Bir kavram. Bu kapsamda kadın mücadelesi ayrı bir yer ve değer kazanmakta




Yüklə 11.75 Kb.
tarix14.04.2016
ölçüsü11.75 Kb.
Önce 8 Mart;

1857’de Amerika New York’ta Manhattınlı dokuma işçisi kadınlar “Eşit işe eşit ücret!”, “12 saatlik iş günü!”, “Kadına oy hakkı!” şiarlarıyla bir mücadele başlattı. Bu mücadele erkeklere karşı değil, kapitalist düzene karşıydı. Yaygın kanaate göre direniş esnasında yüzlerce kadın fabrikayı işgal etmişken patronların ve görevlilerin gözlerinin önünde yanarak can verdi.



Bu mücadelenin anısına, II. Enternasyonalin 1910'daki Kongresi'nde Clara Zetkin 8 Mart’ın tüm dünyada “Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü” olarak ilanını teklif ettiğinde enternasyonal bunu oybirliğiyle kabul etti. Ve 8 Martlar tüm dünya kadınları için ortak ezilmişliği ve buna karşı mücadeleyi simgeledi; birlikte bir güç olmanın, dayanışmanın anlamını bugünlere taşıdı. Birleşmiş Milletler de 65 yıl sonra, 1975'te bugünü "Dünya Kadınlar Günü" olarak ilan etti.
Erkek ve kadın toplumsal rolleri veya fiziki durumları gereği kuşkusuz eşit değil. Ancak bizler yasalar önünde ve haklar anlamında eşit olma halinden bahsediyoruz. Eğer yasalar önünde eşitlik sağlanamazsa ve yasalar da toplumu oluşturan kadını “öteki” olarak değerlendirirse sağlıklı bir topluma ulaşamayacağımız aşikar. Peki neden ayrıca kadın hakları önemli? Çünkü İnsan Hakları kavramı en genelde , ve bir kavram. Bu kapsamda kadın mücadelesi ayrı bir yer ve değer kazanmakta.
Panelin konusu “öteki” kavramı olarak belirlenmiş. Kadının ötekiliği dendiği zaman belki de en dikkat çekici kavramlardan birisi hiç şüphesiz seçme ve seçilme hakkı. Zira seçmek ve daha da önemlisi seçilmek iradi alanlar ve iradi alanlarda varlık ancak ve ancak müdahil olunabiliyorsa mümkün.
Peki bu anlamda dünya ne durumda? Yeni Zelanda 1893, Avustralya 1902 yıllarında kadına oy hakkı vermiştir. Avrupalı ülkeler arasında 1906 yılında ilk kez Finlandiya kadınlara oy hakkı vermiştir. Bu konuda Avrupa’nın sicili oldukça kötüdür; Norveç 1913, İngiltere’de 1928, Belçika'da 1948, Yunanistan'da 1951, Fransa'da 1954, İsviçre’de 1971 yılına, İsveç’te ise 1980’lere kadar kadının seçme ve seçilme hakkı yoktu. Almanya’da 1908 yılına kadar kadınların siyasi toplantılara katılması, partilere üye olması kanunla yasaklanmıştı ve bu yasak son derece katı bir biçimde uygulanıyordu. Bazı ülkelerde hala kadınların siyasi hakları yok, örneğin Kuveyt’te.
Fransız feminist Olympe de Gouges 1791'de Kadın ve Yurttaş Hakları bildirgesini yayınlar. Bildirisinin ikinci maddesinde "kadının giyotine gitme hakkı varsa, halka hitap etme hakkı da olmalıdır" der. Olympe de Gouges'in 1793'te giyotinle idamından tam 153 yıl sonra bu ülkede kadınlar oy hakkı elde eder.
Türkiye'de kadın iki aşamada oy hakkını elde diyor. İlkin 1930 yılında yerel seçimlerde seçme, ardından 1934'te genel seçimlere tam katılma hakkını alır. Peki hemen öcnesine değin durum neydi? 1923 yılında bir grup kadın Kadınlar Halk Fırkası kurmak ister. Ancak buna izin verilmez. Kadınların siyasi haklarının, hem de böylesi bir girişimin "bölücülük" olacağı gerekçesiyle kadınlara "fırka" yerine "dernek" kurmaları önerilir. Bunun üzerine 1924'te Türk Kadınlar Birliği kurulur. Bu birlik, Uluslararası Kadın Birliği'nin 12. kongresine ev sahipliği yaptıktan iki hafta sonra kapatılır. Yani Türkiye'de inşa edilen cumhuriyet rejimidir; fakat gene ataerkil.
Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Medeni Kanun olsun TCK olsun çeşitli zamanlarda değiştirilen hükümler olsun son 10 yılda kadının yasalar önünde ötekiliği önemli ölçüde azaltıldı. Peki neler oldu;

  • Evvelce “evin reisi erkekti” öteki bu iktidara tabiiydi.

  • Çocuklar üzerinde son söz babanındı. Ötekine sessizce beklemek düşüyordu.

  • Erkek istediği işte çalışabilirken öteki kocasına sormak zorundaydı.

  • Evlenirken de boşanırken yetkili makamlar kocanın ikematgahında olanlardı,

  • Konut seçme hakkı da kocanındı. Ötekine bu hak da verilmemişti.

  • Erkek ayrı bir ev açıp evli gibi yaşıyorsa zina yapmış sayılırken; öteki bir kez bile bir başka erkekle görüşse zinaydı.

Şimdi de neler var; misal hakimin davaya bakamayacağı hallerin sayıldığı HUMK.


  • Yasal mal rejimi “edinilmiş mallara katılma” rejimi olarak değiştirildi. Bu şu açıdan önemlidir; bizim gibi toplumlarda yaygın olan durum malların erkek adına alınması ve sicillere de erkek adına kaydedilmesidir. Böyle olunca boşanmada ya da vefat durumunda kadın mağdur olmaktaydı. Ancak şimdi mallar kimin adına kaydedilirse edilsin eğer evlilik birliği içinde alındıysa yarı yarıya eşlerin her ikisine de ait kabul ediliyor.

  • Ayrıca Ocak 1998’de 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun yürürlüğe girmesiyle özellikle şiddete maruz kalan eşlerin ve çocukların korunması sağlandı. TCK 232 md. İle yeni ceza kanununda da yer aldı.

Kadınlarla ilgili olarak düzenlenen uluslararası belgelerden bazıları şunlardır; “Olağanüstü ve Silahlı Çatışma Hallerinde Kadınların ve Çocukların Korunmasına Dair Bildiri”, “Avrupa Konseyi Evdeki Kadınların Sosyal Güvenliği Konusunda Kararı”, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi”, “Kadınlara Karşı şiddetin Tasfiye Edilmesine Dair Bildiri”, “Pekin Deklarasyonu”.


4 Mart 2006


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə