KarakeçİLİLER VE karakeçİLİ AĞzinda iKİNCİl uzun üNLÜler nadir İlhan, Serdar yavuz




Yüklə 47.41 Kb.
tarix21.04.2016
ölçüsü47.41 Kb.

Doğu Anadolu Bölgesi Araştırmaları; 2006 Nadir İLHAN, Serdar YAVUZ


KARAKEÇİLİLER VE KARAKEÇİLİ AĞZINDA İKİNCİL UZUN ÜNLÜLER
* Nadir İLHAN, **Serdar YAVUZ
*Fırat Üniversitesi Fen – Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü – ELAZIĞ

** Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı A.B.D. – ELAZIĞ

__________________________________________________________________________________________________________________________________________________
ÖZET
Anadolu’nun Türk yurdu olmasında öncülük eden ve gelecekte cihan devleti kuran aşiretin mensuplarını oluşturan Karakeçililer Anadolu’ya ilk olarak Ertuğrul Gazi önderliğinde girmiştir. Bugün Türkiye sınırların-da Karakeçili topluluklarına hemen her bölgede rastlanmaktadır. Yukarı Fırat havzasında Elazığ, Tunceli illerimizde Karakeçili mensuplarının yerleştikleri bilinmektedir. Bu Karakeçililer her tarafta aynı adla anıl-mamaktadır. Elazığ Karakeçilileri Çarsancaklar, Gaziantep Karakeçilileri ise Albayramlar adını almışlardır. Türkiye Türkçesinin yazı dilinde uzun ünlüler kullanılmasa bile Türkiye Türkçesi ağızlarında ikincil uzun ünlülere rastlanmaktadır. Karakeçili ağzında hece kaynaşması, ünsüz düşmesi, ünsüz ikizleşmesi, vurgu ve tonlama, ünlü karşılaşmasından ve yabancı kelimelerdeki ünlü uzunluklarının korunmasından kaynaklanan ikincil uzun ünlüler kullanılmaktadır.
Anahtar kelimeler : Karakeçili, Karakeçili Ağzı, İkincil Uzun Ünlü

__________________________________________________________________________________________________________________________________________________
KARAKECIANS AND SECONDARY LONG VOWELS IN KARAKECIAN DIALECT

ABSTRACT
The Karakeçias who were the intiators of Anatolia‘s becoming a Turkoman land and who were the members of the tribe wich founded a world state entered Anatolia at Ertuğrul Gazi’s leadership. Today one can come across Karakeçiens in almost every regions of Turkey. Also it is know that Karakeçians setle in Elazığ and Tunceli in upper Fırat basin.These Karakeçians are not called with the same name everwhere. The Kara-keçians who live in Elazığ are called Carsancaklar and the Karakeçians who live in Gaziantep are called Albayramlar. Although long vowels are not used in written language of Turkish spoken in Turkey, one can come across secondary long vowels in spoken language. Secondary long vowels are used in Karakeçian dialect because of the syllable join, consonant fall down, the consonant twins, stres, intonation, vocal meet and keeping long vowels in foreing words.
Keywords : Karakechilis, Karakechili’s Dialect, Secondary Long Vowel

__________________________________________________________________________________________________________________________________________________




  1. GİRİŞ




İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan dil, kül-türel mirasın da taşıyıcısıdır. Yazı dillerinin kapsa-ma alanlarında yazı dilini besleyen, yazı dilinin farklı varyantları şeklinde halk arasında kullanılan ağızlar da bulunmaktadır. Her yazı dilinin temelini de bir ağız oluşturmaktadır. Bu sebeple ağız araştır-maarı dillerin tarihi gelişimi, güncel durumları, ya-yılım alanları, başka lehçe ve dillerle etkileşimleri-nin tespitinde önemli bir yere sahiptir.
Türkçe için ağız araştırmalarının tarihi Kaş-garlıya kadar götürülebilirse de modern ağız araştır-maları 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görül-mektedir. Bu konuda Efrasiyab Gemalmaz “Türkçe için ağızların konu edilişini, büyük Türk dilcisi Kaş-gârlı Mahmud’a kadar (Divanü Luğat-it-Türk, 1072-1074) götürmek mümkünse de, o gün de dahil, çağı-mıza kadar geçen devre pek aydınlık sayılmaz.” (Gemalmaz 1999, 5.) demek suretiyle ağız araştır-malarının bizde yetersiz olduğunu dile getirmekte-dir.

Türkiye Türkçesinin ağızları içerisinde de hem tarihi açıdan hem de Anadolunun farklı bölge-lerine yayılmaları açısından Karakeçililerin kullan-dıkları ağız özelliklerinin tespit edilmesi Türkiye Türkçesinin tarihi içerisindeki yeri ve Türkiye Türk-çesine katkısı açısından çok önemlidir.




  1. KARAKEÇİLİLER

Anadolu’nun Türk yurdu ülkesi olmasında öncülük eden ve gelecekte cihan devleti kuran aşire-tin mensuplarını oluşturan Karakeçililer Anadolu’ya ilk olarak Ertuğrul Gazi önderliğinde hicri VI. asırda ayak basmışlardır(Özçelik 1995, 1.). Karakeçili adı-nın nerden geldiği konusunda ise iki ayrı görüş var-dır. Karacahisar’ın fethi sırasında kara keçilerinin boynuzlarına ışıldak bağlamak ve alaycık üzerine kara keçeden örtü örtmek suretiyle yaptıkları harp hileleri sırasında Ertuğrul Gazi’nin haydin Karake-çili Yörüklerim, haydin Alplerim diye bağırmasın-dan ötürü Karakeçili adını almışlardır. Karakeçili adının bu olay sebebiyle ortaya çıktığına Karakeçili-ler de inanmaktadır. (Cunbur 1999, .28)


Diğer bir görüş Eskişehir’in (Sultanönü) ku-şatılması sırasında kara keçilerin boynuzlarına Şeyh Edebali’nin tavsiyesi üzerine mumlar bağlayarak gece baskını yaptıkları, böylece büyük başarı kazan-dıkları için belirtilerek Karakeçili isminin geldiği belirtilir. (Sakallı 1997, 16.)
Ankara havalisindeki en kalabalık Türkmen gruplarından biri de Karakeçilidir. Karakeçililerin III. Murat’ın hasları arasında yer aldığı tespit olun-maktadır. Ankara havalisinde bu aşirete mensup 51 cemaat bulunmaktaydı. Bu cemaatlerden en büyüğü Tosbağa adını taşıyordu. Bugünkü Elvanköy, Dik-men, Kutludüğün, Lalabey, Söğütözü gibi yerleş-meler Karakeçili aşiretleri tarafından kurulmuştur. (Gündüz 1996, 50)
Yavuz Sultan Selim döneminde Karakeçili aşiretine “Harameyni Şerifeyn Aşireti” adını ver-miştir(Halaçoğlu 1999, 32). Sultan II. Abdulhamit Karakeçililerden öz hemşerilerim şeklinde söz ettiği gibi Alman imparatoru Wilhelm’e Karakeçilileri akrabalarım diye tanıtmıştır(İsl.Ans. 427.). Yukarıda aldığımız örnekler aslında Osmanlıların Karakeçili aşiretine vermiş olduğu değerin göstergeleridir.
Kalabalık ve büyük bir aşiret olan Karake-çililer mensubu oldukları Kayı boyunun diğer bazı oymaklarıyla beraber Moğolların baskısı ve saldırış-ları sebebiyle reisleri olan Ertuğrul Beyin idaresinde Horasan-Azerbaycan-Ahlat güzergahını takip ede-rek Anadolu’ya gelmişlerdir(Sakallı 15,1996). Bu yolculuğun sonunda tarihe yön verecek bir olayda taraf olmak zorunda olan Ertuğrul Gazi cihan impa-ratorluğunun temellerini atmıştır.
Karakeçili aşireti Bozoklardan Günhan’ın (O-ğuz han’ın altı oğlundan en büyüğü) dört kolundan birincisi yani Oğuz’un 24 boyundan en büyüğü ola-rak bilinen Kayı boyuna bağlı bir aşirettir(Sümer 1999, 230).
Osmanlı arşivlerinde Karakeçililer Karakeçi, Karakeçili, Karakeçilü Perakendesi, Karakiçili, Türkman-ı Karakeçi, Türkman-ı Yörükan Taifesi olarak geçmektedir(Türkay 1979, 476). Araştırmalar sonucunda Karakeçililerin oymak, aşiret ve cemaat olarak Anadolu’nun değişik bölgelerine dağılmış ol-duklarını görmekteyiz. Cevdet Türkay Karakeçilile-rin Diyarbakır Eyaleti, Balıkesir Kazası (Karesi Sancağı), Siverek Kazası, Ankara Sancağı Haymana Kazası (Ankara), Birecik (Biret’ül Fırat Sancağı) Kütahya Sancağı , Mardin Gördös Kazası (Saruhan Sancağı), Rakka Sancağı, Han-ı Barçınlı Kazası (Karahisar-ı Sahib Sancağı) gibi yerleşim birimle-rinde bulunduklarını belirtmiştir. (Türkay 99)
“Yine Abdulhamit döneminde basılan küçük bir risalede o dönemde Kütahya, Eskişehir, Uşak, Karahisar(Afyon), Bilecik (Ertuğrul Sancağı) ile İneğöl, Bursa, Gemlik, Nazilli ve Salihli’de 103 köyde Karakeçili obalarının bulunduğu belirtilmiş-tir”(Bulduk 1997)Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu “Türki-ye sınırları içinde yerleşim yeri olarak değil başlı başına aşiret adı olarak tam 260 Karakeçili var” (Halaçoğlu 1999, 23) demiştir.
Karakeçililer Anadolu sınırları içinde çok da-ğınık bir şekilde bulunmaktadır. Bunlardan Urfa ili Siverek ilçesi Karakeçilileri hem yoğunluk açısın-dan hem de kültürel özelliklerden diğerlerine göre farklılık arz etmektedir. Karakeçililerin sözde ayrı bir topluluk addedilen ve yine Oğuz geleneğine göre 24 boya ayrılan “Türkman Ekradı “şeklinde nitelen-dirilen Kürt topluluğunun Milan ve Zilan şeklindeki iki kolundan Milan yani milliler içinde yer aldıkları ve ikinci sırada bulundukları görülmektedir.(Fırat 1983,163) Bu Karakeçililerin, özellikle Urfa’nın Siverek, Viranşehir ve Suruç havalisinde yaşadıkları bilinmektedir.
Siverek Karakeçilileri kendilerini Türkmen olarak kabul etmektedirler. Bunların yaşamakta ol-duğu köylerin adları da tamamen Türkçe’dir. Söz konusu bu köyler arasında Ağaören, Deliktaş, Kara-höyük, Karadibek, Kurtini, Başıbüyük, Göllü, Mez-ra, Karacaviran, Mizar, Çobakçur, Karafinik, Boz-kaya, Kabasırt, Kabahaydar, Sadikli, Salur, Çepini (Çay 1988, 7). İsimleri oldukça dikkat çekicidir.
Abdulhaluk Çay’ın Her Yönüyle Kürt Dosya-sı adlı eserinde belirttiği bu geleneklerin yanında benzerlik arz eden bazı inançlar da Kırıkkale Kara-keçilileri arasında sıklıkla kullanılmaktadır. Orta Asya Türkleri arasında ruhları memnun etmek için gelinin, atın yele ve kuyruğuna kımız saçma ritüeli günümüzde Karakeçili aşiretinde de, gelin ve dama-dın başından bereket bolluk simgesi olarak un, buğ-day, şeker, para, çerez saçma şeklini almıştır.

Eski Türk inanç sistemine göre, kötü ruhlar ışıktan korkar, karanlığı severler. Ateş insanı kötü ruhlardan koruyan uzaklaştıran hatta onları yakan temizleyen bir külttür. Kazak ve Kırgızlarda gelin kayınbabanın evindeki ateşe yağ atıp secde eder. Karakeçili aşiretinde de kına gecesinde mumların yakılması düğünde oynanan oyunlarda sık sık ateşe yer verilmesi uygulamaları aslında kaynağını bu dü-şünceden alan uygulamalardır. Eski Türk hayatında önemli fonksiyonları olan “yer su kültü” Türklerin İslamiyeti kabul etmelerinden sonra uzun bir süre etkisini sürdürmüştür. …(Öğüt Eker 1999, 111.) Es-ki Türklerde kullanılan daha birçok gelenek bugün Karakeçililerde yaygın olarak devam etmektedir.


Bugün Türkiye sınırlarında Karakeçili toplu-luklarına hemen her bölgede rastlanmaktadır. Kırık-kale-Karakeçili, Ankara-Beypazarı, Eskişehir, Eski-şehir-Sivrihisar, Sultanözü, Sivas, Kırşekir, Muğla, Antalya, Bilecik, Balıkesir, Kütahya, Bursa, Urfa, Urfa-Siverek, Urfa-Suruç, Gaziantep Bingöl-Sim-sor, Denizli, Çorum, Uşak, ve Samsun, gibi Anadolu ’nun birçok yöresinde rastlamak mümkündür. Ayrı-ca yukarı Fırat havzasında Elazığ, Tunceli illerimiz-de Karakeçili mensuplarının meskun oldukları bilinmektedir(Aşan 1992, 42). Bu Karakeçililer her tarafta aynı adla anılmamaktadır. Elazığ Karake-çilileri Çarsancaklar, Gaziantep Karakeçilileri ise Albayramlar olarak ad almışlardır.(Özçelik 1999,52)



  1. UZUN ÜNLÜLER

Zeynep Korkmaz’ın “Boğumlanma süresi normal bir ünlünün süresinden daha uzun olan ya da normal uzunluktaki iki ünlünün boğumlanma süresi-ni içine alan ünlüler”(Korkmaz 1992, 156). olarak tarif ettiği uzun ünlüler, birçok yazı dilinde kullanıl-maktadır.


Türkçe’nin tarihî metinleri ile bazı çağdaş Türk lehçelerinde uzun ünlüler korunmuş/kullanılı-yor olmasına karşılık Türkiye Türkçesinde ünlülerin uzunluğu ve kısalığı yazı dilinde gösterilmemekte-dir. Eski Türkçe dönemi metinlerinde uzun ünlülerin kullanıldığını A.von Gabain “Türkmencede, Özbek-çede ve diğer modern Türk ağızlarında uzun ünlüle-rin, Yakutçada uzun ünlülerin ve diftongların … mevcudiyeti ve diğer bazı belirtiler, ilk Türkçenin (Urtürksch) uzun ünlülere sahip olduğunu götse-rir.”(Gabain 2003, 33) demek suretiyle Türkçedeki uzun ünlü kullanımına dikkat çekmektedir. Talat Tekin de eserinin “Ses Bilgisi bölümü”nde Eski Türkçe döneminde uzun ünlülerin kullanıldığını göstermiştir(Tekin 2003,43).
Ahmet Buran’ın Çağdaş Türk Lehçeleri adlı eserinde(Buran 2001,73ve 228) de günümüzde uzun ünlü kullanımı, uzun ünlü kullanan Türk lehçelerin-de gösterilmiştir. Türkçe’de uzun ünlüler meselesi çok uzun bir süreden beri dikkatle incelenmektedir. Zeynep korkmaz da Türkçede uzun ünlülerin varlı-ğını “…yazı dilimizde kabul edilmese bile Türkiye Türkçesi ağızlarında uzun ünlülere rastlanmakta-dır.”(Korkmaz1953,197) demek suretiyle kabul etmektedir.
Uzun ünlüleri tarihi dönemlerden beri devam edegelen asli uzun ünlüler ve çeşitli ses olaylarına bağlı olarak ortaya çıkan ikincil uzun ünlüler şek-linde iki grupta değerlendirmek gerekir. Asli uzun ünlüler dillerin tarihi dönemlerinden beri kullanıla-gelen ve dil kolları içerisinde de varlığını sürdüren uzunluklardır. Bunların yanında zaman zaman başka dillerden alınan ödünç kelimelerdeki asli uzunluğun korunması şeklinde de görülebilir.
2.1.KARAKEÇİLİ AĞZINDA İKİNCİL UZUN ÜNLÜLER
Karakeçili ağzında birçok ünlünün uzunluğu veya kısalığı söz konusudur. Yazı dilimizden farklı olarak bazı ünlüler boğumlanma süresi normal bir ünlüden daha uzun ya da normal uzunluktaki iki ün-lünün boğumlanma süresini içine almaktadır.
Karakeçili ağzındaki ünlü uzunluklarını önce-likle Türkçe kelimelerdeki uzunluk ve alınma keli-melerdeki uzunlukların korunması şeklinde iki bö-lümde ele almak mümkündür. İncelenen Türkçe ke-limelerdeki uzunluklar, asli uzunluklar olmayıp çe-şitli fonetik sebeplere bağlı olarak ortaya çıkan şe-killerdir. Aşağıda sıralanan maddelerin ilk beşi Türkçe kelimelerde görülen ikincil ünlü uzunlukla-rını, son madde ise alınma kelimelerde korunan asli uzun ünlüleri göstermektedir.
İkincil uzun ünlülerin yöremiz ağzındaki olu-şum sebepleri şunlardır:
1. Hece Kaynaşması ile Meydana Gelen İkincil Uzunluklar:İç seslerde ünlüler arasında bulunan bazı ünsüzlerin –ñ, ğ, k, y, r, h -zamanla eriyip kaybolması, bu ünsüzlerin her birinin kendi hecesi içinde bulunan ünlü kendinden önceki hece ünlüsü ile kaynaşarak uzun bir ünlü oluşturur. Yöremizde hece kaynaşması yoluyla oluşmuş uzun ünlüler çok-tur.
bā “bana” (XCVI-30), seçeceyįK/seçecįK “seçeceğiz” (LXVIII-3), alacām “alacağım” (VIII-15), vallā “vallaha” (V-17), nāptın “ne yaptın” (XLII-21),
2. Ünsüz Düşmesi İle Meydana Gelen İkincil U-zunluklar:Kelimedeki bir ünsüzün değişik sebep-lerle düşmesi, yanındaki ünlünün uzamasına sebep olur. Yöremizdeki ünlü uzunluklarının en önemli sebeplerinden biri ünsüz düşmesidir.
Ünsüz düşmesi ile meydana gelen uzunluklar -r, k, ğ, l, y, f, n, g, n, s, ünsüzlerinin düşmesi ile ortaya çıkar.
Şimdiki zaman –yor ekindeki –r ünsüzünün düşmesi sonucu oluşan ünlü uzunluğu, bölgemizin en karakteristik özelliğidir.
bazım biniyō “bazen biniyor” (I -40), ġurtulu-yō “kurtuluyor” (LVIII-21), açıyō “açıyor” (LIX-8), dutuyō “tutuyor” (LIX-12), dünāǐn “düneğin” (LIII-42), baālım “bakalım” (I -39), dēze “teyze” (LXX -5), ānamış “anlamış” (II-96), bȫle “böyle” (III-104), çįt sürmeye “çift sürmeye” (VII-1), biliyōn mu “bili-yor musun” (XII-3). lā çıksın “lan çıksın” (VIII -19), ȫsürüdü “öksürürdü” (LXXXII -2), mākeme “mahkeme” (XLI-12), baā “bana” (LXXXI -18), mevkįinde “mevkisinde” (LXXIX -7).
3. Ünsüz İkizleşmesi İle Meydana Gelen İkincil Uzunluklar:Ünsüz ikizleşmesi ile doğan uzunluklar yöremizde nadiren kullanılmaktadır.
sōnna “sonra” (II-103). Bu kelimede uzun ün-lünün yanı sıra ilerleyici benzeşme olayı ve -n>-r değişimi de vardır.
4. Vurgu ve Tonlama ile Meydana Gelen İkincil Uzunluklar:Vurgulu söylenen hece diğerlerine göre biraz daha uzun söylenir. Bu durumda daha çok konuşan kişinin söyleyiş özelliği ortaya çıkarır.
yāv didi “yav dedi” (VIII-15), iki gündür yōğti “iki gündür yoktu” (VIII-33), bȫle “böyle” (XI-13).
5. Ünlü Karşılaşmasından Meydana Gelen Ünlü İkincil Uzunluklar:Türkçe bir kelimede iki ünlü yan yana gelmez. Bu durumda arada bir ünsüz türemesi görülür. Ancak Karakeçili ağzında ünlü ile biten ve yine ünlü ile başlayan iki kelime yan yana geldiğinde ünlülerden biri düşer, diğer ünlü ise uzun şekilde okunur.

eşşā_lmaya “eşya almaya” (XCIII-3), nė̄tTi-ler “ne etTiler “ (LXXXVII-14), nōlursa “ne olursa” (LVI-32).


6.Yabancı Kelimelerdeki Ünlü Uzunlukları: Ka-rakeçili ağzında Arapça Farsça gibi dillerden alınan yabancı kelimelerdeki uzun ünlüler korunmaktadır.

usūluynan “usulü ile” (III-1), cumāat “ce-maat” (XCII-12), taādat (VIII -35), gāfil (XIC-8).





  1. KAYNAKLAR




  1. Aşan, M. Beşir, “Yukarı Fırat Havzasında Kara keçililer”, VII. Osmanlı Sempozyumu Bildiri-leri, Söğüt Eylül 1992, s.42.




  1. Bulduk, Üçler “Karakeçili Adlı Risale ve İç-Batı Anadolu’daki Yerleşmeleri ile Karakeçili-ler”, Karakeçili III. Uluslararası Kültür Şen-liği, 20-21 Eylül, Kırıkkale 1997.




  1. Buran, Ahmet, Alkaya , Ercan Çağdaş Türk Lehçeleri, Akçağ Yay., 2. baskı, Ankara 2001.




  1. Cunbur, Müjgan “Gözden Kaçan Bir Risale”, Türk Kültüründe Karakeçililer Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri, Şanlıurfa 1999, s. 28.




  1. Çay, Abdulhaluk Her Yönüyle Kürt Dosyası, Ankara. 1993.




  1. Çay, Abdulhaluk “Ertuğrul Gazi Karakeçilileri ve Söğüt Yörük Bayramı”, III. Osmanlı Sem-pozyumu, Söğüt 1988, s. 7




  1. Ergin, Muharrem Türk Dilbilgisi, İst 1989.




  1. Fırat. Şerif M, Doğu İlleri ve Varto Tarihi, Ankara. 1983.




  1. Gabain, A. Von, Eski Türkçenin Grameri (çev. Mehmet Akalın) TDK Yay., Ankara 2003.




  1. Gemalmaz, Efrasiyab, “Ağız Bilimi Araştırma-ları Üzerine Genellemeler” Ağız Araştırmaları Bilgi Şöleni TDK Yay., Ankara 1999, s.4-13.




  1. Gündüz, Tufan “Kırıkkale Havalisinde Türk-men Köyleri”, Karakeçili 2. Uluslarası Kültür Şenliği 13-14-15 Eylül 1996, s. 50.




  1. Halaçoğlu, Yusuf “Anadolu İskanında Urfa ve Çevresi”, Türk Kültüründe Karakeçililer Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri, Şanlıurfa 1999

  2. İslam Ansiklopedisi Karakeçili Maddesi, Diya-net yay. s.427




  1. Korkmaz, Zeynep Gramer Terimleri Sözlüğü, Ankara 1992




  1. Korkmaz, Zeynep Batı Anadolu Ağızlarında Asli Vokal Uzunlukları, TDAY B 1953 s.197-204.




  1. Öğüt Eker, Gülin “Karakeçililerde Eski Türk İnançları”, Türk Kültüründe Karakeçililer Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri, Şanlıurfa 1999.




  1. Özçelik, Bedri Kırıkkale Karakeçililerinin Halkbilimi Derlemeleri, Kırıkkale 1995.




  1. Özçelik, İsmail, “Karakeçililer” Türk Kültü-ründe Karakeçililer Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri, Şanlurfa 1999




  1. Sakallı, Bayram “Karakeçili Aşireti ve Milli Mücadelede Karakeçililer”, Karakeçili III. Uluslararası Kültür Şenliği , Kırıkkale Eylül 20-21 1997, s. 16.




  1. Sümer, Faruk Oğuzlar (Türkmenler), İstanbul. 1999.




  1. Tekin, Talat, Orhon Türkçesi Grameri, İst. 2003.




  1. Türkay, Cevdet Osmanlı İmparatorluğu Ar-şivlerinde Oymak, Aşiret ve Cemaatler, İs-tanbul. 1979.




  1. Yavuz, Serdar, Kırıkkale Karakeçili Ağzı, F.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2003. (Ya-yımlanmamış yüksek lisans tezi)








Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə