Çuvaş TÜRKÇESİ-TÜRKİye tüRKÇESİ SÖZLÜk bülent bayram iZMİR, 2007




Yüklə 5.63 Mb.
səhifə5/45
tarix30.04.2016
ölçüsü5.63 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   45

вёллери (vélleri) Kovanda, kovandaki.

вёлтёркке (véltérkke) Kararsız, istikrarsız, hafif düşünceli, hafif, yüzeysel, sığ.

вёлтёртет- (véltértet-) Görünüp kaybolmak; parıldamak, yanıp sönmek, kırıştırmak.

вёлтлет- (véltlet-) Görünüp kaybolmak; uçup gitmek, çok çabuk hareket etmek.

вёлтрен/ вёлтёрен (véltren/véltéren) Isırgan. вёлтрен вётелет- (чёпётет-, сăхатъ-, пёçертeт-) Isırgan kavurmak, ısırgan yakmak. вёлтёрен пурçăнё Yaban keteni, şeytansaçı.

вёлтренлёх (véltrenléh) Isırganlık, ısırgan kaplı yer.

вёр- I (vér-) 1. Esmek; üflemek, püflemek, 2. şişirmek, pompalamak; aldatmak, dolandırmak. 3. İftira atmak.

вёр- II (vér-) Havlamak, ürümek.

вёрни (vérni) 1. Esinti, üfleme. 2. Havlama.

вёре- (vére-)1. Kaynamak. ёç вёрет İş kaynıyor. 2. Merak etmek, telaşlanmak; zahmet etmek, özlemek.

вёревçё (vérevşśé) Büyücü, sağaltıcı, falcı.

вёремелли температура (véremelli tempratura) Kaynama derecesi.

вёрен- (véren-) 1. Öğrenmek, öğrenim yapmak; öğrenim görmek, okumak. 2. Alışmak, benimsemek; özümsemek; özümlemek, sindirmek. вёренсе тух- Bitirmek, mezun olmak. вёренекен ача Öğrenci; çırak.

вёрен (véren) İp. вёрен пăти, лаша шалчи At bağlamak için kazık.

вёрене (irene) Akçaağaç (Acer türü bitkilere verilen genel bir addır. Kışın yapraklarını döken ağaç ve ağaçlıklardır)

вёpeнe тăppи (vérene twrri) Kanarya.

вёренекен (véreneken) Öğrenci; çırak.

вёренелёх (véreneléh) Akçaağaçlık, akçaağacın bol olduğu yer.

вёренле- (vérenle-) Atı kazığa bağlamak.

вёренӳ (vérenü) Okuma, öğrenme, tahsil görme, eğitim. 2. Ders, okul. вёренӳ çулё Ders yılı.

вёрент- (vérent-) Okutmak, öğretmek; öğrenmek, eğitmek, ezberletmek.

вёрентӳ/ вёрентни (vérentü/vérentni) 1. Okutma, öğretme, eğitme, ezberletme. вёрентӳ пайё Eğitim payı. 2. Teori, öğreti.

вёрет- (véret-) Kaynatmak. вёретнё шыв Kaynamış su.

вёрел- (vérel-) Nüksetmek.

вёрёлни (vérélni) Nüksetme.

вёри (véri) Sıcak, ateşli, kızgın; hararetli. вёри шыв Kaynamış su, kaynar su. вёри çанталăк Sıcak hava. вёри чир Tifo. кунта ытла вёри Burası çok sıcak.

вёриле- (vérile-) Sodalı suyla yıkamak, sodalı suyla kaynatmak.

вёрилен- (vérilen-) 1. Isınmak, kızarmak, kavrulmak. 2. Heyecanlanmak, sinirlenmek, asabı bozulmak.

вёрилёх (vériléh) Şiddet, hararet.

вёрилле- (vérille-) Şiddetle, sıcak bir şekilde, kızgınlıkla.

вёрке- (vérke-) 1. Kaynaşmak, koşuşmak, öne arkaya mekik dokumak. 2. Dönmek; yana dönmek. 2. Merak etmek, telaşlı olmak.

вёркёнтер- (vérkénter-) Atmak, fırlatmak.

вёркёч/вёркёç (vérkéç/vérkéşś) Demirci körüğü.

вёркёш- (vérkéş-) Oraya buraya koşuşturmak.

вёрле I (vérle) Kuzey. вёрле енчен Kuzeyden.

вёрле II (vérle-) хăна-вёрле Misafirler.

вёрле- (vérle-) Kaynaşmak.

вёрлёк (vérlék) Sırık.

вёр-çёнё (vér-şśéné) Yep yeni.

вёрт-/ вёрттер- (vért-/ vértter) Üfletmek, püfletmek, havlatmak, estirmek.

вёрӳçё (vérüşśé) Büyücü, sağaltıcı, falcı (Çuvaşlarda şamanların özelliklerini gösteren kişiler).

вёршел (vérşel) Yer kırlangıcı.

вёршён (vérşén) Yer kırlangıcı, cennet kuşu. йёп xӳpeллё вёpшён İğne kuyruk kırlangıç. xуpa вёpшён (шaтpa чёкeç) Kara kırlangıç. шуp пилёклё вёpшён Çatal kuyurklu kırlangıç. шуp xыpăмлă вёpшён Akkarınlı kırlangıç.

вёселен- (véselen-) 1. Kavrulmak, yanmak, alazlanmak. 2. Taranmak. 3. Sinirlenmek, asabı bozulmak; irkilmek.

вёсем (vésem) Onlar.

вёсенче (vésençe) Onlarda.

вёсенчи (vésençi) Onlardaki, onlarda bulunan.

вёскёрт (véskért) 1. Köpeği kışkırtmak, saldırtmak. 2. Kışkırtmak, tahrik etmek.

вёслет- (véslet-) 1. Köpeği kışkırtmak, saldırtmak. 2. Kışkırtmak, tahrik etmek.

вёç- (véşś-) 1. Uçmak; uçuşmak, süzülmek, acele etmek, çok hızlı gitmek. вёçекен курăк Karahindiba. ыйхă вёçрё Uyku kaçtı. 2. Övünmek.

вёç (véşś) Son bitim, uç, kenar. ял вёçёнче Köyün kenarında. пуç вёçё Baş ucu. пуç вёçёнче Baş ucunda. укçа веçне çитсе килет Para sonuna geliyor, para bitiyor. вёçё-хёрри курăнмасть Ucu bucağı görünmüyor.

вёçев (véşśev) Uçuş.

вёçе-вёçён (véşśe-véşśén) Birbiri ardından, arka arkaya.

вёçевçё (véşśevşśé) Havacı, pilot.

вёçер-/ вёçерт- (véşśer-/véşśert-) 1. Açmak, çözmek, ayırmak. 2. Altına koymak, altına sürmek.

вёçерён- (véşśerén-) Kurtulmak; fışkırmak; öne geçmek, ayrılmak, kopmak.

вёçёмлё (véşśémlé) Sonlu, bitimli; son.

вёçёмрен (véşśémren) Sıkça, çoğu defa, aralıksız.

вёçёмсёр (véşśémsér) Sonsuz; bitmez tükenmez, sürekli, devamlı.

вёçё-хёррисёр (véşśé-hérrisér) Sonsuz; bitmez tükenmez, sınırsız.

вёçкён (véşśkén) Kendini öven, gayrı ciddi, basit düşünceli.

вёçкёнлен- (véşśkénlen-) Övünmek; yüksekten atmak.

вёçкёнлёx (véşśkénléh) Övüngenlik.

вёçкёнчёк I (véşśkénçék) Kürekle çalışırken savrulan kum tanecikleri.

вёçкёнчёк II (véşśkénçék) Kendini metheden, övüngen.

вёçле- (véşśle-) 1. Bilemek, sivriltmek, torna etmek; kemirmek. 2. Tamamlamak, sona erdirmek, sonuçlandırmak. 3. Çekimlemek вёçленмен сăмахсем Çekimsiz sözcük.

вёçлев (véşślev) Hüküm, yargı; son, sonuç.

вёçлен- (véşślen-) 1. Sivrilmek. 2. Sona ermek, bitmek. 3. Çekimlenmek.

вёçленёв (véşślenév) Çekim, çekimlenme. япала ячёсен вёçленёвё, ят вёçленёвё İsim çekimi.

вёçлени формисем (véşśleni formisem) Çekimli biçim.

вёçленни (véşślenni) Çekim, eğim, sapma.

вёçленӳ (véşślenü) Çekim, eğim, sapma. вёçленӳ, вёçлев, вёçленни İsim çekimi.

вёçлё (véşślé) Sonlu, sonuçlu, sınırlı. шёвёр вёçлё Sivri uçlu.

вёçме-вёçён (véşśme-véşśen) Ucu ucuna.

вёçнелле (véşśnelle) Sona doğru, sonuna doğru.

вёçренвёçе (véşśrenvéşśe) Bir baştan bir başa.

вёçсёр-хёрсёр (véşśsér-xérsér) Sonsuz, bitmez tükenmez, sınırsız.

вёççён (véşśşśén) Sadece, sırf, ancak; son derece.

вёçтер- (véşśter-) Uçurtmak, hareket ettirmek, acele ettirmek, kudurtmak, azdırmak.

вёçӳçё (véşśüşśé) Havacı, pilot.

вёт- (vét-) 1. Ütülemek, yakmak, alazlamak, ütmek. 2. Sökmek; kırbaçlamak. 3. Ki, ya; ne de olsa; bilirsin; öyle değil mi?

вётел (vétel) Su çulluğu, batak çulluğu.

вётел- (vétel-) Ufalmak, küçülmek.

вётеле- (vétele-) 1. Ütülemek; yakmak; alazlamak, dağlamak. 2. Kırbaçlamak.

вётелен- (vételen-) 1. Ütülenmek, yanmak, alazlanmak, yakılmak. 2. Merak etmek, telaşlanmak, acele etmek.

вётеленчёк (vételençék) Aceleci, meraklı.

вётет- (vétet-) Ufalamak.

вётё/ вёт (vété/ vét) 1. Küçük, ufak; ince; sığ, sık, hızlı. вёт кăшман Turp. вёт мăйăр Sedir fıstığı. 2. Sıkça, çoğu defa.

вётё-шакă/ вёт-шак/ вёт-шакăр/ вётти-шакки (vété-şakw/ vét-şak/ vét-şakwr/ vétti-şakki) Ufak tefek şeyler, öteberi; ufaklık.

вётёлен- (vétélen-) Ufalmak, küçülmek.

вётён- (vétén-) 1. Bir tarafı yanmak, ütülmek. 2. Yokluk içinde yaşamak.

вётённё (véténné) Kenarı yanık, ütülmüş.

вётёнчёк (véténçék) 1. Yanık, ütülmüş. 2. Dar, kıt.

вётёртет- (vétértet-) Çiselemek, tıpış tıpış yürümek.

вётлёх/вётёлёх (vétléh/vétéléh) Küçük çalılık, genç orman.

вёттён/ вёттён-веттён (véttén/véttén-véttén) İnce ince, küçük küçük, sık, sıkça, küçük adımlarla.

вёче- (véçe-) Kızmak, içerlemek. вёчесе çӳрет Sürekli kızgın olmak, kızgın yürümek.

вёче (véçe) Kalça kemiği bölgesi. вёче шăмми Kalça kemiği.

вёчеш- (véçeş-) Kavga etmek, atışmak, çekişmek, şiddetle tartışmak.

вёчё (véçé) Azgınlık, taşkınlık, öfke, intikam, öç.

вёчёлен-/ вёчёклен- (véçélen-/véçéklen-) Öfkelenmek, kızmak, sinirlenmek.

вёчёллё (véçéllé) Kindar, öfkeli.

вёчёлте-/ вёчёлтет- (véçélte-/véçéltet-) 1. Kaşınmak, gıdıklanmak. 2. Sinirlenmek, asabı bozulmak; irkilmek.

вёчёлтеттер- (véçéltetter-) Asabını bozmak, sinirine dokunmak.

вёчёлти (véçélti) Kaşıntı yarası.

вёчёркен-/ вёчёрхен- (véçérken-/véçérhen-) Sinirlenmek, asabı bozulmak, kızmak, içerlemek.

вёчёркке (véçérkke) Öfkeli, çabuk sinirlenen.

вёчёх- (véçéh-) 1. Kızmak, içerlemek, sinirlenmek. 2. İmrenmek, gıpta etmek, kıskanmak

вёчёхтер- (véçéhter-) 1. Kızdırmak, sinirlendirmek. 2. Birbirinden ayırmak, ayrıştırmak; bağlantısını kesmek.

вёшёлтет- (véşéltet-) Kaynaşmak; kımıldamak, oynamak, kıpırdamak.

вёшле- (véşle-) Tazı.

викунья (vikun’ya) Lama.

вил- (vil-) Can vermek, ölmek, gebermek, nefes vermek. виленçи пулчё, вилем пекки турё, вилиш пулчё, вилише печё Ölecek gibi oldu, ölecek gibiydi.

вилё (vilé) Ceset, ölü, merhum. вилё тăпри, вилтăпри Mezar toprağı, ölü toprağı. вилё карти Mezar. вилё шăтăкё Mezar. вилё шывё Ölü suyu.

вилём (vilém) Ölüm, ecel.

вилёмлё (vilémlé) Ölümlü, fani.

вилёмлёх (vilémléh) Fanilik, ölümlülük.

вилёмсёр (vilémsér) Ölümsüz.

вилёмсёрлёх (vilémsérléh) Ölümsüzlük.

вилка (vilka) Çatal.

вилнё çын çырли (vilné şśın şśırli) Gül.

вилтăпри (viltwpri) Ölü toprağı, mezar toprağı.

винават/винаватлă (vinavat/ vinavatlw) Suçlu.

винаватсăр (vinavatswr) Suçsuz.

виноград (vinograd) Üzüm. вииоград эрехё (тутлă эрех) Üzüm şarabı.

винт (vint) Vida.

винтла- (vintla-) Vidalamak.

виитлă (vintlw) Helisel, sarmal, helezonik.

винтовка (vintovka) Tüfek.

вир I (vir) Darı, mısır. вир кёрпи Darı, mısır. вир пăтти Mısır lapası.

вир II (vir) Step, bozkır. вир курăкё Hasır otu.

вир III вир-уяр, вир-вир кукамай, вир-виркайăк (vir/ vir-uyar/ vir-vir kukamay/ vir-virkaywk) Uğur böceği.

вир IV вире (vir/vire) Üst, yukarı, kuzey, dağ tarafı, nehrin çıkış tarafı.

вирелле (virelle) Yukarıya doğru, akıntının tersine, çӳç вирелле тăрать Saçlar yukarı doğru dikilmiş.

вирёк (virék) Ateş, yangın.

вирён-/ виркён- (virén-/ virkén) Çevrilmek, atılmak, fırlamak, acele etmek.

виркёс (virkés) Yüksek yer. пирён ял виркёсре ларать Bizim köy yüksekte yüksektedir.

вирлё (virlé) Güçlü, sağlam, çetin; şiddetli; sert, cesur, yürekli, kıvrak.

вирлён (virlén) Sağlam, sıkı, ciddi olarak, hareketli, çabuk, hızlı.

вирлёлен- (virlélen-) Yoğunlaşmak; artmak, hızlanmak, şiddetlenmek; güçlenmek.

вирлёх (virléh) Güç, kuvvet, zor, etkililik, etkinlik, şiddet. сăмахсен вирлёхё Sözlerin gücü, sözlerin etkinliği.

вирт/вирёк (virt/virék) Ateş, yangın. вирт кайрё Bozkır kavruldu. вирт яр- Yakmak, ateşe vermek, kavurmak.

виpтлe- (virtle-) Kızdırmak, öfkelendirmek, asabını bozmak, sinirine dokunmak.

виpтлeш- (virtleş-) Kızmak, sinirlenmek, asabını bozmak, sinirine dokunmak.

вирхён- (virhén) Çevrilmek, atılmak, fırlamak, acele etmek.

вирьял/виреял (vir’yal/vireyal) Viryal Çuvaşları, Yukarı Çuvaşlar. вирьял чёлхи Çuvaşçanın Viryal/Yukarı ağzı.

виc (vis) Küçük böcek, tatarcık, titrek sinek.

висте-/виселе-/ вистеле- (viste-/ visele-/ vistele-) İndirmek; çıkarmak, sökmek; kaldırmak, koparmak.

вистен- (visten-) Kopmak; ayrılmak, geride bırakmak.

виç- (vi şś-) 1. Çekmek (ağırlık), gelmek (ağırlık). 2. Ölçmek; prova etmek, denemek.

виçе (vi şśe) 1. Terazi, baskül. 2. Ölçü, oran, kural. метр виçисем Metrik ölçü. çимёç виçи Beslenme ölçüsü. виçе пуканё Ağırlık. виçе обстоятельстви, виçе наречийёсем Nicelik belirteci.

виçеллё (vişśellé) Ölçülü, normal. пёр виçеллё Aynı, eşit, aynı ölçüde. тёрлё виçеллё Çeşitli, türlü, farklı ölçüde.

виçесёр (vi şśesér) Ölçüsüz, oransız, sonsuz.

виçём (vişśém) виçёмкун Üçüncü gün. Виçёмçул Üçüncü yıl. виçёмкунхи хаçат Üç günlük gazete.

виçён- (vişśén-) Ölçülmek, ölçüşmek.

виçминe (vi şśmine) Ertesi gün.

виçсёмёр (vişśsémér) Üçümüz. виçсёмёр те заводра ёçлетпёр Üçümüzde fabrikada çalışıyoruz.

виçсёр (vi şśsér) Üçünüz.

виççё/ виçё / виç (vi şś şśé/ vi şśé/ vi şś) Üç.


виççёлех (vişśşśéleh) Üç rublelik devlet bileti.

виççёмёш (vi şś şśéméş) Üçüncü.

виççёмёшёнче (vişśşśéméşénçe) Üçüncü defa, üçüncü defada.

виççён (vi şś şśén) Üçü birden.

виççёр (vişśşśér) Üç yüz. виççёртепёрре Üç yüz bir. виççёр те иккё Üç yüz iki.

виççёрён (vi şś şśérén) Tamamı üç yüz kişi.

виççёрёшё (vişśşśéréşé) Üç yüzü, onlardan üç yüzü. виççёрёшё те Üç yüzü de.

виççёрмёш (vişśşśérméş) Üç yüzüncü.

виççёрччен (vişśşśérççen) Üç yüze kadar. виççёрччен шутла Üç yüze kadar say.

виççёршер/ виçшер çёр (vişś- şśérşer/ vişśşerşśér) Üç yüzer. виççёршерён Üç yüzer.

виççёччен (vişśşśénççen) Üçe kadar, saat üçe kadar.

виççёш(ё) (vi şś şśéş-é) Üçü, onlardan üçü. виççёшё те Onların üçü de.

виçтер- (vişśter-) Tarttırmak, ölçtürmek, biçtirmek.

виçура (vi şśura) Üç ayaklı iskemle.

виçшeр (vi şśşer) Üçer.

виçшерён (vi şśşerén) Üç yüzer, üç yüzer kişilik.

вит- I (vit-) 1 Örtmek; kaplamak; kesmek, kapatmak, boğmak, bastırmak.

вит- II (vit-) 1. Girmek, geçmek, dolaşmak, sızmak; nüfuz etmek; yayılmak. урана шыв витрё Ayaklarıma su geçti. 2. Kolay bir şekilde satmak; elden çıkarmak. витмен тавар Satılmayan mal. 3. Karşılamak; gidermek, sağlamak; tatmin etmek.

витамин (vitamin) Vitamin.

витаминлă (vitaminlw) Vitaminli. вйтаминлă çимёç Vitaminli yiyecek.

вите (vite) Ahır, hayvan yemliği.

вителёк (vitelék) Dam, çatı.

витё (vité) Dam, çatı, örtü. çивитти Battaniye, örtü.

витёмлё (vitémlé) Gerçek; geçerli, itibarlı, saygıdeğer, inandırıcı. витёмлё сасăпа İnandırıcı sesle. витёмлё каласа пачё Ciddi bir şekilde anlattı. 3. Sürümü iyi, satışı iyi. витёмлё тавар En çok satılan, en iyi satılan.

витёмлёх (vitémléh) Otorite, inandırıcılık, itibar.

витён- I (vitén-) Örtünmek, örtülmek, kaplanmak.

витён- II (vitén-) Yalvarmak, çok istemek, arzu etmek.

витёнмелли (viténmelli) Yorgan, battaniye.

витёнтер- (biténter-) Örtmek, kapamak, kaplamak.

витёр- (vitér-) 1. Geçirmek. çип витёр İp geçirmek. 2. Üzerinden, boyunca, içinden . куç-пуç витёр мар çын Anlayışsız kişi. витёр курăнакан Saydam, berrak.

витле- (vitle-) Kızdırmak, öfkelendirmek, asabını bozmak, sinirine dokunmak.

витлeвçё кaйăк (vitlev şśé kaywk) Amerika karatavuğu.

витлеш- (vitleş-) Kızmak, sinirlenmek, öfkelenmek, asabı bozulmak.

витре (vitre) Kova. витрипе Kovayla, bütün kovayı. витри-витрипе Kova kova.

вичкён (biçkén) 1. Sert, keskin. 2. Kıvrak, kurnaz.

вичкёнёш (viçkénéş) Bıçak ağzı.

власть (vlast’) İktidar; egemenlik.

влияни (vliyani) Etki; nüfuz, itibar.

водород (vodorod) Hidrojen.

вожатăй (bujatwy) Rehber, kılavuz.

вокзал (vokzal) Gar, garaj.

волейболла- (voleybolla) Voleybol oynamak.

воспитани (vospitani) Eğitim, yetiştirme.

вoсстани (vostani) İsyan. хёçпăшаллă восстани Silahlı ayaklanma.

вула- (vula-) 1. Okumak; söylemek. 2. Görüşmek, söylemek, sohbet etmek.

вулав çурчё (vulav şśurçé) Okuma evi.

вулавçă (vulav şśw) Okur.

вулан- (vulan-) Okunmak.

вулă (vulw) Gövde, namlu. вăлта вулли Kamış olta.

вулăс (vulws) Nahiye, belde.

вулкан (vulkan) Volkan.

вулт- (vult-) Birinin ağzını aramak, ağzını yoklamak, öğrenmeye çalışmak.

вунă/ вун É (vunw/vun) Pamuk ipliği ölçüsü, pamuk ipliği ölçüsünün bir parçası.

вунă, вун É (vunw/vun) On. вунă çын On kişi.

вунăкунлăх (vunwkunlwh) On günlük.

вунвиççё/ вунвиçё/ вунвиç (vunvi şś şśé/ vunvi şśé/ vunvi şś) On üç.

вунвиççёмёш (vunvişśşśéméş) On üçüncü.

вунвиççёри (vunvi şś şśéri) On üçte, on üç yıllık, on üç yaşında.

вунвиççёшё (vunvi şś şśéşé) On üçü, onlardan on üçü. вуквиççёшё те On üçü de.

вунвиçшер (vunvi şśşer) On üçer.

вуниккё/ вунике/ вуник (vunikké/ vunike/ vunik) On iki.

вуниккёмёш (vunikkéméş) On ikinci.

вуниккён (vunikkén) On iki kişi içinde olan. вёсем вуниккён пулнă Onlar on iki kişiydi.

вуниккёри (vunikkéri) On iki yıllık, on iki yaşında.

вуниккёшё (vunikkéşé) On ikisi, onlardan on ikisi. вуниккёшё те On ikisi de, onlardan on ikisi de.

вуниксёмёр (vuniksémér) On ikimiz, bizim on ikimiz.

вуниксёp (vuniksér) On ikiniz, sizin on ikiniz. вуниксёр те On ikiniz de.

вуникшер (vunikşer) On ikişer.

вуннă/ вунă/ вун (vunnw/vunw/vun) On. вунна яхăн Ona yakın, yaklaşık on. вуннăран ытла Ondan fazla.

вуннăлăх (vunnwlwh) On rublelik devlet bileti.

вуннăмёш (vunnwméş) Onuncu.

вуннăн (vunnwn) Toplam on kişi.

вуннăри (vunnwri) On yıllık, on yaşındaki.

вуннăшё (vunnwşé) Onu, onlardan onu. вуннăшё те Onlardan onu da.

вуншар (vunşar) Ona.

вунпёр (vunpér) On bir.

вукпёрмёш (vukpérméş) On birinci.

вунпёрти (vunpérti) On bir yaşında, on bir yıllık.

вунпёршер (vunpérşer) On birer.

вунпилёкшер (vunpilékşer) On beşer.

вунпиллёк/ вунпилёк (vunpillék/vunpilék) On beş.

вунпиллёкёшё (vunpillékéşé) On beşi, on beşi de.

вунпиллёкмёш (vunpillékméş) On beşinci.

вунпиллёкри (vunpillékri) On beş yıllık, on beş yaşında.

вунсаккăр/ вунсакăр (vunsakkwr/ vunsakwr) On sekiz.

вунсаккăрмёш (vunsakkwrméş) On sekizinci.

вунсаккăрти (vunsakkwrti) On sekiz yaşında, on sekiz yıllık.

вунсаккăршар (vunsakkwrşar) On sekizer.

вунçиччё/ вунçичё (vun şśiççé/ vun şśiçé) On yedi.

вунçиччёмёш (vunşśiççéméş) On yedinci.

вунçиччён (vunşśiççén) On yedi kişi içinde olan.

вунçиччёри (vun şśiççéri) On yedi yıllık, on yedi yaşında.

вунçиччёшё (vunşśiççéşé) On yedisi, onlardan on yedisi. вунçиччёшё те On yedisi de.

вунçичшер (vunşśiçşer) On yedişer.

вунтăваттă/вунтăватă (vuntwvattw / vuntwvatw) On dört.

вунтăваттăмёш (vuntwvattwméş) On dördüncü.

вунтăваттăн (vuntwvattwn) 14 kişi içinde olan.

вунтăваттăри (vuntwvattwri) On dört yaşında, on dört yıllık.

вунтăваттăшё (vuntwvattwşé) On dördü, onlardan on dördü.

вунтăватшар (vuntwvatşar) On dörder.

вунтăватшарăн (vuntwvatşarwn) Her grupta on dörder kişi.

вунтăххăр/ вунтăхăр (vuntwhwr/ vuntwhwr) On dokuz.

вунтăхăршар, вунтăхăршарăн (vuntwhwrşar/ vuntwhwrşarwn) On dokuzar.

вунтăххăрăн (vuntwhhwrwn) On dokuz kişi içinde olan.

вунтăххăрмёш (vuntwhhwrméş) On dokuz.

вунтăххăрти (vuntwhhwrti) On dokuz yaşında, on dokuz yıllık.

вунулттă/ вунултă (vunulttw/ vunultw) On altı.

вунулттăмёш (vunulttwméş) On altıncı.

вунулттăри (vunulttwri) On altı yaşında, on altı yıllık.

вунулттăшё (vunulttwşé) On altısı, onlardan onaltısı. вунулттăшё те On altısı da.

вунултшар (vunultşar) On altışar.

вуншарлă (vunşarlw) Onarlı, onluk.

вупашка (vupaşka) Kuru çukur, delik.

вупăр (vupwr) Çuvaş inanışlarında ayı yiyebileceğine inanılan kötü ruh. вупăр карчăк Rus masallarında kötü kadın varlık. Вупăр пуснă Karabasan bastı. вупăр курăке Deve dikeni.

вулкăн (vupkwn) Çuvaş inanışlarında bir kötü ruh.

вупкăн курăкё (vupkwn kurwké) Yer fıstığı.

вуплă (vuslw) Deniz sazanı.

вуслан (vuslan) Eşek arısı.

вуç/ вуçех (vu şś/ vu şśeh) Büsbütün, hepsi, tamamı.

вут (vut) Ateş, alev; ışık, kıvılcım, yangın. вут тивнё вут тухнă Yangın çıktı. вут чёрт- yakmak, ateşlemek, alevlendirmek, körüklemek. вут чулё Çakmak taşı. вут арманё Ateş değirmeni.

вутă (vutw) Odun. хуран вутти Kayın odunu. юман вутти Meşe odunu. вут пуленки-Odun, kütük. вут çуркамё Yapı iskelesi. вут тёрт- Tutuşturmak, ateşlemek; ateşe vermek. вут хур Ateş koymak, ateş vurmak. вут хып- Tutuşmak, parlamak, coşmak. вут чёрт- Ateş yakmak.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   45


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə