ÖZGÜr katip kaya bafra c. Savcisi döRDÜNCÜ BÖLÜm kamu Güvenine Karşı Suçlar




Yüklə 1.03 Mb.
səhifə1/38
tarix22.04.2016
ölçüsü1.03 Mb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   38
ÖZGÜR KATİP KAYA

BAFRA C.SAVCISI

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Kamu Güvenine Karşı Suçlar
MADDE 197 - Parada Sahtecilik

MADDE 198 - Paraya eşit sayılan değerler

MADDE 199 - Kıymetli damgada sahtecilik

MADDE 200 - Para ve kıymetli damgaları yapmaya yarayan araçlar

MADDE 201 - Etkin pişmanlık

MADDE 202 - Mühürde sahtecilik

MADDE 203 - Mühür bozma

MADDE 204 - Resmi belgede sahtecilik

MADDE 205 - Resmi belgeyi bozmak,yok etmek veya gizlemek

MADDE 206 - Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan

MADDE 207 - Özel belgede sahtecilik

MADDE 208 - Özel belgeyi bozmak , yok etmek veya gizlemek

MADDE 209 - Açığa imzanın kötüye kullanılması

MADDE 210 - Resmi belge hükmünde belgeler

MADDE 211 - Daha az cezayı gerektiren hal

MADDE 212 - İçtima


BEŞİNCİ BÖLÜM

Kamu Barışına Karşı Suçlar
MADDE 213 - Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit

MADDE 214 - Suç işlemeye tahrik

MADDE 215 - Suçu ve suçluyu övme

MADDE 216 - Halkın kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama

MADDE 217 - Kanunlara uymamaya tahrik

MADDE 218 - Ortak hüküm

MADDE 219 - Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma

MADDE 220 - Suç işlemek amacıyla örgüt kurma

MADDE 221 - Etkin pişmanlık

MADDE 222 - Şapka ve Türk harfleri


ALTINCI BÖLÜM

Ulaşım Araçlarına veya Sabit Platformlara Karşı Suçlar
MADDE 223 - Ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması

MADDE 224 - Kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgedeki sabit

platformların işgali
YEDİNCİ BÖLÜM

Genel Ahlaka Karşı Suçlar
MADDE 225 - Hayasızca hareketler

MADDE 226 - Müstehcenlik

MADDE 227 - Fuhuş

MADDE 228 - Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama

MADDE 229 - Dilencilik

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Aile Düzenine Karşı Suçlar
MADDE 230 - Birden çok evlilik ,hileli evlenme ,dinsel tören

MADDE 231 - Çocuğun soybağına değiştirme

MADDE 232 - Kötü Muamele

MADDE 233 - Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali

MADDE 234 - Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması

DOKUZUNCU BÖLÜM

Ekonomi ,Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar
MADDE 235 - İhaleye fesat karıştırma

MADDE 236 - Edimin ifasına fesat karıştırma

MADDE 237 - Fiyatları etkileme

MADDE 238 - Kamuya gerekli şeylerin yokluğunda neden olmak

MADDE 239 - Ticari sır,bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya

belgelerin açıklanması

MADDE 240 - Mal veya hizmet satımından kaçınma

MADDE 241 - Tefecilik

MADDE 242 - Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
ONUNCU BÖLÜM

Bilişim Alanında Suçlar
MADDE 243 - Bilişim sistemine girme

MADDE 244 - Sistemi engelleme ,bozma ,verileri yok etme veya değiştirme

MADDE 245 - Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması

MADDE 246 - Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması


DÖRDÜNCÜ KISIM

Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler

BİRİNCİ BÖLÜM

Kamu İdaresinin Güvenirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar
MADDE 247 - Zimmet

MADDE 248 - Etkin Pişmanlık

MADDE 249 - Daha az cezayı gerektiren hal

MADDE 250 - İrtikap

MADDE 251 - Denetim görevinin ihmali

MADDE 252 - Rüşvet

MADDE 253 - Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

MADDE 254 - Etkin pişmanlık

MADDE 255 - Yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama

MADDE 256 - Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması

MADDE 257 - Görevi kötüye kullanma

MADDE 258 - Göreve ilişkin sırrın açıklanması

MADDE 259 - Kamu görevlisinin ticareti

MADDE 260 - Kamu görevinin terki veya yapılmaması

MADDE 261 - Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf

MADDE 262 - Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi

MADDE 263 - Kanuna aykırı eğitim kurumu

MADDE 264 - Özel işaret ve kıyafetlerin usulsüz kullanılması

MADDE 265 - Görevi yaptırmamak için direnme

MADDE 266 - Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma




İKİNCİ BÖLÜM

Adliyeye Karşı Suçlar
MADDE 267 - İftira

MADDE 268 - Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

MADDE 269 - Etkin pişmanlık

MADDE 270 - Suç üstlenme

MADDE 271 - Suç uydurma

MADDE 272 - Yalan tanıklık

MADDE 273 - Şahsi cezasızlık veya cezanın azaltılmasını gerektiren sebepler

MADDE 274 - Etkin pişmanlık

MADDE 275 - Yalan yere yemin

MADDE 276 - Gerçeğe aykırı bilirkişilik yada tercümanlık

MADDE 277 - Yargı görevini yapanı etkilime

MADDE 278 - Suçu bildirmeme

MADDE 279 - Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi

MADDE 280 - Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi

MADDE 281 - Suç delillerini yok etmek , gizleme veya değiştirme

MADDE 282 - Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama

MADDE 283 - Suçluya kayırma

MADDE 284 - Tutuklu ,hükümlü veya suç delillerini bildirmeme

MADDE 285 - Gizliliğin ihlali

MADDE 286 - Ses veya görüntülerin kayda alınması

MADDE 287 - Genital muayene

MADDE 288 - Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs

MADDE 289 - Muhafaza görevini kötüye kullanma

MADDE 290 - Resmen teslim olunan mala elkonulması veya bozulması

MADDE 291 - Başkası yerine ceza infaz kurumuna veya tutukevine girme

MADDE 292 - Hükümlü yada tutuklunun kaçması

MADDE 293 - Etkin pişmanlık

MADDE 294 - Kaçmaya imkan sağlama

MADDE 295 - Muhafızın görevini kötüye kullanması

MADDE 296 - Hükümlü yada tutuklunun ayaklanması

MADDE 297- İnfaz kurumuna yada tutukevine yasak eşya sokmak

MADDE 298 - Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme



DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Kamu Güvenine Karşı Suçlar


Parada sahtecilik

MADDE 197.

(1) Memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Sahte parayı bilerek kabul eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) Sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


765 Sayılı Türk Ceza Kanunu

Madde 316 –

1 - Memlekette kanunen tedavül eden milli paralarla yabancı memleketlerde tedavülü kanunları icabından olan paraları taklit eden.

2 - Zahiren daha yüksek bir kıymeti haiz göstermek için paraları tağyir eyliyen.

3 - Taklit veya tağyirde iştiraki olmaksızın taklit veya tağyir eden kimse veya mütevassıt ile anlaşarak taklit veya tağyir edilmiş olan paraları memlekete sokan veya muhafaza eden yahut herhangi bir suretle tedavüle koyan veya asıl fail ile tedavüle koyanlar arasında tavassutta bulunan,

4 - Tedavüle koymak maksadiyle taklit veya tağyir edilmiş olan paraları, taklit veya taklit eden kimseden veya bir mütevassıttan satın alan yahut her ne suretle olursa olsun alan.

Kimse üç seneden on iki seneye kadar hapis ve bin liradan on bin liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır.



Milli ziynet altınları hakkında da bu madde hükmü tatbik olunur.

Madde 318 – Evvelki maddelerde yazılı haller haricinde, tedavüle koymak için taklit veya tağyir edilmiş paraları memlekete sokan, satın alan, kabul veya muhafaza eden veya bunları herhangi bir suretle tedavüle çıkaran kimse hakkında bu maddelerde yazılı olan cezalar üçte birden yarıya kadar indirilerek hükmolunur.

Madde 320 – Bilmiyerek aldığı taklit veya tağyir edilmiş olan paraları bilerek sarfeden veya başka suretle tedavüle çıkaran kimse altı aya kadar hapis veya elli liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasına mahküm olur ve herhalde hükmolunacak para cezası sarfetmek istediği paranın beş mislinden aşağı olamaz.

Madde metninde parada sahtecilik suçu tanımlanmış­tır.

Suçun konusu paradır. Paranın, madeni veya kağıt para ya da millî veya yabancı para olması arasında fark gözetilmemiştir. Suç konusu paranın kanunen tedavülde bulunması gerekir. Bu nedenle, tedavülden kaldırılmış ve örneğin antika özellik taşıyan paranın sahte olarak üretilmesi, ancak dolandı­rıcılık suçu bağlamında değerlendirilebilir.

Söz konusu suçu oluşturan seçimlik hareketler, sahte olarak üretme, ülkeye sokma, nakletme, muhafaza etme ve tedavüle koyma olarak belir­lenmiştir.

Sahte paradan söz edebilmek için, üretilen paranın sahteliğinin beş duyu organıyla anlaşılabilir olmaması gerekir. Başka bir deyişle, tecrübe sahibi olmayan ve parayı özel bir incelemeye tâbi tutmayan bir kimsenin bu parayı gerçek para olarak kabul etmesinin olanaklı bulunması gerekir. Ger­çek para olmadığı ilk bakışta anlaşılabilen durumlarda, suçtan söz edilemez. Başka bir deyişle, para görüntüsü taşımakla birlikte aldatıcılık özelliği ol­mayan kağıt veya maden parçası, bu suçun konusunu oluşturmaz. Bu hususu vurgulamak için uygulamamızda sahte paranın “sürüm yeteneği”nden söz edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında sahte parayı kabul etmek, ayrı bir suç ola­rak tanımlanmıştır. Ancak, bu suçun oluşabilmesi için, kabul edilen paranın sahte olduğunun bilinmesi gerekir; yani bu suç, ancak doğrudan kastla işle­nebilir.

Üçüncü fıkrada ise, sahteliği bilinmeden kabul edilen paranın bu nite­liğinin öğrenilmesine rağmen tedavüle konulması, birinci fıkraya göre daha az cezayı gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir. Bu durumda, kişi sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı, bu özelliğini öğrendikten sonra elinden çıkarmaya çalışmaktadır.


ÖZET

Kamunun güveni; hukuk düzeninin, herhangi bir hukuksal olayı kanıtlama yeteneği tanıdığışeylerle doğruluk ve gerçekliğine herkesçe güvenilmesini öngördüğü şekil ve alametler; belirti, iz, işaret,nişan, simgenin sahtecilikten korunmalarını görmek ve bilmek biçiminde oluşmuş genel, sürekli,toplumsal bir hak ve yaradır. Diğer bir anlatımla kamunun güveni; özel veya kamu hukukunun kanıtlama gücü tanıdığı şey, şekil ve alametlere karşı olan genel güvendir. Toplumun inanma ve bireyin aldatılmama hakkı kamu güvenini oluşturur.

Kamunun güvenine karşı suçlar, geniş anlamda sahtecilik suçlarıdır.

K Kamu güvenine karşı suçlar:
1. Kamusal değerler üzerinde sahtecilik (kalpazanlık); (a) paralarda, (b) kamu değeri kağıtlarında

(paraya eşit sayılan değerlerde), (c) değerli damgalarda sahtecilik

2. Mühürlerde sahtecilik,

3. Belgelerde sahtecilik,

olmak üzere üç ana bölüme ayrılmaktadır

Her iki madde de “para” nın ulusal veya yabancı ülke parası olması arasında fark

gözetilmemiştir. Ancak, “parada sahtecilik” diğer deyimiyle “kalpazanlık” suçunun işlenebilmesi için ulusal paranın Ülkemizde ve yabancı paranın ülkesinde yasal olarak dolaşımda (tedavülde) bulunması gereklidir.

5237 sayılı Kanunun 197/1. maddesinin maddi öğesi; yasal olarak dolaşımda bulunan ulusal

veya yabancı ülke parasını sahte olarak üretmek, sürmek amacıyla nakletmek, muhafaza etmek veya dolaşıma sürmek (tedavüle koymak)tır.

765 sayılı Kanunun 316/1. maddesinin bir ve ikinci bentlerindeki taklit, tağyir yerine 5237

sayısı Kanunun 197/1. maddesinde üretmek sözcüğü kullanılmıştı.








Paraya eşit sayılan değerler

MADDE 198.

(1) Devlet tarafından ihraç edilip de hamiline yazılı bonolar, hisse senetleri, tahviller ve kuponlar, yetkili kurumlar tarafından çıkarılmış olup da kanunen tedavül eden senetler, tahviller ve evrak ile millî ziynet altınları, para hükmündedir.


765 Sayılı Türk Ceza Kanunu

Madde 331 – Ceza Kanunu tatbikatında itibarı amme kağıtları para gibidir. İtibarı amme kağıtları tabiriyle kanunen para gibi tedavül edenlerden başka Hükümetler tarafından ihraç edilmiş hamile muharrer senetler ve kuponlar ve haiz oldukları mezuniyete binaen müesseseler tarafından ihraç edilmiş olupta kanunen tedavül etmekte bulunan diğer bütün evrak ve senetler maksuttur.

Madde metninde paralara eşit sayılan değerler belir­lenmiştir. Bu değerler, para değildir, ancak, bunlar da, herhangi bir devir ve ciro işlemine ihtiyaç bulunmaksızın, elden ele geçer ve gerektiğinde tediye vasıtası fonksiyonunu görürler; örneğin teminat olarak yatırılmaları olanak­lıdır.

Hükûmet tarafından ihraç olunan bonolar, hisse senetleri, tahvil ve kuponların bu madde gereğince para gibi sayılmaları için başta gelen koşul, Bakanlar Kurulu kararı uyarınca çıkarılmış ve Devlet Hazinesinin borçlandı­rılmış olmasıdır. Bu itibarla kamu iktisadî teşekküllerince ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çıkarılan ve hamile yazılı bulunan bonolar madde kapsamına girmez.



Yetkili kurumlar tarafından çıkarılan ve kanunen tedavül eden senetle­rin madde kapsamına girebilmesi için, özel bir kanunla, ilgili kuruluşa kanu­nen böyle bir yetki verilmesi ve kuruluşlarca çıkarılan senedin kanunen te­davül etmesi yani kabulünün zorunlu olması gerekir. Bu gibi evrakı kağıt paralardan ayıran husus, kâğıt paraların altınla veya madenî parayla değişti­rilmesi talep edilmediği hâlde, yetkili kuruluşlarca çıkarılan bu gibi evrakın ya ibrazında veya belirli bir vadenin gelmesinde madenî veya kağıt para ile değiştirilmesinin olanaklı bulunmasıdır.

Maddede ayrıca millî ziynet altınlarından söz edilmekle beraber altın paradan ayrıca bahis edilmemiştir. Gerçekten, ister millî ister yabancı altın para “para” olmak vasfını muhafaza etmekte yani ülkemizde veya yabancı ülkede kanunen tedavülde bulunmakta ise, bunun diğer paralardan farkı ol­maz. Altının borsalarda değer kazanması veya kaybetmesi yani altın paranın üzerinde yazılı nominal değerinden farklı bir kıymetle tedavül etmesi onun “para” olmak vasfına halel vermez. Buna karşılık, ülkemizde alınıp satıl­makta olan ziynet altınlar, kanunen tedavül etmediklerinden “para” sayılma­dıkları ve fakat bunların taklit veya tağyiri olanaklı bulunduğundan, bunlar hakkında son fıkraya ayrıca hüküm konulmuştur.







Kıymetli damgada sahtecilik

MADDE 199.

(1) Kıymetli damgayı sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Sahte olarak üretilmiş kıymetli damgayı bilerek kabul eden kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) Sahteliğini bilmeden kabul ettiği kıymetli damgayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyan kişi, bir aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(4) Damgalı kâğıtlar, damga ve posta pulları ve muayyen bir miktar vergi veya harcın ödendiğini belgelemek amacıyla kullanılan pullar, kıymetli damga sayılır.



765 Sayılı Türk Ceza Kanunu

Madde 322316, 318 ve 320 nci maddeler hükümleri, kıymetli damgaların taklit ve tağyirinde ve memlekete ithalinde ve taklit edilmiş olan kıymetli damgaların satılıp alınmasında, saklanmasında ve kullanılmasında ve tedavüle çıkarılmasında da tatbik olunur. Şu kadar ki tayin edilecek cezanın yarısı indirilir.

Ceza Kanunundaki kıymetli damgalardan maksat, hususi kanunlara göre çıkarılmış olan damgalı kağıtlar ve damgaya yarayan markalar, pullar ve pula muadil tutulan sair kıymetli kağıtlardır.



Madde 327 Taklit veye tağyir fiillerine iştirak etmeksizin taklit veya tağyir edilmiş olan kıymetli damgaları kullanan kimse bir aydan üç seneye kedar hapis ve elli liradan dört yüz liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır.

Eğer bunlar bilinmiyerek alınmışsa 320 nci maddede yazılı olan ceza üçte bir nispetinde indirilerek tatbik olunur.



Madde metninde kıymetli damgalarda sahtecilik suçu tanımlanmıştır.

Kıymetli damga esasta, bir vasıtalı verginin veya harcın ödendiğini gösteren belgedir. Özel kanunlar bir takım işlemlerin bu gibi damgaları içe­ren kağıtlar üzerine yazılmasını veya bu işlemlerin onaylanması için belirli değerde damga pulunun işlemler üzerine yapıştırılıp imha olunmasını yahut posta hizmetlerinden yararlanmak isteyen kimsenin, idarece saptanan de­ğerde posta pulunu hizmetin konusunu teşkil eden mektup veya paket üze­rine yapıştırmasını zorunlu kılar. Böylece sözü edilen kağıtlarla pullar, bir vergi veya harcın ödendiğini belgeler; bununla beraber kıymetli damgaların, üzerlerinde taşıdıkları nominal değerle alınıp satıldıkları ve çok kere, bir ödeme vasıtası olarak tedavül ettikleri, ayrıca bu gibi damgaları basmak veya piyasaya sürmek tekelinin de Devlete ait olduğu bilinmektedir. İşte bu iki vasıf, kıymetli damgaları bir vergi veya harcın ödendiğini gösteren bir makbuz olmaktan çıkarmakta ve paraya yaklaştırmaktadır. Bu nedenle, kıy­metli damgalarda sahtecilik fiilleri, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır.

Suç konusu kıymetli damganın, suç tarihinde kullanılabilir olması ge­rekir. Kıymetli damganın millî olması koşulu aranmamış, yabancı kıymetli damgalar da, tıpkı paralar gibi korunmuştur.

Söz konusu suçu oluşturan seçimlik hareketler, sahte olarak üretme, ülkeye sokma, nakletme, muhafaza etme ve tedavüle koyma olarak belir­lenmiştir. Sahte kıymetli damgayı tedavüle koymak, bunu kullanmayı, sarf etmeyi ifade eder. Sahte damga pulunu bir makbuza veya sahte posta pulunu bir zarfa yapıştıran kimse, bu pulu elinden çıkarmış yani tedavüle koymuş olur. Daha önce kullanılmış olan bir kıymetli damganın, üzerindeki kullanıl­dığına dair işaret silinerek tekrar kullanılması hâlinde de, sahte dam­gayı tedavüle koymak söz konusudur.

İkinci fıkrada sahte kıymetli damgayı kabul etmek, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Ancak, bu suçun oluşabilmesi için, kabul edilen kıymetli damganın sahte olduğunun bilinmesi gerekir; yani bu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir.

Üçüncü fıkrada ise, sahteliği bilinmeden kabul edilen kıymetli dam­ganın bu niteliğinin öğrenilmesine rağmen tedavüle konulması, birinci fık­raya göre daha az cezayı gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir. Bu durumda, kişi sahteliğini bilmeden kabul ettiği kıymetli damgayı, bu özelli­ğini öğrendikten sonra elinden çıkarmaya çalışmaktadır.

Maddenin son fıkrasında kıymetli damga sayılacak damgalı kağıt ve pullar belirlenmiştir. Bir değerin pullara eşit tutulabilmesi için, hem aynı işlevi yapması hem de özel bir kanunun bu gibi değerlerin çıkarılmasına izin vermiş bulunması gerekir. Bu itibarla, posta kartı, pula eşit bir değerdir. An­cak, posta pulunun fonksiyonunu yapmayan ve çeşitli kuruluşlarca çıkartılıp da, posta pulları yanında zarflara yapıştırılan ve esasta pulu çıkaran kuruluşa bir teberru niteliğinde bulunan pullar bu tanıma girmez; meğer ki özel kanun bu gibi pulları içermeyen zarf veya paketlerin posta hizmetlerinden yararla­namayacaklarını veya bu gibi pulların Devletçe çıkarılan pullara eşit tutul­duğunu belirtmiş olsun.








Para ve kıymetli damgaları yapmaya yarayan araçlar

MADDE 200.

(1) Paralarla kıymetli damgaların üretiminde kullanılan alet veya malzemeyi izinsiz olarak üreten, ülkeye sokan, satan, devreden, satın alan, kabul eden veya muhafaza eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.


765 Sayılı Türk Ceza Kanunu

Madde 323İtibarı amme kağıtlarının veya kıymetli damgaların imalinde kullanılan filigranlı kağıtları taklit eden veya taklit edilmiş olan filigranlı kağıdı satın alan veya ahara satan ve yanında saklıyan kimse, fiili daha ağır bir cezayı istilzam etmediği takdirde, iki seneden beş seneye kadar hapis ve iki yüz liradan bin liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır.

Madde 324 – Filigranlı veya munhasıran paraların, kıymetli damgaların filigranlı kağıtların taklit veya tağyirine mahsus alat ve vesaiti imal eden veya satın alan veya muhafaza eden veye ahara satan veya veren kimse, fiili daha ağır bir cezayı istilzam etmediği takdirde, bir seneden beş seneye kadar hapis ve yüz liradan beş yüz liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır.

Para ve kıymetli damgaların sahte olarak üretiminde kullanılan alet veya malzemenin imali, ithali, satılması, devredilmesi, alın­ması ve muhafaza edilmesi de suç sayılmıştır. Esasta sahtecilik suçlarının hazırlık hareketlerini oluşturan bu gibi fiillerin başlı başına cezalandırılması, bunlara bir an önce müdahale edilmesindeki zorunluluktan kaynaklanmakta­dır.

Suçun konusunu oluşturan alet veya malzemenin, sahte para veya kıymetli damgalarda sahtecilik amacıyla imali, ithali, satılması, devredil­mesi, alınması ve muhafaza edilmesi, bu suçu oluşturacaktır. Bu itibarla, somut olayda belirtilen amacın suçun manevî unsuru bağlamında özellikle araştırılması gerekir.










Etkin pişmanlık

MADDE 201.

(1) Sahte olarak para veya kıymetli damga üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya kabul eden kişi, bu para veya kıymetli damgaları tedavüle koymadan ve resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve sahte olarak üretilen para veya kıymetli damgaların üretildiği veya saklandığı yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını ve sahte olarak üretilen para veya kıymetli damgaların ele geçirilmesini sağlaması hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Sahte para veya kıymetli damga üretiminde kullanılan alet ve malzemeyi izinsiz olarak üreten, ülkeye sokan, satan, devreden, satın alan, kabul eden veya muhafaza eden kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve bu malzemenin üretildiği veya saklandığı yerleri ilgili makama haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını ve bu malzemenin ele geçirilmesini sağlaması hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.


765 Sayılı Türk Ceza Kanunu

Madde 326 – Evvelki meddelerde yazılı olan fiillerden bir veya bir kaçını işledikten sonra Hükümetçe haber alınmazdan evvel bu maddede yazılı şeylerin taklit veya tağyir veya imaline veya tedavüle konmasına mani olanlara ceza verilmez.

Madde metninde etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir.

Birinci fıkraya göre, etkin pişmanlık için, sahte olarak para veya kıy­metli damga üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya kabul eden kişi, bu para veya damgaları tedavüle koymadan ve resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve sahte olarak üreti­len para veya damgaların üretildiği veya saklandığı yerleri merciine haber vermesi ve ayrıca, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını ve sahte olarak üretilen paranın ele geçirilmesini sağlaması gerekir. Aksi takdirde, etkin pişmanlıktan yararlanılamaz.

İkinci fıkrada ise ayrı bir etkin pişmanlık hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; sahte para veya kıymetli damga üretiminde kullanılan alet ve malzemeyi izinsiz olarak üreten, ülkeye sokan, satan, devreden, satın alan, kabul veya muhafaza eden kişinin etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi için; resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve bu malzemenin üretildiği veya saklandığı yerleri merciine haber vermesi ve ayrıca, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını ve bu malzemenin ele geçirilmesini sağlaması gerekir.




  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   38


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə