1 tarihsel süREÇ




Yüklə 26.44 Kb.
tarix20.04.2016
ölçüsü26.44 Kb.

1.1. TARİHSEL SÜREÇ




1.1.1. SELÇUKLU DÖNEMİ

Taraklı Umurhan Beyliği’ne bağlı yerleşim merkezlerinden biridir. Bu beylik Anadolu Selçuklu Devleti’ne ‘yarı bağımlı’ durumdadır. Anadolu Selçukluları zamanında, Bizans ile Selçuklular arasında sınır işlevi görmektedir. Bizans sınırını koruyabilmek için Kommenaslar, Sakarya boyunca koruma kuleleri yaptırmıştır.

Harita 1: Anadolu Selçukluları

Kaynak: Pitcher, Donald Edgar, Osmanlı İmparatorluğu’nun Tarihsel Coğrafyası, Çev. Bahar Tırnakcı, YKY, İstanbul, 2001, sf. 234

1.1.2. OSMANLI DÖNEMİ

1289–1293: Samsaçavuş, Taraklı ve Hisar civarını kuşatmakta, Bizanslılardan alarak Osmanlı topraklarına katmaktadır. (Harmankaya Beyi Köse Mihal ve Osman Bey yardımcı olmuştur.)


Harita 4: Osman ve Orhan Beyliği

Kaynak: Pitcher, Donald Edgar, Osmanlı İmparatorluğu’nun Tarihsel Coğrafyası, Çev. Bahar Tırnakcı, YKY, İstanbul, 2001, sf. 237


1331: Orhan Bey’in oğlu Süleyman Paşa’nın bu kentleri ele geçirdiği söylenmektedir.[8]
1333: İbn Batuta Taraklı’ya(Yenice) gelmiş ve seyahatnamesinde bahsetmiştir.

“ Geceyi bu tekkede geçirmiş ve ertesi günü yanımıza takılan bir rehberle Yenice’ye(Bugunkü Taraklı) gelmiştik. Burası şirin ve büyücek bir kasabadır. Orada yine bir ahi tekkesi aradık... Yolda gezginci dervişlerden biriyle karşılaştık. Ona bu Ahi tekkesi midir? Diye sorunca evet cevabını almış ve Arapça bilen biriyle karşılaşmaktan ötürü sevinç duymuştum. Ancak konuyu biraz karıştırınca dervişin Arap dilinden sadece evet kelimesini bildiği ortaya çıkmıştı. Zaviyeye indiğimiz zaman, ahi orada bulunmadığı için hizmetimizi bir öğrenci gördü ve bize yemek çıkarttı. Onunla ahbaplığı ilerlettik. Bizim dilimizi bilmemekle beraber, elinden gelen misafirperverliği gösterdi. Belde Naibi ile konuşarak, onun sipahilerinden birini bize koşmasını sağladı. Bu suretle hep birlikte Göynük’e doğru yöneldik. Burası küçük bir kasaba olup, halkı Hıristiyan ve Rumlardan ibaretti. Bunlar Müslümanların egemenliğini kabul etmişlerdir. Kasabada sadece bir Müslüman bulunmaktadır ki onlarda beldenin hakimi ile ailesidir. Kasaba Orhan Bey’in ülkesi hudutları içinde olup, orada yaşlı Hıristiyan bir kadının evinde indik. Kış ve kar mevsimi de artık gelip çatmış bulunuyordu. Bu kadına para vererek geceyi onun evinde geçirmiş olduk.”


1337: Murat Hüdavendigar’ın Ağabeyi Süleyman Paşa burada çıkan ayaklanmayı bastırmakta halkın büyük çoğunluğu Müslüman olmaktadır.
1399: Yıldırım Bayezid İstanbul Kuşatması’nı Timur’dan dolayı kaldırmakta fakat bu sırada Bizans İmparatoru Yuannis ile “İstanbul’da bir Türk Mahallesi kurulacak” maddesini ihtiva eden bir anlaşma imzalamaktadır. Taraklı ve Göynük’ten 760 hane(Manav) Sirkeci’ye yerleştirilmektedir. [9] Ankara Savaşı’ndan (1402) sonra bu haneler İstanbul’dan kovulmaktadır.(Tekirdağ’ın Göynüklü ve İstanbul yakınlarındaki Kınıklı’ya)
1511–1516: Yavuz Sultan Selim döneminde Anadolu ve Rumeli Beylerbeyi Yunus Paşa tarafından burada bir cami yaptırılmıştır.[10]
1611–1682: Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Taraklı’dan şöyle bahsetmektedir: “Oradan Kuzey tarafa köprüyü geçerek Sakarya nehri boyunca ‘ağaç denizi’ denilen ormandan geçtik. Burası bir ormandır ki içinde şehir adamı olmayan nice garip kimseler kaybolup vahşi canavarlara kısmet olmuştur. Defne, ardıç, çam, ıhlamur ağaçlarının kokusundan insanın damağı kokulanır. Güneş içine asla etki yapmaz. Bu ağaçlıklar içinde nice bir tahta biçecek biçki değirmenleri olup, gemi keresteleri keserler. Bu dağlar dört sancak sınırında olup, gerçekten ağaç denizidir. Bir yanı Bursa, bir yanı İzmit, Bir yanı da Bolu ve Kocaeli sancaklarıdır. Etrafı ancak bir ayda dolaşılabilir. Ama seçme yerleri Geyve Taraklı yolu arasında olan kısmıdır.”
1559: Suhte(Suhte, Osmanlı Devleti sınırları içinde devletin iç güvenlik önlemleri ve kurumlarının gerekene yetecek sayı ve duyarlılıkta olmamasından yararlanarak ortalığı kendi çıkarları doğrultusunda terörize eden çetelere ve mensuplarına denmektedir.)[11]) çetelerinin ortaya çıkması huzuru bozmaktadır.[12]
1880–1882: Vitali Cuinet gezi ve incelemesinde bahsetmektedir. (istatistikî bilgiler bulunmaktadır.)
1890: Taraklı çevresindeki yerleşimlere oranla kültürel açıdan ve ilmin yoğunlaştığı merkezi bir yer olması bakımından önem kazanmaktadır.[13] Emsali 7 yerleşme (Hendek, Şeyhler, Karasu, Ağaçlı, Akabat, Akhisar) merkezinde bulunan 6 medreseden 5’i Taraklı’dadır. Aynı yıllarda Geyve’deki medrese sayısının 2 olduğu görülmektedir.
1919: Yunan işgali
1920: Düzce, Bolu ve Hendek isyanları sırasında, Göynük’den, padişahtan ve İstanbul’dan yana olan 300 kişilik silahlı grup, Kuva-i Milliye’yi savunan Taraklı’yı kuşatmaktadır. Taraklı, Geyve’deki Binbaşı Çolak İbrahim Bey tarafından 30 kişilik tüfekli birliğiyle isyancılardan kurtarılmaktadır.
1922: Atatürk, Beypazarı-Nallıhan- Göynük- Taraklı yoluyla Geyve’ye geçmiştir. Osmanlı döneminde kaza olmuştur.(Üsküdar Bağdat hattını bağlayan orta kol Gebze-İzmit-Sakarya-Geyve-Taraklı-Göynük üzerinden geçmektedir.)
1926–1954: Cumhuriyet yıllarında bucak olmuştur.(Sapanca- Geyve- Taraklı- Göynük- Beypazarı- Kayseri)
1954: Taraklı Belediyesi kurulmaktadır.
1987: Geyve ilçesine bağlı bir kasaba iken Sakarya iline bağlı bir ilçe olmuştur.
Osmanlı Dönemi Kalıntıları; Taraklı’da Osmanlı dönemine dair kalıntılar, Hisartepe yüzeyinde gözlenen yeşil sırlı çanak çömlek parçaları ve Hisartepe’nin batısında kalan, olasılıkla daha geç döneme tarihlenen Kadı Mahallesi olarak adlandırılan mevkideki yerleşim kalıntılarıdır. Ayrıca “Debboy” olarak adlandırılan bir askeri kışla bulunmaktadır. Bu kışla 1950li yıllarda büyük ölçüde zarar görmüştür. Kışlanın cephanelik bölümü yine aynı yıllarda yıkılmıştır. Günümüzde Taraklı Jandarma Karakolu’nun bulunduğu yerde eskiden bu iki yapı yer almaktaydı.

1.1.3. İDARİ YAPI

1831’de Osmanlı nüfus sayımında Taraklı, “ Cezayir-i Bahr-ı Sefid Eyaleti’ne bağlı Kocaeli Livası içine yer almaktadır.


1846 Devlet Salnamesi’nde Taraklı’nın(Kocaeli Livası’nın Kastamonu İline bağlı olduğunu öğrenmekteyiz.)
1867 yılı vilayet Nizamnamesi’nde Kocaeli Sancağı’nın da Hüdavendigar vilayetine bağlı olduğu görülmektedir.

1892 Devlet Salnamesi’nde Kocaeli Sancağı’nın bağımsız bir sancak olduğunu ve Taraklı’nın bu idari bağlantısını 1918 yılına kadar sürdürdüğü görülmektedir.



1.1.4. NÜFUS SAYIMLARI

1831 Osmanlı nüfus sayımına göre nüfusu 1198 Müslüman erkekten ibarettir.


1870 Hüdavendigar Vilayet Salnamesi’ne göre Taraklı’da 2545 Müslüman erkek bulunmaktadır.
1888 yılı Devlet Salnamesi’ne göre Taraklı’da 60 öğrencisi bulunan bir Rüştiye olduğu bilinmektedir.
1890 Vitali Cuinet’e göre Taraklı’nın nüfusu 5470 Müslüman, 3832 Ermeni Gregoryen, 291 Rum toplamda 9593 kişiden oluşmaktadır. 45 öğrencisi olan 5 medrese, 50 öğrencisi olan bir İdadi, 252 öğrencisi olan 20 ilkokul bulunmaktadır.

1903 yılında Taraklı’daki rüştiyede 39 erkek öğrenci okumaktadır.


1.1.5. TOPLUMSAL YAPI

Taraklı’da yaşayan nüfus, Manavlar ve Abdallardan oluşmaktadır.



1.1.6. MANAVLAR

Kırgız ve Kazakların boy ve oymakbaşlarına “Manap” demeleri “Manavların” yerli Türk-Türkmen görüşünü desteklemektedir. Manav kavramı ülkemizde taşıdığı anlam açısından tanımlanırsa, çoğunluğu Batı Anadolu yöresinde yaşamakta olan yerli, yerleşik ve Türkçe dışında dil bilmeyen topluluk üyelerine denen “Yerli Türk” anlamına gelmektedir.


İlçe nüfusunun % 95.15’ini Manavlar oluşturmaktadır. Taraklı’ya Manavlar’ın ilk yerleşimi 1291 yılında yapıldığı sanılmaktadır. Yıldırım Beyazıd zamanında Bizansla yapılan anlaşma gereği, İstanbul’da kurulacak Türk Mahallesi için Göynük ve Taraklı’dan 760 hane Manav, İstanbul’a yerleştirilmiştir. Yerleşik kültüre sahip olan ve tarımla uğraşan Manavlar, Ankara Muharabesi üzerine İstanbul’dan çıkarılarak Tekirdağ dolaylarında günümüzde Göynüklü kasabasının olduğu yere ve İstanbul’daki Kınıklı’ya sürülmüşlerdir.[14]

1.1.7. ABDALLAR

Abdal Anadolu’da belli bir yerde durmayan, sürekli olarak konup, göçen yöre yöre dolaşan topluluk üyelerine verilen addır. Ayrıca Afganistan’da bir Türk topluluğunun, Safeviler devrinde İran’da yaşayan Türk oymaklarından biridir. Önceleri eski Türk dini Şamanlığın temsilcileri olarak yayılan, sonra da Müslüman Kalenderilik içinde yer alan Abdallar, saç, sakal, bıyık, kaş gibi vücutlarındaki bütün tüyleri kazıtmakla ünlüdür. Babailik tarikatının kalıntıları olan ve “Horasan Erenleri” adıyla anılan Rum Abdallarının, hem dinsel hem dövüşçü güçleriyle Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda büyük etkileri olmuştur. Müslüman Abdallar Alevidirler.

Taraklı ilçe nüfusunun %4.85’ini Abdallar oluşturmaktadır. Abdalların tamamı Yenidoğan (İğdelik) Mahallesi’nde varlıklarını devam ettirmektedirler. Tarihte Moğol baskısından bunalan diğer boylarla birlikte Anadolu’ya geldikleri ve Taraklı ilçesi İğdelik köyüne göç ettiklerini anlatmaktadırlar. Yöredeki Abdalların tamamı Türkçe konuşmaktadır. Ataerkil aile yapısına sahip olup, genel bir özellik olarak çok çocukluluk gözlenmektedir. Müziğe düşkündürler. Hem yerleşik hem de yarı göçebe özelliklerini birlikte taşımaktadırlar. Diğer topluluklarla azda olsa etkileşime girdikleri söylenebilir.







Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə