İLİ: AĞri okuma tariHİ: 28. 08. 2015




Yüklə 20.63 Kb.
tarix21.04.2016
ölçüsü20.63 Kb.
İLİ: AĞRI

OKUMA TARİHİ: 28.08.2015

49.13*************يَا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰیكُمْ اِنَّ اللّٰهَ عَلٖيمٌ خَبٖيرٌ


ان الله لا ينظر الى صوركم و اموالكم و لكن ينظر الى قلوبكم و اعمالكم

İSLAMIN ENGELLİLERE BAKIŞI
Muhterem Kardeşlerim,

Metnini okuduğum ayet-i kerimede yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

ᅠ”Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.”1

Sevgili Peygamberimiz(sav) de: "Allah sizin sûretlerinize ve servetlerinize bakmaz. Fakat kalplerinize ve amellerinize bakar"2

Kardeşlerim,

Allah Resulü(sav), Mekke’nin zengin ve ileri gelenlerinden Ebu Cehil (Amr ibn Hişâm), Ümeyye ibn Ebî Halef, Abbâs İbn  Abdülmuttalib ve Utbe ibn Ebî Rebî’a ile özel bir görüşme yapar, bunları İslam’a davet eder. İslam’ın güçlenmesi açısından bu kimselerin Müslüman olmalarını çok arzu eder. Peygamberimiz Ümeyye ibn Halef ile konuşurken Fihr oğullarından Abdullah ibn Ümmi Mektum adında görme özürlü biri gelir ve Peygamberimizden kendisine Kur’ân’dan bir âyet okumasını ister. ‘Ey Allah’ın Peygamberi! Allah’ın sana öğrettiklerinden bana öğret’ der. Peygamberimiz (sav), sözünün kesilmesinden hoşlanmaz, yüzünü ekşitir, ondan yüz çevirir ve diğerlerine döner. Peygamberimiz (sav) sözünü bitirip kalkacağı sırada Abese suresinin “(Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek. Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince, sen ona yöneliyorsun. Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.3âyetleri iner. Peygamber Efendimiz (sav), bu olaydan sonra Abdullah ibn Ümmi Mektum’a ikram etmiş, onunla konuşmuş, hatırını ve bir ihtiyacının olup olmadığını sorarak onunla ilgilenmiştir.4



Muhterem Kardeşlerim

İnsanoğlunu İman ve ibadet etme gayesiyle yoktan var eden Yüce Allah, onu en güzel bir biçimde vücuda getirmiş,5 ona kendi ruhundan üflemiş6 ve onu aynı zamanda yeryüzünde halife olma vasfı ile yaratmıştır.7“Sonra insanı şekillendirip ona ruhundan üfledi. Ve sizler için; kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!8

Âdemoğlunun yaratılış gayesi ve yaratılma biçimi böyle olmasına rağmen; üzerinde hayatımızı sürdürdüğümüz bu dünya, aynı zamanda bir imtihan alanı ve sınav meydanıdır. Bu imtihan kimi zaman nimetlerin çokluğu ve bereketi ile olurken; kimi zaman maddi imkanların kısıtlı olması ile; kimi zaman da bedenlerimizde ya doğumla beraber ya da daha sonra farklı nedenlerden dolayı meydana gelen çeşitli engeller ile olur. “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele! 9

Aziz Müslümanlar

Müslümanlar imtihan meydanı olan bu dünya hayatında başlarına gelen her bir musibet ve felakete karşı sabırlı ve metanetli bir davranış biçimi geliştirerek imtihanın bilinç ve anlayışıyla hareket etmelidirler. İsyan ve günaha düşülmeden bela ve felaketlere karşı sabır göstermenin hata ve günahlara keffaret olduğu gibi manevi derecelerin de yükselmesine vesile olacağı unutulmamalıdır. Kur’ân-ı Kerim de Sabredenleri müjdele. Onlar, başlarına bir musibet gelince  ‘biz şüphesiz (ki her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz derler10 buyrulmaktadır.

Sevgili Peygamberimiz(sav) de:"Mümin kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta küçük bir tasa hali isabet edecek olsa, bunlar müminin bir bölüm günahlarına kefâret olur11Zira sabır; Allah’a karşı gelmemek, bir imtihanın içinde bulunduğu bilinci ile hareket etmek, hatta ve hatta eksik ve noksanlıklarını gözden geçirerek, bu olayları hayra yormak gayretinde olabilmektir.

Yüce dinimiz İslam’a göre bütün insanlar bir tarağın dişleri gibi eşittirler. İslam’a göre asıl üstünlük îman, ibadet, amel, ahlâk, ve Allah’a itâat iledir.



Muhterem Kardeşlerim,

Dini mübin olan İslam; barış, sevgi, merhamet, saygı, insana değer veren ve insanı yaşatan, bütün bir mevcudata saygı ile ve yaratılış gayesine uygun bir biçimde yaklaşan bir dindir. İslam dinine mensup olan Müslümanlar da; yardım sever, adalet duygusuna sahip, hoşgörülü ve fedakar insanlar oldukları için, özellikle etrafında bulunan zihinsel ve bedensel engelliler ile yakın bir ilgi kurmaya gayret göstermelidir. Onlara maddi ve manevi anlamda destek olmaya, ihtiyaçlarını gidermek için çalışmalıdır.

Peygamber Efendimiz(sav) bir gün ashabına “her gün” için sadaka veriniz buyurunca; Sahabe-i Kiram, her gün için bir sadaka verme imkânlarının bulunmadığını söyler. Bunun üzerine Allah Resulü(sav), sadakanın birçok çeşidi vardır dedi ve;“Görme özürlüye rehberlik etmen, sağır ve dilsize anlayacakları bir şekilde anlatman, bir ihtiyacı konusunda senden yol göstermeni isteyen kimseye yol göstermen, yardım isteyen kimsenin yardımına koşuşturman, koluna girip güçsüze yardım etmen, bütün bunlar senin kendine yapacağın  sadaka çeşitlerindendir...” 12



Hazırlayan:İbrahim KAYA/ Diyadin İlçe Vaizi

Redaksiyon: İl İrşad Kurulu

1 Hucûrât, 49/13

2 Müslim, Birr, 34.

3 Abese 1-7

4 Taberî, Abdullah ibn Cerîr. Câmiu’l-Beyân An Te’vîli Âyi’l-Kur’ân, XV, 30/50-52.

5Tin, 4.

6Secde, 9

7 Bakara, 30.

8Secde, 9.

9Bakara155.

10Bakara, 155-156.

11Buhârî, Merda, 1.

12Ahmed, V. 168-169, 154


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə