için metinlerde geçmemiştir. Meselâ yüzmek sözü metinlerde bulunmaz; fakat ondan türemiş yüzütmek (yüzdürmek) fiili bulunur. Yuvar­lak yoktur ama "yuvarlanmak" anlamındaki yubul- vardır. O hâlde burun, ağız, diş, içmek, yakmak, ay, yıldız, kuş, balık, soğuk, yeni gibi kelimelerin Köktürklerin dilinde olmadığı düşünülemez. Nitekim bu kelimeler Köktürklerden hemen sonraki Uygur metinlerinde vardır.

Morris Swadesh'in 100 temel kelimelik listesinden 64'ü Köktürk bengü taşlarında geçer:

Bu, ol~*a (o), ben~men, sen, yok~ermez(değil), biz, kişi, er~urı, tişi, kim~kem, ne, bir, iki, baş, köz (göz), kulkak (kulak), til (dil), boguz (boğaz), elig (el), tiz (diz), adak (ayak), saç, kan, süŋük (kemik), köŋül, yir (yer), sub (su), kün (güneş), tün (gece), ı~ıgaç (ağaç), bulıt, taş, tag (dağ), kum, yi-(yemek), yon- (yürümek), olur- (oturmak), yat-, kör- (görmek), eşid- (işit­mek), ay-~ayt-~ti- (demek), bir- (vermek), udı- (uyumak), kel- (gelmek), öl-, ölür-~ölüt- (öldürmek), bil-, uç-, ot (ateş), ulug (büyük), kiçig (küçük), üküş~kop (çok), kamag (bütün, her), edgü (iyi), isig (sıcak), at (ad), kara, ak, kızıl, yaşıl (yeşil), sarig (sarı), uzun, yol, ıt (köpek).

Swadesh'in 100 kelimesi, "iyne, balta, kap kacak, boncuk vb." insan e-linden çıkmış en basit kültür unsurlarını ve bunlarla ilgili fiilleri dahi içine almayan bir listedir. Söz gelişi "bıçak" gibi bir alet gerektirdiğinden kes- fiili dahi bu listede yoktur. Swadesh'in listesini insan ve tabiatla ilgili diğer nes­neleri ve ilk kültür nesne ve kavramlarını da içine alacak şekilde genişletir­sek daha pek çok temel kelimenin Köktürk bengü taşlarında yer aldığını görürüz. Bunları aşağıdaki şekilde gruplandırarak vermek Köktürk anıtları­nın söz varlığı hakkında daha sağlam fikir edinmemizi sağlar.

İnsanın temel hareket ve oluşlarını gösteren fiiller: yi- (yemek), yorı-(yürümek), olur- (oturmak), yat-, kör- (görmek), eşid-, ayt-~ti- (demek), bir-(vermek), udı- (uyumak), kel- (gelmek), öl- (ölmek), ölür-~ölüt- (öldürmek), it- (etmek, düzenlemek), kıl-, yarat- (yapmak), al-, kod- (koymak), kötür-(yukarı kaldırmak), tut-, teg- (değmek, ulaşmak), ur-~tokı- (vurmak), aç-, kir- (girmek), kigür- (sokmak, girdirmek), taşık- (dışarı çıkmak), bar- (git-

TÜRK DİLİ TARİHİ 193



mek), sür-, sök-, tik- (dikmek), ebir- (çevirmek), egir-, ba- (bağlamak), töküt-(dökmek), sı- (kırmak), üz- (koparmak, kesmek), bıç- (biçmek, kesmek), bul-, ıd- (göndermek), elt- (iletmek), bas-, başla-, yükün- (eğilmek), yügür- (koş­mak), adrıl- (ayrılmak), yan- (geri dönmek), keç- (geçmek), tüş- (düşmek, inmek), in-, bin-, tog- (doğmak), törü- (türemek), yaşa-, tiril-(dirilmek, ya­şamak), âç- (acıkmak), totod- (doymak), agrı- (ağrımak), u- (gücü yet­mek).
1   ...   7   8   9   10   11   12   13   14   ...   33


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə