Bir sanat eseri söz konusu olduğunda şu sorulara cevap aranır




Yüklə 52.49 Kb.
tarix25.04.2016
ölçüsü52.49 Kb.





KOMPOZİSYON


Bir sanat eseri söz konusu olduğunda şu sorulara cevap aranır;

  • Ne anlatıyor?

  • Nasıl anlatıyor?

  • Kimin İçin?

Dolayısıyla, bir fotoğraftan da neyi, nasıl ve kimin için anlattığının net okunabilmesini bekleriz. Fotoğrafçının kimliği, konusunu belirlerken fotoğrafın kime ve kim için, neler söyleyeceğini de belirler. Mesajlarını iletme biçimini ve nasıl ileteceğini ise kullandığı dile hakimiyeti belirleyecektir.
Ne anlatıyor ve kimin için anlatıyor soruları sanatın, dolayısıyla fotoğrafın özüne ilişkin sorular. Konumuz gereği bizim ilgimiz ‘nasıl anlatıyor?’ sorusuna ve bu anlatımı etkileyen unsurlar ve kurallara yönelmek durumunda.
Sözel ve yazılı iletişimde geçerli kural ve yöntemler dilbilgisi ve söz dizimi tarafından belirlenmiştir. Etkin iletişim kurabilmek için dil bilgisi ve söz dizimi kurallarını bilmek ve uygulamak zorundayız. Görsel sanatlarda ise dil bilgisi ve söz dizimi ‘kompozisyon’ kavramı ile ifade edilir. Kompozisyon; açık iletişim sağlayabilmenin bir aracı olarak, görsel bir çalışmada kullanılan unsurların kontrollü biçimde düzenlenmesi olarak tanımlanır. Ya da kompozisyon; “fotoğrafın dilini oluşturan tüm anlatım öğelerinin, belli bir çerçeve içinde, anlatımı etkili kılacak, izleyicinin duygu ve düşünceleri ile anlatılanı paylaşmasını sağlayacak doğrultuda düzenlenmesidir” diyebiliriz.
Tanımlama da dikkat çeken noktalar; çerçeve, fotoğrafın dilini oluşturan anlatım öğeleri ve düzenleme kavramlarıdır.

  1. Çerçeve


Fotoğrafçı; elindeki boş çerçeveyi bilgisini, yeteneğini, sezgisini, görgüsünü ve entelektüel birikimi ile seçtiği, karar verdiği konusu üzerine yerleştirir. İçine yerleştirilecek konuların sınırlarını belirleyen bu çerçeveye ise kadraj adı verilir.

  1. Düzenleme


Fotoğrafçının, kadraja aldığı konuyu belli bir ışıkta, belli bir görsel denge içinde ve anlatımın can alıcı anında yakalamak için yaptığı hareketlere ‘aktif düzenleme’ diyoruz. Fotoğrafçı, bu hareketleri yapma özgürlüğünün kısıtlı ya da hiç olmadığı koşullarda ise elindeki olanakları kullanarak istediği çerçevelemeyi sağlayacak odak uzaklığını seçer, çerçeve içerisindeki düzenlemeleri gözetler, seçimini yapar, uygun ışığı ve doğru anı bekler. Bu durumda da ‘pasif düzenleme’den söz edilir. Aktif veya pasif düzenleme genellikle seçimimize değil koşullara bağlıdır.

Fotoğraf çekimi dört boyutlu bir uzaysal değerlendirme ile açıklanabilir:



  1. Fotoğrafın uygun bakış noktası; konuya olan mesafesi, yataydaki yeri, bakış yüksekliği ile üçlü koordinata bağlı tek bir noktadır. Uygun leke dağılımı ancak uygun bakış noktasından sağlanabilir.

  2. Cisimlerin fotoğrafçıya yakın ya da uzak olanlarının leke büyüklüklerinin oranı, fotoğrafçının konudan genel uzaklığına bağlıdır. Bu oranların uygun olduğu uzaklık, konunun uygun perspektifini vereceğinden, zorunluluk olmadıkça sırf konu çerçeveyi doldursun diye konuya yaklaşmak veya konudan uzaklaşmak yanlış olacaktır. Konunun çerçeve içerisindeki büyüklüğünü, oranları bozmayacak biçimde doğru objektif ile belirleyebiliriz. Dolayısıyla, belli bakış uzaklığına göre konu/çerçeve oranı, seçilecek uygun objektifin kullanılmasına bağlıdır.

  3. Konu-boşluk ilişkileri uygun objektifin seçilmesinden sonra çerçevelemeye karar vermekle kesinleşir. Bu aşamada konunun ne tarafından hangi oranda boşluk bırakılacağına ve çerçevenin yatay mı dikey mi olacağına da karar verilir.

  4. Fotoğrafın dördüncü boyuttaki yerini ise çekim anı belirler. Çekim anı iki açıdan ele alınabilir:

    • Uygun ışığın beklenmesi,

    • Kritik çekim anının kestirilmesi.



  1. Fotoğrafın Dilini Oluşturan Anlatım Öğeleri


Anlatımdaki tercihler ve doğanın stilize edilmesindeki yaklaşımlar farklı teknik tavırları ortaya çıkarmıştır. Bu tekniklerden her biri fotoğrafçının kişiliğini yansıtan birer araç olarak kullanılmaktadır. Fotoğrafta da resimde olduğu gibi çizgici, lekeci, renkçi, yarım toncu veya siyah beyazcı tavırlar ortaya çıkmıştır. Ayrıca; sadece fotoğrafa özgü anlatımlar da geliştirilmiştir. Netsizliğin kullanılması, hareketin dondurulması veya hareket netsizliği, paning, üst üste çekim, solarizasyon bu anlatım tekniklerindendir.

    1. Gren kullanımı: Işığa duyarlılığı yüksek (hızlı) filmlerin kullanımı sonucu ortaya çıkan grenlilik sorunu, fotoğrafa özgü teknik bir dil oluşturdu. Grenli fotoğrafların ortaya çıkarttığı gravür benzeri yarı belirginlik estetik bir unsura dönüştü. Özel baskı filtrelerinin de geliştirildiği grenli fotoğraflar üretebilmek için şimdi de sayısal teknolojinin piksellenme zaafiyetinden yararlanılmakta.

    2. Aşırı Kontrast: Fotoğraf, objelerin sadece leke değerlerinin vurgulanması için siyah ve beyaza indirgenir.

    3. Üst üste çekim: Sahnenin parçası olan bir objenin insan gözünün algılamasına benzer büyüklükte gösterilebilmesi ya da gerçeküstü bir görüntü yaratmak için aynı fotoğraf karesi üzerine tekrar çekilmesi.

    4. Sandviç: Üst üste çekim tekniği çekim anında uygulanırken bu kez fotoğrafın çekildiği sahneye ait olan ya da olmayan bir objenin görüntüsü fotoğrafa sonradan eklenir.

    5. Kolaj: Bir çok fotoğraftan alınan görüntüler veya objeler ile yeni bir bütün oluşturulur.

    6. Solarizasyon: Filmin banyoda geliştirilmesi sırasında beyaz ışık altında bir kez daha pozlanması ile yaratılan efekttir. Aynı şekilde kart banyosunda da uygulanabilir.

    7. Işık Tercihli Pozlandırma: Sahnenin doğasına bağlı olarak ışıklı ya da gölgeli alanlara öncelik verilir.

    8. Gölge Tercihli Pozlandırma: Gölgeli alanları önemseyen bir pozlandırma tercihi söz konusudur. Işıklı alanların çok küçük olması veya gözü rahatsız edecek derecede detaysız kalmaması için kadraj değiştirilerek ışıklı alanların fotoğraf dışına çıkarılması veya fotoğraftaki payının azaltılması gerekir.

    9. Yüksek Işık Pozlama (High Key):Siyahın ya hiç olmadığı ya da referans olabilecek minimal düzeyde olduğu, ton skalası beyazdan orta griye kadar olan fotoğraflardır. Genellikle beyaza yakın objelerin fotoğraflarıdır.

    10. Az Pozlama (Low Key): Siyahı egemen bu tür fotoğraflarda, ışıklı çizgilerin kesintiye uğramadan belli bir akıcılıkla fotoğrafta yer alması önemlidir. Kontür ışıklarına dayalı bir tekniktir.

    11. Yarım Ton: Yarım ton egemenliği fotoğrafın doğasında vardır. Özellikle yarı cephe ışığı ve yanal ışık, yarı ton skalasını zenginleştirir. Objelerin hacimsel değerleri ortaya çıkar ve derinlik izlenimi güçlenir.

    12. Leke Ağırlıklı Yarım Ton: Dış hatları ve leke değerleri ilginç olan objelerin ışık ve yansıtıcılık kontrastından yararlanılarak güçlü fotoğraflar elde edilir. Ters ışık ve düz fon etkiyi güçlendirir.



    1. AÇIK VE KAPALI KOMPOZİSYON


    1. Kapalı Kompozisyon: Konunun yardımcı öğeleri ile birlikte, gereksiz ayrıntılardan ayıklanmış ve bütünleşmiş olarak çerçeve kenarlarından uygun boşluk payları ile ayrılarak bitirildiği düzenlemeler. Kapalı kompozisyonda; hiçbir öğe çerçeve dışında devam etmez, çerçeve tarafından kesilmez, sadece fonu oluşturan çevre çerçeve dışında da devamlılık gösterebilir.

    2. Açık Kompozisyon: Konunun en önemli bölümünü ve ve hareketlerin kritik noktasını yeterli büyüklükte çerçeve içine yerleştiren, hareketlerin ve konunun çerçeve tarafından kesilebildiği, devamını izleyicinin düş gücüne bırakan düzenlemeler. Konunun çerçeve tarafından kesilme biçimi rastgele değildir. Çerçeve içinde kalan bölümde kapalı kompozisyondaki tüm özellikler geçerlidir.



    1. İLGİ MERKEZİ


Fotoğrafta dikkatimizi ilk çeken, bizi çerçevenin içerisinde dolaşmaktan kurtaran nokta veya leke o fotoğrafın ilgi merkezidir. Konuya ilgi merkezinden girer, sonra konuyu kavrarız. Bazan ilgi merkezi ile konu çakışabilse de ilgi merkezi konunun kendisi değildir. İlgi merkezinin ve konunun yeri oran ve denge kaygıları ile belirlenecektir. İlgi merkezi olan küçük elemanlarla daha çok çevre anlatılmak istenmekte ve çevre ile bu eleman arasında ilişki kurularak bir anlamda ölçek verilmektedir.

    1. ANA ÖĞE


Anlatılan olayın veya eşyanın esas parçasıdır. Çoğunlukla denge bakımından fotoğrafın ağırlık merkezini oluşturur ve çerçeve içerisinde önemli yer tutar. Ana öğenin ağırlığına eşdeğer ağırlıkta ve önemde ikinci öğe dikkati böler ve düzenlemenin bütünlüğünü bozar.

    1. YARDIMCI ÖĞELER


Çerçevedeki yerleri, konumları ve yönleri ile ana öğeyi destekleyen, ilgiyi ana öğe üzerinde yoğunlaştıran öğelerdir. Yardımcı (ikincil) öğelerden konuyu ve ana öğeyi biçim ve içerik açısından desteklemeyenler çerçeve dışında kalmalıdır. Sadece biçim bakımından uygun olup içeriği bakımından ilgisiz veya ters durumdaki öğelerin de çerçeve dışında bırakılması gerekir.

    1. FOTOĞRAFIN GÖRSEL ÖĞELERİ

Uygun oranlarda kullanıldıklarında fotografik yapıyı zenginleştiren öğeler; Leke, doku, form ve renk’tir.




    1. Leke

Lekeden amaçlanan renk lekeleri veya çevresi ile zıt değerlere sahip ton lekeleridir. Ton lekeleri fotoğraftaki kontrast değerlerine dayalıdır.

  • Ana konuyu fondan belirgin bir ton farkı ile ayırmalı, parçalı ışıklardan kaynaklanan delik-deşik ve karışık fonlardan sakınmalıyız.

  • Lekeler, ait oldukları objeleri tanımlayacak temizlik ve sadelikte olmalı, üst üste binen karmaşık şekillerden sakınmalıyız.

  • Leke değerleri objenin sadece maddesel silueti ile değil, gölgesi ile de anlatılabilir.

  • Cephe ışığı ya da 45˚ cephe ışığı alan açık tonlu objeleri koyu fon önünde çekebiliriz.

  • Leke öğesine dönüşen objenin en küçük kusurları bile hemen fark edileceğinden bu tür fotoğraflarda denge, oran, belirginlik gibi niteliklerin yerli yerinde olması gerekir.




    1. Doku

Fotoğrafta kullanılabilecek doku iki biçimde mevcuttur:

  • Objelerin yapısal dokuları, hazır dokular.

  • Objelerin bir araya gelmesiyle oluşan dokusal görüntüler.

Dokunun aynen ve çerçeveyi dolduracak biçimde çekilmesi değil, doku ağırlıklı kompozisyonlar oluşturulması hedeflenir. Mekanik ve sonsuz yüzeyde kontrast yaratacak ilgi merkezine ihtiyaç duyulur.


Dokuyu belirginleştirmekte yararlanabileceğimiz unsurlar; ışık ve filtrelerdir. Işık, dokulu yüzeyi yalarken yüzeyin çıkıntıları ışık alır, girintileri gölgede kalır.Işık-gölge arasındaki aydınlanma farkı da dokuyu vurgular. Dokulu yüzeydeki gölgeli alanlar sadece mavi gök ışığı ile aydınlandığı için bu mavilik ‘sarı’ veya ‘kırmızı’ filtre tarafından yutulur Aydınlık alandaki beyaz ışığın ise mavi hariç tüm bileşenleri geçeceğinden ışık-gölge farkı abartılmış olur.


    1. Form (Hacim)

4 boyutlu uzayın 2 boyutlu yüzeysel izdüşümü olan fotoğrafta derinlik ve zaman boyutları yoktur. Fotoğrafın bu özelliği doğru kullanılarak başarılı ve etkileyici çalışmalar gerçekleştirmek mümkün. Hatta, zaman boyutunun bulunmamasının, zamansızlığının fotoğrafa güç verdiği de düşünülebilir. Derinlikten kurtularak da çarpıcı ‘foto minyatürler’ yaratılabilir. Yine de fotoğrafçıların üçüncü boyut olarak derinlik arayışları sürmekte. Fotoğrafta derinlik duygusunu perspektif ve ışık yardımıyla sağlayabiliriz.
Cephe ışığında veya tam ters ışıkta derinlik izlenimi tamamen yok olur. Yanal ışık, 45˚ ters ışık veya 45˚ cephe ışığı ise hacimleri ışık-gölge yardımı ile vurgular. Kullanılacak ışığın seçiminde objelerin biçimleri ve fotoğrafçının tercihleri önem kazanacaktır.


    1. Renk

Fotoğrafta renk iki anlamda kullanılır:

  • Dokunaklı ayrıntılarla incelikli bir duygu yoğunluğu, etkili bir atmosfer yaratmak için neredeyse monokrom sayılacak düzeyde pastel renk kullanımı,

  • Bir rengin çarpıcılığından yararlanmaya dayanan düzenlemeler.

Bir rengin çarpıcılığı, tamamlayıcı rengiyle birlikte kullanıldığında artar. Sarı renkli bir obje mavilik içerisinde kırmızı bir obje de mavi veya mavi-yeşil içerisinde en çarpıcı görüntüyü verecektir. Renk kontrastını artırmak için ise filtreler kullanılabilmektedir. Düşük doygunluğa sahip pastel renklerin fotoğrafa aktarılabilmesi için çekimde renk sıcaklığına uygun beyaz ayarının doğru yapılması ve doğru pozlandırma yapılması gerekir.

KOMPOZİSYON ÖĞELERİ

Konuyu görüp, makinesini doğrultarak kadrajını yapan, deklanşöre basan fotoğrafçı için kompozisyon sadece kadraj (cropping) dan ibarettir. Oysa çoğu fotoğrafçı böyle çalışmaz. Fotoğrafçı, her yönde sürekliliği olan etrafındaki mekânla ilgili tasarısını ya da düşünü o mekândan uygun bir bölümü keserek gerçekleştirir. Belli genişlik ve yükseklikte bir parçayı belli bir zaman aralığında/anda saptar. Pek çok fotoğrafçı durağan bir konunun bile etrafında dönüp farklı yönlerinden, farklı mesafelerden ve farklı yüksekliklerden bakarak, konunun değişik görünümlerini araştırır. Konuyu anlatmak istediği bakış noktasını belirleyip, istediği ışık koşullarını sağlayınca çekimini yapar. Hareketli konularda ise objelerin leke dağılımlarını da dikkate alan bir zamanlama’ gerekir. Fotoğrafçının bu seçici-ayıklayıcı tavrına karşılık diğer yüzey sanatlarında (resim gibi) toplayıcı (aditif) bir süreç sözkonusudur.



      1. BELİRGİNLİK

Her fotoğraf güçlü ya da güçsüz, az ya da çok belirgin bir şey anlatır, bir durumu belirler, bir belli bir mesajı vardır.


Fotoğrafın oluşumunda üç evre var: keşfetme, ayıklama ve düzenleme. Öncelikle anlatımın gerektirdiği öğelerin seçilmesi ve gereksiz öğelerin ayrıştırılması ile başlanır, sonra bu öğelere hangi mesafeden, hangi yönden ve hangi yükseklikten bakılacağına karar verilmesi ile devam edilir. Uygun ışık takip edilerek, uygun objektif ve yardımcı ekipman kullanılarak ve uygun zamanlama ile çekim yapılır.
Fotoğrafını çektiğimiz konunun izleyici tarafından algılanabilir olması önemlidir. Konu formu, rengi ve ışığıyla belirginse, algılamada bir sorun yaşanmaz. Ancak belirginliğin sağlanmadığı fotoğrafların anlaşılması ve değerlendirilmesi zordur. Konunun belirginliğini artırmak için, konuyu ilk gördüğümüz anda fotoğrafını çekmek yerine, konunun çevresinde dolaşarak uygun bir çekim noktası aramak gerekir. Farklı yükseklikler, farklı objektifler, farklı filtreler deneyerek en uygun koşul sağlanmalıdır. Ayrıca, konu ile fon arasındaki ilişkiye dikkat edilerek, fondaki herhangi bir nesnenin ön plandaki konunun belirginliğini azaltmasına izin vermemek gerekir.
Belirginliği sağlayan unsurlar:

    1. Sadelik

Fotoğrafa çıkara çıkara ulaşılır. Yani fotoğrafa ulaşma yolu çıkarımsaldır. Fotoğrafı belli bir çerçeveyle sınırlandırırken nelerin çerçeve içinde kalmayacağına karar verir ve onları dışlarız.

Sadeleştirme için;



      • Fon temizlenmeye çalışılır,

      • Işık takip edilir,

      • Bakış yönüne dikkat edilir,

      • Bakış yüksekliği değiştirilebilir,

      • Alan derinliği sınırlandırılabilir,

      • Geniş açı objektif kullanılarak ana konu abartılabilir,

      • Vazgeçilebilen tüm öğeler dışlanır,

      • Kontrast öğesinden yararlanılabilir,

      • İkincil ilgi merkezlerinden kaçınılır,

      • Zamanlamaya dikkat edilir




    1. Şemalar

Düzenleme, rahat algılanabilir bir şema ile yapıldığında, izleyicinin daha önce beyninde oluşmuş olan tanıdık bir şekilden dolayı, o fotoğraf karesi ile daha çabuk diyalog kurulur.”S, X, /, T, +, Z, N, L” gibi çizgiler ile “üçgen, dörtgen, ve daire” gibi şekiller, kompozisyonda sık başvurulan şemalardandır. Her fotoğrafa şema yakıştırmak gerekmeyebilir. Şemalar, fotoğrafı daha anlaşılır kılar. Fotoğrafı etkili kılan, tabii ki yalnızca şema değildir. Bunun yanı sıra uygun yer, bakış açısı, doğru objektif seçimi de önemlidir.
Durağan konularda bu şemaların oluşması seçilen bakış noktasına, hareketli konularda ise hem bakış açısı hem de objelerin yer değişmesine bağlıdır. Işık koşullarının değişimine göre leke dağılımı da değişeceğinden, bakış uzaklığının yeniden seçimi gerekebilir.


    1. Ritim

Birbirini izleyen aynı nitelikteki lekelerin oluşturduğu yapıya ritmik yapı denir. Ritimde birinci koşul öğelerin eşdeğer olmasıdır. Öğeler arası mesafe eşit ya da belli bir düzende olmalıdır. Eş aralıklı bir düzende en az iki aralık tekrar eden üç öğe olması gerekir. Eş aralıklı olmayan aksak ritim düzeni varsa, bu düzenin bir modülünün iki kez tekrarlanması beklenir. Uygun bir bakış açısı seçilerek ritmin gücü arttırılabilir. Birbirini izleyen elektrik direkleri, aynı anda aynı şeyi yapan insanların oluşturduğu diziler ritmik yapılardır. Ritim duygusu, gözü bir uçtan diğerine sürüklediği için, fotoğraf çerçevesinin verimli bir şekilde kullanılmasını sağlar. Ritmin sürekliliğinin sağladığı avantaj yanında, ritim bozukluğu da ilginç sonuçlar yaratabilir. Yan yana dizilmiş okul öğrencilerinin oluşturduğu ritmin, aralarına öğretmenlerinin yerleştirilmesiyle bozulduğu nokta, kendiliğinden güçlü bir ilgi merkezi haline gelecektir. Dokunun olduğu hemen her fotoğrafta ritim duygusuna rastlamak mümkündür, ancak ritmik her fotoğrafın mutlaka doku içermesi gerekmez. Elektrik direkleri bunun tipik örneğidir.


    1. Uyum (armoni)

Uyum ve uyumsuzluk, fotoğrafta sıkça başvurulan kompozisyon yaklaşımlarıdır. Fotoğrafta uyum, benzer özellikler taşıyan öğelerin bir arada kullanılmasıyla sağlanır. Uyum birkaç şekilde karşımıza çıkabilir:

    1. Renk uyumu: Görüntüde yer alan öğelerin benzer renklere sahip olması veya karşıt renklerden oluşan zıtlıklar.

    2. Ton değerlerinde uyum :Gri skalanın komşu basamaklarına ait tüm değerlerin yan yana gelmesi ya da birbirinin katları olan değerlerde olmaları.

    3. Biçimde uyum: Yer alan nesnelerin aynı biçimde ve uyumlu olması. Balıkçının tezgahındaki balıklar gibi..

    4. Fonksiyonel (içeriksel) uyum: Objelerin birbiriyle ya da arka planlarıyla aralarındaki ilişkide ortaya çıkan uyumdur. Sabanıyla tarlayı süren bir çiftçi, ikisi de gülümseyen iki çocuk.. Karşıtlıklarda kullanılabilir.

    5. Hareket uyumu:

    6. Grafik değerlerde uyum: Şemaların, çizgilerin birbiriyle olan uyumudur. Uzayıp giden bir yolun iki yanındaki elektrik telleri, çeşitli şekillerde içi içe geçmiş daireler.




    1. Kontrast

Görsel bağlamda her türlü zıtlığı ifade eder. Zıtlıklar, biçimi güçlendirmek ve belirginleştirmek için kullanılabileceği gibi içeriği güçlendirmek, mesajın gücünü artırmak için de kullanılır. Fotoğrafta kontrastı biçimsel ve içeriksel kontrast olarak ikiye ayırabiliriz.

      1. Biçimsel kontrast:

        • Nokta: Noktalama etkisi doku öğesi ile ortaya çıkar. Düz parlak yüzeylerin dokulu yüzeylerin yanında kullanımı kontrast etkisi yaratır.

        • Çizgi: Çizgiler arasındaki doğrultu ve yön zıtlıkları.

        • Leke kontrastı: Düz fon ve ışığın yönü belirleyicidir. Açık düz fon önünde silüet veya koyu düz fon önünde cepheden aydınlatılmış açık tonlu objeler leke kontrastını belirginleştirirler

        • Şekil kontrastı: Bir objenin şekli zıt başka bir obje yardımı ile belirginleşir.

        • Hacim Kontrastı: Her türlü üç boyutluluk etkisinin derinliksiz zeminler üstünde gösterdiği etki.

        • Boyut Kontrastı: Boyut; çizgi, leke veya hacimde olsun, zıtlıkları ve büyüklükleri vurgulamada etkili bir araçtır.

        • Renk Kontrastı: Kontrast renkler: Kırmızı-Cyan, Mavi-Sarı, Yeşil-Magenta.

        • Hareket Kontrastı: Zıt yönde hareket eden öğeler birbirini belirginleştirir.

      2. İçeriksel kontrast: İçeriksel kontrastın kullanılması için anlatımın özünde zıtlık bulunması gerekir.




    1. Işık

Işığın yönü; perspektif ile birlikte iki boyutlu düzlemde üç boyutlu objelerin hacim ve derinliklerini ifade eden en büyük unsurdur. Bir fotoğrafın atmosferini belirlemede ışığın yönü önemlidir. Atmosfer yaratan diğer öğeler ise ışığın rengi ve kontrastıdır.


    1. Perspektif

Perspektif, bize yakın olan objelerin büyük, uzak olan objelerin ise giderek daha küçük görünmesi etkisidir. Bu etki uzaklığı algılamamızı sağlar. İki boyutlu her türlü görsel malzemede üçüncü boyutu anlatmanın en etkili yoludur. Özellikle geniş açılı objektiflerin perspektifi abartma etkisi vardır. Bu çoğu zaman bozulmalara yol açar. Öte yandan tele objektiflerin, perspektif etkisini ortadan kaldırma yeteneği vardır. Tele objektif ile uzaktan çekilen görüntülerde, konu ile arka plan arasında sanki hiç uzaklık yokmuş gibi algılanır. Bu etkiye “perspektif yığılması” denir.


    1. Keskinlik

  • Netlemeye bağlı keskinlik,

  • Gelen ışığın türüne bağlı bağlı keskinlik,

  • Çözümleme gücüne bağlı keskinlik(objktif veya film/algılayıcı),

  • Belirleme gücüne bağlı keskinlik. Koyu ve açık bölgelerle tüm ara tonların ve bunların ayırım sınırlarının izlenebilmesidir. Öncelikle çözünürlüğe bağlıdır.

    1. Doku

Doku ifade eden çizgi, nokta ve tonların yüzeyin doğal yapısını yansıtmanın yanı sıra, yüzeye kazandırdığı derinlik ya da soyut zenginlik de vardır. Aynı yüzeyin doku görünümünde, gelen ışığın yönüne ve açısına bağlı olarak değişiklikler olur. Aynı yüzeydeki doku, sabah ve öğle saatleri arasında değişiklikler gösterir. Kapalı havada ve homojen ışıkta doku etkisi zayıftır.


    1. Hız ve hareket İzlenimi



      1. Bütünlük


Fotoğraf; ayıklayıcı bir yöntemle yürütülen yoğunlaştırma ve zenginleştirme işlemi sonucu oluşur. Konuya baktığımızda çerçevenin içinde gördüğümüz ayrıntılardan, sadece anlatım için gerekli olanları yeterli ölçüde alınmalı, zenginleştirmede aşırılığa varmak sakıncalıdır. Fotoğrafta zenginleştirme ve yoğunlaştırma bütünlüğün bozulmasına neden olabilmektedir.
Bütünlüğün bozulma sebepleri:

    1. Biçimsel bütünlük içerisinde içerik ikileşmesi (ikilik-dualite)

    2. Biçim disiplini kazanılmadığından içeriği tek olan konuda da biçimsel bütünlük kaybedilebilir. Ya da hareketli öğelerden biri yer değiştirebilir.

    3. Konunun biçimsel bütünlüğü olmasına karşın konunun ikinci derecede önemli bir öğesi, ana konu kadar ilgi çekmesi

    4. Tek karede iki fotoğraf

Bütünlüğü tam olan görüntü bölünemez, parçalara ayrılamaz.

      1. Denge


İki ya da daha fazla öğenin simetrik dengesi ancak simetrik anlatım gerekli olduğunda kabul edilebilir. Genelde asimetrik denge tercih edilir.

      1. Oranlar


Antik çağda filozoflar; devrin mimari başyapıtlarındaki güzelliğin sırrını araştırma çabaları sonucunda bu yapıtları ölçülendirdiler ve oranları karşılaştırarak genellemelere ulaştılar. Güzelliğin sırrının altın formülünü aramak üzere yola çıktıkları için ise ulaştıkları uygunluk oranına “altın oran” denildi. Altın oran’ın sözel ifadesi: bir doğru parçasını öyle bir yerinden ikiye bölünüz ki küçük parçanın büyük parçaya oranı büyük parçanın bütüne oranına eşit olsun. Bu düzenleme bütün yüzey düzenlemelerine uygulanabilir, yani mimarlıkta, resimde, grafikte ve fotoğrafta olabilir.

Bir dikdörtgen, altın kesime uygun olarak 4 ayrı biçimde bölünebilir, Bu dört çizgi de 4 kritik nokta oluşturacak biçimde kesişir. Fotoğrafın ilgi merkezi ya da yardımcı öğeleri bu noktalardan hangisine uyuyorsa oraya yerleştirilir.



Portre çekiminde boşluk modelin baktığı yönde bırakılmalıdır. Hareketli objelerde ise boşluk hareket yönünde bırakılmalıdır.

      1. Yerçekimi


Yerin çekim gücü, dik duran bütün cisimleri hem düşey hem de birbirlerine paralel konumda tutmaktadır.

      1. Doğrultular ve Yönler


Bir görüntünün yatayları ve düşeyleri o görüntünün durağan karakterini besleyen doğrultulardır. Değişik açıdaki eğik doğrultular ise görüntünün dinamizmini belirler. En güçlü hareket izlenimi 45˚ açıda ya da köşegendedir. Değişik yöndeki çizgilerin ya ilgi merkezine yönelen ya da onu çevreleyen bir biçimde dengede bulunmaları beklenir.


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə