2002 alevi bektaşİ federasyonu sokullu Mehmet Paşa Caddesi İğde Sokak No: 24 Dikmen – Ankara




Yüklə 29.43 Kb.
tarix20.04.2016
ölçüsü29.43 Kb.



2002



ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU


Sokullu Mehmet Paşa Caddesi İğde Sokak No: 24 Dikmen – Ankara

Tel: 0312 480 15 55 Faks: 0312 480 15 75

E-mail : alevifederasyonu@gmail.com

Web : www.alevifederasyonu.com


AYRIMCILIĞA KARŞI EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI İÇİN

BÜYÜK ALEVİ YÜRÜYÜŞÜ -9 KASIM 2008 ANKARA

MİTİNG KONUŞMASI



Kerbelâ’dan, Çorum’dan, Maraş’tan, Gazi’den Madımak’tan gelenler…

Hünkâr Hacı Bektaşi Veli’den, Abdal Musa’dan Kaygusuz Abdal’dan, Pir Sultan Abdal’dan, Şah Hatai’den, Fuzuli’den, Hüseyin Abdal’dan, Hüseyin Gazi’den, Munzur Baba’dan, Aşık Veysel’den, Mahzuni Şerif’den el alıp gelenler,

Gürgentepe’den, Varto’dan, Hatay’dan, Çukurova’dan, Antalya-İzmir, İda Dağı, Uludağ, Erciyes, Yıldız Dağı, Munzur Dağı eteklerinden gelenler…

İngiltere, Almanya, Avustralya’dan, Kıbrıs’tan gelenler….

Semarkant, Taşkent, Buhara, Horasan’dan gelenler…

Sevgili canlar; Büyük cemimize, Büyük Alevi Yürüyüşü ve Mitingine hoş geldiniz.

Bu büyük cemimizde bizi yalnız bırakmayan siyasi partilerimizin, demokratik kitle örgütlerimizin, sendikalarımızın, odalarımızın değerli temsilcileri,

Anfilerden, kampüslerden, sınıflardan koşup gelen sevgili gençler, kız kardeşlerimiz, annelerimiz…

Yol arkadaşlarımız, müsahip kardeşlerimiz, hepiniz yeniden hoş geldiniz.

Biz Aleviler bu toprakların gerçeğiyiz.

Tarihimiz Anadolu’nun kadim halklarının tarihidir.

Her biri ne yaşadıysa tarihte onu yaşadık. Hatta daha fazlasını… Yeri geldi derimiz yüzüldü, yeri geldi boğazımızdan kurşun eriyiği akıtıldı. Bir gecede 40 binimiz birden kılıçtan geçirildik. Dağ yamaçlarına, orman içlerine sürüldük, sığındık.

Tüm bunlara karşın yok edilemedik.

Tarih boyu yürüdüğümüz yolları ilmek ilmek, nakış nakış ördük. Yeri geldi acıyı bal eyledik. Yer geldi Yıldız Dağı’nda Semaha durduk, cem yaptık.

Yeri geldi Türk, Türkmen, Tahtacı, Yörük olduk. Yeri geldi Kürt, Azeri, Acem, Nusayri, Arnavut, Bulgar, Macar olduk.

“Kul” iken “Y urttaş” olduk.

Geldik Bugün’e.

Bugün bu toprakların gerçeğiyiz.

“Hararet Nardadır Sacda değildir.

Keramet baştadır Tac’da değildir.

Her ne arar isen kendinde ara

Mekke’de Kudüs’te Hac’da değildir.”

Dörtlüğünde ifadesini bulan, “insanı okunacak en büyük kitap belleyen”, “Benim Kâbem İnsandır ” diyen bir öğretinin mensuplarıyız.

Fakir-Zengin, Büyük-Küçük, Kadın-Erkek birdir ve can’dır nazarımızda.

72 millete aynı gözle bakarız.

Bilimden gidilmeyen yolun sonunun karanlık olduğunu biliriz.

Bunun içindir ki şeriattan-yobaz’dan korkarız. Demokrasiyi ve laikliği savunur ve isteriz.

Bu nedenle bugün; son derece haklı, meşru, insanî taleplerimizi bir kez de bu meydandan haykırıyoruz.

-12 Eylül Hukukunun bir sonucu olan ve başta Alevi çocukları olmak üzere, başka inançlara sahip, laik, demokrat veya inançsız ailelerin çocuklarını asimile etmenin bir aracı Devlet eliyle misyonerlik faaliyeti olan Zorunlu Din Derslerinin kaldırılmasını istiyoruz.

- İnanç olgusunun kişiye has, inananla inanılan arasında bir gönül işi, hoş bir muhabbet olduğu, bu duruma kimsenin müdahale etme, araya girme hakkı olmadığı,helede devletin hiç olmadığı, laikliğin de bir anlamda bu olduğu gerçeğinden hareketle devletin bu alandan elini çekmesini istiyoruz. Laik devlet dine yatırım yapamaz. Dini örgütleyemez. Genel bütçeden oraya pay ayıramaz. O nedenle Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılmasını istiyoruz.

Diyanet İşleri Başkanlığı bugün tüm yurttaşlardan toplanan vergilerin, sadece Hanefi yurttaşlara hizmet ve maaş olarak aktarıldığı bir transfer köprüsü işlevini görmektedir. Müslümanlar hak yemeyi haram kabul ederler oysa.

- “% 99’u Müslüman ülkemiz” diye başlayan kalıp cümle ile; Alevilerin kendilerine özgü tanrı anlayışları, ibadethaneleri, ibadet biçimleri, pirleri, mürşitleri, dedeleri, talipleri, musahipleri olduğu gerçeğini görmek istemeyen devlet’e, onun AKP Hükümetine bir kez daha anımsatmak isteriz ki; Alevilerin ibadethanelerinin adı “Cemevi” dir. Orada cem yapılır. Cemi dede yürütür.

Türkiye’de yüzlerce cem ve kültür evlerimiz var. Ama bunların hepsi yasal dayanaktan yoksun.

Başbakan’ı, “En kalbi hislerimizle selamlarken” bu gerçeği görmesini, “Cümbüşevi ” benzetmesiyle çok ayıp ettiğini bilmesini isteriz. Bir Başbakan, düşünün ki; 20 milyon yurttaşın ibadethane olarak kabul ettiği bir yer için “Cümbüşevi” diyor. Ayıp… Ayıp….

  • Madımak Müze Olmalıdır.

  • Hacıbektaş Dergahının yönetimi Alevilere bırakılmalıdır.

  • Apartman’da , sokakta, mahallede, çarşıda, okulda, kışlada, devlet dairelerinde,

Alevi yurttaşlar üzerindeki baskılar kalkmalı, ayrımcılığa son verilmelidir.

Ramazan ayı geldiğinde; başta TRT olmak üzere bütün radyo televizyon ve gazeteler, Cumhurbaşkanı’ndan Belediye’deki çaycı’ya kadar tüm devlet görevlileri gösterişli iftar yemekleri ve toplu iftar çadırları ile toplumu teslim alırken, hemen arkasından gelen 20 milyon Alevi yurttaş için oruç ayı olan Muharrem’i hiç ama hiç anımsamamaları, hafıza sorunu-sonucu mudur acaba?..

Alevi Toplumu olarak bunları istiyoruz.

Bu istemlerimizi yıllardır Cumhurbaşkan’larına, Başbakanlar’a, Meclis Başkan’larına, Parti Başkan’larına ilettik. Verdikleri tek yanıt vardı: Yerden göğe kadar haklısınız. Sizi seviyoruz.

25 yıldır, bu “Sizi seviyoruz” sözünün ne anlama geldiğini bir türlü anlayamadık, derken anladık ki gerçekten bizi seviyorlar.

Bizi; Maraş, Çorum, Sivas, Malatya, Gazi’de sevdiler. Öylesine sevdiler ki; bizlere katliamı, katillerimize zaman aşımını bahşettiler.

Savcı Bey, Savcı Bey…

Senin görevin Madımak katliamı’nın bir numaralı sanığı Cafer Erçakmak ve diğer altı katil hakkında zaman aşımından dolayı davayı düşürmek talebinde bulunmak değil, onu yakalamak, yakalatmak, yargılamak ve cezalandırılmasını sağlamak olmalıydı.

“Tuttum aynayı yüzüme

Ali göründü gözüme

Kıldım nazarı üstüme

Ali göründü gözüme”

diyen Hilmi Dede Baba’nın himmetiyle aynayı yüzümüze tuttuğumuzda gördük ki: Bizler eşit değiliz; o nedenle bu yürüyüşümüzün adını “Eşit Yurttaşlık Hakkı” koyduk.

Anayasa; “Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep vb. sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” diyor.

Anayasa; Türkiye Cumhuriyetini tanımlarken, “… demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir” diyor. Aynı Anayasa; “Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.” diyor.

Dipçik zoruyla bir Anayasa hazırlanırsa; 12 Eylüllü günlerde; Bu üç maddeyi alt alta okunduğunuzda “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” diyecek kimse bırakmayınca dışarıda; böyle bir Anayasa olur işte.

Bu Anayasa ile yönetilen bir ülkede AKP gibi bir parti de %47 oya ulaşır işte.

Onun için bu Anayasa’yı biz de fırlatıp atmıyoruz. Parlamentoya geri gönderiyoruz.

“Cennet cennet dedikleri

Birkaç köşkle birkaç huri

İsteyene ver onları

Bana seni gerek seni ”


diyor Yunus Emre
Tayyip Bey de Yunus’dan dizeler okur zaman zaman

Ama görüyoruz ki Müslümanlar değil, İslamcılar “birkaç köşk birkaç huri” ile yetinecek gibi değiller, onlar Deniz Fenerlerini yakmış samimi Müslümanların paralarını çalıyorlar, 14 yaşındaki kız çocuğunu “Huri” sanıyorlar.

2 gün önce gençlerimiz YÖK’ün kuruluş yıldönümü nedeniyle protesto eylemlerinde bulundular.

Biliyorsunuz YÖK’de 12 Eylülün ürünüdür.

YÖK’ü yok etmedikçe, bilimin, özgür düşüncenin ellerine vurulmuş bu kelepçe kırılmadıkça, bilin ki TV Programlarında ruh çağırma, kurşun dökme, gaipten seslenme dizileri giderek daha da artacaktır.

Ülkemiz bir renkler, sesler mozaiği’dir.

Anlaşmazlıkların kökeni, nedeni, boyutu ne olursa olsun, her derdin devası barıştır, barıştan daha şifalı bir ilaç yoktur.

Sevgili canlar;

Bugün burada cem olduk.

Önümüzde yerel seçimler var.

Yukarıdaki taleplerimizi, parti programlarına ve seçim bildirgelerine almayan partilere oy vermeyeceğiz. Cem ve Kültür evlerimiz için imar planlarında yer ayırmayan partilere oy vermeyeceğiz. Onlara Ankara Çayı’nın yolunu göstereceğiz. Süpürelim gitsin.

Son sözümüz şudur:

Yürü bre Hızır Paşa



Senin de çarkın kırılır

Güvendiğin padişahın

Gün gelir o da devrilir”



AKP Hükümeti eğer gerçekten içten ise; şu “Alevi Açılımı” diye tartışılan ucubenin ne menem şey olduğunu bir açıklasın bakalım.

Alevi toplumunun, örgütleri, sözcüleri, ileri gelenleri, kanaat önderleri burada işte. Hükümete uzay kadar uzak, yüz adım kadar yakınız.

Sesimize Ses,

Canımıza can kattınız,

Sağolun varolun.

Aydınlık, çağdaş, laik, demokrat güzel bir Türkiye için aşk-ı niyazlarımızla.

Genel Başkan

Ali BALKIZ








Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə