SelehaddiNİ eyubi Lİsesi ders notlari 1940 yilina kadar türk edebiyati




Yüklə 253.07 Kb.
səhifə1/2
tarix30.04.2016
ölçüsü253.07 Kb.
  1   2

SELEHADDİNİ EYUBİ LİSESİ DERS NOTLARI



1940 YILINA KADAR TÜRK EDEBİYATI

ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI (1923-1938)

* Bu dönem, ülkemizde tüm kurumlarda köklü değişikliklerin olduğu, ulusalcı, uygarlıkçı bir dönemdir.

* Teokratik devlet biçiminden, demokratik devlet biçimine yöneliş, laiklik, hukuk alanındaki değişiklikler, Latin alfabesine geçiş, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunun kurulması, kalkınma ve eğitim seferberliği. ülkenin değişmekte olan yüzünü göstermektedir. Bu durum edebiyatta da yüzünü göstermiş, bir doku değişikliğine yol açmıştır.

* Dilin özleşmesi hızlanmıştır. TDK’nın kurulmasıyla bilimsel nitelik kazanmıştır.

* Cumhuriyet Dönemine kadar yazar ve şairlerimiz büyük kentlerde yaşayan varlıklı kişilerdi. Bu dönemde özellikle de Köy Enstitülerinin kurulmasıyla toplumun her kesiminden yazarlar yetişmeye başladı. Böylece köylüyü ve halkı anlatan; halka yönelmiş bir edebiyat oluşturulmuştur. MEMLEKET EDEBIYATI geleneği oluşmuştur.

* Gerçekçi ve gözlemci anlatım dikkati çeker. Duygusal yapaylıktan uzak, süs ve özentiden uzaklaşılır. Gerçekler çıplak bir dille çarpıtılmadan anlatmıştır.

* Tiyatro alanında önemli gelişmeler olmuştur.

* Dönemin ilk belirgin örneklerini Y.Kadri Karaosmanoğlu vermiştir: Yaban(toplumdaki aksaklıkları işleyen eleştirel tavır), Kiralık Konak(üç ayrı kuşağı anlatmıştır), Hüküm Gecesi, Bir Sürgün, Nur Baba

* Açlık ve savaşlardan sonra toplum R.Nuri'nin duygusal aşk romanı Çalıkuşu ile sarsıldı. Kendisine yeni hedefler belirledi.

* Peyami Safa psikolojik çözümleme yolu ile Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Bir Tereddüdün Romanı, Matmazel Noralya'nın Koltuğu adlı eserleriyle karşımıza çıkar. Fatih Harbiye Romanında ise Doğu-Batı çelişkisi anlatılır.

* Mithat Cemal Kuntay "Üç Istanbul" ile tarihsel roman örneğini vermiştir.

* Gerçekçilik, 1930'da Sebahattin Ali ile Türkiye' ye yerleşti. (Kuyucaklı Yusuf)

* S.Ali aile, kişi, olay, tarih, çevre, sorun, düşünce ve duyguları ekonomik altyapıya ve onun biçimlendirici etkisine bağlayarak öyküyü ve romanı olgunlaştırmıştır.

* Tanzimat’tan sonra ortaya çıkan alafrangalığa özenen gençlik ile eski nesil çatışmaları eserlerde konu oldu. Eski değerlerle- batılı anlayış çatıştı.

* Halk kültürüne önem verildi. Folklor çalışmalarına hız verildi.



Memleketci siirin öncüleri:

Vatanın kutsallığı- kahramanlık temalarını işleven şairler: ·

  • Necmettin Halil Onan

  • Halit Fahri Ozansoy

  • Behçet Kemal Çağlar

  • Orhan Şaik Gökyay

Diğer önemli Sairler:

  • Necip Fazıl Kısakürek

  • Ziya Osman Saba

  • Ahmet Hamdi Tanpınar

  • Nazım Hikmet

1940 ŞİİRİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ:



    • Genellikle dörtlük nazım birimi kullanılmıştır.

    • Kafiye örgüsünde çapraz ve sarma kafiyelerde kullanıldı.

    • Hece ölçüsü kullanıldı. Bunun yanında serbest nazım iyice benimsenmiştir.

    • Serbest nazım giderek artan şekilde kullanıldı.

    • Şiirler sade, anlaşılır, açık bir dille yazıldı.


BEŞ HECECİLER:

  • Faruk Nafız Çamlıbel

  • Yusuf Ziya Ortaç

  • Orhan Seyfi Orhon

  • Halit Fahri Ozansoy

  • Enis Behiç Koryürek

“Aruz sizin olsun hece bizimdir

Halkın söylediği Türkçe Bizimdir

Leyl sizin, şeb sizin, hece bizimdir.

Değildir bir mana üç ada muhtaç.

ZİYA GÖKALP

* Ziya Gökalp’in yukarıdaki sanat adlı şiirini kendilerine ilke benimsenmiş görünürler.

* Birinci Dünya Savaşı yıllarında devrin yöneticileri tarafından ulusal coşkuyu yaratacak şiirler yazmaları için teşvik edilmiştir.

* Mili edebiyat ilkesine bağlıdır.

* Anadolu halkının hayatını, sanat anlayışını, kültürünü eserlerinde tema olarak seçtiler.

* Kahramanlık şiirleri yazdılar.

* Halk şiirinin nazım biçimlerini benimsediler.

* Yalın, sade, süssüz bir anlatımı benimsediler. Halk dilini yönelişleri yer yer basmakalıp söyleyişlere yol açtı.

* Halkın beğenilerini ve kültürünü eserlerinde tema olarak seçtiler.

* Divan edebiyatı anlayışının kırılmasına yol açtılar.
YEDİ MEŞALECİLER :


  • Sabri Esat Siyavuşgil

  • Ziya Osman Saba

  • Yaşar Nabi Nayır

  • Muammer Lütfü

  • Vasfi Mahir Kocatürk

  • Cevdet Kudret

  • Kenan Hulisi Koray

* Milli edebiyat şairlerinin, özellikle de Beş Hececilerin gerçekçilik ve içtencilikten uzak şiirine tepki olarak, şiirde içtenliği savunan yedi genç şairin oluşturduğu topluluğa “Yedi Meşaleciler” denir.

* Canlılık, samimiyet ve daima yenilik… gibi ilkelerle yola çıktılar.

* 1928 yılında çıkardıkları Yedi Meşale dergisinde şiirlerini ve şiir üstüne düşüncelerini yayımlamışlardır.

* Hece ölçüsünü kullandılar.

* Batı edebiyatını özellikle Fransız edebiyatını kendilerine örnek alıp izleyeceklerini söylemelerine rağmen Beş Hececilerin izinden gitmişlerdir.

* Fransız sembolistlerden etkilendiler.


1940 SONRASI TÜRK EDEBİYATI

SON DÖNEM TÜRK EDEBİYATI
* 1929 ekonomik bunalımı birçok ülkede ekonomik bunalıma neden oldu. 1940’lı yıllara gelinene kadar dünya ülkeleri çok güç günler yaşadı. Derken 2. Dünya Savaşı başladı. Sanatçılar savaş karşıtı yapıtlar verdiler. Bu zorlu günler, yoksul Türkiye’yi de vurdu. Sanatçılar yoksulluğu, ezilmişliği, barışı, birdenbire zenginleşenleri, yoksul ile zengin arasında yükselen ekonomik ve sosyal uçurumu anlattılar yapıtlarında. Köy ve köylü, Adana’daki pamuk tarlaları, gündelikçi işçiler, varoşlarda oluşan yoksulluk, fabrikalar, fabrika işçileri, memurlar, devlet yönetiminde görülen aksaklıklar…son dönem edebiyatçılarının en çok işledikleri konular oldu.

Bu arada Cumhuriyet’in temel ilkeleri doğrusunda da yapıtlar verilmeye devam edildi.

*1941 yılında tercüme bürosu kuruldu. Bu sayede çok sayıda Doğu ve Batı klasiği dilimize çevrildi. Böylece dünya edebiyatı daha yakından takip edilebildi. Bu durum da etkileşimleri güçlendirdi. Artık Türk edebiyatı da dünya edebiyatının rüzgarına kapılabilmektedir. Çok yönlü olarak gelişebilmektedir. Konular uçsuzlaşmaktadır.

*Bu dönemde dil, köyde köylünün dili, kasabada kasaba dili, İstanbul’da İstanbul dili yapıtların dili oldu.

* Deneme ve eleştiri türü gelişti. Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç….önemli adlardır.

1940 SONRASI ORTAYA ÇIKAN GRUPLAR

1. Garipçiler

2. Toplumcular

3. Köy gerçeklerini dile getirenler

4. Varoluşçular

5. Hisarcılar

6. İkinci Yeniler

7. Bağımsızlar

8. Maviciler

HİSAR GRUBU (1950)


  • Mehmet Çınarlı

  • İlhan Geçer

  • Munis Faik Ozansoy

  • Yahya Benekay

  • Gültekin Samanoğlu

  • Talat Sait Halman

* 1940 sonrasında GARİP şiirine ilk tepki 1950 yılında çıkmaya başlayan HİSAR dergisi etrafında toplanan bir grup şair tarafından ortaya konmuştur.

* Onlara göre başka ulusları taklit ederek ulusal bir sanat oluşturulamaz.

* Yeni bir sanat oluşturmak için mutlaka eskisini reddetmek gerekmez.

* Yenilik eskisinin içinden doğmalıdır.

* Sanat ideolojinin baskısı altında olmamalı, belli bir dünya görüşünün propagandasını yapmamalıdır.

* Şiirde öztürkçeci ve tasfiyeci olmamalıdır.

* Hisar şairlerini memleketçi şiirin takipçisi görebiliriz. Geleneği reddeden Garip Akımına ve ideolojik şiire yönelen N. Hikmet’e karşı çıkmışlardır.



MAVİCİLER ( 1952- 1956 )

  • Attila İLHAN

  • Özdemir Nutku

  • Yılmaz Gruda

  • Ahmet Oktay

  • Demirtaş Ceyhun

  • Demir Özlü

  • Ece Ayhan

  • Tahsin Yücel




    • 1952- 1956 YILLARI ARASINDA ÜNLÜ ŞAİR Attila İlhan’ın önderliğinde toplumcu gerçekçi sanatçıların MAVİ adlı dergide yazmaya başlamalarıyla oluşan bir edebiyat akımıdır.

* Garipçilerin sanat anlayışına karşı çıktılar.

* Bu hareketi destekleyen şairlere MAVİCİLER denmiştir.



GARİP AKIMI - GARİPÇİLER – I . YENİ


  • Orhan Veli Kanık

  • Melih Cevdet Anday

  • Oktay Rifat Horozcu

Garipçiler, şiirlerini; Garip adlı kitapta yayımlamışlardır. Bu kitabın önsözünde şiir hakkındaki düşüncelerini yayımlamışlardır. Böylece şiire yeni bir bakış açısı getirmişler ve şiirin etrafındaki duvarları yıkmıştır.



Garip Akımının şiir anlayışı:

* Ölçüyü ve uyağı önemsemeden serbestçe yazmak,

* Şairanelikten uzak durmak, süslü sanatlı söyleyişleri benimsememek,

* Şiiri gerçek yaşama, sokağa çıkarmak,

* Yapmacıksız bir söyleyişle günlük yaşamın içinde halktan insanları yakalamak,

* Her sıradan insanları ve en basit konuları şiire konu edinebilmek,

* Halk deyişlerinden yararlanıp, halkın dilini kullanmak,

* Toplumda görülen aksaklıkları, yer yer toplumsal yergilere başvurmak



İKİNCİ YENİ AKIMI: 1950-1955


  • Cemal Süreyya

  • İlhan Berk

  • Edip Cansever

  • Ece Ayhan

  • Turgut Uyar

  • Sezai Karakoç

  • Ülkü Tamer

* Yeni’ye tepki olarak ortaya çıkmışlardır.

* İnsanın bilinçaltına inerler,

* Doğayı, insanı ve gözlemlediklerini kendilerine özgü bir anlayışla verirler.

* GARİPÇİLERDEN OkTAY RİFAT ve MELİH CEVDET de daha sonra II. Yeni’ye katılmışlardır.

İlkeleri:

* Şiirde öykücü anlatım yolu terk edilmelidir,

* Anlatım kapalı ve soyut olmalıdır,

* Söyleyiş anlamdan daha önemlidir,

* Şiir konuşma dilinden uzak, özgün, mantık dokusundan arındırılmış olmalıdır,

* Şiir toplumsal sorunlara çözüm bulma aracı olmalıdır.

* Şiirin amacı toplumu eğitmek değildir,

* Şiirde ahenk; ölçü ve uyak ile değil musiki ve anlatım zenginliğiyle sağlanmalıdır.


Gün Olur

Gün olur alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra

Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;


Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.

Hele martılar, hele martılar,


Her bir tüylerinde ayrı telaş!...

Gün olur, başıma kadar mavi;


Gün olur, başıma kadar güneş;

Gün olur, deli gibi...



Orhan Veli Kanık

FARUK NAFIZ ÇAMLIBEL (1898-1973)

* Cumhuriyet dönemi şairlerimizdendir.

* Şiir yaşamına aruzla şiir yazarak başlayan Çamlıbel, daha sonra Beş Hececiler şiir grubunda yer aldı.

* “Sanat” adlı şiiri memleketçi şiirin ilk örneği sayılır.

* Eserlarinde Anadolu, Anadolu’nun halkı, yoksulluğu, kültürü gözlemci bir tavır içinde anlatılmıştır.

* Ünlü “Han Duvarları”şiiri Çamlıbel’in Anadolu’ya yönelişini anlatır. Şair bu yapıtta Anadolu’nun folklorik dokusunu incelemiş ve yansıtmıştır.

* “Dinle Neyden” adlı yapıtında Beş Hececilerin eğilimlerini anlatır.

Yapıtları:

Şiir: Han Duvarları

Dinle Neyden

Gönülden Gönüle

Çoban Çeşmesi

Bir Ömür Böyle Geçti

Akıncı Türküleri

Oyunları: Canavar

Akın

Yayla Kartalı



Roman: Yıldız Yağmuru

AHMET KUTSİ TECER (1901-1967)

“ Orda bir köy var uzakta

O köy bizim köyümüzdür

Gitmesek de görmesek de

O köy bizim köyümüzdür.”
* Kendiciği felsefecidir. Ama edebiyat öğretmenliği yaptı.

* Halk kültürünün öğelerini (türkü, masal…) derledi. Âşık Veysel’i Türkiye’ye tanıttı.

* Halk kültürüne geniş yer vermiştir. “Köşe Başı” Adlı yapıtını ortaoyunu tekniklerinden faydalanarak yazmıştır. “Koçyiğit Köroğlu” yapıtı bir tür folklor araştırması niteliği taşır.

* Hece ölçüsüyle şiir yazma geleneğinin içinde yeni biçimler arayan bir şairdir. 5 Hececiler gurubuna katılmadan aynı dönemde hece ile şiirler yazmıştır.

* Şiirinde halk yazını öğeleriyle batı tekniklerini birleştirme çabası görülür.

* Duygusal yönü ağır basan memleket şiirlerini içtenlikle ve ince bir söyleyiş güzelliği ile yazmıştır.

* Dergâh, Varlık, Oluş…dergilerinde yazılar yazmıştır.
Yapıtları:

Şiirler: Şiirler

Oyunları: Köşe Başı,

Bir Pazar Günü,

Satılık Ev

Koçyiğit Köroğlu (Manzum Piyes)




NECİP FAZIL KISAKÜREK (1905- 1983)

* Gençlik yıllarında yazdığı şiirlerde ülke şiirinin konu arayışı gözümüze çarpar.

* Daha sonra bunalım çizgisine yükseldiği anlaşılan bireysel sıkıntı ve patlamalarını anlatır. Bireysel ruh hallerinin, kendisi içinde dışa açılmaları olarak nitelendirilebilecek şiirler yazmıştır. Bu dönemde işlediği en belirgin tema ölüm temasıdır.

* Şiirinin ilerleyen dönemlerinde gizemcilik (mitsizim) ön plana çıkar.

* Din ve tasavvuf konuları ile de ilgilenmiş, olgunluk döneminde verdiği eserlerinde bu kimliğini ortaya koymuştur.

* Tarih, medeniyet, batılılaşma, politika yazın konularını oluşturmaktadır.

* Şiirlerinde yalnızlık, sevgi, ayrılık, özlemdin, Tanrı sevgisi gibi temalar ağır basar.

* Şiirlerinde temiz ve berrak bir Türkçe kullanmıştır.



Yapıtları:

Şiirler: Kaldırımlar,

Sonsuzluk Kervanı

Ben ve Öteki

Örümcek Ağı

Çile.


Oyunları: Tohum ve Toprak

Bir Adam Yaratmak

Para

İnceleme-Monografi:



Namık Kemal

Ulu Hakan İkinci Abdülhamit Han

Bütün Eserleri: Büyük Doğu

MEMDUH ŞEVKET ESENDAL (1883-1952)

* Öykücülüğü ile edebiyatımızda yer etmiştir.

* Öykü türünün, durum öyküsü (olaysız öykü) türünde eserler vermiştir. Bu öykü türünü geliştiren de Esendal’dır. (Olay öyküsüne Çehov Tarzı Öyküler denir.)

* Öykülerinde insanlar günlük yaşamlarının olağan ilişkileri içinde çıkar karşımıza.

* Hangi sınıftan olursalar olsunlar bireylerin belirgin özellikleri, çarpıcı yanları öykünün havasına hakimdir.

* Silik, sıradan ,insanları konu edinir. Kişileri tarfsız bir gözlemci olarak ele alır.

* Kahramanlarını kısa cümlelerle tanıtır. Betimlemeleri pek kullanmaz.

* Konuları:Acıma, sevgi, yozlaşma, yönetici ve aydınların halk sorunlarına bakışı, aile, evlilik…gibi konuları işlemiştir.

* Dili: Ayrıntılardan temizlenmiş, arı bir dil. Zaman zaman okurla sohpet edermiş gibi araya girer.

Yapıtları:

Roman: Ayaşlı ve Kiracıları

Öyküleri: Otlakçı

Mendil Altında

Ev Ona Yakıştı


REŞAT NURİ GÜNTEKİN (1889-1956)

* Babası doktor olduğundan Anadolu’nun çeşitli kasabalarında büyümüştür. Bu nedenle Anadolu’yu yapıtlarında başarıyla anlatmıştır. Bir dekor olarak kullanmıştır.

* Kahramanlarını çevresiyle birlikte başarılı bir gözlemle verir. Kahramanlarını içinde bulundukları çevreyle olgunlaştırır. Kahramanlarından birçoğu gerçek kahramanlardır. Tanıdığı, gözlemlediği kişilerdir anlattıkları. Memurların yaşamları ve yaşadıkları da işlediği diğer kahramanlardır. Bu kahramanları realist bir şekilde anlatmıştır.

* Yapıtlarının bir bölümünde Cumhuriyet rejiminin getirdiği idealleri işlemiştir.

* Onun yapıtlarında Anadolu halkı, halkın değer yargıları, cahilliği, eğitim anlayışı ile olması gereken Cumhuriyet rejiminin laik, çağdaş eğitim anlayışı bakışıyla eleştirel ve eğitimci bir bakış açısıyla işlenmiştir.

* Nesil çatışmaları, doğu-batı ikileminde kimlik bunalımı arayan İstanbul halkı işlediği diğer konulardandır.

* Dili akıcıdır. İnsanları doğal halleriyle konuşma dilini kullanarak vermiştir.

*Roman kurgusu sağlamdır.


Yapıtları:

Öyküleri: Tanrı Misafiri

Sönmüş Yıldızlar

Romanları: Çalıkuşu

Damga

Dudaktan Kalbe



Akşam Güneşi

Yeşil Gece

Yaprak Dökümü

Miskinler Tekkesi

Kan Davası

Kızılcık DAlları

Değirmen

Anı: Anadolu Notları

Oyun: Hülleci
ZEKİ ÖMER DEFNE (1903-1992)

*Kendine özgü şiir anlayışı ile halk şiiri arasında bir köprü kurar.

*Halk şiiri ve halk söyleyişinden etkilenir.

*Günlük olaylardan uzak bir dünyanın güzelliklerini anlatır.

*Bazı illerimize güzellemeler yazmıştır.

*Halk şiirinde yer alan motifleri kullanmıştır.


Yapıtları:

  • Denizden Çalınmış Ülke (1971)

  • Sessiz Nehir (1985)

  • Kardelenler (1988)

AHMET MUHİP DRANAS (1909-1980)

*Sinop’ta doğmuş olup, kendileri ana tarafından birazcık hemşerim olur.

*Sembolizm etkisinde kalmıştır.

*Şiirlerinde biçim ve uyum önemli iki ilkedir. Bu nedenle ölçüye ve uyağa önem vermiştir.

*Şiirlerinde anlam yoğunluğu vardır. BU yoğunluğu ilginç imgelerle sağlar.

*Oyunlarında düşle gerçeği, bugünle geçmişi birlikte almıştır.

*Toplumsal konulardan, günün sorunlarından çok, duyguların sonsuzluğuna yönelmiştir.

*Fahriye Abla ve Seranad en ünlü şiirleridir.



Yapıtları:

Şiir: Şiirler

Yazılar: O Böyle İstemezdi.

Oyuları: Gölgeler

Çıkmaz Oyun

ORHAN VELİ KANIK (1914-1950)

*Arkadaşları Melih Cevdet ve Oktay Rifat ile birlikte Garip Akımını başlatır.

*Ona göre “Her şey şiirin konusu olabilir.”

*Gündelik yaşamı. Doğal bir anlatımla, espirili bir dille anlatmıştır.

***Orhan Veli’nin şiir anlayışı için bakınız Garip Akımının şiir anlayışı.

Yapıtları:

Şiirleri: Garip Vazgeçemediğim

Yenisi Karşı

Bütün Şiirleri

Düz Yazıları- Çevirileri:

La Fontaine’nin masallarını nazım türünde çevirdi.

Nasreddin Hoca fıkralarından bazılarını nazma çevirmiştir.

Bütün Yazıları 1,2

Çeviri şiirler


BEHÇET NECATİGİL (1916-1979)

*Şiirini açık ve anlaşılır yazmaya özen göstermiştir.

*Kendisine özgü bir şiir dili kullanmıştır.

*Zengin bir sözcük hazinesi vardır.

*Divan edebiyatının ve halk edebiyatının yöntemlerini çok iyi tanıdığı için bu edebiyatlardan da yararlanmıştır.

*Yapıtlarında büyük kent insanının kaygılarını, sevgi, aşk, yalnızlık gibi lirik konuları işlemiştir. Toplum ve toplumun yaşadığı sorunlar onun şiirinde ifade bulmuştur. Ayrıca sıradan bir insanın duygularını, yaşamını şiirinde anlatmıştır.

*Batı dillerinden dilimize birçok yapıt çevirmiştir.

Yapıtları:

Şiirleri: Kapalı Çarşı Evler

Eski Toprak Arada

Kareler Aklar

İki Başına Yürümek

Tiyatro: Yıldızlara Bakmak

Gece Aşevi

Üç Turnalar

İnceleme:Küçük Mitoloji Sözlüğü

Edebiyatımızda Eserler sözlüğü

Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü

ATTİLÂ İLHAN (1925-2005 )

*Mavi Dergisinde yazdığı şiirlerle II. Yeni şiirinin toplumla ilgilenmeyen bazı şairlerinin bu yanına karşı çıktı.

*Şiirin gösterişli imgelerden oluşamayacağını belirtti.

*II.Yeni şiirini toplumcu gerçekçi olmamakla suçladı. Anlaşılmaz imgelerle şiir yazmalarını eleştirdi.


*İlhan’ın şiirleri liriktir.

*Şiirlerinde derin bir hayal örgüsü vardır.

*Şiirlerinde toplumsal olaylar destansı bir nitelikte işlenir.

Kişisel ve toplumsal ana duyguları imge zenginliği içinde ve değişik müzikler yaratarak verir.

*Şiirlerinde barış, özgürlük, adalet, halkçılık, insan sevgisi, gelecek umudu gibi toplumsak konuları işlediği gibi; bunalım, yalnızlık, aşk, umutsuzluk, ölüm… gibi bireysel konuları da işlemiştir.

*İlk şiirlerinde Divan edebiyatının ve halk edebiyatının ses ve biçim özelliklerinden yararlandığı görülür.



Yapıtları:

Şiirleri: Duvar Sisler Bulvarı Yağmur Kaçağı

Ben Sana Mecburum Belâ Çiçeği Yasak Sevişmek

Böyle Bir Sevmek Elde Var Hüzün Korkunun Krallığı

Romanları: Sokaktaki Adam Kurtlar Sofrası

Bıçağın Ucu Sırtlan Payı

Yaraya Tuz Basmak Fena Halde Leman

Dersaadette Sabah Ezanları

O Karanlıkta Biz
Gezi: Abbas Yolcu

Batı’nın Deli Gömleği


Deneme ve Anı:

Hangi Batı Hangi Atatürk

İkinci Yeni Savaşı Sağım Solum Sobe

Hangi Edebiyat Hangi Küreselleşme

Aydınlar Savaşı Hangi Laiklik

Ulusal Kültür Savaşı



Senaryoları:

Kartallar Yüksek Uçar

Yarın Artık Bugündür

Yıldızlar Gece Büyür




CAHİT SITKI TARANCI (1910-1956)

*Necip Fazıl’ın şiirinden ve temalarından etkilenir. Ölüm onda bazen varmak istediği bir sonuç, bazense bir korku olarak belirir.Genel olarak ölümden korkar.

*Yaşama güzelliği içinde ölümlü olma bilincine varan, bunun acısını çekerek ölüm ve yalnızlık duygusunu dile getiren bir şairdir.

Yurt sevgisi ve yaşama bağlılık konularını işlemiştir.

*Garip Akımının etkisinde kalıp yaşamın günlük akışını şiire getirir.

*Hatta Rifat Ilgaz’dan etkilenip ironik şiirler bile yazar.

Baudler’in etkisinde kalıp, sembolist şiirin seçkin örneklerini verir.

*Hececi şiir geleneğini sürdürür. Ayrıca serbest ölçü ile de şiirler yazar.

*Arı, duru bir dili ; akıcı bir söyleyişi vardır.

Yapıtları:

Şiirler:

Ömrümde Sukut

Otuz Beş Yaş

Düşten Güzel

Sonrası

Mektup:

Ziya’ya Mektuplar



HALDUN TANER (1916-1986)

*Yüksek bir gözlem gücü vardır.

* Toplumsal sorunları, yaşam gerçekliğini, sıradan insanı eserlerinde yaşatmıştır.

*Yüksek bir gözlem gücü vardır. Kevser Hanım tiplemesi onun yüksek gözlem gücünün ürünüdür.

*Eselerinden toplumsal sorunları anlatırken güldürür, güldürürken de düşündürür.

*Sanat yaşamımızı epik tiyatroyla buluşturur.

*Son zamanlarda kendini tiyatroya verir. Tiyatro tarihimizdeki yerini alır.

Yapıtları:

Öyküleri:

Yaşasın Demokrasi

Tuş

Şişhaneye Yağmur Yağıyordu



On ikiye Bir Var

Konçinolar


Oyunları:

Günün Adamı

Keşanlı Ali Destanı

Lütfen Dokunmayınız

Sersem Kocanın Kurnaz Karısı

Fıkraları:

Deve Kuşuna Mektuplar



Sözlük:

Tiyatro Terimleri Sözlüğü



Portreler:

Ölür ise Ten Ölür Canlar Ölesi Değil



Söyleşi:

Hak Dostum Diye Başlayım Söze.


ORHAN KEMAL (1924-1970)

Toplumsal gerçekçi anlayışla öykü ve romanlar yazmıştır.

Halkın dilini onların söyleyişleriyle kullanır. Canlı, yalın bir anlatımı vardır.

Karşılıklı konuşma tekniğini başarıyla kullanır.

Yüzünü topluma dönmüş, toplumda sesini duyuramayan yoksulların sesi olmuştur.

İşlediği konuları şöyle sıralayabiliriz: Adana’daki pamuk işçilerini, köyden kente göç eden insanların yaşamını, aile ve toplum ilişkilerini, yaşam savaşlarını, fabrika işçilerini, bu işçilerin patronları tarafından sömürülmesini, varoşlardaki yaşam koşullarını, aşklarını; yoksul çocukların dünyalarını …

* “Murtaza “ ve “Cemile” en ünlü romanlarıdır.

Yapıtları:

Romanları:

Baba Evi


Avare Yıllar

Murtaza


Vukuat Var

Hanımın Çiftliği

Kanlı Topraklar

Kaçak


Bereketli Topraklar Üzerinde

Eskici ve Oğulları

Devlet Kuşu

Gurbet Kuşları

Bir Filiz Vardı

Evlerden Biri

Suçlu

Müfettişler Müfettişi



Üç Kağıtçı

Yalancı Dünya



Öyküleri:

Ekmek Kavgası

Sarhoşlar

Çamaşırcının Kızı

Grev

72.Koğuş


Anıları: Nazım Hikmet’le Üç Buçuk Yıl

İstanbul’dan Çizgiler



SAİT FAİK ABASIYANIK (1906-1954)

Bir insanı sevmekle başlayacak her şey. Dünyayı güzellik kurtaracak.”

ADAPAZARILI BİR ZENGİN ÇOCUĞUDUR. Bu nedenle para harcamanın her yolunu bilir. Bu bildiklerini öyküleştirir. Öykü yazmak dışında hiçbir iş yapmaz. Para kazandığı tek iş de budur.(Mirasını saymazsak tabii)

*İlk öyküleri sonları çarpıcı sonlarla biten öykülerden kuruludur.

*Daha sonra durum öyküleri yazdı. Konu ve olaydan çok şiire ve etkiye önem verdi. Modern öykücülüğümüzün (durum öyküçülüğü) kurucusudur.

*İstanbul’un varoşlarında, arka sokaklarda, balıkçı kasabalarında, sıradan insanların yaşamlarında gördü öyküyü. İşçiler, memurlar, öğrenciler… Özellikle denizi, balıkçı kasabalarını, balıkçıları, balıkları anlattı öykülerinde İstanbul’da kaçtıkça. Burgaz Adasına sığındı, orada yaşadı. Dahası kırlara çıktı, doğayı koklattı öykülerinde.

*Gözlemlerin, durumların, iç durumların anlatıcısıdır.

*Kalemini güzellikleri göstermekte, aramakta kullandı.

*Öykülerinde bilinç akışından yararlandı.

*Gerçeküstücü yöntemleri denedi.

Dili yer yer anlatım bozukluklarıyla zedelense de şiir tadında akıcı bir dili vardır.

Yapıtları:

Öyküleri:

Semaver


Sarnıç

Şahmerdan

Luzumsuz Adam

Mahalle Kahvesi

Havada Bulut

Kumoanya


Havuz Başı

Alamdağda Var Bir Yılan

Az şekerli

Tüneldeki Çocuk



Romanları:

Medar-ı Maişet Motoru (Bir Takım İnsanlar)

Kayıp Aranıyor

Şiirleri:

Şimdi Sevişme Vakti



PEYAMİ SAFA (1899-1973)

* Psikolojik roman türünde önemli bir addır.

* Küçük yaşta annesiz babasız kalmış, kendini kalemiyle geçindirmiştir.

* Fıkra, makale, öykü ve roman birçok eser veren sanatçı daha çok romanlarıyla tanınmıştır.

* Roman tekniği gelişmiştir, anlatımı güçlüdür.

Edebiyat, felsefe, tıp, tarih, hukuk, resim, sosyoloji, psikoloji…türlerinde çok geniş bir kültüre sahiptir.

* Sanat kaygısıyla yazdığı yapıtlarda Peyami Safa adını, geçim kaygısıyla yazdıklarında Server Bedii adını kullanmıştır.

Yapıtları:



Roman:

Sözde Kızlar

Şimşek

Bir Akşamdı



Canan

9. Hariciye Koğuşu

Fatih-Harbiyye

Bir Tereddün romanı

Matmazel Noralya’nın Koltuğu

Yalnızız


Biz İnsanlar

NECATİ CUMALI (1921-2001)
*Günümüz Şair ve yazarlarındandır.

*Önce şiirleriyle ün kazanmış, ardından öykü, roman, tiyatro türlerinde yapıtlar vermiştir.

*Şiirlerinde yaşama sevinci, aşk, sevgi…temalarını işleyen sanatçı öykü ve romanlarında Anadolu halkının sorunlarına eğilir.

*Süssüz, mecazsız, iç ve dış gözlemleri başarıyla yansıtan bir anlatımı vardır.

*Nalınlar oyununu, geleneksel baskılar sonuca evlenemeyen gençler kız kaçırma yoluna girmiştir.

Yapıtları:

Şiirleri:

Kızılçullu Yolu,


Harbe Gidenin Şarkıları,
Mayıs Ayı Notları,
Güzel Aydınlık,
Denizin İlk Yükselişi (İlk üç kitabı ve yeni şiirleri),
İmbatla Gelen,
Güneş Çizgisi,
Yağmurlu Deniz (Son iki kitabı ile yeni şiirler),
Başaklar Gebe,
Ceylan Ağıdı,
Aç Güneş,
Bozkırda Bir Atlı,
Yarasın Beyler.

Hikaye
Yalnız Kadın,
Değişik Gözle,
Susuz Yaz, (Kitaba adını veren ilk öykü Metin Erksan tarafından 1963'de beyaz perdeye aktarılmış ve büyük başarı kazanmıştır, ayrıca oyunlaştırılarak İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sahneye konulmuştur
Ay Büyürken Uyuyamam,
Viran Dağlar: Makedonya 1900,
Kente İnen Kaplanlar.

Roman
Tütün Zamanı (Zeliş adıyla 1971),
Yağmurlar ve Topraklar,
Acı Tütün,
Aşk da Gezer,
... Susuz Yaz.
Oyun
Mine,
Oyunlar I (Boş Beşik, Ezik Otlar, Vur Emri),
Oyunlar II (Susuz Yaz, Tehlikeli Güvercin, Yeni Çıkan Şarkılar),
Oyunlar III (Nalınlar, Masallar, Kaynana Ciğeri),
Oyunlar IV (Derya Gülü, Aşk Duvarı, Zorla İspanyol),
Oyunlar V (Gömü, Bakanı Bekliyoruz, Kristof Kolomb'un Yumurtası),
Oyunlar VI (Mine, Yürüyen Geceyi Dinle, İş Karar Vermekte, Yaralı Geyik).

Deneme
1971 Niçin Aşk,
1976 Senin İçin Ey Demokrasi,
1982 Etiler Mektupları.

AHMET HAMDİ TANPINAR(1901-1962)

*Türk romancı ve şairdir.

Lise öğrenimini Antalya Lisesi'nde tamamladıktan sonra 1923 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi. Liselerde, yüksek okullarda çeşitli dersler okuttu. 1939 yılında İstanbul Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatı profesörlüğüne atandı. 1942-1946 yılları arasında Maraş Milletvekili olarak görev yaptı. Bir süre Milli Eğitim müfettişliği yaptıktan sonra 1949 yılında Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ndeki görevine döndü.

Gençlik yıllarında Yahya Kemal ve Ahmet Haşim'in talebesi ve dostu olmuş, Batı edebiyatından Paul Valery ile Marcel Proust'u kendisine üstad olarak seçmiştir. Bu yazarlar edebiyatta güzellik ve mükemmeliyete ön planda yer verirler. Onlara göre edebiyat, tıpkı resim ve musiki gibi "güzel sanat"tır. Onlardan farkı, boya ve ses yerine, insanı ve hayatı anlatmada bu iki vasıtadan çok daha zengin olan dili kullanmasıdır.

Tanpınar şiiri hayatının en büyük ihtirası haline getirmiş, fakat asıl kabiliyetini şiir estetiğine göre yazdığı mensur eserlerde göstermiştir. İlk şiiri 1920’ de yayımlanmıştı. Geniş okuyucu kitlesi onu umumiyetle lise kitaplarına ve antolojilere giren "Bursa'da Zaman" şiiri ile tanır. Altmış kadar şiirinden ancak otuz yedisi ile, tek şiir kitabını ölümüne yakın çıkardı: Şiirler (1961; Bütün Şiirleri adıyla genişletilmiş olarak 1976). Şiirlerinde bir imaj ve müzik kaygısı taşıdığı, hikaye ve romanlarında da, başta zaten tema’sı olmak üzere, psikolojik anları, bilinçaltını aradığı, yansıttığı görülür. (Geniş bilgi Prof. Mehmet Kaplan’ ın Tanpınar’ ın Şiir Dünyası;1964 kitabında).

Çeşitli baskıları olan eserleri Dergah Yayınları’ nda toplanmaktadır. Enis Batur, 1992 yılında Ahmet Hamdi Tanpınar’ dan “Seçmeler” adlı bir kitap hazırladı. Yazar ile ilgili yayınlanmış en son eser 2007 yılının sonunda çıkan "Günlüklerin Işığında Tanpınar'la Başbaşa"dır. Eser Tanpınar'ın 1953 yılında yazmaya başladığı ve 1962 yılında vefatına kadar tuttuğu notlardan oluşmaktadır.


YAPITLARI

Şiir

Şiirler

Öykü


  • Abdullah Efendinin Rüyaları

  • Yaz Yağmuru,

  • Hikâyeler,

Roman


  • Huzur, 1949;

  • Saatleri Ayarlama Enstitüsü,

  • Sahnenin Dışındakiler,

  • Mahur Beste,

  • Aydaki Kadın

Deneme


  • Beş Şehir, 1946;

  • Yahya Kemal,

  • Edebiyat Üzerine Makaleler, (1969),(ölümünden sonra derlenmiştir)

  • Yaşadığım Gibi,

Monografi


  • XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi

KEMAL TAHİR (1910-1973)

15 Nisan 1910’da İstanbul’da doğdu. 21 Nisan 1973'te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Kemal Tahir Demir. Deniz yüzbaşı olan babası, Sultan II. Abdulhamid’in yaverlerinden. Babasının görevleri nedeniyle ilk eğitimini Türkiye'nin çeşitli yerlerinde tamamladı. 1923'te İstanbul Kasımpaşa’daki Cezayirli Hasan Paşa Rüştiyesi’nde mezun oldu. Galatasaray Lisesi’nde 10'uncu sınıftayken öğrenimini yarıda bıraktı. Avukat katipliği, Zonguldak Kömür İşletmeleri’nde ambar memurluğu yaptı. İstanbul’da Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde düzeltmenlik, röportaj yazarlığı, çevirmenlik yaptı. Yedigün, Karikatür dergilerinde sayfa sekreteri oldu. Karagöz gazetesinde başyazarlık, Tan gazetesinde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1938'de Nâzım Hikmet’le beraber Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde "askeri isyana teşvik" suçlamasıyla yargılandı. 15 yıl hapse mahkum oldu. Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya ve Nevşehir cezaevlerinde yattı. 12 yıl sonra 1950’de genel afla özgürlüğüne kavuştu.

İstanbul’a döndükten sonra bir süre İzmir Ticaret gazetesinin İstanbul temsilciliğini görevinde bulundu. "Körduman", "Bedri Eser", "Samim Aşkın", "F. M. İkinci", "Nurettin Demir", "Ali Gıcırlı" gibi takma isimlerle gazetelere tefrika aşk ve macera romanları, senaryolar yazdı. Fransızca çeviriler yaptı. 6-7 Eylül olayları sırasında tekrar gözaltına alındı. Harbiye Cezaevi’nde 6 ay yattı. Çıktıktan sonra 14 ay kadar Aziz Nesin'le birlikte kurdukları Düşün Yayınevi’ni yönetti. Edebiyata şiirle başladı. İlk şiirleri 1931'de "İçtihad" dergisinde yayınlandı. Yeni Kültür, arkadaşlarıyla birlikte kurdukları "Geçit", Var, Ses dergilerinde şiirleri çıktı. İlk önemli eseri olan 4 bölümlük "Göl İnsanları" uzun öyküsü Tan gazetesinde tefrika olarak yayınlandı, 1955'te basıldı. Yine 1955'te basılan "Sağırdere" romanıyla adını duyurdu. İstanbul'u bir çerçeve gibi alıp Türklerin Osmanlılıktan Cumhuriyet'e geçişini incelediği "şehir romanları" dizisinin ilk kitabı "Esir Şehrin İnsanları" 1956'da yayınlandı. Bu kitapta Mütareke dönemi İstanbul'unu anlattı. Dizinin diğer kitabı olan "Esir Şehrin Mahpusu" 1961'de, "Hür Şehrin İnsanları" 1976'da basıldı.

İlk kitaplarında daha çok köy ve köylü sorunlarına eğildi. Daha sonra Türk tarihinin ve özellikle yakın tarihin olaylarını ele aldı.



"Devlet Ana"da, kuruluş sürecindeki Osmanlı toplumu ve yönetim sistemini,

"Kurt Kanunu"da Atatürk'e karşı düzenlenmek istenen İzmir suikastini,

"Rahmet Yolları Kesti" ve "Yedi Çınar Yaylası"nda ağalık kurumu ve eşkıyalık olgusunu inceledi.

"Yorgun Savaşçı"da Anadolu'daki başsız, öndersiz ulusal güçlerin birleşip Ulusal Kurtuluş Savaşı'na başlamasına kadar geçen dönemi anlattı.



"Bozkırdaki Çekirdek"te de köy enstitüleri üzerinde durdu,
*Osmanlı-Türk toplumunun kendi kültürel ve sosyal yapısından kaynaklanan çok daha özel bir gelişme süreci, dinamikleri ile yapısal farklılıkları vardır. Bu nedenle Batılılaşma, gerekli altyapısı olmayan bir topluma, soyut ve biçimsel bir üstyapı getirme çabasından başka bir şey değildir. Köklü bir ekonomik ve toplumsal devrim yapılmadan başlatılan tepeden inme uygulamalar taklitçiliktir. Bu ana fikir çerçevisinde "Devlet Ana"da Osmanlı toplumunun kölecilik ve feodalizmden çok farklı ve insancıl bir temel üzerine kurulduğunu anlatmayı amaçladı. Diğer romanlarında da "Türk insanı ve Türkiye özeli" olgusunu ortaya çıkarmaya çalıştı.
Toplumsal gerçekçi çizgide sürdürdüğü yazarlık yaşamında eserlerinde yalın bir dil kullandı. Diyaloglarla zengileştirdi, karizmatik karakterler yarattı. En üretken romancılarımızdan biri oldu.

ESERLERİ

ROMAN: Sağırdere (1955)
Esir Şehrin İnsanları (1956)
Körduman (1957)
Rahmet Yolları Kesti (1957)
Yedi Çınar Yaylası (1958)
Köyün Kamburu (1959)
Esir Şehrin Mahpusu (1961)
Bozkırdaki Çekirdek (1962)
Kelleci Memet (1962)
Yorgun Savaşçı (1965)
Devlet Ana (1967)
Kurt Kanunu (1969)
Büyük Mal (1970)
Yol Ayrımı (1971)
Namusçular (1974)
Karılar Koğuşu (1974)
Hür Şehrin İnsanları (1976)
Damağacı (1977)
Bir Mülkiyet Kalesi (1977)

ÖYKÜ:
Göl İnsanları (1955)

NOTLAR:
Kemal Tahir’in Notları

MEKTUP:
Kemal Tahir'den Fatma İrfan'a Mektuplar (1979)

ÖDÜLLERİ

1960 Dost dergisi anketi: Yılın en iyi romancısı


1967-1968 Yunus Nadi Roman Armağanı Yorgun Savaşçı ile
1968 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü Devlet Ana ile

TARIK BUĞRA (19181994).

Roman, hikâye, oyun ve fıkra yazarı.

Tarık Buğra Akşehir’de doğdu. İlk ve ortaokulu Akşehir'de okudu. Yatılı olarak okuduğu İstanbul Lisesi’nde Pertev Naili Boratav’ın öğrencisi oldu. Yazar olmaya onuncu sınıfta karar verdi. 1936’da Konya Lisesi ’nden mezun oldu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kaydoldu. İki yıl sonra Hukuk Fakültesi’ne, oradan da Edebiyat Fakültesi’ne geçti. Mezuniyet tezini vermeden ayrıldı.

Gazeteciliğe 1947’de Akşehir’de babası Nazım Bey’le birlikte Nasreddin Hoca gazetesini çıkararak başladı. 1951’den sonra Milliyet, Vatan, Yenigün, Yeni İstanbul gazeteleri ile haftalık Yol dergisinde yazdı. Bu gazete ve dergilerin bazılarında yazı işleri müdürlüğü yaptı. Tercüman Gazetesi'ndeki köşe yazarlığından 1976’da ayrıldı, zamanını bütünüyle edebiyata verdi. Devlet Tiyatroları’nda Edebi Kurul Başkanlığı’nda Edebi Kurul üyeliği yaptı.

Tarık Buğra, ilk piyeslerini ve "Yalnızların Romanı"nı askerliği sırasında yazmıştı. 1940’da tamamladığı roman, 1948’de Çınaraltı dergisinde tefrika edilmişti. Ama adı, bir iddia üzerine üç saatte yazdığı “Oğlumuz” adlı hikâyesinin 1948’de Cumhuriyet Gazetesi'nin açtığı yarışmada ikincilik kazanmasıyla duyuldu. 1949’da yayımladığı ilk hikâye kitabı Oğlumuz’u, 1952’de Yarın Diye Bir Şey Yoktur, 1954’te İki Uyku Arasında, 1964’te Hikâyeler izledi.

*Kasaba yaşantısından, orta sınıf insanların ev ve aile ortamlarından kesitler verdiği hikâyelerinde, yoğun, şiirli bir dille aşk, yalnızlık, uyumsuzluk gibi temaları işledi. Olay örgüsünden çok iç gerçekliğe ağırlık verdi. 1955’te çıkan "Siyah Kehribar"la romana geçti.

Kurtuluş Savaşı’na merkezden değil, bir kasabadan baktığı Küçük Ağa’da (1963) yakın tarihe resmi tarih anlayışının dışına çıkan bir yorum getirdi. Bu romanın devamını 1967’de Küçük Ağa Ankara’da adıyla yayımladı. Firavun İmanı (1976), Dönemeçte (1978), Gençliğim Eyvah (1979), Yağmur Beklerken (1981) adlı romanlarında da Cumnuriyet’in çeşitli evrelerini, demokrasiye geçiş sürecindeki çalkantıları konu edindi.

*Ortaoyuncusu “Komik-i Şehir” Naşit’in hayatından yola çıkarak yazdığı İbiş’in Rüyası ile 1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması’nda başarı ödülü,

*Osmanlı İmparatorluğu ’nun kuruluş yıllarını anlattığı Osmancıkla (1985) Milli Kültür Vakfı Edebiyat Armağanı’nı,

*Yağmur Beklerken’le Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü’nü aldı. 1991’de Devlet Sanatçısı unvanını aldı.

* Birey özgürlüğünü savunduğu Ayakta Durmak İstiyorum (1966) ve Üç Oyun (1981) adıyla kitaplaştırdığı piyeslerinin hemen hepsi sahnelendi, romanları TV dizisi haline getirildi. Fıkralarından seçmeleri Gençlik Türküsü (1964), gezi notlarını Gagaringrad (1962), dil ve edebiyat üzerine yazılarını Düşman Kazanmak Sanatı (1979), denemelerini Bu Çağın Adı (1979) başlıklarıyla yayımladı.

Tarık Buğra, 26 Şubat 1994'de kanser tedavisi gördüğü Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde öldü, Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi. Tarık Buğra, öğretim üyesi Ayşe Buğra'nın babasıdır.



2004 yılında Akşehir'e Tarık Buğra heykeli dikildi.

BU ÇAĞIN ADI

Tarık Buğra'nın makalelerinden bir kısmıdır. Aydınlarımız, idârecilerimizi ve bütün akıl sâhiplerini düşünmeye sevkeden konuları içine almaktadır. Politik şarlatanlıklara karşı gerçekleri ve bağımsız kafayı savunan; kısacası şahsiyetli insanlara yakışan bir tavır ve uslûpla millet ve memleket meselelerine bakmayı gündeme getiren bu makalelerdir.

DÖNEMEÇTE

Türkiye'de çok partili döneme geçiş yıllarını anlatır. Konuya bir Anadolu kasabasından, o çevredeki halkın ve aydınların canlı ilişkileri içerisinde bakar. "Dönemeç" adıyla TV'de dizi filmi yapılmıştır.

OSMANCIK


"Cihan devletini kuran irade; şuur ve karakter". Tarık Buğra, esere ikinci bir başlık tarzında bunları yazmıştır. Konu, Osmancık'ın (yahut Kara Osmanın) Osman Gazi olarak tarih sahnesine çıkışını ve Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu anlatmaktadır. Osmanlı’yı cihan çapında büyük" yapan bir devlet ve insan anlayışının ilk tohumlarının roman çerçevesinde ele alınışını okuyacağınız bu eser, TV'de "Kuruluş" adıyle dizi film olarak da defalarca yayınlanmıştır.

GENÇLiGiM EYVAH

Tanıtım Yazıları: Türkiye'deki anarşinin otopsisidir. Romanda, yalnız boşa giden gençliklerin hikâyesini değil, içine düşürüldüğümüz kaosun çarpıcı grafiğini de bulacaksınız. Roman yıllardan beri Türkiye'de bütün görevleri, ödevleri ve sorumlulukları, dolayısı ile de toplum hayatımızı paslandıran kalleş demagojileri sergilemektedir.

KÜÇÜK AĞA

Tanıtım Yazıları: Küçük Ağa, Tarık Buğra'nın en büyük ve en tanınmış eseridir. Kurtuluş Savaşı'nın, küçük bir Anadolu kasabasından görünüşüdür. Konuya ilk defa resmî olmayan bir gözle, aydın bir Türk'ün hür bakışlarıyla ve değerlendirmeleriyle bakılmıştır. İnsanımızın ve kültürümüzün tanıdık simalarını ve hususiyetlerini yazarın üstadane zevkle okuyacağınız bu eser, Millî Mücâdele'nin gerçekten millî bir romanıdır.

İBiŞiN RÜYASI

Tarık Buğra'nın bu eseri, onun dil, üslûp ve teknik özelliklerini en iyi belirten romanlarından birisidir. Eser, konu bakımından da tiyatro ve sinemanın ilgisin çekmiş, Devlet Tiyatroları'nda sahneye başarıyla uygulanmış, TRT tarafından da -yazarın söyleyişi ile- "akıl almaz şekilde yozlaştırılarak" dizi film yapılmıştır. ,

FİRAVUN iMANI

Kurtuluş Savaşı'nın Kuvâ-yı Milliye ve Çerkez Ethem dönemlerini anlatan Küçük Ağa'dan sonra, Sakarya Savaşı öncelerini ve sonralarını ele aldığı bu eserde, tarık Buğra, çıkarcıları, üç kâğıtçıları, vurguncuları, satılmışları ve bunlara karşı eşsiz yiğitleri ile, yeni bir devletin kuruluş günlerini anlatmaktadır.

YARIN DiYE BiRŞEY YOKTUR

Yazarın 1948-49, 1950-52, 1954-64 yılları arasındaki hikâyelerini içine alır. Bu hikâyelerde insanın değişmeyen yanlarını ve eskimeyen bir Türkçe ile duyguları ve düşünceleri zenginleştiren bir anlatım bulacaksınız.

SiYAH KEHRiBAR

Tarık Buğra'nın ilk romanı. Rahmetli Mümtaz Turan bu eser için "Tarık Buğra'nın burada iddiasız görünüşüne rağmen büyük bir tezi, "Yirminci asrın hüznü" dediğimiz hastalığı ele aldığını sanıyorum. Günümüzün trajedisi romandaki maceralara bir fon müziği gibi baştan sona refakat ediyor." diyor.

POLiTiKA DIŞI

Tarık Buğra'nın bu kitabı, siyaset dışı yazılarından oluşmaktadır. Muhtelif tarihlerde ve değişik yerlerde yayınlanmış yazıları ve yazarla yapılmış bazı röportajlar kitaba alınmıştır. Böylelikle, genel olarak edebiyatımızla ve özellikle yazarımızın edebî kişiliği ve görüşleriyle ilgilenenler için lüzumlu bir derleme meydana getirilmiştir.

YAĞMUR BEKLERKEN

Cumhuriyet döneminin muhtelif kesitlerini romanlarına konu yapan yazar, bu eserinde de Serbest Fırka dönemini ele alıyor ve aynı dönemde Türkiye'deki büyük kuraklıkla siyaset arasında parelellikler kurarak, yine bir Anadolu kasabasından, meseleleri ortaya koyuyor.

YALNIZLAR İnsan ilişkilerinin romanıdır.


  1   2


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə