Çuvaş TÜRKÇESİ-TÜRKİye tüRKÇESİ SÖZLÜk bülent bayram iZMİR, 2007




Yüklə 5.63 Mb.
səhifə7/45
tarix30.04.2016
ölçüsü5.63 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   45

елеке (yeleke) Yayvan, yavan, eğimli, yassı, düz.

елехей (yelehey) Yakası açık, önü açık.

елке- (yelke-) Sızmak, donmamak. хёлле те елкесе тăрать Kışın da sızıyor, kışın da donmuyor.

елме (yelme) Karaağaç.

елме/ ейме (yelme/ yeyme) Sofra örtüsü.

елпешке (yepleşke) Küçük, ufak; ince; sığ.

елпён- (yelpen-) Yaramazlık yapmak, çapkınlık yapmak, gülmek; eğlenmek, alay etmek.

елпёр- (yelpér-) Alay etmek.

ем-ешёл (yem-yeşél) Yemyeşil.

емек чечекки (yemek çeçekki) Yonca.

емекен пуç курăк (yemeken puşś kurwk) Kırmızı yonca.

ен (yen) Yan, taraf, yön; kenar; diyar; memleket. кай ен Batı. мал ен Doğu. пирён еннерех Bize doğru, bizim yakınımıza. пирён еннерехрисем-те Bizim yakınımızda yaşayanlar, bizim yakınımızdakiler. пёр енчен Bir taraftan. тепёр енчен Diğer taraftan. вăл енчен Bakınımdan, açısından, -e gelince. аптăранă енне Çare durum, çare bulamayarak. ашăм çуннă енне Kalbim ağrıdığı için, şiddetli acıdan.

еннелле (yennelle) Tarafına, yönüne, -e doğru. Атăл еннелле İdil’e doğru.

енчен (yençen) Eğer, olduğu taktirde.

енчёк (yençék) Kese, para torbası, tütün kesesi.

енчи (yençi) Tarafında, yönünde, tarafta. ку енчи Bu tarafta. леш енчи Şurada, şu tarafta. çурçёр енчи районсем Kuzeydeki ilçeler.

епле (yeple) Nasıl, ne; gibi, kadar; ne kadar.

еплескер (yeplesker) Nasıl, ne gibi; kaçıncı; hangi.

епре- (yepre-) 1. Dişleri göstermek, sırıtmak. 2. Dökülmek, taşmak.

епрет- (yepret-) 1. Sarmak, dolamak; sallamak, yıkmak, harap etmek. 2. Yayılmak; kapsamı içine almak; yaygınlaşmak

епсерёл-/ епсёрёлсе вырт- (yepserél-/ yepsérélse vırt-) Kat kat yatmak, dağılmak; yıkılmak, çökmek.

ер- (yer-) Katılmak, kendini bağlamak; sataşmak, sarkıntılık etmek; peşine takılmak, bulaşmak, yapışmak.

ерёç- /ерёш- (yeréşś-/ yeréş) Vakit bulmak; yetiştirmek; yetişmek; basarı göstermek, başarmak, kurtulmak, boşalmak, serbest kalmak.

ерипе/ ерипен (yeripe/ yeripen) Yavaş sesle, yavaşça, ağır ağır.

ерипентерех (yeripentereh) Daha sessiz, daha yavaş, daha ağır.

еркён /ермёш (yerkén/yerméş) Âşık, sevgili, gözde.

ермеш- (yermeş-) Bağlantı kurmak; temas kurmak; bulaşmak, karışmak, katılmak, musallat olmak.

ерçӳ (yerşśü) Boş zaman, uygun zaman. ерçӳ çук Zaman yok, yetişemiyorum.

ерçӳллё (yerşśüllé) Boş; özgür, hür, serbest ferah, geniş; bol. ерçӳллё вăхăт Boş zaman.

ерт- (yert-) 1. Getirmek; götürmek; ulaştırmak; neden olmak; göstermek, idare etmek. ертсе пыр- Götürmek, yönetmek, idare etmek. ертсе пыраканни Yönetici, lider, önder, rehber, klavuz. 2. Bulaştırmak (hastalık); zehirlemek. чир ертнё- Hastalık bulaşmak, hastalığa yakalanmak.

ерттер- (yertter-) Hayvanları çiftleştirmek, çekmek, aştırmak.

еpчён (yerçén) Esk, kocadan olan çocuk.

ершӳ (yerşü) Boş zaman, uygun zaman.

етес (yetes) Köprücük kemiği.

етимологи (etimologi) Etimoloji, köken bilim. етимологи словарё Etimolojik sözlük. халăх етимологийё Halk (yetimolojisi.

еткер (yetker) 1. Arazi, yöre, bölge. 2. Miras, yadigar, zenginlik, mal mülk, eşya.

еткерлёx (yetkerlék) Miras, yadigar, mülkiyet.

exидa (yehida) Avustralya kirpisi.

ешер- (yeşer-) Yeşermek, yeşillenmek.

ешёл (yeşél) Yaşil, taze, genç.

ешёллен- (yeşéllen-) Yeşillenmek, yeşille kaplanmak.

ешёлсенкер (yeşélsenker) Göz taşı.

ешёрлёх (yeşérléh) Yeşillik.

ешлё (yeşlé) Yeşil.

ешёк (yeşék) Sandık, kutu, çekmece. урапа ещёкё Araba kasası.

ещёклё (yeşéklé) andıklı, kasalı, çekmeceli. ещёклё урапа Kasalı araba.

Ё ё

ёкёр- (ékér-) Anırmak, böğürmek, ağlamak.

ёклет- (éklet-) Hıçkırmak.

ёлёк (éllék) Önce, daha erken; önceden, eskiden.

ёлёк-авал (élék-aval) Eskiden, eski zamanlarda, geçmişte.

ёлёклентер- (éléklenter-) Mideyi bulandırmak.

ёлёкрен/ ёлёкренпех (élékren/ élékrenpeh) Eskiden beri, çoktan beri.

ёлёкрех (élékreh) Önce, eski. вунă çул ёлёкрех On yıl önce. ёлёкрехех Daha eski, daha önce.

ёлёкхи (élékhi) Eski, geçmiş, yıllanmış. ёлёкхи çынсем Eski insanlar.

ёлкер (élker) Oriyon.

ёлкё/ ёлке (élké/élke) Model, örnek, tip, şekil, forma.

ёлкёр- (élkér-) Yetişmek, başarmak, basarı göstermek, ulaşmak.

ёлкёрт- (élkért-) Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak, ulaştırmak.

ёлккен/ ёлккем (élkken/élkkem) Görkemli, debdebeli; mükemmel, şahane, enfes.

ёлккёнлен- (élkkénlen-) Görkemlileşmek, mükemmelleşmek, şahaneleşmek.

ём- (ém-) Emmek.

ёмёл/ ёмёлке (émél/émélke) Gölge, karaltı, örüntü.

ёмёлтет- (éméltet-) Göz kıpıştırmak, göz kırpmak, yanıp sönmek, ışıldamak, parlamak.

ёмёр (émér) 1. Yüzyıl; çağ, devir, zaman; ömür. 18-мёш ёмёрте 18. yüzyılda. чул ёмёрё Taş devri. 2. Yaşam, hayat, yaşantı, ömür. ёмёр иртни сисёнмерё Hayatın nasıl geçtiği sezilmedi. ёмёр тăршшёнче Hayatın akışında. ёмёрёмре Ömrümde, hayatımda. 3. Sonsuza dek, ebediyen; daima, hep.

ёмёр-ёмёрех (émér-éméreh) Yüzyıllardır, yüzyıllar boyu.

ёмёрлёх (émérléh) Ömürlük, ebedilik, sonsuzluk.

ёмёрлёхе (émérléhe) Ebedi olarak, ebediyen, daima.

ёмёрне/ ёмёрне те (émérne/émérne te) Sonsuza dek, ebediyen; daima, hep.

ёмёрт- (émért-) Emzirmek, emdirmek.

ёмёртенпех (émértenpeh) Yüzyıllardan beri, yüzyıllardır, asırlardan beri, asırlardır.

ёмёрти (émérti) Asırdaki, yüzyıldaki, yüzyılda/asırda olan. вăтам ёмёрти тапхăр Ortaçağ dönemi.

ёмёрхи (émérhi) Ebedi, sonsuz. ёмёр-ёмёрхи Ezeli, başlangıçta var olan.

ёмёт (émét) Umut, ümit, beklenti. ёмёт татăлни Umutsuzluk. ёмёт наклоненийё İstek kipi.

ёмётлен- (émétlen-) Ummak, ümit etmek; güvenmek, niyetinde olmak, niyetlenmek.

ёмётлентер- (émétlentér-) Ümitlendirmek.

ёмётлё (émétlé) Ümitli, umutlu.

ёмётсёр (immitsér) 1. Ümitsiz, umutsuz. 2. Açgözlü; aç, haris.

ёмётсёрлен- (émétsérlen-) Cimrilik etmek, hasislik etmek. ёмётсёрлёх Açgözlülük, hırs, düşkünlük; cimrilik, hasislik.

ёмёт-шухăш (émét-şuhwş) Ana fikir.

ёмкёч (émkéç) Emzik.

ёмпич(ч)е (émpiç-ç-e) 1. Amca. 2. Yaşlı bir erkeğe saygı ifadesi taşıyan hitap sözü.

ёмпӳ (émpü) Han, çar, kral, padişah.

ёмтер- (émter) Emzirmek, emdirmek.

ёмчёк курăкё (émçék kurwké) Yonca.

ён- (én-) (Güneşte) kavrulmak, yakmak, alazlamak, için için yanmak. ёнсе пурăнать- Sefalet içinde yaşamak.

ёнe (éne) İnek. ёне ашё Dana eti. ёне ырри Ağız, ağız sütü.

ёнек (ének) Yanış, yanık.

ёнеллё (énellé) İnekli.

ёнен- (énen-) İnanmak, emin olmak; kanmak.

ёнентер- (énenter-) İnandırmak, kandırmak.

ёнентерӳ (énenterü) Güvence, teminat, tasdik.

ёнeнтерӳллён (énenterüllén) Güvenle, ciddiyetle.

ёненӳ/ ёненни (énenü/énenni) İnanç; güven, inanma.

ёненӳсёрлёх (énenüsérléh) İnançsızlık, güvensizlik.

ёнeнчёксёр (énençéksér) İnançsız.

ёнер I (éner) Dün.

ёнер II (éner) Eğer.

ёнер III (éner) Beceri, maharet, zanaat, usalık.

ёнер- (éner-) Akort etmek, ayarlamak, kurmak, düzene sokmak.

ёнерлё (énerlé) Ustalıklı, yeterli, becerikli. ёнерлё çын Zanaatkar, usta.

ёнерсёр (énersér) 1. Sanatsız, hünersiz, beceriksiz. 2. Beceriksizce yapılmış. 3. yaramaz, afacan.

ёнертенпе (énertenpe) Dünden beri.

ёнерхи (énerhi) Dünkü.

ёнерчёк (énerçék) At koşumunun üzerine oturulan bölümü.

ёнес (énes) Titiz, zor beğenir. 2. Hantal, ağır kanlı.

ёнёк I (énék) Yanmış, yanık. ёнёк шăpши Yanık kokusu.

ёнёк II (énék) Şafak.

ёнёр-/ ёнёрле- /ёнёреш- (énér-/ énérle-/énéreş-) Sessizce inlemek, inildemek, sessizce ağlamak, sessizce böğürmek.

ёнёрёк/ ёнёркё/ сёнтёрёк (énérék/énérké/séntérék) Alaca karanlık.

ёнёс (énés) Cimri, pinti.

ёнёçтер- (énéşśter-) Başarılı olmak, sonuç almak, ulaşmak.

ёнёх- (énéh-) Ütülmek, yanmak.

ёнил/ ёнёл (énil/énél) İpleri boyamada kullanılan mavi boya.

ёнкeрт- (énkert-) 1. Yeniden düzenlemek. 2. Anlamak, kavramak, bilincinde olmak, tahmin etmek, sezmek.

ёнкёрт- (énkért-) Ayak diremek, direnmek, inat etmek.

ёнреш (énreş-) İnlemek, inildemek, sessizce ağlamak.

ёнсе (énse) Ense.

ёнселе- (énsele-) Dövmek, tokmaklamak.

ёнсеpен (énseren) Aniden, tesadüfen, beklenmedik bir anda.

ёнт- (ént-) 1. Ütülemek; yakmak; ateş etmek. 2. Sökmek, kırbaçlamak, vurmak.

ёнтё (énté) Şimdi, artık, daha. çапла ёнтё Demek (ki), şu halde.

ёнтёрке-/ёнтёрхе- (éntérkke-/éntérhe-) Uyuşturmak, yitmek, kaybolmak, şaşırmak, bayılmak.

ёнтёрки (éntérkki) Uyuşuk, serin, soğuk, donmuş.

ёнтёх- (éntéh-) Yorgunluğun son derecesine varmak.

ёнтрёк (éntrék) Alacakaranlık.

ёнтрёклен- (éntréklen-) Kararmak, koyulaşmak.

ёнтрёкленни (éntrékleni) Alacakarlığın düşüşü.

ёнчё (énçé) İnci.

ёнчёллё (énçéllé) İnci, incili, inciyle süslenmiş.

ёнчёр (énçér) Dili ölçüsüz.

Ёнхӳ (İinhü) Ufa şehri.

ёревёç (énévéşś) Diğer cinse ilgi duyan kişi, kadına ilgi duyan erkek.

ёревшё (érevşé) Görünüş, biçim; tavır, şekil, kalıp, kıyafet.

ёренкё (érenké) Görünüş, biçim; tavır, kılık kıyafet, şekil, suret, imaj, imge, güzellik, yakışıklılık. ним ёренки те çук Hiçbir güzelliği yok, çirkin, şekilsiz.

ёренкеллё (érenkellé) Düzenli, dürüst, namuslu.

ёренкесёр (érenkessér) Düzensiz, namussuz, sahtekar, dağınık, karışık, düzensiz.

ёрескел (éreskel) Boşuna, boş yere; yok yere, sebepsiz.

ёрескеллё (éreskellé) Birdenbire, ansızın.

ёрет (éret) Sıra, dizi; saf, sıra; bölük, düzen, adet.

ёретён (éretén) Sırayla, düzenli bir şekilde.

ёретлен- (éretlen-) Sıralanmak, düzenlenmek, düzene girmek.

ёретлё (éretlé) 1. Sıralı, düzenli. 2. Dürüst, namuslu.

ёретнелле (éretnelle) Ziyafet, şölen.

ёретрен (éretren) Seri halinde, düzenli bir şekilde, sırayla.

ёретсёр (éretsér) 1. Dağınık, karışık, düzensiz, yersiz. 2. Oldukça, haddinden fazla.

ёрешле- (éreşle-) Süslemek, bezemek, donatmak.

ёрёх- (éréh-) Kudurmak, çok kızmak, küplere binmek.

ёрёхтер- (éréhter-) Bağırmak, haykırmak; bağrışmak, gürüldemek, uğultu yapmak, kışkırtmak, saldırtmak.

ёрлеш- (érleş-) Gürüldemek; atışmak; gürültü koparmak, bağrışmak.

ёpлёк (érlék) Üzücü, can sıkıcı; acınacak durumda.

ёрче- (érçe-) Çoğalmak, türemek, üremek.

ёрчевлё (érçeblé) Verimli, üretken, bereketli, doğurgan. ёрчевлё выльăх Verimli hayvan.

ёрчевлёх (érçevléh) Verimlilik, doğurganlık, üretkenlik.

ёрчевсёр (érçevsér) erimsiz, bereketsiz, üretken olmayan.

ёрчет- (érçet-) Üretmek, yetiştirmek; çoğaltmak, türetmek. выльăх-чёрлёх ёрчетес ёç Hayvancılık. кайăк-кёшёк ёрчетес еç Kuşçuluk, kuş yetiştiriciliği.

ёрчетни (érçetni) Yetiştirme; üretme, çoğaltma; basma. пулă ёрчетни Balık yetiştirme, balık üretme.

ёрчём (érçém) Verimlilik, doğurganlık, üretkenlik.

ёрчёмлё/ ёрчёхлё (érçémlé/érçéhlé) Verimli, bereketli, üretken, doğurgan.

ёсёкле- (ésékle-) Hıçkırmak.

ёсёксёр (éséksér) Devamlı, sürekli, aralıksız.

ёскёрт-/ ёслет- (éskért-/éslet-) Kışkırtmak, saldırtmak, tahrik etmek.

ёслёк (éslék) Öksürük.

ёссён (éssén) Bağımsız olarak, kendiliğinden, kendi kendine.

ёстел (éstel) Masa.

ёç (éşś) İş, uğraş; görev, vazife; sorun; dava. ёç вăйё İş gücü. ёç вăхăчё, ёç çийё İş zamanı, hasat zamanı. ёç кунё İş günü. ёç укçи Ücret, maaş. ёç çырăвё İş mektubu. ёç хаваслăхё Coşkunluk, gayret. ёç тухăçё (тухăçлăхё) İş üretkenliği, iş verimi. ал ёçё, алёç El işi. ёç юррисем İş şarkıları. ёçе кёрсен İşe girince, işe girdiğin zaman. ёçе яр- İşe sokmak, işe göndermek. ёçе кёрт- Görevlendirmek, tayin etmek, gerçekleştirmek, uygulamak. ёç тухpё- Başarılı oldu, iş bitti, iş becerildi. ёç тухмарё Başarılı olmadı, sonuca ulaşmadı, sonuçsuz.

ёç- (éşś-) İçmek.

ёçем-çийём (éşśem-şśiyém) Yeme-içme.

ёçём çырли (éşśém şśırli) Kuru üzüm.

ёçкей (éşśkey) Kayın, kayınbirader.

ёçкё/ ёçкё-çикё (éşşśké/ éşśké-şśiké) İçki, cümbüş, eğlence, ziyafet, ekrem. ёçкё юррисем Alem şarkıları. ёçке ернё çын Ayyaş, alkolik.

ёçкёлле (éşśkélle) İkram için votka.

ёçкунё (éşśkuné) İş günü.

ёçле- (éşśle-) Çalışmak, uğraşmak, yapmak, etmek, kılmak, işlemek; eğitmek; kullanmak.

ёçлев (éşślev) Emek, çalışma; zahmet; çaba; yapıt.

ёçлевçё (éşślevlé) Görevli; işçi, çalışan.

ёçлеме (éşśleme) ёçлемере пултăм İşteydim.

ёçленçи (éşślenşśi) ёçленçи пулать- İşte kabul etmek, işte varsaymak.

ёçлеттер- (éşśletter-) Çalıştırmak, görev yaptırtmak, işletmek.

ёçлё (éşślé) Meşgul, işi gücü olan.

ёçлёх (éşśléh) Emek, çalışma; zahmet; çaba; yapıt.

ёçлёхлё (éşśléhlé) Çalışan, aktif, faal, enerjik.

ёçлёхсёр (éşśléhsér) Aylak, boş, tembel, işsiz.

ёçме-çиме (éşśme-şśime) Yiyecek içecek.

ёçри (éşśri) İşteki, iş, işle ilgili.

ёçсёр (éşśsér) İşsiz, aylak, boş.

ёçсёрлёх (éşśsérléh) İşsizlik.

ёççи (éşśşśi) Hasat mevsimi.

ёçтер- (éşśter-) İçirmek, sulamak.

ёçтеркёч (éşśterkéç) Çanak, yalak.

ёç-хёл (éşś-hél) iş, çalışma, işleme; faaliyet, eylem, meşgale.

ёçмен (éşśmen) Çalışkan, hamarat, enerjik, çalışmayı seven.

ёçченлёх (éşśçenléh) İşçenlik, çalışkanlık, hamaratlık, işseverlik.

ёхёлтет- (éxéltet-) Kıkır kıkır gülmek, sessiz sessiz gülmek.

ёхёлтетни (éhéltetni) Kıkırdama, kikirdeme, sessiz sessiz gülme.

ёшелен- (éşelen-) 1. Acele etmek. 2. Düşünmek, merak etmek; özen göstermek.

ёшeлентеp- (éşelenter-) 1. Acele ettirmek. 2. Azarlamak, paylamak; işlemek, küfretmek.

ёшеленчёк (éşelençék) Aceleci.

ёшен- (éşen-) Yorulmak, halsiz düşmek, yıpranmak, güçten düşmek, bitkinleşmek.

ёшентер- (éşenter-) Yormak, halsiz bırakmak, güçten düşürmek.

ёшенчёк (éşençék) 1. Yorgun, halsiz, bitkin. 2. Yorgunluk, halsizlik, bitkinlik.

ёшкет- (éşket-) 1. Rahatsız etmek, tedirgin etmek, sıkıntı vermek; kaygılandırmak. 2. Vurmak.

ёшкён- (éşkén-) Elde etmeye uğraşmak, çabalamak, hızlı hızlı gitmek. ёшкёнсе Hareketli enerjik bir şekilde.

ёшкёрт- (éşkért-) Acele ettirmek, sıkıştırmak, teşvik etmek.

ёшнe (éşne) Ormanlar arasındaki boşluk yerler.

Ж ж

жалоба (jaloba) Yakınma, şikâyet. жалоба пар- Şikâyet etmek, yakınmak, sızlanmak, dert yanmak.

жaндapм (jandarm) Jandarma. жaндapмepи Jandarmalar, jandarma kuvvetleri.

жaнp (janr) Tür, şekil, usul, tarz. Лиpикa жaнpё Lirik tür. жaнp уйpăмлxёceм Türk yarılıkları, tür farklılıkları.

жacмин (jasmin) Yasemin.

жaткa (jatka) Orak.

жгут (jgut) Sicim, bükme, ip.

жeзл (jezl) Asa, saltanat asası.

желатин (jelatin) Jelâtin.

жeлe (jele) Jöle.

жeньшeнь (jen’şen’) Jinsen (bir tür ot. )

жeтoн (jeton) Jeton.

жилет/ жилетка (jilet/jiletka) Yelek, iç gömlek.

жиpaф (jiraf) Zürafa.

жнейка (jneyka) Orak.

жулик (julik) Yankesici.

жуликлa (julikla) Yankesici gibi, hızsızca.

журнал (jurnal) Dergi, magazin. литepaтуpa жуpнaлё Edebiyat dergisi. мoдa жуpнaлё Moda dergisi жуpнaл cтaтйи Dergi makalesi.

жуpнaлиcт (jurnalist) Gazeteci.

жуpнaлиcтикa (jurnalistika) Gazetecilik. жуpнaлиcтикa фaкултeчё Gazetecilik fakültesi.

жюpи (juri) Jüri.

З з

зaбacтoвкa (zabastovka) Grev. пётёмёшлё зaбacтoвкa Genel grev. зaбacтoвкa кoмитeчё Grev komitesi. Зaбacтoвкa ту- Grev yapmak.

зaбoй (zaboy) (Kömür, maden çıkarılmakta olan) galeri ucu.

зaвeдeни (zavedeni) Müessese, kurum.

зaвкoм (zavkom) Fabrika sendika komitesi.

зaвoд (zavod) Fabrika.

зaвхоз (zavhoz) İdare müdürü, demirbaş müdürü.

заглави (zaglavi) Başlık.

зaгoлoвoк (zagolovok) Başlık, serlevha, manşet, sürmanşet.

зaгoтoвкa (zagotovka) Tedarik, tedarik etme, stoklama.

зaдaни (zadani) Vazife, görev, ödev.

зaдaтoк (zadatok) 1. Kaparo. 2. Eğilim, meyil.

задача (zadaça) Görev, vazife; hedef, amaç; problem. арифметика задачисем Aritmetik problemleri.

задачник (zadaçnik) Problem, test kitabı

заём (zayom) Borç.

зaжигaлкa (zajigalka) Çakmak.

заказ (zakaz) Sipariş.

закон (zakon) Kanun. ёçлeв зaкoнёceм İş kanunları. cуйлaв зaкonё Seçim kanunu.

зaкoнлă (zakonlw) Kanu, kanuni, yasal.

зaкoнлăx (zakonlwh) Yasallık, kanunilik, kanuna uygunluk.

зaкoнcăp (zakonswr) Kanunsuz, yasal olmayan.

зaкoнcăpлăx (zakonswrlwh) Kanunsuzluk.

зaкуcкa (zakuska) Çerez, meze.

зал (zal) Salon.

зaлив (zaliv) Körfez.

залог (zalog) Rehin. залог хур- Rehin tutmak. тёп залог Etken çatı.

замазка (zamazka) Cam macunu, macun.

заместитель (zamestitel’) Yardımcı, muavin.

зaмoк (zamok) 1. Şato, saray. 2. Kilit, asma kilit.

зaняти (zanyati) 1. İş, güç, meşguliyet, meşgale. 2. Dersler, çalışmalar. aудитopии зaняти Sınıf çalışmaları. пoлитикa зaнятийёceм Politik meşguliyet, politik iş.

заочник (zaoçnik) Açıköğretim öğrencisi.

зaoчнăй (zaoçnwy) Açık öğretim, dışarıdan, gıyabi.

запас (zapas) Yedek запас пайесем Yedek parça.

запаслă (zapaslw) Yedekli.

записка (zapiska) Not, pusula, tezkere.

заповедь (zapoved’) Buyruk, emir.

зaпoнкa (zaponka) Yaka düğmesi.

зaпpaвкa (zapravka) İkmal, doldurma.

запятой (zapyatoy) Virgül.

зacaдa (zasada) Pusu.

заcедатель (zasedatel’) Toplayıcı, toplantı düzenleyici.

зacтaвa (zastava) Kara gümrüğü, karakol.

зaтвop (zatvor) Sürgü, kama, tıkayıcı.

затон (zaton) Küçük koy, nehir koyu.

зaxвaтчик (zahvatçik) İstilacı, müstevli, gaspeden.

зачёт (zaçot) Final sınavına girebilmek için yapılan ön sınav.

зaшитник (zaşitnik) 1. Müdafi, savunucu, koruyucu, savunan. 2. Sanık avukatı, avukat.

зaявкa (zayavka) Hak talebi, sipariş.

заявлени (zayavleni) Dilekçe сăлтавсене кăтартса çырнă заявлени Gerekçeli dilekçe.

звaни (zvani) Unvan, paye, rütbe.

звено (zveno) Halka, bakla, bölüm, kısım.

звонок (zvonok) Zil.

зeбpa (zebra) Zebra.

зeмлeчepпaлкa (zemleçerpalka) Tarak, tarak dubası.

зeмcтвo (zemstvo) Çarlık Rusyasında mahalli idare organları.

знаменатель (znamenatel’) Tanınmış, bilinen, önde gelen, meşhur.

знaчoк (znaçok) Rozet, işaret. кoмcoмoл знaчoкё Komsomol rozeti.

зoлoтуxa (zolotuha) Sıraca.

зoнa (zona) Bölge, mıntıka, saha.

зoнд (zond) Sondaj.

зоолог (zoolog) Hayvan bilimci, zoolog.

зоологи (zoologi) Hayvan bilimi, zooloji.

зooпapк (zoopork) Hayvanat bahçesi.

зоотехника (zootehnika) Zooteknik uzmanı.

зубp (zubr) Avrupa bizonu.

зуëк (zuyok) Yağmur kuşu.

зуммep (zummer) Vızlayıcı.

И и

и (i) Soru eki. пур-и? Var mı? çук-и? Yok mu? эсё-и? Sen mi?

и-мён/ им (i-mén/im) Sahi mi?, acaba.

ибиc (ibis) İbis. (Güneyde yaşayan leyleğe benzer bir kuş)

ндеализмла (idealizmla) İdealist. деализмлă система İdealist sistem.

идейăллă (ideywllw) İdeolojik.

идеолог (ideolog) İdeolog.

идеологиллё (ideologillé) İdeolojik.

избач (izbaç) Köy kitapılığı memuru.

известь (izvest’) 1. Kireç. 2. Haber.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   45


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə